İhanete Karşı MİT'in Büyük Casusluk Operasyonu​

Türkiye’nin gizli istihbarat tarihinde öyle olaylar vardır ki, sadece içeride değil, dış dünyada da büyük yankı uyandırır. İşte ben de sana böyle bir hikaye anlatacağım.
Bu hikayede ihanet var, entrika var, gizli belgeler var ve en önemlisi istihbaratın en büyük gücü olan akıl oyunları var.

Bölüm 1: Büyük İhanet​

Ankara'nın dondurucu soğuğunda gecenin karanlığını yaran tek şey, sokak lambalarının soluk ışığıydı. Çoğunluğun memur olduğu bu şehirde, sokaklar çoktan boşalmış, herkes evlerine çekilmişti.

Ama biri vardı ki, gece onun için yeni başlıyordu…

O, üst düzey bir MİT mensubuydu.
Öyle ki, kimse onu takip etme cesareti bile gösteremezdi.

Ama yine de tedbiri elden bırakmazdı.
Bugün de, daha önce planladığı gibi adımlarını hızlandırdı ve önceden belirlenen noktaya doğru ilerledi.

Elinde son derece gizli belgeler vardı.
Belgeler o kadar önemliydi ki, Amerikan ve İngiliz istihbarat servisleri yıllardır bunları ele geçirmek için uğraşıyordu.

Ve şimdi, o belgeler onların ayaklarına getiriliyordu…

Ama işler hiç de planlandığı gibi gitmeyecekti.

Tam teslimatın yapılacağı eve geldiğinde kapının önünden gelen bir sesle irkildi.
Bir anda içeriyi Türk istihbaratçılar doldurdu.

Bu bir kumpastı.

Aslında, MİT içindeki en büyük casusluk olaylarından biri anbean takip edilmiş ve ihanet açığa çıkarılmıştı.
Peki, bu noktaya nasıl gelindi?

İşte hikayenin en önemli bölümü şimdi başlıyor…

Bölüm 2: Şüphenin İzleri​

Bu adam…
Öyle bir hata yaptı ki, aslında her şey burada başladı.

MİT’in üst kademelerinde yıllardır görev almış bir istihbaratçının aniden fazla meraklı davranması dikkat çekiciydi.

Önce MİT Ankara Bölge Müdürü’nün, ardından MİT Müsteşarı’nın gözü ona çevrildi.
Şüpheler artmaya başlamıştı.

Bir istihbaratçının en önemli kurallarından biri “fazla sorgulama yapmamaktır.”
Çünkü istihbaratta “kompartman modeli” diye bilinen bir iş bölümü sistemi vardır.

Herkes sadece kendi alanındaki bilgilerden haberdardır.
Başka birimdeki işlere karışmak kesinlikle hoş karşılanmaz.

Ama işte…
Bu adam tam da bu hatayı yaptı!

Üzerine vazife olmayan konular hakkında fazla sorular sormaya başladı.
Diğer bölümlerdeki arkadaşlarından ilgisiz şeyleri öğrenmeye çalışıyordu.

Bu kadar basit görünen bir hareket…
Onun sonunu getirdi.

MİT kararını verdi:
"Bu adam takip edilecek ve ihanet varsa açığa çıkarılacak."

Ama…
O da bu işin uzmanıydı.

İleri düzey istihbarat eğitimi almıştı ve takip edilmemek için en iyi yöntemleri biliyordu.

Fakat bilmediği bir şey vardı.

MİT Heryerde!

Bölüm 3: Büyük Tezgah​

Takip başladı…

MİT klasik takip yöntemleriyle yetinmedi.

Sadece erkek ajanlar değil, sevgili gibi görünen çiftler, aileler, hatta esnaf kılığındaki istihbaratçılar bile bu operasyonun içindeydi.

Şüpheli her gün eve gidiyor…
Ama dakikalar sonra tekrar dışarı çıkıyordu.

Ve hep aynı iki adrese gidiyordu:


  1. Bahçeli bir ev – İngiliz vatandaşı emekli bir asker oturuyordu.
  2. Apartman dairesi – ABD’li bir astsubay ve eşi burada kalıyordu.

İşin en ilginç tarafı, bu adam burada gizli belgeler taşıyordu.

Şüpheler doğruydu…
Bu, düpedüz vatana ihanet demekti!

Peki, ne olacaktı?

MİT planı kurdu:
"Bu kişi bir daha o eve girdiğinde çıkışta tutuklanacak."

Ve o gün geldi.

Hedef kişi…
Belgelerle birlikte ABD’li çiftin evine girdi.

Ama onu bir sürpriz bekliyordu.

Tam içeride konuşmaları dinlemek için kapıya dinleme cihazı yerleştirildiğinde, kapı bir anda açıldı.

Ve…

MİT görevlileri ile CIA ajanları burun buruna geldi!

ABD’li çift şok içindeydi.

İçerdeki CIA ajanı William Philips aniden bağırmaya başladı:

Bu, "diplomatik dokunulmazlığımı unutmayın” demenin şifreli haliydi.

Çünkü o, CIA’nin Ankara’daki istasyon şefiydi.

Ama...
"Casusluk, diplomatlıkla bağdaşmaz!"

Ve bu sefer…
Kimse kaçamayacaktı.

Bölüm 4: Adaletin yeri​

Yakalanan kişi, MİT’in Başkan Yardımcısı Albay Sabahattin Savaşman’dı.
Ve 17 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Ama olayın en büyük bombası, yıllar sonra patladı.

Meğer…
Bu tümüyle MİT’in oynadığı bir oyundu!

Nasıl mı?

MİT, şüpheliyi tespit edince ona sahte belgeler vermeye başladı.
Yani, Savaşman aslında doğru bildiği yanlışları satıyordu.

Bu belgeler, ABD ve İngiltere’yi yanlış yönlendirmek için hazırlanmıştı.

Yani…
MİT kendi hainini kendi tuzağıyla yakalamıştı.

Yani bence değişik bir olaydı. Umarım yeni anlatım şeklimi beğenmişsinizdir. İyi sosyaller.
 
Son düzenleme:

ihanete karşı MİT'in büyük casusluk operasyonu​

Türkiye'nin gizli istihbarat tarihinde öyle olaylar vardır ki, sadece içeride değil, dış dünyada da büyük yankı uyandırır. İşte ben de sana böyle bir hikaye anlatacağım.
Bu hikayede ihanet var, entrika var, gizli belgeler var ve en önemlisi istihbaratın en büyük gücü olan akıl oyunları var.

bölüm 1: Büyük ihanet​

Ankara'nın dondurucu soğuğunda gecenin karanlığını yaran tek şey, sokak lambalarının soluk ışığıydı. Çoğunluğun memur olduğu bu şehirde, sokaklar çoktan boşalmış, herkes evlerine çekilmişti.

Ama biri vardı ki, gece onun için yeni başlıyordu…

O, üst düzey bir MİT mensubuydu.
Öyle ki, kimse onu takip etme cesareti bile gösteremezdi.

Ama yine de tedbiri elden bırakmazdı.
Bugün de, daha önce planladığı gibi adımlarını hızlandırdı ve önceden belirlenen noktaya doğru ilerledi.

Elinde son derece gizli belgeler vardı.
Belgeler o kadar önemliydi ki, Amerikan ve İngiliz istihbarat servisleri yıllardır bunları ele geçirmek için uğraşıyordu.

Ve şimdi, o belgeler onların ayaklarına getiriliyordu…

Ama işler hiç de planlandığı gibi gitmeyecekti.

Tam teslimatın yapılacağı eve geldiğinde kapının önünden gelen bir sesle irkildi.
Bir anda içeriyi Türk istihbaratçılar doldurdu.

bu bir kumpastı.

Aslında, MİT içindeki en büyük casusluk olaylarından biri anbean takip edilmiş ve ihanet açığa çıkarılmıştı.
Peki, bu noktaya nasıl gelindi?

İşte hikayenin en önemli bölümü şimdi başlıyor…

bölüm 2: Şüphenin izleri​

Bu adam…
Öyle bir hata yaptı ki, aslında her şey burada başladı.

MİT'in üst kademelerinde yıllardır görev almış bir istihbaratçının aniden fazla meraklı davranması dikkat çekiciydi.

Önce MİT Ankara bölge müdürü'nün, ardından MİT müsteşarı'nın gözü ona çevrildi.
Şüpheler artmaya başlamıştı.

Bir istihbaratçının en önemli kurallarından biri “fazla sorgulama yapmamaktır.”
Çünkü istihbaratta “kompartman modeli” diye bilinen bir iş bölümü sistemi vardır.

Herkes sadece kendi alanındaki bilgilerden haberdardır.
Başka birimdeki işlere karışmak kesinlikle hoş karşılanmaz.

Ama işte…
Bu adam tam da bu hatayı yaptı!

Üzerine vazife olmayan konular hakkında fazla sorular sormaya başladı.
Diğer bölümlerdeki arkadaşlarından ilgisiz şeyleri öğrenmeye çalışıyordu.

Bu kadar basit görünen bir hareket…
Onun sonunu getirdi.

MİT kararını verdi:

Ama…
O da bu işin uzmanıydı.

İleri düzey istihbarat eğitimi almıştı ve takip edilmemek için en iyi yöntemleri biliyordu.

Fakat bilmediği bir şey vardı.

MİT her yerde!

bölüm 3: Büyük tezgah​

Takip başladı…

MİT klasik takip yöntemleriyle yetinmedi.

Sadece erkek ajanlar değil, sevgili gibi görünen çiftler, aileler, hatta esnaf kılığındaki istihbaratçılar bile bu operasyonun içindeydi.

Şüpheli her gün eve gidiyor…
Ama dakikalar sonra tekrar dışarı çıkıyordu.

Ve hep aynı iki adrese gidiyordu:

  1. Bahçeli bir ev – İngiliz vatandaşı emekli bir asker oturuyordu.
  2. Apartman dairesi – ABD'li bir astsubay ve eşi burada kalıyordu.

İşin en ilginç tarafı, bu adam burada gizli belgeler taşıyordu.

Şüpheler doğruydu…
bu, düpedüz vatana ihanet demekti!

Peki, ne olacaktı?

MİT planı kurdu:

Ve o gün geldi.

Hedef kişi…
Belgelerle birlikte ABD'li çiftin evine girdi.

Ama onu bir sürpriz bekliyordu.

Tam içeride konuşmaları dinlemek için kapıya dinleme cihazı yerleştirildiğinde, kapı bir anda açıldı.

Ve…

MİT görevlileri ile CIA ajanları burun buruna geldi!

ABD'li çift şok içindeydi.

İçerdeki CIA ajanı william Philips aniden bağırmaya başladı:

Bu, "diplomatik dokunulmazlığımı unutmayın” demenin şifreli haliydi.

Çünkü O, CIA'nin Ankara'daki istasyon şefiydi.

Ama...

Ve bu sefer…
Kimse kaçamayacaktı.

bölüm 4: Adaletin yeri​

Yakalanan kişi, MİT'in başkan yardımcısı albay sabahattin savaşman'dı.
Ve 17 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Ama olayın en büyük bombası, yıllar sonra patladı.

Meğer…
bu tümüyle MİT'in oynadığı bir oyundu!

Nasıl mı?

MİT, şüpheliyi tespit edince ona sahte belgeler vermeye başladı.
Yani, savaşman aslında doğru bildiği yanlışları satıyordu.

Bu belgeler, ABD ve İngiltere'yi yanlış yönlendirmek için hazırlanmıştı.

Yani…
MİT kendi hainini kendi tuzağıyla yakalamıştı.

Yani bence değişik bir olaydı. Umarım yeni anlatım şeklimi beğenmişsinizdir. İyi sosyaller.

Hocam bu bir hikayemi anlayamadım da?
 

İhanete Karşı MİT'in Büyük Casusluk Operasyonu​

Türkiye’nin gizli istihbarat tarihinde öyle olaylar vardır ki, sadece içeride değil, dış dünyada da büyük yankı uyandırır. İşte ben de sana böyle bir hikaye anlatacağım.
Bu hikayede ihanet var, entrika var, gizli belgeler var ve en önemlisi istihbaratın en büyük gücü olan akıl oyunları var.

Bölüm 1: Büyük İhanet​

Ankara'nın dondurucu soğuğunda gecenin karanlığını yaran tek şey, sokak lambalarının soluk ışığıydı. Çoğunluğun memur olduğu bu şehirde, sokaklar çoktan boşalmış, herkes evlerine çekilmişti.

Ama biri vardı ki, gece onun için yeni başlıyordu…

O, üst düzey bir MİT mensubuydu.
Öyle ki, kimse onu takip etme cesareti bile gösteremezdi.

Ama yine de tedbiri elden bırakmazdı.
Bugün de, daha önce planladığı gibi adımlarını hızlandırdı ve önceden belirlenen noktaya doğru ilerledi.

Elinde son derece gizli belgeler vardı.
Belgeler o kadar önemliydi ki, Amerikan ve İngiliz istihbarat servisleri yıllardır bunları ele geçirmek için uğraşıyordu.

Ve şimdi, o belgeler onların ayaklarına getiriliyordu…

Ama işler hiç de planlandığı gibi gitmeyecekti.

Tam teslimatın yapılacağı eve geldiğinde kapının önünden gelen bir sesle irkildi.
Bir anda içeriyi Türk istihbaratçılar doldurdu.

Bu bir kumpastı.

Aslında, MİT içindeki en büyük casusluk olaylarından biri anbean takip edilmiş ve ihanet açığa çıkarılmıştı.
Peki, bu noktaya nasıl gelindi?

İşte hikayenin en önemli bölümü şimdi başlıyor…

Bölüm 2: Şüphenin İzleri​

Bu adam…
Öyle bir hata yaptı ki, aslında her şey burada başladı.

MİT’in üst kademelerinde yıllardır görev almış bir istihbaratçının aniden fazla meraklı davranması dikkat çekiciydi.

Önce MİT Ankara Bölge Müdürü’nün, ardından MİT Müsteşarı’nın gözü ona çevrildi.
Şüpheler artmaya başlamıştı.

Bir istihbaratçının en önemli kurallarından biri “fazla sorgulama yapmamaktır.”
Çünkü istihbaratta “kompartman modeli” diye bilinen bir iş bölümü sistemi vardır.

Herkes sadece kendi alanındaki bilgilerden haberdardır.
Başka birimdeki işlere karışmak kesinlikle hoş karşılanmaz.

Ama işte…
Bu adam tam da bu hatayı yaptı!

Üzerine vazife olmayan konular hakkında fazla sorular sormaya başladı.
Diğer bölümlerdeki arkadaşlarından ilgisiz şeyleri öğrenmeye çalışıyordu.

Bu kadar basit görünen bir hareket…
Onun sonunu getirdi.

MİT kararını verdi:


Ama…
O da bu işin uzmanıydı.

İleri düzey istihbarat eğitimi almıştı ve takip edilmemek için en iyi yöntemleri biliyordu.

Fakat bilmediği bir şey vardı.

MİT Heryerde!

Bölüm 3: Büyük Tezgah​

Takip başladı…

MİT klasik takip yöntemleriyle yetinmedi.

Sadece erkek ajanlar değil, sevgili gibi görünen çiftler, aileler, hatta esnaf kılığındaki istihbaratçılar bile bu operasyonun içindeydi.

Şüpheli her gün eve gidiyor…
Ama dakikalar sonra tekrar dışarı çıkıyordu.

Ve hep aynı iki adrese gidiyordu:


  1. Bahçeli bir ev – İngiliz vatandaşı emekli bir asker oturuyordu.
  2. Apartman dairesi – ABD’li bir astsubay ve eşi burada kalıyordu.

İşin en ilginç tarafı, bu adam burada gizli belgeler taşıyordu.

Şüpheler doğruydu…
Bu, düpedüz vatana ihanet demekti!

Peki, ne olacaktı?

MİT planı kurdu:


Ve o gün geldi.

Hedef kişi…
Belgelerle birlikte ABD’li çiftin evine girdi.

Ama onu bir sürpriz bekliyordu.

Tam içeride konuşmaları dinlemek için kapıya dinleme cihazı yerleştirildiğinde, kapı bir anda açıldı.

Ve…

MİT görevlileri ile CIA ajanları burun buruna geldi!

ABD’li çift şok içindeydi.

İçerdeki CIA ajanı William Philips aniden bağırmaya başladı:


Bu, "diplomatik dokunulmazlığımı unutmayın” demenin şifreli haliydi.

Çünkü o, CIA’nin Ankara’daki istasyon şefiydi.

Ama...


Ve bu sefer…
Kimse kaçamayacaktı.

Bölüm 4: Adaletin yeri​

Yakalanan kişi, MİT’in Başkan Yardımcısı Albay Sabahattin Savaşman’dı.
Ve 17 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Ama olayın en büyük bombası, yıllar sonra patladı.

Meğer…
Bu tümüyle MİT’in oynadığı bir oyundu!

Nasıl mı?

MİT, şüpheliyi tespit edince ona sahte belgeler vermeye başladı.
Yani, Savaşman aslında doğru bildiği yanlışları satıyordu.

Bu belgeler, ABD ve İngiltere’yi yanlış yönlendirmek için hazırlanmıştı.

Yani…
MİT kendi hainini kendi tuzağıyla yakalamıştı.

Yani bence değişik bir olaydı. Umarım yeni anlatım şeklimi beğenmişsinizdir. İyi sosyaller.
Videosunu ne zaman cektin?



Sen bence CIA'in zihin kontrolu teknolojisi ile ilgili biraz arastirma yapip bu gercegi insanlara yaymaya calis yakin ileri tarihde bu teknoloji kullanilarak cok fazla vakalar yaratilacak. Zaten on yillardir da yaratiliyor. Insanlar baslarina ne gelebilecegi hakkinda bilgi sahibi olsunlar.
 
Videosunu ne zaman cektin?



Sen bence CIA'in zihin kontrolu teknolojisi ile ilgili biraz arastirma yapip bu gercegi insanlara yaymaya calis yakin ileri tarihde bu teknoloji kullanilarak cok fazla vakalar yaratilacak. Zaten on yillardir da yaratiliyor. Insanlar baslarina ne gelebilecegi hakkinda bilgi sahibi olsunlar.


Dediğim gibi video bana ait değil. Bu olay Türkiye'de fazla bilinmiyor. Senin attığın videodan esinlenerek üzerine internette 5-6 kaynak ekleyerek ve kendimce yorumlayarak tekrar yazdım. Ama dediğim gibi yazdığım çoğu şey attığın videodan esinlenerek yapıldı.

CIA'nın zihin kontrolü teknoloji ilgimi çekti. Bir araştırayım.
 
Kurtlar Vadisi ne diye var sanıyorsun.
@Black Plague hocam gerçekten çok iyi yazmışsınız. Soluksuz okudum. Bu tür hikayelere ve bilgilere nasıl ulaşıyorsunuz merak ettim.

Öncelikle teşekküler hocam. İnternette yabancı kaynaklar ve Türkçe kaynaklar olarak ilgili konunun derin bir şekilde araştırmasını yapıyorum. Bu yazdığım metin GZT Haber vb. sitelerden esinlenerek yapıldı. Bazı kaynaklar abonelikle bilgi satıyordu ekstra olarak. Zaten aboneliğim vb. olduğu için rahat ulaştım. Ben kendimce yorumlayarak düzenleme yaptım. Yazının büyük çoğunluğu aşağıdaki videoya ait:

 
Öncelikle teşekküler hocam. İnternette yabancı kaynaklar ve Türkçe kaynaklar olarak ilgili konunun derin bir şekilde araştırmasını yapıyorum. Bu yazdığım metin GZT Haber vb. sitelerden esinlenerek yapıldı. Bazı kaynaklar abonelikle bilgi satıyordu ekstra olarak. Zaten aboneliğim vb. olduğu için rahat ulaştım. Ben kendimce yorumlayarak düzenleme yaptım. Yazının büyük çoğunluğu aşağıdaki videoya ait:


Hocam, rica ediyorum böyle şeyler yazmaya devam edin. Sizi takibe aldım, her yazdığınızda bakacağım.