Kilisenin karanlık çağı gibi bir döneme giriyoruz. Savaşlar, göç, gelir adaletsizliğinin üstünü kapatan, nefret ve ayrımcılık ile beslenen sağ popülist politikalar ile ilerliyor dünya. Bilimden ve insan haklarından uzaklaşıyoruz. Herkesin kendisinden olmayandan nefret ettiği ve asıl sorunları/sorumluları görmek yerine bu tartışmaların içinde kaybolduğu bir dönem. Bu dönem de elbet bitecek ama bu yüzyılda büyüyen gençler bu salak dertlerle uğraşırken kendi hayatlarının ve geleceklerinin çalındıklarını görebilirler umarım. Hayat diyalektik bir döngüdür. Alakasız sandığınız her şey alakalı. Sağ popülizm her şeyi marjinal ve öteki hale getirir. Önce kendi kitlesini ayırır, sonra diğerlerini. Ve değiştirilmesi zor bir iktidar haline gelir. Çünkü geriye kalanlar bir araya gelemezler. Hukuk, adalet ve özgürlüğün bir tekelin elinde olduğu yerlerde de otokrasi fiilen hüküm sürer.