1178

Deneyimli
Katılım
23 Aralık 2023
Mesajlar
806
Makaleler
2
Çözümler
2
Beğeniler
1.933
Yaprak Zihnioğlu'nun kaleme aldığı Kadınsız İnkılap kitabından altını çizdiğim ve kendi süzgecimden geçirip en önemi bulduğum noktaları konuda bulacaksınız. Geç dönem Osmanlı ve erken dönem Cumhuriyet'in kadın hakları tarihine merakınız varsa oluşturacağım seriye göz atmanızı tavsiye ederim.

[1919 tarihli makalesi kastediliyor] Suphi Nuri; kız ve erkeklerin aynı üniversitede eğitim görmeleri gerektiğini, kadınla erkeğin aynı mekanda bulunmasının kadınlarda ahlak düşüklüğüne yol açacağını savunan erkek yazarlara karşı ''asri ve medeni'' olmanın tek yolu olduğunu belirtiyordu: ''Bizim bildiğimiz bir şey varsa dünya ileriye gidiyor... Kadınla erkek alemde beraber yaratılmış, beraber yaşamış ve beraber çalışmıştır.'' Gerçekler ve gelenekler dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye'de ve İslam aleminde kadınla erkeği hep birleştirdiği halde, ''Biz neden kadınlarımızı gücendiriyoruz ve onların iffet ve sadakatinden şüphe ediyoruz?'' diyordu.

[Suphi Nuri'nin ağzından, Kemalist erkek aydınların ''liyakatsız kadına siyasi hak yok'' cümlelerine ithafen] ''İstiklal ve kurtuluş harbimizde erkekler cephede çarpışırlar iken kadınlar da cephe gerisinde asker gibi çalıştılar ve bir taraftan üretimimizi temin, diğer taraftan ordunun geri hizmetlerini gerçekleştirdiler. Toprakları ekip biçenler, yiyeceğimizi tabiattan koparanlar hep kadınlarımız olduğu gibi ordumuzun iaşesini, nakliyatını temin edenler de hep köylü Türk kadını idi.''

Osmanlı toplumunda erkek kuşaklar kadınlardan önce Batı eğitimiyle yetişmişti. Yurda döndüklerinde ''alafranga'' eğitim almamış genç kızlarla evlenmek istemiyor (nitekim o sıralar eğitimli erkekler arasında Batı Avrupalı kadınlarla evlenmek yaygınlaşmıştı) evlenecekleri Türk-İslam kadınların da ''Avrupa eğitimine tabi tutulmasını'' talep ediyorlardı.

Türk kızları; Pera çevresindeki gayrimüslim kadınların nispeten serbest yaşam biçiminden etkileniyor, onlar gibi giyinmek ve davranmak istiyordu. Eğitim, çalışma yaşamına katılım ve sokağa çıkma özgürlüğü talebi kadınlar arasında yaygınlaştı. Bu gelişmeleri genç kadınların peçelerini kaldırması/inceltmesi izledi. Siyah, bol çarşafların yerine pelerin ya da mantoya benzer dış esvaplar kadın giyimine hakim oldu. Nezihe Muhiddin'in dediği gibi, ''Meşrutiyetin ilanı ile beraber kadınlarımız karanlıktan kurtulur gibi oldular; peçeler inceldi, biraz dünya ışığına kavuştular, fakat kafesler baki...''

Bu büyük değişime ve kadın uyanışına muhafazakarların ve ''mutaassıpların'' tepkisi büyük oldu. Yeni tip kadın giyimini açık saçık ve İslami kurallara aykırı bulan tutucu kesim ve onların etkilediği, Halide Edip'in tabiriyle ''bütün serseri güruh'', sokakta kadınların çarşaflarını yırtarak, hakaret ederek kadınları tacizle sindirmek istedi. Bazen çocuklu kadınlar bile bu tür tacizlere uğruyordu. Sokak ve dış mekanlar uzun süre tutucu çevrelerin etki alanı olarak kaldı. Kadınlara yapılan saldırılar kadın dergilerinde sergilendi. Kadın isimli dergide, kadınlara ''şömendifer, tramvay, tünel ve vapur idarelerince'' iyiden iyiye fena davranıldığı anlatılıyordu. Tacizler yoğunlaşınca basında tartışma başladı. Halide Edip yazılarında keskin bir dille tecavüzcüleri kınadı ve kadınları savundu. Kadınların bu tacizler karşısında sokağa çıkmaktan vazgeçmeyişini ve gösterdikleri cesareti öven Halide Edip, Türk kadınının bu saldırılar karşısında silaha sarılıp kendisini koruyacağını açıkladı.
 
Yaprak Zihnioğlu'nun kaleme aldığı Kadınsız İnkılap kitabından altını çizdiğim ve kendi süzgecimden geçirip en önemi bulduğum noktaları konuda bulacaksınız. Geç dönem Osmanlı ve erken dönem Cumhuriyet'in kadın hakları tarihine merakınız varsa oluşturacağım seriye göz atmanızı tavsiye ederim.

[1919 tarihli makalesi kastediliyor] Suphi Nuri; kız ve erkeklerin aynı üniversitede eğitim görmeleri gerektiğini, kadınla erkeğin aynı mekanda bulunmasının kadınlarda ahlak düşüklüğüne yol açacağını savunan erkek yazarlara karşı ''asri ve medeni'' olmanın tek yolu olduğunu belirtiyordu: ''Bizim bildiğimiz bir şey varsa dünya ileriye gidiyor... Kadınla erkek alemde beraber yaratılmış, beraber yaşamış ve beraber çalışmıştır.'' Gerçekler ve gelenekler dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye'de ve İslam aleminde kadınla erkeği hep birleştirdiği halde, ''Biz neden kadınlarımızı gücendiriyoruz ve onların iffet ve sadakatinden şüphe ediyoruz?'' diyordu.

[Suphi Nuri'nin ağzından, Kemalist erkek aydınların ''liyakatsız kadına siyasi hak yok'' cümlelerine ithafen] ''İstiklal ve kurtuluş harbimizde erkekler cephede çarpışırlar iken kadınlar da cephe gerisinde asker gibi çalıştılar ve bir taraftan üretimimizi temin, diğer taraftan ordunun geri hizmetlerini gerçekleştirdiler. Toprakları ekip biçenler, yiyeceğimizi tabiattan koparanlar hep kadınlarımız olduğu gibi ordumuzun iaşesini, nakliyatını temin edenler de hep köylü Türk kadını idi.''

Osmanlı toplumunda erkek kuşaklar kadınlardan önce Batı eğitimiyle yetişmişti. Yurda döndüklerinde ''alafranga'' eğitim almamış genç kızlarla evlenmek istemiyor (nitekim o sıralar eğitimli erkekler arasında Batı Avrupalı kadınlarla evlenmek yaygınlaşmıştı) evlenecekleri Türk-İslam kadınların da ''Avrupa eğitimine tabi tutulmasını'' talep ediyorlardı.

Türk kızları; Pera çevresindeki gayrimüslim kadınların nispeten serbest yaşam biçiminden etkileniyor, onlar gibi giyinmek ve davranmak istiyordu. Eğitim, çalışma yaşamına katılım ve sokağa çıkma özgürlüğü talebi kadınlar arasında yaygınlaştı. Bu gelişmeleri genç kadınların peçelerini kaldırması/inceltmesi izledi. Siyah, bol çarşafların yerine pelerin ya da mantoya benzer dış esvaplar kadın giyimine hakim oldu. Nezihe Muhiddin'in dediği gibi, ''Meşrutiyetin ilanı ile beraber kadınlarımız karanlıktan kurtulur gibi oldular; peçeler inceldi, biraz dünya ışığına kavuştular, fakat kafesler baki...''

Bu büyük değişime ve kadın uyanışına muhafazakarların ve ''mutaassıpların'' tepkisi büyük oldu. Yeni tip kadın giyimini açık saçık ve İslami kurallara aykırı bulan tutucu kesim ve onların etkilediği, Halide Edip'in tabiriyle ''bütün serseri güruh'', sokakta kadınların çarşaflarını yırtarak, hakaret ederek kadınları tacizle sindirmek istedi. Bazen çocuklu kadınlar bile bu tür tacizlere uğruyordu. Sokak ve dış mekanlar uzun süre tutucu çevrelerin etki alanı olarak kaldı. Kadınlara yapılan saldırılar kadın dergilerinde sergilendi. Kadın isimli dergide, kadınlara ''şömendifer, tramvay, tünel ve vapur idarelerince'' iyiden iyiye fena davranıldığı anlatılıyordu. Tacizler yoğunlaşınca basında tartışma başladı. Halide Edip yazılarında keskin bir dille tecavüzcüleri kınadı ve kadınları savundu. Kadınların bu tacizler karşısında sokağa çıkmaktan vazgeçmeyişini ve gösterdikleri cesareti öven Halide Edip, Türk kadınının bu saldırılar karşısında silaha sarılıp kendisini koruyacağını açıkladı.
Çok güzel bir yazı olmuş. Diğer yazıları da merakla bekliyorum. Elinize sağlık.
 
Çok teşekkür ederim, yine de benlik pek bir şey yok. Dediğim gibi tek yaptığım okumak ve altını çizmek. :hehehe:
Olsun. 😁 Alıntı olduğunu şimdi fark ettim. Yorgunluk var üstümde, ondandır. Gene de paylaşmakta güzel bir şey. Kitabın içeriği hakkında bir nebze bilgi verir.
 
The Office Hug GIF