Hayatın amacı insanın maddi durumuna göre değişir. Hayat fakir birisi için ebedi zenginlik için bir sınavdır. Benim gibi zengin birisi için ise gerçek zenginlik ve bulunmaz bir nimettir. Amacı da arzuları gerçekleştirmektir.

Anlık zevk zaten içi boş olan bir şeydir. Geleceğe dönük hiçbir olayı yok. Yap ve mutlu ol sonra bitti. Evet anlattığınız dediklerime çıkıyor.
 
Hayatın amacını yaşadığımız din belirler, bir dine inanmayan insanların yaşama amacı ise kişinin kendi arzuları doğrultusundadır bence. Kimisi hayatta başarılı olmayı ve iyi bir kariyer ister kimi ise içinde bulunduğu zorlu şartlarda 1 gün daha hayatta kalabilmeyi.
 
Bazen ne için bu kadar uğraştığımı sorguluyorum. Yani tüm bunların anlamı ne diye klişe bir şey söylemek istemiyorum ama cidden tüm bu hayat kaygısının nedeni ne? Asıl önemli olan şey ne? Neden? Tüm hayatımızı anlık zevkler üzerine ya da gelecekte yapacağımız anlık zevkler için çalışarak mı geçirmeliyiz? Biraz durup tüm bu her şeyi düşündüğümde sanki koskoca bir boşluk gibi geliyor bana. Çevremde ölüp giden insanlar geliyor aklıma. Onların da hayat gayesi vardı. Uğruna çalıştığı çabaladığı kaybettiğinde de çok üzüldüğü şeyler vardı. Şimdi onlar yok. Uğruna mücadele ettiği şeyler belki devam ediyor ama kendisi yok.

Akşamüstleri özellikle hava turunculaştığı zaman gökyüzüne baktığında acayip huzur buluyorum ve bu tuhaflık daha da derinlerime işliyor. Sanki tüm anlam bu kadar. Kısa küçük bir huzur. Kafam bazen tüm bu boşluğun içinde akıp gidiyor. Kendime bazı amaçlar edinsem de aslında bu anlamsızlık sürekli içimde bir yerlerde. Evlenmek veya çocuk sahibi olmayı düşünmüyorum. Sanırım bu hayatın koca boşluğu ile anlık birkaç zevklerin gitgelleri ile hayatım geçip gidecek. Geride hiçbir şey bırakmayacağım. Sanki hiç yaşamamış gibi.
Benim için hayatın anlamı hedeflerim ve erdemim.
 
Hayatın bir amacı yoktur. Aklımda olan şöyle bir şey var, eğer herkes bir konu hakkında farklı fikre sahip olabiliyorsa, o konu yoktur.

Hayatın amacı kişiden kişiye değişir. Aynı dine sahip insanlarda bile değişkenli gösterir. Bu nedenle aslında din bile kişiden kişiye değişiyorsa, din var mıdır? Bu da bir başka videonun konusu.
 
Son düzenleyen: Moderatör:
Bazen ne için bu kadar uğraştığımı sorguluyorum. Yani tüm bunların anlamı ne diye klişe bir şey söylemek istemiyorum ama cidden tüm bu hayat kaygısının nedeni ne? Asıl önemli olan şey ne? Neden? Tüm hayatımızı anlık zevkler üzerine ya da gelecekte yapacağımız anlık zevkler için çalışarak mı geçirmeliyiz? Biraz durup tüm bu her şeyi düşündüğümde sanki koskoca bir boşluk gibi geliyor bana. Çevremde ölüp giden insanlar geliyor aklıma. Onların da hayat gayesi vardı. Uğruna çalıştığı çabaladığı kaybettiğinde de çok üzüldüğü şeyler vardı. Şimdi onlar yok. Uğruna mücadele ettiği şeyler belki devam ediyor ama kendisi yok.

Akşamüstleri özellikle hava turunculaştığı zaman gökyüzüne baktığında acayip huzur buluyorum ve bu tuhaflık daha da derinlerime işliyor. Sanki tüm anlam bu kadar. Kısa küçük bir huzur. Kafam bazen tüm bu boşluğun içinde akıp gidiyor. Kendime bazı amaçlar edinsem de aslında bu anlamsızlık sürekli içimde bir yerlerde. Evlenmek veya çocuk sahibi olmayı düşünmüyorum. Sanırım bu hayatın koca boşluğu ile anlık birkaç zevklerin gitgelleri ile hayatım geçip gidecek. Geride hiçbir şey bırakmayacağım. Sanki hiç yaşamamış gibi.
Dinin yoksa kisisel zevk disi yok bence. Geride bir sey birakmana gerek yok, iyi bir insan ol ve alabildigin en buyuk zevkleri al.
 
Değişir. Eğer bilimsel olarak bakacak olursak doğmak, karnımızı doyurmak, üremek ve ölmektir.
Eğer dini açıdan düşünecek olursak; dine göre değişmekle birlikte İslam'a göre Allah'a ibadet etmek ve çalışmaktır.
Eğer insani açıdan olaya bakacak olursak; tüm zevkleri tatmak, doruğa ulaşmak ve istediğin bir şeyi kolayca elde edebilmektir.

İnsan, rahatına ve zevkine düşkün bir canlıdır.
 
Kozmik boyutta bir anlamı ya da amacı yok ama olması da gerekmiyor. Minör amaçlar belirleyip yaşayabilmek gerekli. Maaşıma zam almak için elimden geleni yapacağım, 2 sene sonra şu işe gireceğim, şu şu sınavdan geçeceğim vs vs.

Komünistim. Sınıflar arası savaşım hayatımın en büyük fact'i. Bu, her ne kadar büyük bir gerçeklik olsa da komünizmi hayatımdan çıkartmış olsaydım tutunacak daha sağlam dal bulamazdım, en zor zamanımın destekçisiydi. Dolayısıyla siyasi pozisyonuma hem materyal açıdan hem de gönülden bağlıyım.

İlla siyasi bir pozisyon almana gerek yok tabii. Kendin için doğru ve ana amacı bulacaksın, ekstra bir eyleme geçmene lüzum yok, o seni buluyor.