Şimdi gelip e sen de yayın aç sen de onlar gibi ol moruk diyen tipler olacak. Kardeşim yayıncılık artık belli bir kitlenin tekelinde. Şimdi kendi çapında belki muhabbeti daha iyi olan insanlar var ama 3-5 kişi izliyor anca. Bunun bir dönemi vardı ünlenmek için. Biz kaçırdık o treni. Herkes kaçırdı. Şu an sıfırdan başlayan biri birinin desteği olmadan hayatta yayıncı falan olamaz.
İbn-i Hacer'in hikayesini bilir misin?

Öğrencilik yıllarında dersleri kafasının almayışı yüzünden sık sık başarısız olan bir adamdı. Öyle ki, kendisini başarısızlığa mahkum etmişti. Üzüntüyle memleketine dönerken mola verdiği bir mağaranın tavanından düşen su damlalarının zemindeki sert taşta derin bir çukur açtığını gördü ve düşünmeye başladı:

''Benim kafam bu taştan daha kalın ve sert değildir. Damlalar taşa iz bırakır da, çalıştığım dersler benim kafamda nasıl iz bırakmaz? Öyleyse bu su damlaları gibi yılmadan, azimle ve devamla çalışıp öğrenmeye devam etmeliyim''

İbn-i Hacer hemen geri döndü ve hedefe ulaşmak için azimle çalışmaya başladı. Neticede büyük ve meşhur bir alim olarak ilim tarihindeki yerini aldı. Yazdığı eserlere de imzasını; ''İbn Hacer: Taşın oğlu'' diye atarak azmin elinden hiçbir şeyin kurtulamayacağını, mutlaka başarılı olmak isteyenlere ders verdi...

Bilmeyenler için: Kendisi Kıpçak Türkü; hadislerin sahihlik kriterleri ve Şafii fıkhı hakkında yaptığı çalışmalarıyla tanınan bir ilim adamı. Eserleri de günümüzde halen İslami ilimler alanında önemli bir kaynak olarak kullanılır.

Görüşlerimiz zerre uyuşmasa da güzel bir hikayesi vardır. Başarısız hissettiğim bir dönemimde bana büyük bir ilham olmuştu.
 
Onu bunu geç aldıkları para yetmiyor kara para aklıyor bu herifler. Tuğkan abi dışında izlemiyorum diğerlerini zaten sevmiyorum onursuz insanları.
 
Son düzenleyen: Moderatör:
Kendimi gösterip acındırsam şimdiye 200K izlenirdim ama bunu kendi gururuma yediremedim. Yoksa ben de meraklıydım bu işlere.

Acındırmaktan kastım,bedensel engelli olduğumu göstermek olur idi.
 
Son düzenleyen: Moderatör: