Halkın yönetime doğrudan katılamaması (eski dönemler için konuşayım) gayet doğru. Kimse yanlış anlamasın ( yada dileyen dilediği gibi anlayabilir pek umurumda değil açıkçası ) 2 lafı bir araya getiremeyen biri veya birileri ülke kaderini belirleyememeli. Eğer böyle olsaydı ne cengiz han dönemindeki Moğolistan, ne Timur dönemindeki büyük Timur imparatorluğu, ne de Fatih gibi sultanların dönemindeki ihtişamlı Osmanlı olurdu. Özetle aklı başında adam başa gelirse her şey güzel olur ( Mustafa Kemal gibi ). Atatürk'ün yetkiyi kendi eline almadığını, kararları kendisinin uygulamadığını bir düşünün. Gidip Anadolulu cahil halka mı soracaktı ( o dönemdeki anadolu eğitim ve kültür seviyesini araştırın, cehaletin havada sinek gibi uçuştuğunu göreceksiniz ) sizce savaşalım mı, çekilelim mi, nereye ne kadar asker kaydıralım, hangi anlaşmaları talep edelim gibi.
Bizde padişah, Avrupa'da kral, doğuda sultan / şah, Orta Asya'da han vs. vs. O dönemler imparatorluğun, monarşinin dönemiydi ve fransız ihtilalinin de etkisiyle yönetimler dünya çapında değişime uğradı. Gayet doğal bir şey. 100 yıl sonra nasıl yönetimler ortaya çıkar Allah bilir.