Mültecileri; Orta Doğu'yu ve daha nice coğrafyayı kendi emelleri için karıştıran NATO ülkelerinin bize opsiyonladığı biliniyordur. Tabii bir de üstüne para alıyoruz.
Hatta belki Yunanistan ile de "onlar (yani Türkiye) yollamayacak, siz de ne olursa olsun almayacaksınız" gibi bir anlaşma içerisinde olabilir. Bilemiyorum. İmkansız gelmiyor kulağa.
Genel çözüm, sınırları Yunanistan ile anlaşıp açacağız. Şu noktada Yunanistan ile anlaşmak bile gerekmiyor ama komşu ile diplomasi yapmanın kimseye zararı olmaz.
Mültecilerin yeri, özellikle yediği nanelerden ötürü, Avrupa'dır. Türkiye'nin böylesi bir nüfus ile baş edebilmesinin imkanı yok. Edemiyoruz da zaten. Güvenlik problemleri, iş gücünün ucuzlaşmasıyla meydana gelen Türk vatandaşına istihdamda müthiş düşüşler vs. zaten kötü durumda olan bir ülke için yıkıcı etmenler.
Bunun iki çözümü var :
Ya kapıları ağzına kadar açıp Avrupa'ya salacaksın mültecileri ya da Türkiye'de tüm mülteciler toplanacak ve bir ilçe de ikamet edecek başka yolu yok.
Din düşmanı demedim? Din farkı var dedim kültürleri uygun olmayacak ten renkleri uygun olmayacak eski kültürlerinden kalma şeyler mutlaka bazen kendini gösterecek.
Avrupa sizi neden bu kadar ilgilendiriyor? Avrupa Orta Doğu'dan sorumlu diyorum, neden inatla mültecileri burada tutmak için size para verenlerden cephe oluyorsunuz?
Avrupa'nın beni ilgilendiren kısmı Avrupa'nın tekrar orta çağa girmesini istemememden kaynaklı. Bunu isterken bizde kalsınlar da demiyorum, masaya oturun bu adamlarla gerekli maddi desteği alın geçici koruma statüsündeki kişileri ülkelerine göndermek için sonra gönderin nasıl yaparsınız edersiniz bilmiyorum. Komünizm ile bağı yukarıdaki yorumlarda anlarsın.
Bunun iki çözümü var :
Ya kapıları ağzına kadar açıp Avrupa'ya salacaksın mültecileri ya da Türkiye'de tüm mülteciler toplanacak ve bir ilçe de ikamet edecek başka yolu yok.
Çok fazlalar hocam. Tek bir ilçede barınamayacak kadar çoklar.
Kapıları biz açmasak bile eninde sonunda baş edemeyeceğiz ve o kilitli kapılar kırılacak. Lakin ondan önce, daha barışçıl ve uzlaşmacı bir çözüm mümkün.
Marsilya’ya tatile gittiğimde çeşitli insanlarla tanışmıştım. Hepsi iyi insanlardı. Kendi kültürlerinden bir parçayı koruyup aynı şekilde Fransız kültürüne de uyuyorlar. Direkt kendi ülkelerine çevirmiyorlar. Fransızca konuşabiliyorlar. Diğer yandan, Marsilya’da Türk kıraathanesi de gördüm. Sonraki seçimde hangi partiye oy vereceklerini bağıra bağıra Türkçe olarak konuşuyorlardı ve caddedeki herkes duyuyordu. En azından ilgili ülkenin dilini konuşmak için insanın bence çaba göstermesi lazım.
Bunun iki çözümü var :
Ya kapıları ağzına kadar açıp Avrupa'ya salacaksın mültecileri ya da Türkiye'de tüm mülteciler toplanacak ve bir ilçe de ikamet edecek başka yolu yok.
Çok fazlalar hocam. Tek bir ilçede barınamayacak kadar çoklar.
Kapıları biz açmasak bile eninde sonunda baş edemeyeceğiz ve o kilitli kapılar kırılacak. Lakin ondan önce, daha barışçıl ve uzlaşmacı bir çözüm mümkün.
E geriye kalan kesim ne olacak, onlar da mı umurunuzda değil? Tüm halk mı buna tamam diyor? Neyse artık. Fransa'dan yazan birinin böyle konuşabilmesi pek de şaşırtıcı değil, artık tamamen bağ kopmuş buradan. Çok da suç aramamak lazım...
%52 seçti, muhalefetin halka çalışmadığı bariz oldu seçimlerde. Günümüze baktığında ise yine koltuk derdindeler; onca deprem oluyor, insanlar öldürülüyor ama tık yok.
@80 hocam da haklı, sizlerin söylemiyle yerleşmiş yurt dışına, yaşamını kurmuş.
Bu saatten sonra ne bağlar ülkenin durumu onu, tanıdıklarını alır yanına, bir de bana bana beyaz çıtır ayarlar tamam.
Keyfimiz keyif.
Bunun iki çözümü var :
Ya kapıları ağzına kadar açıp Avrupa'ya salacaksın mültecileri ya da Türkiye'de tüm mülteciler toplanacak ve bir ilçe de ikamet edecek başka yolu yok.
Amerika ve AB yaptırım uygular, kârlı iş değil.
Ya direkt atacaksın ya da İsrail gibi propaganda yapıp kıstıracaksın köşeye ama Irak'a - Afganistan'a yolla dâhâ iyi.