ornitorenk

Uzman
Katılım
4 Ağustos 2024
Mesajlar
920
Beğeniler
374
Yalnızlık 20'li yaşların başında güzel geliyor olabilir bazılarınıza. Bana da geliyordu. Oyun oynuyorsun, film/dizi izliyorsun, kitap okuyorsun, çıkıp tek başına yürüyüş yapıyorsun, kimseyle bağlantın yok, ihtiyaç da duymadığını düşünüyorsun. Ben hep böyle yaşarım abi, bana ne romantik ilişkilerden, dost hayatlarından diyorsun. Kendi kendime yeterim diyorsun ama yetemiyorsun bir süre sonra. 35 yaşına geldiğinde, 45 yaşına geldiğinde, 50 yaşına geldiğinde geriye baktığın zaman hiçbir şey yapmadan geçip gitmiş oluyor her şey.

Kimsenin hayatında yer edinemeden bitiriyorsun her şeyi. Kimsenin umursamadığı bir adam oluyorsun. Günler, haftalar, aylar geçiyor. Hep aynı şeyleri yapıyorsun. Yarın için bir beklentin kalmıyor. Her gün tek başına yemek yiyip tek başına yatıyorsun. Film izlemek, dizi izlemek anlamsız gelmeye başlıyor. Saçma sapan, kimsenin umurunda olmayan kitaplar okuyorsun. Okuduğun kitapları anlatacak kimsen bile yok halbuki.

Paylaşamadığın bilgilerin zihninde dönüp duruyor, sonra unutuyorsun onları ve koskocaman bir hiçe dönüşüyorlar. Paylaşmadığın her şey siliniyor bir süre sonra. Günler, haftalar, aylar silinip gidiyor ardından.
Zihnen yalnız olduğunuz zaman zaten kalabalık bir çevreniz olsa da fark etmiyor. Günlük sıradan ilişkilerle teselli buluyorsun. İçinden çıkmak istesen de çıkamayacağın bir noktada kalıyorsun. Tutunamıyorsun hiçbir ilişkinde. Çünkü zihnin farklı işliyor. Sevemiyorsun insanların sıradan muhabbetlerini. İlgini çoğu şey çekmiyor.

Kısacası yalnızlık aslında bir insanın yazgısı gibi bir şey. Seçim olduğunu düşünmüyorum. Kaliteli yalnızlığı seçtiğini savunanlar aslında çoktan çizilmiş yazgısından kaçamadığı için kendini teselli etmeye çalışıyor. İnsanlar bazı insanlarda bir şeyler arar. Eğer onları bulursa o kişiyi seçip hayatına alır. Bazı insanlarda ise bulunacak hiçbir şey yok. Bulunacak hiçbir şeyi olmayan insan da yalnız olmaya mahkum.
 
Son düzenleme:
Yalnızlık bence korkunç bir şey, bunu yaşamayan anlamıyor. Her ne kadar yalnız olmak bazen güzel gelse de bir noktada konuşacak, dertleşecek ve yazacak birini istiyor insan. Elini telefona attığında arayacak kimsen olmadığını görünce bomboş hissediyorsun. Her gün bir süre sonra aynı geçmeye başlıyor, yeni insanlarla da bağ kuramıyorsun çünkü günümüzde kimse çıkıp parkta konuştuğu biriyle yakınlaşmıyor, yakınlaşmayı geçtim konuşmuyorlar ki. Genelde arkadaş olduğu herkesle geçmişte bir ortamda bulunmuş oluyor insanlar, bu yüzden arkadaş bulmak çok zorlaştı.
 
Yalnızlık bence korkunç bir şey, bunu yaşamayan anlamıyor. Her ne kadar yalnız olmak bazen güzel gelse de bir noktada konuşacak, dertleşecek ve yazacak birini istiyor insan. Elini telefona attığında arayacak kimsen olmadığını görünce bomboş hissediyorsun. Her gün bir süre sonra aynı geçmeye başlıyor, yeni insanlarla da bağ kuramıyorsun çünkü günümüzde kimse çıkıp parkta konuştuğu biriyle yakınlaşmıyor, yakınlaşmayı geçtim konuşmuyorlar ki. Genelde arkadaş olduğu herkesle geçmişte bir ortamda bulunmuş oluyor insanlar, bu yüzden arkadaş bulmak çok zorlaştı.

Aynı sorunu yaşıyorum, ne mesaj atanım var ne konuştuğum. Telefon bana bakıyor, ben telefona bakıyorum. 30 yaşındayım, mesela doğum günüm yaklaşıyor. Her doğum günümde mesela ailem dışında başka kimse kutlamaz. Dediğiniz gibi, arkadaş bulmak o kadar çok zorlaştı ki kimseye güven olmuyor bu devirde. Benim eskiden çok ortamım vardı, çok kız arkadaşım vardı. En kıymetlli zamanlarından birisini biz yaşadık, fakat hepsi dağıldı gitti. Kimisi evlendi, kimisi Amerika'ya gitti falan filan. Ortada sadece ben kaldım, ne bir kız arkadaşım var ne de başka birileri. Çok yakın olduğum sadece tek bir dostum var, anaokulundan beridir arkadaşız ve hala görüşüyoruz. 20 yıl falan oldu. Aslında bakmayın, benim de bazen canım sıkılıyor ama değerlendirmesini bilirseniz yalnızlık o kadar çok iyi oluyor ki hiç boş kalacak zamanınız olmuyor. Ben de mesela ortamlara girmek isterim, gezip tozmak isterim, ne bileyim arkadaşlık kurmak isterim ama ben de utangaçlıkta olduğu için artık insanlardan biraz uzaklaştığım için çok fazla insanlara yanaşamıyorum artık. Zamanında çok büyük bir darbe aldığım için benim uzun süreli bir ilişki yaşamıştım. Ondan bu yana hala hayatta olduğumdan dolayı şükür ediyorum. Çok kafaya takmıyorum o yüzden hayat devam ediyor.

Şöyle bir şey daha söyleyiyim bana burası iyi geliyor, burada takıldığım her süre içerisinde hiç canım sıkılmıyor, insanlarla iletişim halinde olup konuşmak veya bir konuda seviyeli bir şekilde sanki arkadaşçasına konuşmak çok hoşuma gidiyor.
 
Şu devirde iyi bir arkadaş bulabilirseniz iyi, fakat ben bulamadım ve arkamdan iş çevirdiler hep. Bu yüzden gençliğimi ekrana bakarak bitireceğim. Arkamdan iş çevrilmesinden çok daha iyi. 1 sanal arkadaşım, bir de burada konuştuğum kişiler var. Arkamdan iş çevrilse bile burayı geçemez.
 
Aynı sorunu yaşıyorum, ne mesaj atanım var ne konuştuğum. Telefon bana bakıyor, ben telefona bakıyorum. 30 yaşındayım, mesela doğum günüm yaklaşıyor. Her doğum günümde mesela ailem dışında başka kimse kutlamaz. Dediğiniz gibi, arkadaş bulmak o kadar çok zorlaştı ki kimseye güven olmuyor bu devirde. Benim eskiden çok ortamım vardı, çok kız arkadaşım vardı. En kıymetlli zamanlarından birisini biz yaşadık, fakat hepsi dağıldı gitti. Kimisi evlendi, kimisi Amerika'ya gitti falan filan. Ortada sadece ben kaldım, ne bir kız arkadaşım var ne de başka birileri. Çok yakın olduğum sadece tek bir dostum var, anaokulundan beridir arkadaşız ve hala görüşüyoruz. 20 yıl falan oldu. Aslında bakmayın, benim de bazen canım sıkılıyor ama değerlendirmesini bilirseniz yalnızlık o kadar çok iyi oluyor ki hiç boş kalacak zamanınız olmuyor. Ben de mesela ortamlara girmek isterim, gezip tozmak isterim, ne bileyim arkadaşlık kurmak isterim ama ben de utangaçlıkta olduğu için artık insanlardan biraz uzaklaştığım için çok fazla insanlara yanaşamıyorum artık. Zamanında çok büyük bir darbe aldığım için benim uzun süreli bir ilişki yaşamıştım. Ondan bu yana hala hayatta olduğumdan dolayı şükür ediyorum. Çok kafaya takmıyorum o yüzden hayat devam ediyor.

Şöyle bir şey daha söyleyiyim bana burası iyi geliyor, burada takıldığım her süre içerisinde hiç canım sıkılmıyor, insanlarla iletişim halinde olup konuşmak veya bir konuda seviyeli bir şekilde sanki arkadaşçasına konuşmak çok hoşuma gidiyor.
Benim sorunum ayrılıp gitmeleri değil, daha çok nefret ettikleri için bir anda benden uzaklaşmaları. Nedendir bilmiyorum, yıllardır okuldan tanıştığım insanlar bir şekilde beni siliyorlar ve sebep vermiyorlar, neden nefret ettiklerini bile anlamıyorum. Özellikle yanlış yapmamaya ve sınırlarını aşmamaya dikkat ettiğim halde bunlar yaşanıyor. Bu sebeplerle yalnız kaldım. Üniversiteye başladığımda da arkadaş grubum oluşmuştu, sonra tuhaf bir şekilde 4 kişilik grup 2 kişi kaldı ve o kişiler de benim yüzümden ayrıldıklarını söylemişler ama sebebini hiç söylemediler. Son kalan arkadaşım da internetten bir çocukla tanışıp sevgili oldu ve ben yanındayken bile sanki başka yerde gibi davranmaya başladı. O kadar bunalıma girdim ki üniversiteyi bırakıp eve gelmeye karar verdim (başka sebepler de vardı ama bu büyük sebeplerden biriydi). Şu an hala bunalım ve depresyon döneminin içindeyim, terapiye gitmeyi denedim ama pek işe yaramadı, psikoloğum pek düzgün biri değildi. O yüzden şu an hayatımın en kötü günlerini yaşıyorum :).
 
Benim sorunum ayrılıp gitmeleri değil, daha çok nefret ettikleri için bir anda benden uzaklaşmaları. Nedendir bilmiyorum, yıllardır okuldan tanıştığım insanlar bir şekilde beni siliyorlar ve sebep vermiyorlar, neden nefret ettiklerini bile anlamıyorum. Özellikle yanlış yapmamaya ve sınırlarını aşmamaya dikkat ettiğim halde bunlar yaşanıyor. Bu sebeplerle yalnız kaldım. Üniversiteye başladığımda da arkadaş grubum oluşmuştu, sonra tuhaf bir şekilde 4 kişilik grup 2 kişi kaldı ve o kişiler de benim yüzümden ayrıldıklarını söylemişler ama sebebini hiç söylemediler. Son kalan arkadaşım da internetten bir çocukla tanışıp sevgili oldu ve ben yanındayken bile sanki başka yerde gibi davranmaya başladı. O kadar bunalıma girdim ki üniversiteyi bırakıp eve gelmeye karar verdim (başka sebepler de vardı ama bu büyük sebeplerden biriydi). Şu an hala bunalım ve depresyon döneminin içindeyim, terapiye gitmeyi denedim ama pek işe yaramadı, psikoloğum pek düzgün biri değildi. O yüzden şu an hayatımın en kötü günlerini yaşıyorum :).

Hayatın her zaman tadını çıkarmaya çalışın, spor veya yürüyüş aktiviteleri yapın, hareketli müzikler dinleyin, kitap okuyup zihninizi sakinleştirin, her akşam uzandığınızda kulaklığınızdan rahatlatıcı şeyler açıp o şekilde uyuyun ben bunu son zamanlar yapıyorum gerçekten güzel oluyor. Kafaya hiçbir şey takmayın, kahvenizi alıp tek başınıza bile içersiniz. Ben kendi adıma örnek söyleyeyim hiçbir şeyi kafaya takmıyorum, yani kim takar Yalova kaymakamını şeklinde düşünün. Yalnız kalmak evet belli bir süre sonra iyi olmaz fakat hayatı her zaman kaliteli yaşamaya bakacaksınızki o zaman sağlıklı olursunuz. Her zaman annenizin babanızın yanında olun, hep sohbet edin, iletişim halinde olun, bir derdiniz sıkıntınız varsa onlara derdinizi anlatın, aile her şeyden önce gelir bunu unutmayın. İyi bir kardeşimize benziyorsun ben her zaman muhabbeti seven bir insanım emin olun zamanında benimle takılan genellikle muhabbet ve sohbetlerimden o kadar çok seviyorlardiki ''hadi gel sohbet edelim'' diyen arkadaşlarım bile beni çağırıyordu zamanında.

Size ihanet eden, sizi yarı yolda insanlara, sizi arayıp sormayan insanlara bile hiç taahamül bile etmeyin. Sizi aramıyorlarsa siz hiç aramayın. Siz hep var olun ama sadece işi düşenler sizi arasın sizde o zaman sağlam cevap verirsiniz.

Bugün bir söz duydum "Biz hep vardık ama sadece işi düşenler bizi aradı" gerçekten bu söz gerçek bir söz.
 
Yalnızlık 20'li yaşların başında güzel geliyor olabilir bazılarınıza. Bana da geliyordu. Oyun oynuyorsun, film/dizi izliyorsun, kitap okuyorsun, çıkıp tek başına yürüyüş yapıyorsun, kimseyle bağlantın yok, ihtiyaç da duymadığını düşünüyorsun. Ben hep böyle yaşarım abi, bana ne romantik ilişkilerden, dost hayatlarından diyorsun. Kendi kendime yeterim diyorsun ama yetemiyorsun bir süre sonra. 35 yaşına geldiğinde, 45 yaşına geldiğinde, 50 yaşına geldiğinde geriye baktığın zaman hiçbir şey yapmadan geçip gitmiş oluyor her şey.

Kimsenin hayatında yer edinemeden bitiriyorsun her şeyi. Kimsenin umursamadığı bir adam oluyorsun. Günler, haftalar, aylar geçiyor. Hep aynı şeyleri yapıyorsun. Yarın için bir beklentin kalmıyor. Her gün tek başına yemek yiyip tek başına yatıyorsun. Film izlemek, dizi izlemek anlamsız gelmeye başlıyor. Saçma sapan, kimsenin umurunda olmayan kitaplar okuyorsun. Okuduğun kitapları anlatacak kimsen bile yok halbuki.

Paylaşamadığın bilgilerin zihninde dönüp duruyor, sonra unutuyorsun onları ve koskocaman bir hiçe dönüşüyorlar. Paylaşmadığın her şey siliniyor bir süre sonra. Günler, haftalar, aylar silinip gidiyor ardından.
Zihnen yalnız olduğunuz zaman zaten kalabalık bir çevreniz olsa da fark etmiyor. Günlük sıradan ilişkilerle teselli buluyorsun. İçinden çıkmak istesen de çıkamayacağın bir noktada kalıyorsun. Tutunamıyorsun hiçbir ilişkinde. Çünkü zihnin farklı işliyor. Sevemiyorsun insanların sıradan muhabbetlerini. İlgini çoğu şey çekmiyor.

Kısacası yalnızlık aslında bir insanın yazgısı gibi bir şey. Seçim olduğunu düşünmüyorum. Kaliteli yalnızlığı seçtiğini savunanlar aslında çoktan çizilmiş yazgısından kaçamadığı için kendini teselli etmeye çalışıyor. İnsanlar bazı insanlarda bir şeyler arar. Eğer onları bulursa o kişiyi seçip hayatına alır. Bazı insanlarda ise bulunacak hiçbir şey yok. Bulunacak hiçbir şeyi olmayan insan da yalnız olmaya mahkum.

Kalabalık bir yalnızlıktan kaliteli bir yalnızlık neden iyidir bilir misin? Çünkü kendini anlayabileceğin bir ortam hazır bulunur. Diğer türlü ben sana söyleyeyim o aidiyet isteği başkalarında arandığı zaman kazık yedirir ama kendinde aradığın zaman da başarı getirir. Kendi kanından olanlardan bile kazık yiyebileceğin bir ortama ait olmaktansa yalnız olmak çok daha iyidir. Okuduğun kitapları, izlediğin filmleri başkalarına anlatıp anlatamamanın bir önemi yok, sen o sanat eserlerinin sana anlatmak istediklerini yeterince anlayabildin mi önemli olan o. Sırf tek kalmayacağım diye başkalarının oluşturduğu kalabalığın içerisinde oradan oraya savrulmaktansa kendi yalnızlığım içerisinde kaybolurum daha iyi. Benim çevremde çok insan vardır, anneme babama bile tavır alanlar bana geldiğinde aynı tavrı takınamazlar çünkü kendimi yedirmeyeceğimi debilirler. Ben kendi soy adımı taşıyanlarla bile görüşmem ama annem aynı kişilere sofrasını açıp onların ekmek yedikleri sofraya tükürmelerine müsaade edebilir. İşte bu yüzden yalnızlık iyidir insana özgürlük katar, kendi ayakları üzerinde durabilme becerisini katar, duygularını daha iyi yönetebilmeyi yeri geldiğinde üzülmemesi gerektiğini yeri geldiğinde de sevinmemesi gerektiğini öğretir. Önemli olan topluma ait olabilmek için yaptığın şeyler değil kendi benliğine ulaşmak için neler yaptığındır. İnsan zaten sosyal bir varlıktır yalnız kalması muhtemel değildir hayatta kalmak için bile farklı kişilerle iş birliği içerisinde olması gerekir ama sosyal yaşantıda insanların arasında yer alabilmek için çırpınıp duranlar bir noktada da o toplumdaki kişilerin hizmetkarından farksızdır.
Oturduğum mahalledekiler benden yaşça büyüktü ve ben de o zamanlar çok yalnızdım. Sırf çevrem olsun arkamı kollayacak kişilerle arkadaş olayım diye bir ortama girdim düşün ki bir buluşmamız 20 kişiye ulaşıyordu. Ama şu an o ortamda aklı başında olanların hepsi benim gibi kendi başına takıldı veya arkadaş çevresini bir elin parmakları kadar azalttı. Bazıları kendilerini tamamen yalnızlaştırdı bazıları yalnızlaştırıldı ya da ayrıştırıldı.
Yalnız kalmak ile yalnız bırakılmak arasında fark var diyen arkadaşlar illaki olacaktır onlara kendi hür iradeleri ile WhatsApp uygulamasını silmelerini ve o şekilde ne kadar dayanabileceklerini sormak istiyorum. Sizce zoraki içerisinde bulunduğunuz iş veya okul gruplarından atılmak size huzur mu katar hüzün mü?
Mutlu olduğun yerde yanında görünenler başarısız olduğunda ortalıkta olmazlar böyle bir sosyal yaşantıdansa tam anlamıyla bir yalnızlık daha iyidir ki normal insana göre 2X hatta belki de 3X daha fazla özgürlük sunar.
Yıllardır tanıdığım insanların bile sadece onların işine geldiği şekilde davranırsan arkadaşlık veya dostluk yaptıklarını gördüm ve insanların ilişkilerinin çıkar üzerine kurulduğunu tam anlamıyla anladıktan sonra herkes ile iletişim kurmayı ama herkes ile yakınlık kurmamayı kesin anlamıyla netleştirdim. İnsan dediğin öyle bir varlık ki yeri geldiğinde yüzüne güldüğü insana hayatının zararını verebiliyor o yüzden çok da yalnızlığı kötüymüş gibi görmemek gerek. kimi insanlar için fedakarlık yaparsın ama görürsün ki değecek kişi değilmiş. Belli bir yaştan sonra da anlarsın ki insan fedakarlık yapılacak bir varlık değilmiş...