Bak dostum, benzer bir süreci ben de bizzat deneyimlediğim ve uzunca bir süre gözlemlediğim için analitik bir perspektifle yaklaşmak istiyorum. İnsanoğlu, çoğu zaman kendi derinliksiz egolarını tatmin edebilmek için karşısındakini bastırmayı, pasifize etmeyi veya sindirmeyi adeta bir savunma mekanizması haline getirmiş durumda. Genellikle hayatta kendi potansiyellerini gerçekleştirememiş, herhangi bir alanda kayda değer bir başarı hikayesi yazamamış bireyler, senin gibi ışıldayan ve vizyon sahibi gençleri 'yolundan saptırmak' veya 'sindirerek kendini dev aynasında görmek' adına bu tarz psikolojik bariyerler kurmayı alışkanlık haline getirirler.
Örneğin, bahsettiğin fen hocasının tutumu hiç de tesadüf değil; o da muhtemelen senin zihinsel potansiyelinin farkında ve bu durum onda bir yetersizlik kompleksi yaratıyor. Seni aşağı çekemediği veya o zihinsel seviyene erişemediği her an, aslında kendi başarısızlığını senin üzerinden meşrulaştırmaya çalışıyor. Bu aslında tamamen senin ışığınla ilgilidir; gölgede kalanlar ışığı sevmezler.
Hayatım boyunca kulağıma küpe ettiğim ve perspektifimi tamamen değiştiren bir ilke var: 'başarılı olmanın en ağır bedeli, çoğu zaman o zirveye çıkarken yalnızlaşmaktır.' çünkü sen yükseldikçe, seninle aynı frekansta titreşmeyenler arkanızda kalmaya mahkumdur. Bu süreci bir dışlanma değil, kendi özgün yolculuğunun doğal bir filtresi olarak gör; herkes senin yolculuğuna eşlik edecek kapasiteye sahip değildir.