1178

Deneyimli
Katılım
23 Aralık 2023
Mesajlar
806
Makaleler
2
Çözümler
2
Beğeniler
1.933
Bu konuda Yaprak Zihnioğlu genel olarak Cumhuriyet gazetesinin anti-feminist tutumuna değinecek. Biz de karikatürlerle beraber paylaşacağız. İlk paragrafı Latife Hanım ile başlattık, son paragraf da TKB'nin yayımladığı Kadın Yolu dergisine ait yazar görüşü içerecek. Keyifli okumalar.

TKB savaşta ölen askerlerin çocuklarına yardım amacıyla, İstanbul’un 540 mahallesinde 2000 yetim çocuk tespit etti. Birlik, ‘’Millete devredilen saray ve köşklerden’’ birinin yetimhaneye verilmesi için Mustafa Kemal'in eşi Latife Hanım’a başvurdu. Latife Hanım, maarif vekili Vasıf Bey’e bu hususu bildirdiğini belirterek Birliğe yanıt verdi. Latife Hanım’ın bu tutumu, Kadın Birliği’ne desteği olarak açıklandı.


Cumhuriyet gazetesinde TKB’nin siyasal haklar mücadeleleri, ‘’reklam, propaganda oyunları’’ olarak adlandırıldı. Feministlerin siyasal haklar hamleleri sırasında kadınlar için ‘’havva kızları’’, ‘’cins-i latif sınıfı’’ yaklaştırmaları kullanılarak kadınlar nesneleştirildi ve bu mücadelelerin siyasal içeriği gözden uzak tutulmaya çalışıldı. ‘’Cins-i latif’’ o dönemde dildeki cinsiyetçi kalıplardan biriydi. Cumhuriyet gazetesi TKB’nin kadın hakları siyasallarına karşılık olarak; kadınların erkeklere hoş görünen, ‘’güzellikleriyle cemiyetimize hoşluk katan varlıklardan’’ başka özellikleri olamayacağı kalıp düşüncesini yaygınlaştırıyordu.

images (55).webp


—Hanımlar, ablalar, eğer oyunuzu bana verecek olursanız vekil olunca ilk işim tuvalet eşyası gümrükleri kaldırmak olacaktır.


Cumhuriyet gazetesinde 25 Şubat’ta yer alan yorumun bir başka işaret edilmeye değer yanı, erkek yazarların kadın hakları savunucuları karşısında sık sık başvurduğu, kadınlar ve ‘’asabiyet’’ paralelliğine iyi bir örnek oluşturmasıdır. Kadınların genellikle ‘’asabi’’ hatta isterik olarak nitelendirilmeleri erkek yazınında sık rastlanan bir kalıptı. Buradaki nitelemeyle aynı zamanda Batı’daki sufrajetlerin ünlü ‘’asabiyetine’’ atıf yapılıyordu. Yazıda TKB’nin [gazete ile aralarında geçen tartışma kastedilerek] bu çıkışının asabi bir propaganda olduğu ve sonuç verse bile [siyasal hak] kazanması gerekenlerin İstanbul’un değil, Anadolu’nun kadınları olacağı belirtiliyordu. [...] Yazar ‘’siyasi hak isteyen hanımlar Türk milletinin işlerini reklam ve propaganda oyunlarına alet olmayacak derecede yüksek görmek mecburiyetindedir.’’ diyerek TKB’yi ciddiyetsiz bulduğun açıklıyordu:

Bizim bir habercimiz de merak ederek Nezihe Muhiddin Hanım’ın fikirlerini sormuş. TKB reisi Nezihe Muhiddin Hanım da -habercimize- yaptıkları şeyin ‘’asabi’’ bir propaganda hamlesi olduğunu söylemiş. Bizim fikrimizce hanımlarımızın ‘’asabi’’ olmaktan daima zarar gördüklerine yeni bir delil içeren bu propaganda, belki bir gün fayda verebilir. Fakat, bu asabi propagandaların fayda verdiği zaman, vekillik hakkı kazanacak olanların İstanbul’da asabi propaganda hizmetleri yapan hanımlar olacağı çok şüphelidir. Öyle zannediyoruz ki Türkiye’de siyasi hukuk elde edecek olan cins-i latif sınıfı, İstanbul’un hanımlarından evvel Anadolu’nun kadınları olmak ihtimali daha kuvvetlidir.

Cumhuriyet gazetesinin feminizme karşı tavrı siyasal haklar mücadelesinin etkin yılları boyunca karşımıza çıkacak. Gazete, 1927’de Nezihe Muhiddin’in TKB’den dışlandığı güne kadar muhalefetini imzasız, kimin yazdığı belli olmayan yazılarla sürdürdü. Ne ilginçtir ki Nezihe Muhiddin’in usulsüz bir kongreyle TKB’den dışlandığı ve suçlamalarla karalandığı gün Yunus Nadi’nin ilk kez kendi imzasıyla ‘’Çok Şükür Kurtulduk’’ başlıklı bir yazı yazdığını görüyoruz. Bu yazıda Yunus Nadi gerek devrin erkeklerinin gerekse iktidarın TKB’ye karşı cinsiyetçi ve nefret dolu tutumunu sergiliyor, TKB’nin tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini savunuyordu.

images (54).webp


—Oh, saçlarını kestirdin, sigaranın dumanlarını savuruyorsun, erkeklere benzemek için daha ne lazım?
—Bir ceket pantolon, bir de vekillik.

images (56).webp


Biraz da şaka: Hanımlar Vekil Olunca

—Değerli vekil ablanın iddialarına rağmen krep döşin en zarif kumaştır.
—Katiyen kabul etmem, krep demur daha güzeldir.



TKB, 1925’te Diyanet İşleri Müdürlüğüne başvurarak, camilerde kadın konferansları düzenlemek istediğini bildirdi. Nezihe Muhiddin camilerin bir toplanma yeri olduğunu belirtiyor, bu teşebbüsün aydın olmayan kadın kitlelerine ulaşmaya ve fikirlerini yaymaya katkısı olacağını savunuyordu. Bu girişim basında tartışmalara neden oldu. TKB müdüriyetten olumsuz yanıt aldı. Camilerde kadınlar ne konferans tertipleyebilirler, ne de vaaz verebilirlerdi. Konu, basında ‘’hanımların vaazı’’ olarak ele alınıyor, camilerde kadınların vaaz verme izni olmadığını yineleniyordu. Nezihe Muhiddin, Cumhuriyet hükümetinin attığı adımlara layık hareket ederek camileri birer aydınlanma yuvasına dönüştürmek istediklerini açıkladı. TKB’nin bu girişimi, hükümetten izin gelmediği için gerçekleşmedi. Cumhuriyet gazetesinde yer alan karikatür TKB ve feministler hakkında gazetedeki alay ve iğnelemenin sürdüğünü gösteriyordu:

images (57).webp


Hanımlar camide vaaz verecekmiş! Biraz da bu seneki manto modalarından bahsetseler bari!


Kadın Yolu, siyasal iktidara düşünsel katkı ve danışmanlık işlevini de gördü. Bu husus hükümet tarafından açıkça hiçbir yerde belirtilmiş olmasa da büyük olasılıkla, dergi yayımlandığı sürece, Mustafa Kemal ve yeni cumhuriyetçi iktidar için kadınlık ve feminizm üzerine bilgilendirme görevini de yerine getirdi. Baskıcı bir dönemde derginin yayınına izin verilmesi bu ihtimali güçlendiriyor.