Olayı 'ucuz ürün kovalamak' gibi basit bir yere indirgeyerek kendini rahatlatmaya çalışmanı anlıyorum; çünkü ötesini düşünmek işine gelmiyor. Benim kullandığım kelimeler sana 'entelektüel çaba' gibi geliyorsa, bu benim kasmamdan değil, senin bu sığ tüketim kültürünü normalleştirme isteğinden kaynaklanıyor.
Benim sinir olduğum şey insanların indirimli ürün alması değil; üç kuruşluk kar için birbirini ezen, site çökerten o 'ne kaparsam kardır' açgözlülüğünün savunulması. Kendi konforun için her türlü kaosu 'tercih' kılıfına sokarsan, toplumsal çürümeyi de 'özgürlük' sanırsın. Agresif bulduğun dil, aslında senin gibilerin duymaktan kaçtığı gerçeklerin yarattığı rahatsızlık sadece.
Son olarak; bana marjinal veya egoist etiketi yapıştırman, bu konudaki haklılığımı değiştirmiyor. Sen F5 başında 'başkasının sırasını nasıl çalarım' diye beklerken, ben bu sistemin ne kadar trajikomik olduğunu söylemeye devam edeceğim. İstediğin kadar 'ne var yani' diyerek basitleştir, bu vizyonsuzluk senin üzerinde bir etiket olarak kalmaya devam edecek. Hadi şimdi klavyenle koleksiyon mu yaparsın yoksa kırar mısın, o 'yüksek' tercihlerine geri dönebilirsin.
Ben size ne söylersem söyleyeyim anlamayacağınız artık çok net. Belki gerçekten bunu anlayabilecek bakış açısına sahip değilsiniz, belki de işinize gelmiyor. Çünkü siz hâlâ olayı “millet ucuz ürün kovalamış” seviyesinde okuyorsunuz.
Bakın, fiziksel izdihamlarda ben de sizin gibi düşünüyorum. İnsanların birbirini ezmesi normalleştirilemez. Ama orada bile sadece insanlara suç atıp geçmek yerine, o ortamı oluşturan şartlara bakılır. Alım gücü yüksek, refah seviyesi düzgün toplumlarda insanlar zaten üç kuruşluk kampanyaya bu kadar yüklenmez. Ama neyse, konu daha fazla uzayıp başka yerlere gitmesin.
Şimdi sizin şu “f5 basıp sıra çalma” meselesine gelelim. Komik olan şu ki, bunu bu kadar spesifik şekilde anlatmanız aslında olaya ne kadar hâkim olduğunuzu gösteriyor. Benim o kampanyadan haberim bile yoktu. Bahsi geçen siteden hayatımda alışveriş yapmışlığım yok. 32 yaşında özel sektörde çalışan biriyim; gayet iyi bir sistemim ve ekipmanlarım var, böyle bir ürüne ihtiyacım da yok. Ama siz belli ki o gece yaşananları birebir deneyimlemişsiniz ki senaryoları bu kadar detaylı kurabiliyorsunuz.
Ayrıca hâlâ anlamamakta ısrar ettiğiniz şey şu: Bir sitenin çökmesi kullanıcının değil, altyapının proble midir? Kullanıcı girer, ürünü almaya çalışır. Kimse ekrana bakıp “aa galiba şu an 200 bin kişi var, ben girmeyeyim” demez. İnsanların yoğunluk oluşturacağını öngörmek firmanın görevidir. Bunu beceremeyip sonra suçu kullanıcıya yıkmak zaten başlı başına saçmalık.
İşin en ironik kısmı da şu: Siz insanlara “açgözlü” etiketi yapıştırırken, sitenin çöktüğünü ve insanların alışveriş yapamadığını bile biliyorsunuz. Demek ki siz de o gece olayın içindeydiniz. Yani kendi mantığınıza göre siz de o küçümsediğiniz kitlenin içindesiniz.
Neyse, ben daha fazla uzatmayacağım. Çünkü aynı şeyi dönüp dolaşıp anlatmanın bir anlamı yok. Siz basit bir kampanya yoğunluğunu toplumsal çöküş manifestosuna çevirmeye devam edebilirsiniz. Ben de bunun gereksiz dramatizasyon olduğunu söylemeye devam ederim. Size hayatınızda başarılar.