Kara delik dediğimiz şeyler bir delik olmadığı için içi de yoktur.

Çöken çok yüksek kütleli bir yıldızın, kütlesinin çok küçük bir hacimde yoğunlaşması sonucu oluşan yeni bir küre nesnedir. Olay ufkunun ötesini göremediğimiz için de neler olduğunu bilmiyoruz. Kara delik denmelerinin tek nedeni bu kütle o kadar küçük bir alanda toplanıp uzay zaman dokusunu esnetir ki, bu dokuda ilerleyen ışığın olay ufkunu geçmesi halinde geri çıkamaması nedeniyle ne olduğu gözlemlenemez.

Dünya boyutundaki bir kara deliğin kütlesi Güneş'in 2000+ katı kadar fazla oluyor. Dünya'nın kütlesini bir kara deliğin yoğunluğuna düşürecek olsaydın çapı 2 cm bile olmazdı. Ne kadar küçük bir alanda ne kadar fazla bir kütlenin yoğunlaştığını ve bunun uzay zaman dokusundaki yaratacağı kütleçekim etkisini anlayabilirsin.
 
Son düzenleme:
Karalık zaten hiçbir ışık düşmezse oluşan bir durum değil mi? Dolayısıyla renkler yutulduğu için rengine kara da denebilir diye düşünüyorum. Gerçi burada da "Kara bir renk midir?" diye düşünüyor insan.
 
Bir rengi olduğunu sanmıyorum, fakat insanlar ışık vurmayan yerleri siyah gördüğü için biri içine düşerse siyah rengini görecektir. Fakat aslında bir rengi yok.
 
Görünen ışık tayfında bir rengi yok. O yüzden "kara" deniyor zaten. Klasik fiziğin bile işlemediği bir yerde bildiğin anlamda bir renk olmasını beklemek yanlış olurdu. Fakat etraflarından neden oldukları olgular çeşitli durumlara göre kızılötesi ve morötesi ışın yayabilir. Bu da özel görüntüleme teknikleriyle görünür ışığa çevrilir.
 
Önce şunu anlayalım: Renk nedir? Renk, aslında bir nesneye çarpan ışığın, nesne tarafından soğurulmadan yansıtılan kısmıdır. Örneğin bitkiler fotosentez yapmak için ışığın kırmızı ve mavi dalga boylarını kullanırlar. Yeşil ise kullanılmaz. Bu yüzden yeşil yansıtılır ve biz bu sayede bitkileri yeşil görürüz. Yani bir rengi görmek için, ışığın önce oraya varması, sonra da yansıması gerekir.

Peki kara delikler neden "kara"dır? Bilimsel olarak anlatmaya dilim dönmese de benzetmelerle anlatmaya çalışacağım.

Işığı su olarak düşünelim. Dünyaya uzaydan bir hortumla su sıktığımızı hayal et. Dünya, suyu hızlıca kendine çeker ve su yer yüzüne hızlıca çarpar. Ancak su sana geri dönemez ve çarptığı yerdeki yeryüzü şekillerine göre oraya buraya dağılır. Suyun enerjisi, dünyanın yer çekimine karşı gelip uzaya geri gidecek kadar yeterli değildir. Su sana dönmediği için hiçbir yere çarpmadı zannedersin ama su oradadır. Hala yol alıyor ama başka tarafa doğru gidiyor ve kütle çekime yeniliyor.

Aynısı ışık için de geçerli. Işık kara deliğin kütle çekim enerjisine yeniliyor ve asla geri dönemiyor. Biz de geri dönmediği için bir renk göremiyoruz. Bitkiler bazı renkleri kullanıp bazılarını yansıtırken, kara delik tüm renkleri kullanır ve hiçbirini geri göndermez. Işık, her iki sistemde de farklı enerjilere dönüştürülüyor ama sonuç bambaşka: Bitkiler bize yeşili gösterirken, kara delik bize hiçbir rengi göstermiyor.

Gelelim içindeki renge. Kısacası bilmiyoruz. Çünkü içeride her şey aynı yöne, yani kara deliğin merkezine giderken yansımadan söz edemeyiz. Işık bile merkeze doğru çekildiği için gözümüze geri dönemez. Yani benim düşünceme göre bu soruya klasik fizikle cevap vermek imkansız.