@Silinen üye, güzel kardeşim bir avukat abin olarak aslında hevesini kırmak istemiyorum. Ancak eskisi kadar da romantik yaklaşmıyorum bu konuya. Gerçekçi konuşmak lazım, özellikle böyle bir dönemde ve böyle ekonomik koşullarda.
Hukuk fakültesi dışarıdan çok havalı bir fakülte olarak geliyor insana, aynı şekilde meslek gruplarımız da öyle. Avukatlık, hakimlik, savcılık, akademisyenlik vs. toplumda birçok kesimin saygı duyduğu kalifiyeli meslek grupları. Ancak işler o kadar kolay değil. Ben şahsen sana hukuk okumanı önermiyorum.
Hakimlik ve savcılık meslekleri için önce fakülteyi bitirdikten sonra Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavında başarılı olman gerekiyor. Bu sınavı geçersen bir de Adli Yargı/İdari Yargı Hakimliği/Savcılığı Sınavına giriyorsun. Bu sınav yazılı bir sınav ve sınavı geçince de o meşhur mülakata giriyorsun. Henüz çok gençsin ama ülkenin mevcut siyasi atmosferinde doğup büyüyen bir çocuk olarak herhangi bir "mülakat" sınavının nasıl olduğunu, kriterlerini, zorluğunu muhtemelen tahmin edeceksin sen de. Üstelik burada hakimlik ve savcılık dediğimiz, devletin yargı organına ilişkin bir meslek grubunun "mülakatından" bahsediyoruz. O yüzden şimdiden söyleyeyim, %99 ihtimalle hakim veya savcı olamayacağını düşünüyorum. Mülakattan her elenişinden sonra inatlaşıp tekrar tekrar denediğinde, giden yalnızca yılların ve verdiğin emekler olacak. Kimi arkadaşlarım vardı böyle, çok ikaz ettim 1-2 kere denedin olmadı artık gel avukatlık yap ve kendini geliştir diye ama inatlaşıp yıllarını harcadırlar. Ne hakim/savcı olabildiler ne de şu an avukatlıkta yeterli tecrübeye sahipler.
Gelelim avukatlığa. İçlerinden en zor meslek grubu. Son değişikliklerle beraber artık avukat olabilmen için fakülteden mezun olduktan sonra yine Hukuk Mesleklerine Girişi Sınavında başarılı olman gerekiyor. Başarılı olduktan sonra çalışmak istediğin ilin barosuna başvuru yapıyorsun, 1 yıl staj eğitimi görüyorsun, ondan sonra da avukat oluyorsun. Avukatlığı da temelde 2 türlü yaparsın, ya KPSS'ye girersin ve puanına göre atanıp bir devlet kurumunun avukatı olursun (buna kurum avukatlığı deniyor) ya da serbest avukatlık yaparsın. Serbest avukatlığı da temelde iki türlü yaparsın. Ya kendi ofisi olan bir avukatın yanında maaşlı çalışırsın ya da kendi ofisini açarsın. Bunların yanında bazı şirketlerin kendi hukuk departmanları olur ve bünyelerinde avukat istihdam etmek ister. Böylece bir şirketin bünyesinde maaşlı çalışmak şeklinde de avukatlık yaparsın.
Peki avukatlığı neden önermiyorum? Avukatlık, hakimlik veya savcılık gibi sadece masa başında icra edeceğin bir meslek değil. Avukatlık bu işin tamamen mutfağında. Ofisinde çalışırsın, adliyelerde koşturursun, emniyette işin olur, vergi dairesinde işin olur, SGK'da işin olur, tapuda olur, herhangi bir devlet kurumunda işin olur, olur da olur. Avukatların her yerde işi olur ve vatandaşları her yerde temsil eder. Bu yüzden çok yorucudur. Bunların yanında alınan sorumluluk da seni yorar. Yapacağın bir hata ile mesleğinden olma ihtimalin ve ağır ceza mahkemesinde hapis cezası ile yargılanma ihtimalin var. Kimi avukat arkadaşlarımın da avukatlığını yapıyorum mesela. Yine bunların dışında vatandaşların seni bir davanın "tarafı" gibi görüp, sana düşman kesilip, seni yaralama ve hatta öldürme ihtimali var.
Kendi ofisini açacaksın diyelim. Sana işler nasıl gelecek? Ofisi açar açmaz bütün dünya senin avukat olduğunu bilmiyor, ancak bilse bile ülkede binlerce avukat var, o iş diğer avukata gitmeyecek de sana nasıl gelecek? İşte bu problemlere de çözüm üretmen gerekiyor.
Daha saymadığım yüzlerce problem var.
Sana hukuk bölümünün ve hukuk meslek gruplarının keyifli ve güzel yanlarını da ballandıra ballandıra anlatabilirim. Elbette güzel tarafları yok değil, var. Ancak romantik olmaya gerek yok. Avukat abini dinle ve efendi efendi başka bir bölüm tercih edip geleceğini başka bir yönde kurgula.