Ben tüm görüşleri %100 kabul etmiyorum veya %100 ret etmiyorum. Kendimce filtreden geçiriyorum.
Yani Freudyen görüş ile İslam arasında tabii ki çatışmalar var katı bir biçimde ele alırsak... Ama biraz esnetmeyle çatışmalar yok olabilir.

Örneğin Freud, din için bir tür nevroz demiştir. Ben bu sözü %100 doğru kabul etmiyorum ama %100 ret de etmiyorum. Bazı insanlar için doğru kabul ediyorum. Bazıları için kabul etmiyorum.
 
Neden sürekli bir yönetici arıyoruz? Neden herkes kendini yönetemiyor? Birey kendisini yönetmede yeterlidir. Başkalarının altında ezilmek istemiyorum.
İnsanlar, sorunlu varlıklardır. Yasa koyucu olmazsa her kafadan bir ses çıkar.

Örneğin, Müslümanlar...
Kendi inandıkları dinin kurallarını herkese dayatmaya çalışıyorlar. Müslümanlar en bariz olduğu için örnek verdim. Yoksa bu, her topluluk için geçerlidir.

En ilkel topluluklara-avcı toplayıcı- dönüp bir bakalım. Her insanın ait olduğu bir kabile vardır ve bu kabileler çatışma halindedir. Çünkü tek başına hayatta kalmak zordur. Peki, bunun zorluğu insanın becerilerini aştığı için mi? Hayır, güçlünün güçsüzün elindeki aldığı için.

"Güçlü olan kazanır." mottosu, günümüz şartlarında büyük çoğunlukla etkisini kaybetse de yine de halen devam etmektedir.
 
İnsanlar, sorunlu varlıklardır. Yasa koyucu olmazsa her kafadan bir ses çıkar.

Örneğin, Müslümanlar...
Kendi inandıkları dinin kurallarını herkese dayatmaya çalışıyorlar. Müslümanlar en bariz olduğu için örnek verdim. Yoksa bu, her topluluk için geçerlidir.

En ilkel topluluklara-avcı toplayıcı- dönüp bir bakalım. Her insanın ait olduğu bir kabile vardır ve bu kabileler çatışma halindedir. Çünkü tek başına hayatta kalmak zordur. Peki, bunun zorluğu insanın becerilerini aştığı için mi? Hayır, güçlünün güçsüzün elindeki aldığı için.

"Güçlü olan kazanır." mottosu, günümüz şartlarında büyük çoğunlukla etkisini kaybetse de yine de halen devam etmektedir.
Kominist misin?
 
İnsanlar, sorunlu varlıklardır. Yasa koyucu olmazsa her kafadan bir ses çıkar.

Örneğin, Müslümanlar...
Kendi inandıkları dinin kurallarını herkese dayatmaya çalışıyorlar. Müslümanlar en bariz olduğu için örnek verdim. Yoksa bu, her topluluk için geçerlidir.

En ilkel topluluklara-avcı toplayıcı- dönüp bir bakalım. Her insanın ait olduğu bir kabile vardır ve bu kabileler çatışma halindedir. Çünkü tek başına hayatta kalmak zordur. Peki, bunun zorluğu insanın becerilerini aştığı için mi? Hayır, güçlünün güçsüzün elindeki aldığı için.

"Güçlü olan kazanır." mottosu, günümüz şartlarında büyük çoğunlukla etkisini kaybetse de yine de halen devam etmektedir.
Öncelikle insan sorunlu varlık ve yasa koyamaz ise mevcut yasalar insan ürünü değil mi?

O halde şeriat laik düzenden katbekat iyi ve bence de öyle.
 
Öncelikle insan sorunlu varlık ve yasa koyamaz ise mevcut yasalar insan ürünü değil mi?

O halde şeriat laik düzenden katbekat iyi ve bence de öyle.
Buna karşı sorulacak sorunun şu olması gerekiyor;

"İnsanlar, neden yasaya ihtiyaç duyar?"

Öncelikle "İnsanlar, yasa koyamaz." gibi bir ibare kullanmadım. İnsanlar, bittabi yasa koyabilir ama nedenleri önemlidir.

Örneğin;

""5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Hırsızlık” başlıklı 141. maddesine göre; “Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.""

Bu yasanın oluşturulmasının nedeni, insanların evrimsel bir psikolojiyle "hırsızlık" eylemlerini gerçekleştirmesidir. Bu yüzden toplum huzurunu bozan her türlü suç eylemi hakkında yasa oluşturulur.

Peki, bu oluşturulmuş yasaların şeriat düzeninden farkı nedir, neden daha iyidir?

Öncelikli sebebi, inanç temelli olmamasıdır. Çünkü herkes aynı dine inanmıyor.

Ekran Alıntısı.webp


Dini yasaların diğer sorunu ise kast sisteminin-sınıflandırma- var oluşudur. Yani sen, kölelik zamanlarında yaşasaydın ve annen baban köle olsaydı, sen de köle olacaktın. Buna burada herhangi birinin itirazı var mı?

Diyebilirsin ki, "Eee, tamam işte, yasa koyucu olması iyi." ama sorunun temeli, insanın başa çıkılamaz karakterinden ötürü bu yasaların eyleme geçmesidir. Senin "İnsanlar, neden yönetilmeye ihtiyaç duysun ki?" argümanının karşılığı, bu sebeplerdir.

Benim fikrime gelince, en insani yönetim şekli "demokrasi", en ideal yönetme şekli de "sosyal devlet" olduğu için genel olarak kabul görüyor. "sosyal devlet" kavramına katılıyorum ama demokrasinin bu nedenlerden ötürü kabul edilebilir bir yönetim şekli olduğunu düşünmüyorum.

Bana göre toplumun refahını düşünen, sorunlardan en az zararla ve sorun yaratmayacak şekilde kurtulmayı bilecek elit grupların yetiştirilmesi ve bu kişilerin monarşik bir şekilde ülkeyi yönetmesidir.
 
Nihilistim. Tanrının varlığı çok ilgilendirmiyor beni. Sonuç olarak eğer öteki dünya yoksa inanıp inanmamak arasında pek bir fark yok. Simülasyonda mıyız sorusunun cevabı bile net değilse diğer soruları düşünmek çok anlamsız.
 
Ben tüm görüşleri %100 kabul etmiyorum veya %100 ret etmiyorum.
Bu tam benim görüşüm için kullanabileceğim tabir. Her görüşün kendime göre güçlü kısımlarını kabul edip biraz da çelişki ve dengesizlik yaratıyorum, bu dengesizlik sayesinde benzer görüşlere sahip olduğum kişilerden daha farklı bakış açılarıyla bakabiliyorum. Bazı durumlarda bana benzer görüşlere sahip olan kişilere bile taban tabana zıt fikirlere sahip olabiliyorum. Ve bu size bir görüşün dikte bir şeyleri dikte etmesinden daha doğru geliyor bana.

Sosyalizm, Türkçülük/Milliyetçilik, Anarşizm ve Sekülerizm gibi farklı görüşleri harmanlayıp kendimce bir görüş ortaya çıkarıyorum. Bu görüşlerin bazı noktaları büyük karşıtlıklar da içerse günün sonunda bana bir noktada yardımcı oluyorlar. Bu görüşlerin hiçbirine 100% mensup sayılmam ancak kendimce bir doğruyu bulmaya çalışıyorum diyebilirim.