- Katılım
- 21 Aralık 2023
- Mesajlar
- 4.915
- Makaleler
- 1
- Çözümler
- 9
- Beğeniler
- 4.254
Başlangıç: Bu konu içerisinde, ülkemizin siyasi veya sosyolojik herhangi bir taraf tutmaksızın, sadece Suriye'deki bu hapishanede yaşanan olayları anlatacağım ve herhangi bir ideoloji tarafı tutmamaksızın anlatacağım.
Nerede bu hapishane?
Sednaya hapishanesi (Saydnaya Hapishanesi olarak da bilinir), Suriye'nin başkenti Şam'ın kuzeyinde, Rif Şam Valiliği'ne bağlı Sednaya kasabasında bulunur. Şam merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta yer alır ve askeri bir tesis olarak bilinir. Özellikle Esad rejimi döneminde insan hakları ihlalleri ve kötü muamele iddialarıyla uluslararası alanda gündeme gelmiştir.
Hapishanenin dış görünüşü nedir?
Neden burada bu insanlar?
Sednaya Hapishanesi'ne girenlerin suçları genelde rejim karşıtı olmak ya da rejimin hoşuna gitmeyen bir davranışta bulunmak. Aktivistler, gazeteciler, muhaliflerle bağlantısı olduğu iddia edilenler veya sadece rejimi eleştirdiği için tutuklanan insanlar burada. Çoğu zaman suçlamalar belirsiz ve mahkemeler ya hiç yapılmıyor ya da formaliteden ibaret. Ayrıca savaş sırasında sivilleri öldürmeyi reddeden askerler ya da yanlışlıkla rejim politikalarına aykırı hareket eden sıradan kişiler de bu hapishaneye gönderiliyor. Suçlamalardan bazıları şunlar:
Bu insanlar nerede kalıyor?
Bu arada, bu odalar bazen geniş olsa da oldukça kalabalık hale geliyor. 10-20 kişilik odalara 50-60 kişinin tıkıldığı iddia ediliyor. O kadar insana yalnızca iki tuvalet verilmesi bir yana, bazı günler suların kesilmesi nedeniyle insanlar ihtiyaçlarını gideremiyormuş.
Bu insanlar işkence bölümünde ne mi yaşıyorlar?
Tutulan esirlerin anlatımları ve elde edilen verilere göre esad rejiminin sednaya hapishanesi'nde uyguladığı işkence türlerinden bazıları;
Silikon çubuklarla, metal çubuklarla veya elektrik telleriyle saatlerce süren "hapisaneye hoş geldin" dayağı.
Zımbalamak: İğne, toplu iğne veya küçük çivi gibi küçük, ince bir metal alet tutuklunun vücuduna batırılır ve tutuklunun vücudunun burun, dudaklar, kulaklar, sırt, sırt gibi çeşitli bölgelerine batırılır. Avuç içi ve ayak tabanları gibi.
Saların koparılması ve alınması: Güvenlik personeli, tutuklunun vücudundaki saçları elle, cımbızla veya yapışkan malzemelerle alır ve genellikle kafadaki veya göğüsteki saçları alır.
Metal şiş: Metal bir şişi erimeye yakın bir noktaya kadar ısıtılır ve tutuklunun vücudunun sırt, yüz, eller ve bacaklar gibi bölgelerine yerleştirilir. Sigara izmaritleri ve çakmaklar tutukluyu çakmakla el, ayak parmakları, kulak ve saçlarını yakmak.
Elektrik: Tutukluya elektrikli copla şok verilir ve bu şoklar genellikle tutuklunun karnına veya cinsel organına yönlendirilir.
Hayalet pozisyonu: Tutuklunun elleri arkadan bağlandıktan sonra tavana sabitlenen halkalara iple kaldırılır ve tutuklunun vücudu yerden kaldırılarak vücudun tüm ağırlığı bileklere asılır.
Yan hayalet: Tutuklu bir eliyle veya ayaklarından biriyle tavana asılır ve vücudu yerden kaldırılır. Tutuklu genellikle birkaç saat veya gün bu pozisyonda bırakılır.
Tekerlek: Tutuklunun cesedi küçük bir arabanın direksiyonuna yerleştirilip hareket edemeyecek şekilde içine sabitleniyor, elleri ayaklarına değiyor, ardından dövülüyor ve vücudunun her yerine tekme atılıyor.
Vücudun bazı yerlerinin kesilmesi: İşkence personeli, tutuklunun kulağını, parmağını veya cinsel organını genellikle ağaç budamak için kullanılan makasla keser.
Alman sandalyesi: Tutukluyu hareketli parçaları olan metal bir sandalyeye bağlayıp, el ve ayaklarını bağlıyor, sandalyenin arkasını geriye doğru bükerek gerilmesini sağlıyor. Şiddetli ağrıya neden oluyor ve omurgada ciddi hasara, bu da felç veya ölüm riskine yol açabilir.
Soru ve konu ile ilgili birkaç haber:
Önemli bir başka kesit :
Hapishanedeki gardiyanı yakalayan muhalifler:
Yemekhanede yemek mi yediklerini düşünüyorsun?
Yemekhane yemek vermiyordu; mahkumlar, gardiyanların keyfi günlerinde yemekhaneye götürülürdü. Hepsi birbirine bağlı bir şekilde oraya sokuluyordu, ancak etraf tamamen zifiri karanlıktı. Bazı mahkumların bacaklarını masalara ya da başka yerlere çarparak kırdıkları söyleniyor. Sadece gardiyanların elinde fener gibi ışık kaynakları vardı, bu yüzden mahkumların çoğu yemekhaneye gitmek istemezmiş.
Mahkumlar ne yiyordu?
Bu soruya dair çok sağlam kaynaklar bulamasam da görüştüğüm suriyelilerin söylediklerine göre, bazı günler sadece elma verilirken, bazı günler ise yalnızca su verilirmiş. Karnını doyuracak herhangi bir yemek verilmezmiş. Böyle insanlık dışı bir ortamda, orada yaşam mücadelesi veren binlerce masum insan vardı.
Mahkumların açıklaması nedir?
Sednaya hapishanesi verileri :
Suriye'deki sednaya hapishanesi, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından birini yazmaya devam ediyor. Son 12 yılda bu korkunç hapishanede 300.000 ile 1 milyon arasında kişi öldürüldü. Tam sayı hâlâ bilinmezken, bazı cesetlere bile ulaşılamadığı belirtiliyor. İnsanların preslerle ezilerek öldürüldüğü ve akıl almaz işkencelere maruz bırakıldığı rapor ediliyor.
Hapishaneden kurtarılanlar arasında 11.700 kadın, sistematik tecavüz ve şiddet mağduru olarak çıktı. En çarpıcı hikâyelerden biri, 16 yaşında kur'an öğrettiği için hapsedilen bir kız çocuğu oldu. Tam 10 yıl boyunca esir kalan genç kadın, babasını bilmediği iki çocukla birlikte kurtarıldı.
Bu hapishane, rejimin "direniş ekseni" olarak tanımladığı politikaların gerçekte bir zulüm mekanizması olduğunu açıkça gözler önüne seriyor. Masum insanların hayatlarının yok edildiği bu sistemde, adalet hâlâ ulaşılmaz bir hayal gibi duruyor. İnsanlık, Sednaya'nın duvarları ardında yaşanan bu korkunç gerçeklerle yüzleşmek zorunda!
Htş lideri:
Bitiş:
Sednaya hapishanesi, Suriye'deki insanlık tarihinin en karanlık bölgesini oluşturuyor. Bu hapishanede yaşanan katliamlar, işkenceler ve tecavüz vakaları, dünya çapında bir şok etkisi yaratırken, ne yazık ki birçok ülke ve uluslararası kuruluş sessiz kalmayı tercih etti. Özellikle Avrupa Birliği, Amerika ve dünya insan hakları örgütü, bu vahşetin karşısında sessiz kalmayı sürdürdü.
Peki, neden sessiz kaldılar? Birçoğu, Suriye'deki bu trajediyi görmezden gelerek, kendi çıkarlarını önceliklendirdi. Bu ülkelerin ve organizasyonların bölgedeki siyasi çıkarları, enerji kaynakları ve ekonomik hedefleri vardı. Çünkü Suriye ve diğer Arap ülkeleri üzerinde bu güçlerin ekonomik ve politik hesapları vardı. Dolayısıyla, bu ülkelerin insan hakları ihlallerine karşı tutumu, siyasi hesaplar ve çıkarlar doğrultusunda şekillendi.
Avrupa, insanlık adına masum ve şirin görünen bir yüzle tanınırken, sednaya hapishanesi'nin arkasındaki vahşetin ana sorumlularından biri olarak ortaya çıkıyor. İnsanların hayatlarını hiçe sayan bu sistematik zulüm, adeta tüm dünya kamuoyunun gözleri önünde cereyan etti; ancak dünya, bu duruma sessiz kalmayı tercih etti.
Bu sessizlik, dünya çapında bir insanlık dramı olarak hafızalara kazındı. Herkes, Suriye'de yaşanan bu korkunç duruma karşı sessiz kaldı ve adalet isteyenlerin haykırışlarına kulak tıkadı. Sonuç olarak, sednaya hapishanesi'nde yaşanan zulüm, sadece Suriye'nin değil, dünya üzerindeki tüm insanlığın utancı haline geldi.
Nerede bu hapishane?
Sednaya hapishanesi (Saydnaya Hapishanesi olarak da bilinir), Suriye'nin başkenti Şam'ın kuzeyinde, Rif Şam Valiliği'ne bağlı Sednaya kasabasında bulunur. Şam merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta yer alır ve askeri bir tesis olarak bilinir. Özellikle Esad rejimi döneminde insan hakları ihlalleri ve kötü muamele iddialarıyla uluslararası alanda gündeme gelmiştir.
Hapishanenin dış görünüşü nedir?
Neden burada bu insanlar?
Sednaya Hapishanesi'ne girenlerin suçları genelde rejim karşıtı olmak ya da rejimin hoşuna gitmeyen bir davranışta bulunmak. Aktivistler, gazeteciler, muhaliflerle bağlantısı olduğu iddia edilenler veya sadece rejimi eleştirdiği için tutuklanan insanlar burada. Çoğu zaman suçlamalar belirsiz ve mahkemeler ya hiç yapılmıyor ya da formaliteden ibaret. Ayrıca savaş sırasında sivilleri öldürmeyi reddeden askerler ya da yanlışlıkla rejim politikalarına aykırı hareket eden sıradan kişiler de bu hapishaneye gönderiliyor. Suçlamalardan bazıları şunlar:
- Rejimi eleştirmek ya da hükümet karşıtı konuşmalar yapmak.
- Muhalif gruplara destek sağlamak veya onlarla iletişimde olmak.
- Savaş sırasında verilen emirlere karşı çıkmak (örneğin sivilleri öldürmeyi reddetmek).
- Casusluk veya terör suçlamaları (çoğu zaman dayanaksız iddialar).
- Yabancı hükümetlerle iş birliği yapmakla suçlanmak.
Bu insanlar nerede kalıyor?
Bu arada, bu odalar bazen geniş olsa da oldukça kalabalık hale geliyor. 10-20 kişilik odalara 50-60 kişinin tıkıldığı iddia ediliyor. O kadar insana yalnızca iki tuvalet verilmesi bir yana, bazı günler suların kesilmesi nedeniyle insanlar ihtiyaçlarını gideremiyormuş.
Bu insanlar işkence bölümünde ne mi yaşıyorlar?
Tutulan esirlerin anlatımları ve elde edilen verilere göre esad rejiminin sednaya hapishanesi'nde uyguladığı işkence türlerinden bazıları;
Silikon çubuklarla, metal çubuklarla veya elektrik telleriyle saatlerce süren "hapisaneye hoş geldin" dayağı.
Zımbalamak: İğne, toplu iğne veya küçük çivi gibi küçük, ince bir metal alet tutuklunun vücuduna batırılır ve tutuklunun vücudunun burun, dudaklar, kulaklar, sırt, sırt gibi çeşitli bölgelerine batırılır. Avuç içi ve ayak tabanları gibi.
Saların koparılması ve alınması: Güvenlik personeli, tutuklunun vücudundaki saçları elle, cımbızla veya yapışkan malzemelerle alır ve genellikle kafadaki veya göğüsteki saçları alır.
Metal şiş: Metal bir şişi erimeye yakın bir noktaya kadar ısıtılır ve tutuklunun vücudunun sırt, yüz, eller ve bacaklar gibi bölgelerine yerleştirilir. Sigara izmaritleri ve çakmaklar tutukluyu çakmakla el, ayak parmakları, kulak ve saçlarını yakmak.
Elektrik: Tutukluya elektrikli copla şok verilir ve bu şoklar genellikle tutuklunun karnına veya cinsel organına yönlendirilir.
Hayalet pozisyonu: Tutuklunun elleri arkadan bağlandıktan sonra tavana sabitlenen halkalara iple kaldırılır ve tutuklunun vücudu yerden kaldırılarak vücudun tüm ağırlığı bileklere asılır.
Yan hayalet: Tutuklu bir eliyle veya ayaklarından biriyle tavana asılır ve vücudu yerden kaldırılır. Tutuklu genellikle birkaç saat veya gün bu pozisyonda bırakılır.
Tekerlek: Tutuklunun cesedi küçük bir arabanın direksiyonuna yerleştirilip hareket edemeyecek şekilde içine sabitleniyor, elleri ayaklarına değiyor, ardından dövülüyor ve vücudunun her yerine tekme atılıyor.
Vücudun bazı yerlerinin kesilmesi: İşkence personeli, tutuklunun kulağını, parmağını veya cinsel organını genellikle ağaç budamak için kullanılan makasla keser.
Alman sandalyesi: Tutukluyu hareketli parçaları olan metal bir sandalyeye bağlayıp, el ve ayaklarını bağlıyor, sandalyenin arkasını geriye doğru bükerek gerilmesini sağlıyor. Şiddetli ağrıya neden oluyor ve omurgada ciddi hasara, bu da felç veya ölüm riskine yol açabilir.
Soru ve konu ile ilgili birkaç haber:
Önemli bir başka kesit :
Hapishanedeki gardiyanı yakalayan muhalifler:
Yemekhanede yemek mi yediklerini düşünüyorsun?
Yemekhane yemek vermiyordu; mahkumlar, gardiyanların keyfi günlerinde yemekhaneye götürülürdü. Hepsi birbirine bağlı bir şekilde oraya sokuluyordu, ancak etraf tamamen zifiri karanlıktı. Bazı mahkumların bacaklarını masalara ya da başka yerlere çarparak kırdıkları söyleniyor. Sadece gardiyanların elinde fener gibi ışık kaynakları vardı, bu yüzden mahkumların çoğu yemekhaneye gitmek istemezmiş.
Mahkumlar ne yiyordu?
Bu soruya dair çok sağlam kaynaklar bulamasam da görüştüğüm suriyelilerin söylediklerine göre, bazı günler sadece elma verilirken, bazı günler ise yalnızca su verilirmiş. Karnını doyuracak herhangi bir yemek verilmezmiş. Böyle insanlık dışı bir ortamda, orada yaşam mücadelesi veren binlerce masum insan vardı.
Mahkumların açıklaması nedir?
Sednaya hapishanesi verileri :
Suriye'deki sednaya hapishanesi, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından birini yazmaya devam ediyor. Son 12 yılda bu korkunç hapishanede 300.000 ile 1 milyon arasında kişi öldürüldü. Tam sayı hâlâ bilinmezken, bazı cesetlere bile ulaşılamadığı belirtiliyor. İnsanların preslerle ezilerek öldürüldüğü ve akıl almaz işkencelere maruz bırakıldığı rapor ediliyor.
Hapishaneden kurtarılanlar arasında 11.700 kadın, sistematik tecavüz ve şiddet mağduru olarak çıktı. En çarpıcı hikâyelerden biri, 16 yaşında kur'an öğrettiği için hapsedilen bir kız çocuğu oldu. Tam 10 yıl boyunca esir kalan genç kadın, babasını bilmediği iki çocukla birlikte kurtarıldı.
Bu hapishane, rejimin "direniş ekseni" olarak tanımladığı politikaların gerçekte bir zulüm mekanizması olduğunu açıkça gözler önüne seriyor. Masum insanların hayatlarının yok edildiği bu sistemde, adalet hâlâ ulaşılmaz bir hayal gibi duruyor. İnsanlık, Sednaya'nın duvarları ardında yaşanan bu korkunç gerçeklerle yüzleşmek zorunda!
Htş lideri:
Bitiş:
Sednaya hapishanesi, Suriye'deki insanlık tarihinin en karanlık bölgesini oluşturuyor. Bu hapishanede yaşanan katliamlar, işkenceler ve tecavüz vakaları, dünya çapında bir şok etkisi yaratırken, ne yazık ki birçok ülke ve uluslararası kuruluş sessiz kalmayı tercih etti. Özellikle Avrupa Birliği, Amerika ve dünya insan hakları örgütü, bu vahşetin karşısında sessiz kalmayı sürdürdü.
Peki, neden sessiz kaldılar? Birçoğu, Suriye'deki bu trajediyi görmezden gelerek, kendi çıkarlarını önceliklendirdi. Bu ülkelerin ve organizasyonların bölgedeki siyasi çıkarları, enerji kaynakları ve ekonomik hedefleri vardı. Çünkü Suriye ve diğer Arap ülkeleri üzerinde bu güçlerin ekonomik ve politik hesapları vardı. Dolayısıyla, bu ülkelerin insan hakları ihlallerine karşı tutumu, siyasi hesaplar ve çıkarlar doğrultusunda şekillendi.
Avrupa, insanlık adına masum ve şirin görünen bir yüzle tanınırken, sednaya hapishanesi'nin arkasındaki vahşetin ana sorumlularından biri olarak ortaya çıkıyor. İnsanların hayatlarını hiçe sayan bu sistematik zulüm, adeta tüm dünya kamuoyunun gözleri önünde cereyan etti; ancak dünya, bu duruma sessiz kalmayı tercih etti.
Bu sessizlik, dünya çapında bir insanlık dramı olarak hafızalara kazındı. Herkes, Suriye'de yaşanan bu korkunç duruma karşı sessiz kaldı ve adalet isteyenlerin haykırışlarına kulak tıkadı. Sonuç olarak, sednaya hapishanesi'nde yaşanan zulüm, sadece Suriye'nin değil, dünya üzerindeki tüm insanlığın utancı haline geldi.
Son düzenleyen: Moderatör: