Herkese merhabalar, bir anket yapmıştım, sizlere bir sonraki yazımın konusunun ne olmasını istediğinizi sormuştum ve en çok oy alan konu "Radarlar nasıl çalışır ve radar sistemleri nelerdir?" isimli başlık oldu. Karışık bir konu, elimden geldiğince toparlamaya ve sizlere basit-detaylı anlatım arasında bir yer tutmaya çalışacağım
Keyifli okumalar.
Öncelikle radarın ortaya çıkışına bakalım. Radar, Alman bir mühendis tarafından geliştiriliyor. Sonrasında ülkesinde ve İngiltere'de patent başvurusunda bulunmuş, İngiltere'de ilk radar sistemini test etmiş ve çalıştığını kanıtlayarak patentini almıştır. Bu radarın amacı uzaktaki gemileri, metal nesnelere radyo dalgası göndermek ve yansıyan radyo dalgasını alarak yer tespitinde bulunmaktı. Tabii bu radar, bizim bildiğimiz modern radarlara göre bir radar dahi sayılmayacak seviyedeydi. Öncesinde İtalyan ve İngilizler de bazı denemelerde bulunmuşu. Asıl radarların geliştirilmesi ve kullanımı 2. Dünya Savaşı'yla başlıyor. Burada radarın tarihini uzun uzun anlatıp konuyu dağıtmak istemiyorum.
Radar Nedir ve Nasıl Çalışır?
Radar, radyo dalgaları yani elektromanyetik radyasyon yayarak etrafındaki cisimlerin yerini tespit eden; "aydınlatan" sisteme verilen isimdir. Radar sistemlerinde "aydınlatma" ifadesi çok sık kullanılır, bunun sebebi radarların yaydığı radyo dalgalarıyla sizin fark edemediğiniz şeyleri fark etmekle kalmayıp duruma göre cismin hızını, konumunu, yüksekliğini ve yönünü tespit edebilmesidir.
Bunu daha da basite indireyim. Bir odada tek olduğunuzu düşünün ve içerisi zifiri karanlık. Siz içeride kimin ya da neyin olduğunu bilmiyorsunuz. Elinizde bir fener var ve feneri açıyorsunuz, aydınlatma başlıyor ve siz elinizdeki fenerin yaydığı ışık izin verdikçe etrafa bakıyorsunuz ve oradan yansıyan ışık gözünüze giriyor, beyninizde işlenip size görüntü olarak geliyor.
Radar sisteminin bunu yapabilmesi için sinyal vericisi ve sinyal alıcısına ihtiyacı vardır. Radarın gönderdiği sinyalin yukarıda bir yerlerde bir cisme çarpması o cismin yerini tespit edebilmesi için yeterlidir. Cisme çarpan sinyal cisimden yansıyacak ve geri dönecektir. Radar üstünde ya da radara bağlı olan alıcı ise bu sinyali alacak ve veri kaydediciye aktaracaktır. Veri buradan işlemciye, işlemci de işleme sonrası hızlıca ekranlara elde ettiği bilgileri gönderecektir. Bu durumda radarın türü, arama yaptığı bant aralığı, arama türü ve sistemlerin gelişmişliğine göre önünüze karşıdaki cisimle ilgili bilgiler gelecektir. Bu bilgileri oyunlardaki gibi beklemeyin, radar ekranları biraz karışık görünüyor
Örneğin aşağıda B ve E scope radar ekranını görebilirsiniz. B-scope, dikey eksende mesafeyi veazimuth yani açıyı temsil ederken B-scope ise yüksekliği temsil eder. Aşağıdaki beyazlıklar ise karadan yansıyan bozulmalar, dağınıklıklardır.
E-Scope B-Scope
Radar türleri nelerdir, hangi frekans ve dalga boylarında tarama yaparlar, kullandıkları arama modları nelerdir ve hangi amaçla kullanılır?
Radyo frekansları bugün 0.2GHz/5MHz-300GHz arasındaki frekans değerlerinde aydınlatma yapabilirler. Bu frekanslar sabit tutulabilir, değiştirilebilir ya da sürekli olarak farklı açılara farklı frekans türlerinde aydınlatma yapılabilir.
Bu tabloda gördüğünüz değerler değişebilir, gelişen teknoloji sayesinde keşfedilen yeni şeyler yeni yöntemler bulmamızı sağladı. Daha önce de bu sistemler değişmiştir, değişmeye de devam edecek. Radar sistemlerinden sonra Lidar sistemleri kullanılacak ama bunlara daha çok var ve bu başka bir konu
Radar sistemleri kullandıkları dalga ve boyu ve frekans gücüne göre adlandırılır, sınıflandırılırlar. Peki, en iyi radar frekansı hangisidir? Aslında bu soru, radarı nerede ve ne amaçla kullanacağınıza bağlı ama kısaca özetlemek gerekirse optimum ve en güçlü radar türü X-Band radar diyebiliriz. Yukarıda dediğim gibi, en iyi radar size lazım olan radardır hatta kullanılabilir bir radardır desek daha doğru olur. Şöyle ki, X-Band radarlar maliyet açısından en pahalı radarlardır (kuantum radarları aktif olarak kullanılmadığı için ve geliştirme aşamasında oldukları için onu saymıyorum) ve bu radarlar çok yüksek güç yaydığı için de kullandığı enerji miktarı korkunçtur, hem bu enerjiyi besleyecek bir bütçe hem de bu sistemi soğutacak bir sisteme ihtiyaç duyarsınız. X-Band radarlar genelde devasa radarlar olarak karşımıza çıkmazlar, hem yapısı gereği hem de maliyetten kaynaklı bir durumdur bu. X-Band radarlar yapısı gereği çok hücreli bir sistemdir. Diğer radarlara göre daha fazla hücre bulundurur ve dikkat etmeniz gereken şey, bu hücrelerin "Aynı yüzey üzerinde çok yakın şekilde konumlandırılmasıdır". Böyle bir yapıdaki radarı soğutmak ve ömrünü uzun tutmak kolay değildir. Diğer band aralıklarındaki radarlar daha az hücre sayısını daha geniş bir alana yayarlar. Aynı yüzeye yoğun şekilde hücre dizildiği için hem yayabileceği sinyaller açısında hem de verim açısından en yüksek verimi alabileceğiniz radar türüdür fakat harcadığı güç ve oluşturduğu sıcaklık da çözülmesi gereken sorunlar haline gelir. Optimum radar demek ise, en küçük ölçekten en güçlü ve en büyük radar şiddetini kullanabileceğiniz radara denir. Yani, bu radarları genişletelim ve büyütelim ki daha soğuk olsun gibi bir mantık zaten o radarı optimum radar olmaktan çıkarır. Bu radarları uçak içerisine ya da gemi içerisinde sığdıracağımızı da unutmayalım.
Türk radarları oldukça kaliteli ve gelişmiş radarlardır. Ülkemiz de radar teknolojisinde gelişmiş bir konumdadır. Ne de olsa Türkiye bir NATO ülkesidir ve NATO için bir ileri karakol konumundadır. Altımızda İran gibi ülkeler olduğu için erken ikaz, uyarı radarları ve sistemlerinin çok gelişmiş olması oldukça önemlidir. Olası bir çatışmada ya da savaşta İran'ın ateşleyeceği balistik füzelerin takibi ve bildirilmesi ilk elden Türkiye yani bizim tarafımızdan yapılır. Bu sistemler NATO sistemleri ile iletişim halindedir. Türk radarları, İran'da yeterince yükseğe taş atsanız bu taşı algılayıp takip edebilecek seviyededir.
Tabii maliyet açısından ve bazı farklı sebeplerden Türkiye bütün radarlarını X-Band üretmez. X-Band'ın yaptığı aynı işleri yapabilecek bir diğer band türü de "S-Band" olarak adlandırılır. Konuşlandırdığınız kara radarları, ister sürekli yayın yapar isterse aralı. Bir radarın sürekli yayın yapması ya da yapmaması onu diğerleri arasında öne çıkarmaz çünkü bu sizin kara vereceğiniz bir durumdur. Burada neyi amaçladığınız, ne yapmak istediğiniz önemlidir. Bir radar sürekli yayın yapabilir, bu süreçte yukarı aşağı belli aralıklarla bakabilir ya da hiç dönmeyebilir yahut 360 derece olarak dönebilir; bunu aralıklı yayın yaparken de gerçekleştirebilir. Bu sizin nerede nasıl kullandığınıza bağlı olarak bir "üstünlük" elde edebilir. Aradığınız ve takibini yaptığınız araçların konumu ve türü de önemlidir.
Yukarıda söylediğim gibi, her radarın eksisi artısı vardır. 360 derece dönen ve bu şekilde arama yapan radar türlerinin belli bir tur süresi vardır. Bu tur süresi arasında bütün çevreyi kesintisiz tarayamaz. Aşağıya dönen başlıklı bir arama ve takip radarı örneği bırakacağım, bilgilere bakarak demek istediğimi daha rahat anlayabilirsiniz.
Arada gözlemediğimiz bu gecikme o radarın "kör noktasıdır". Buraya kadar radarın mantığını öğrendiğiniz için size bu kör noktaların nasıl karıştırma konusunda sorunlara yol açtığını anlatacağım. Radar arama yaparken bir sinyal gönderdiğinde o sinyal hedefe doğru ilerler ve çarptığında geri döner. Sizin alıcınız sinyali gönderdiği andan itibaren bir sinyal bekler, radarınız dönerken de bir yandan sinyallemeye devam eder. Düşman karşıda ECM, jammer ya da türlü elektronik harp, karıştırma sistemleri ve teknolojileri kullanıyor olabilir. Karşıdan sizin gönderdiğiniz bant aralığında (X, S, L, K vs.) yoğun ve sürekli bir sinyal gönderilir ve radarınızın alıcısı bu sinyali gönderdiği sinyal zannedebilir. Bu durumda ekranlarınız ve radarınız karışır. Tabii ki çözümleri vardır ve gelişmiş teknolojili radarlar bu aldatmacayı fark edebilir, karşı koyabilir ve ayırt edebilir. Sürekli yayın yapan radarların karıştırılması çok daha zordur ama ısınır ve daha çok enerji tüketir.
Unutmayın, bir radar sadece bir bant üzerinde yayın yapmak zorunda değildir, radara göre değişiklik gösterse de çoğu radar belli bant aralıklarında geçiş yapabilirler. Aydınlatma o frekanstan devam eder. Örneğin bir bölgede yoğun bir radyasyon hareketi var, birçok radar kullanılıyor ve düşman radarlarıyla aynı bant aralığında yayın yapıyorsunuz. Bu durumda sizin bir şeyler gönderip aldığınızı nasıl fark edecekler? Ne de olsa aynı frekans o bölgede çok kullanılıyor. Aletler, onlar bunlar ıvır zıvırlar vs. fakat eğer az kullanılan bir bant aralığında yayın yaparsanız bu dikkat çekebilir ve radar sinyali hiçbir alıcıya rastladığı için gönderdiğiniz sinyali birkaç fazladan sinyal olarak alabilir. Bunları engelleyen sistemler ve teknolojiler elbette mevcut. Gönderdiğiniz sinyalin gücünü ve dalga boyunu alırken de çok iyi şekilde optimize etmeniz gerekli.
Peki radarları fark edemez miyiz, radar sinyallerini nasıl yakalayacağız? Hayır, edebiliriz ve bunu çok basit bir yolla yaparız. RWR (Radar Warning Receiver), radar sinyallerini algılayarak hangi yönden geldiğini ve hangi bant aralığında geldiğini bize söyleyebilir. Bunu birçok bant aralığı için sağlayabilir, sağlayamadığı bant aralıkları da olur. AESA radarlar gibi değişimli olarak bir sürü bant aralığında yayın yapan radar sistemleri izleyemeyebilir ya da kafası karışabilir. Bu durumda RWR'lar farklı EW teknolojileriyle birleştirilebilir.
Hava Trafik Kontrol Radarı (ATC)
Havaaalanlarında sabit olarak kurulu radar türleridir. Uçak trafiğini izlemek ve takip etmek için kullanılır, havaalanı operatörlerine meteroloji bilgisi de sağlarlar. Navigasyon görevi de görür.
Hava Gözetim Radarı (ASR)
Havalimanlarının sorumluk bölgesini tararlar. Kule operatörleri bu radardan gelen bilgileri kullanarak hava trafiğini güvenli halde tutar. Yönlendirme yapar ve pilotlara bilgi sağlar.
Meteoroloji Radarları
Dönen bir başlığın kullanıldığı radar türüdür. Bu radar türü yağış ölçümleri ve hava durumu tahminleri hakkında bilgi verir. Ayrıca uçuş güvenliği için çok önemli bir radar sistemidir, uçuş planları için veri sağlar. Antenin dönüş hızına göre hava resmi dakikada bir ya da da daha çok sayıda güncellenir.
Atış Kontrol Radarı
Atış kontrol radarları karaya konuşlanmış karadan havaya savunma sistemlerinin hedefe kitlenmesini ve duruma göre aydınlatılmasını sağlar. Bunun için bir arama yapabilen hava savunma radarına ihtiyaç vardır. Hav savunma radarı uygun arama modunda hedefi tespit eder ve takip yani atış kontrol radarına bildirir. Atış kontrol, takip radarı hedefe kitlenerek aydınlatmaya başlar. Bu süreçte arama radarı takip radarını aydınlatırken, ateşlenen füze takip radarı tarafından aydınlatılır. ARH yani aktif radar güdümlü füze sistemlerinde sürekli aydınlatmaya ihtiyaç yoktur, füze kendi içindeki radar sistemiyle bir defa kitlenilmiş olan hedefe kesintisiz olarak ayıdınlatma içinde yol alabilir. Fakat hava savunma sistemlerinin çoğu yarı aktif yani SARH güdüm kullandığı için atış kontrol radarının önemi yüksektir. Takip radarları genel olarak arama radarlarına göre daha az bir menzilde hedef takibi yapabilir.
Hava Savunma Radarları
Hava savunma radarları, düşman hava araçlarını çok uzaktan tespit edebilir ve bunu hava savunma sistemlerine, merkez karakollara bildirebilir. Hava savunma sistemleri çevresinde kurulu olabilen bu radar sistemlerine atış kontrol, takip radarları eşlik eder.
Hava Gözetleme Radarları
Hava gözetleme radarları, yukarıda İran ve balistik füze ateşlenmesi konusunda bahsettiğim radar türüdür. Erken uyarı sistemi olarak kullanılabilir ve bu amaçla kullanılması çok yaygındır.
Uçağa Takılı Radarlar
Uçağa takılı radarlar, AESA ya da PESA gibi standartlar kullanan havadan havaya muharebelerde uçaklara büyük avantaj sağlayan radar sistemleridir. Uçağın düşmanları tespit etmesini, takip etmesini ve onlara SARH, ARH türünde radar aydınlatmalı silahlar kullanmasını sağlar.
Örneğin PESA radarlar AESA radarlara göre daha ucuz ve dezavantajlı teknolojiye sahip radarlardır.
AESA tarama örneği.
Radarların Bazı Arama ve Tarama Modları
Öncelikle radarın ortaya çıkışına bakalım. Radar, Alman bir mühendis tarafından geliştiriliyor. Sonrasında ülkesinde ve İngiltere'de patent başvurusunda bulunmuş, İngiltere'de ilk radar sistemini test etmiş ve çalıştığını kanıtlayarak patentini almıştır. Bu radarın amacı uzaktaki gemileri, metal nesnelere radyo dalgası göndermek ve yansıyan radyo dalgasını alarak yer tespitinde bulunmaktı. Tabii bu radar, bizim bildiğimiz modern radarlara göre bir radar dahi sayılmayacak seviyedeydi. Öncesinde İtalyan ve İngilizler de bazı denemelerde bulunmuşu. Asıl radarların geliştirilmesi ve kullanımı 2. Dünya Savaşı'yla başlıyor. Burada radarın tarihini uzun uzun anlatıp konuyu dağıtmak istemiyorum.
Radar Nedir ve Nasıl Çalışır?
Radar, radyo dalgaları yani elektromanyetik radyasyon yayarak etrafındaki cisimlerin yerini tespit eden; "aydınlatan" sisteme verilen isimdir. Radar sistemlerinde "aydınlatma" ifadesi çok sık kullanılır, bunun sebebi radarların yaydığı radyo dalgalarıyla sizin fark edemediğiniz şeyleri fark etmekle kalmayıp duruma göre cismin hızını, konumunu, yüksekliğini ve yönünü tespit edebilmesidir.
Bunu daha da basite indireyim. Bir odada tek olduğunuzu düşünün ve içerisi zifiri karanlık. Siz içeride kimin ya da neyin olduğunu bilmiyorsunuz. Elinizde bir fener var ve feneri açıyorsunuz, aydınlatma başlıyor ve siz elinizdeki fenerin yaydığı ışık izin verdikçe etrafa bakıyorsunuz ve oradan yansıyan ışık gözünüze giriyor, beyninizde işlenip size görüntü olarak geliyor.
Radar sisteminin bunu yapabilmesi için sinyal vericisi ve sinyal alıcısına ihtiyacı vardır. Radarın gönderdiği sinyalin yukarıda bir yerlerde bir cisme çarpması o cismin yerini tespit edebilmesi için yeterlidir. Cisme çarpan sinyal cisimden yansıyacak ve geri dönecektir. Radar üstünde ya da radara bağlı olan alıcı ise bu sinyali alacak ve veri kaydediciye aktaracaktır. Veri buradan işlemciye, işlemci de işleme sonrası hızlıca ekranlara elde ettiği bilgileri gönderecektir. Bu durumda radarın türü, arama yaptığı bant aralığı, arama türü ve sistemlerin gelişmişliğine göre önünüze karşıdaki cisimle ilgili bilgiler gelecektir. Bu bilgileri oyunlardaki gibi beklemeyin, radar ekranları biraz karışık görünüyor
Örneğin aşağıda B ve E scope radar ekranını görebilirsiniz. B-scope, dikey eksende mesafeyi veazimuth yani açıyı temsil ederken B-scope ise yüksekliği temsil eder. Aşağıdaki beyazlıklar ise karadan yansıyan bozulmalar, dağınıklıklardır.
E-Scope B-Scope
Radar türleri nelerdir, hangi frekans ve dalga boylarında tarama yaparlar, kullandıkları arama modları nelerdir ve hangi amaçla kullanılır?
Radyo frekansları bugün 0.2GHz/5MHz-300GHz arasındaki frekans değerlerinde aydınlatma yapabilirler. Bu frekanslar sabit tutulabilir, değiştirilebilir ya da sürekli olarak farklı açılara farklı frekans türlerinde aydınlatma yapılabilir.
Bu tabloda gördüğünüz değerler değişebilir, gelişen teknoloji sayesinde keşfedilen yeni şeyler yeni yöntemler bulmamızı sağladı. Daha önce de bu sistemler değişmiştir, değişmeye de devam edecek. Radar sistemlerinden sonra Lidar sistemleri kullanılacak ama bunlara daha çok var ve bu başka bir konu
Radar sistemleri kullandıkları dalga ve boyu ve frekans gücüne göre adlandırılır, sınıflandırılırlar. Peki, en iyi radar frekansı hangisidir? Aslında bu soru, radarı nerede ve ne amaçla kullanacağınıza bağlı ama kısaca özetlemek gerekirse optimum ve en güçlü radar türü X-Band radar diyebiliriz. Yukarıda dediğim gibi, en iyi radar size lazım olan radardır hatta kullanılabilir bir radardır desek daha doğru olur. Şöyle ki, X-Band radarlar maliyet açısından en pahalı radarlardır (kuantum radarları aktif olarak kullanılmadığı için ve geliştirme aşamasında oldukları için onu saymıyorum) ve bu radarlar çok yüksek güç yaydığı için de kullandığı enerji miktarı korkunçtur, hem bu enerjiyi besleyecek bir bütçe hem de bu sistemi soğutacak bir sisteme ihtiyaç duyarsınız. X-Band radarlar genelde devasa radarlar olarak karşımıza çıkmazlar, hem yapısı gereği hem de maliyetten kaynaklı bir durumdur bu. X-Band radarlar yapısı gereği çok hücreli bir sistemdir. Diğer radarlara göre daha fazla hücre bulundurur ve dikkat etmeniz gereken şey, bu hücrelerin "Aynı yüzey üzerinde çok yakın şekilde konumlandırılmasıdır". Böyle bir yapıdaki radarı soğutmak ve ömrünü uzun tutmak kolay değildir. Diğer band aralıklarındaki radarlar daha az hücre sayısını daha geniş bir alana yayarlar. Aynı yüzeye yoğun şekilde hücre dizildiği için hem yayabileceği sinyaller açısında hem de verim açısından en yüksek verimi alabileceğiniz radar türüdür fakat harcadığı güç ve oluşturduğu sıcaklık da çözülmesi gereken sorunlar haline gelir. Optimum radar demek ise, en küçük ölçekten en güçlü ve en büyük radar şiddetini kullanabileceğiniz radara denir. Yani, bu radarları genişletelim ve büyütelim ki daha soğuk olsun gibi bir mantık zaten o radarı optimum radar olmaktan çıkarır. Bu radarları uçak içerisine ya da gemi içerisinde sığdıracağımızı da unutmayalım.
Türk radarları oldukça kaliteli ve gelişmiş radarlardır. Ülkemiz de radar teknolojisinde gelişmiş bir konumdadır. Ne de olsa Türkiye bir NATO ülkesidir ve NATO için bir ileri karakol konumundadır. Altımızda İran gibi ülkeler olduğu için erken ikaz, uyarı radarları ve sistemlerinin çok gelişmiş olması oldukça önemlidir. Olası bir çatışmada ya da savaşta İran'ın ateşleyeceği balistik füzelerin takibi ve bildirilmesi ilk elden Türkiye yani bizim tarafımızdan yapılır. Bu sistemler NATO sistemleri ile iletişim halindedir. Türk radarları, İran'da yeterince yükseğe taş atsanız bu taşı algılayıp takip edebilecek seviyededir.
Tabii maliyet açısından ve bazı farklı sebeplerden Türkiye bütün radarlarını X-Band üretmez. X-Band'ın yaptığı aynı işleri yapabilecek bir diğer band türü de "S-Band" olarak adlandırılır. Konuşlandırdığınız kara radarları, ister sürekli yayın yapar isterse aralı. Bir radarın sürekli yayın yapması ya da yapmaması onu diğerleri arasında öne çıkarmaz çünkü bu sizin kara vereceğiniz bir durumdur. Burada neyi amaçladığınız, ne yapmak istediğiniz önemlidir. Bir radar sürekli yayın yapabilir, bu süreçte yukarı aşağı belli aralıklarla bakabilir ya da hiç dönmeyebilir yahut 360 derece olarak dönebilir; bunu aralıklı yayın yaparken de gerçekleştirebilir. Bu sizin nerede nasıl kullandığınıza bağlı olarak bir "üstünlük" elde edebilir. Aradığınız ve takibini yaptığınız araçların konumu ve türü de önemlidir.
Yukarıda söylediğim gibi, her radarın eksisi artısı vardır. 360 derece dönen ve bu şekilde arama yapan radar türlerinin belli bir tur süresi vardır. Bu tur süresi arasında bütün çevreyi kesintisiz tarayamaz. Aşağıya dönen başlıklı bir arama ve takip radarı örneği bırakacağım, bilgilere bakarak demek istediğimi daha rahat anlayabilirsiniz.
Arada gözlemediğimiz bu gecikme o radarın "kör noktasıdır". Buraya kadar radarın mantığını öğrendiğiniz için size bu kör noktaların nasıl karıştırma konusunda sorunlara yol açtığını anlatacağım. Radar arama yaparken bir sinyal gönderdiğinde o sinyal hedefe doğru ilerler ve çarptığında geri döner. Sizin alıcınız sinyali gönderdiği andan itibaren bir sinyal bekler, radarınız dönerken de bir yandan sinyallemeye devam eder. Düşman karşıda ECM, jammer ya da türlü elektronik harp, karıştırma sistemleri ve teknolojileri kullanıyor olabilir. Karşıdan sizin gönderdiğiniz bant aralığında (X, S, L, K vs.) yoğun ve sürekli bir sinyal gönderilir ve radarınızın alıcısı bu sinyali gönderdiği sinyal zannedebilir. Bu durumda ekranlarınız ve radarınız karışır. Tabii ki çözümleri vardır ve gelişmiş teknolojili radarlar bu aldatmacayı fark edebilir, karşı koyabilir ve ayırt edebilir. Sürekli yayın yapan radarların karıştırılması çok daha zordur ama ısınır ve daha çok enerji tüketir.
Unutmayın, bir radar sadece bir bant üzerinde yayın yapmak zorunda değildir, radara göre değişiklik gösterse de çoğu radar belli bant aralıklarında geçiş yapabilirler. Aydınlatma o frekanstan devam eder. Örneğin bir bölgede yoğun bir radyasyon hareketi var, birçok radar kullanılıyor ve düşman radarlarıyla aynı bant aralığında yayın yapıyorsunuz. Bu durumda sizin bir şeyler gönderip aldığınızı nasıl fark edecekler? Ne de olsa aynı frekans o bölgede çok kullanılıyor. Aletler, onlar bunlar ıvır zıvırlar vs. fakat eğer az kullanılan bir bant aralığında yayın yaparsanız bu dikkat çekebilir ve radar sinyali hiçbir alıcıya rastladığı için gönderdiğiniz sinyali birkaç fazladan sinyal olarak alabilir. Bunları engelleyen sistemler ve teknolojiler elbette mevcut. Gönderdiğiniz sinyalin gücünü ve dalga boyunu alırken de çok iyi şekilde optimize etmeniz gerekli.
Peki radarları fark edemez miyiz, radar sinyallerini nasıl yakalayacağız? Hayır, edebiliriz ve bunu çok basit bir yolla yaparız. RWR (Radar Warning Receiver), radar sinyallerini algılayarak hangi yönden geldiğini ve hangi bant aralığında geldiğini bize söyleyebilir. Bunu birçok bant aralığı için sağlayabilir, sağlayamadığı bant aralıkları da olur. AESA radarlar gibi değişimli olarak bir sürü bant aralığında yayın yapan radar sistemleri izleyemeyebilir ya da kafası karışabilir. Bu durumda RWR'lar farklı EW teknolojileriyle birleştirilebilir.
Hava Trafik Kontrol Radarı (ATC)
Havaaalanlarında sabit olarak kurulu radar türleridir. Uçak trafiğini izlemek ve takip etmek için kullanılır, havaalanı operatörlerine meteroloji bilgisi de sağlarlar. Navigasyon görevi de görür.
Hava Gözetim Radarı (ASR)
Havalimanlarının sorumluk bölgesini tararlar. Kule operatörleri bu radardan gelen bilgileri kullanarak hava trafiğini güvenli halde tutar. Yönlendirme yapar ve pilotlara bilgi sağlar.
Meteoroloji Radarları
Dönen bir başlığın kullanıldığı radar türüdür. Bu radar türü yağış ölçümleri ve hava durumu tahminleri hakkında bilgi verir. Ayrıca uçuş güvenliği için çok önemli bir radar sistemidir, uçuş planları için veri sağlar. Antenin dönüş hızına göre hava resmi dakikada bir ya da da daha çok sayıda güncellenir.
Atış Kontrol Radarı
Atış kontrol radarları karaya konuşlanmış karadan havaya savunma sistemlerinin hedefe kitlenmesini ve duruma göre aydınlatılmasını sağlar. Bunun için bir arama yapabilen hava savunma radarına ihtiyaç vardır. Hav savunma radarı uygun arama modunda hedefi tespit eder ve takip yani atış kontrol radarına bildirir. Atış kontrol, takip radarı hedefe kitlenerek aydınlatmaya başlar. Bu süreçte arama radarı takip radarını aydınlatırken, ateşlenen füze takip radarı tarafından aydınlatılır. ARH yani aktif radar güdümlü füze sistemlerinde sürekli aydınlatmaya ihtiyaç yoktur, füze kendi içindeki radar sistemiyle bir defa kitlenilmiş olan hedefe kesintisiz olarak ayıdınlatma içinde yol alabilir. Fakat hava savunma sistemlerinin çoğu yarı aktif yani SARH güdüm kullandığı için atış kontrol radarının önemi yüksektir. Takip radarları genel olarak arama radarlarına göre daha az bir menzilde hedef takibi yapabilir.
Hava Savunma Radarları
Hava savunma radarları, düşman hava araçlarını çok uzaktan tespit edebilir ve bunu hava savunma sistemlerine, merkez karakollara bildirebilir. Hava savunma sistemleri çevresinde kurulu olabilen bu radar sistemlerine atış kontrol, takip radarları eşlik eder.
Hava Gözetleme Radarları
Hava gözetleme radarları, yukarıda İran ve balistik füze ateşlenmesi konusunda bahsettiğim radar türüdür. Erken uyarı sistemi olarak kullanılabilir ve bu amaçla kullanılması çok yaygındır.
Uçağa Takılı Radarlar
Uçağa takılı radarlar, AESA ya da PESA gibi standartlar kullanan havadan havaya muharebelerde uçaklara büyük avantaj sağlayan radar sistemleridir. Uçağın düşmanları tespit etmesini, takip etmesini ve onlara SARH, ARH türünde radar aydınlatmalı silahlar kullanmasını sağlar.
Örneğin PESA radarlar AESA radarlara göre daha ucuz ve dezavantajlı teknolojiye sahip radarlardır.
- PESA (pasif elektronik faz dizilimli radar) radarlar tek bir bant genişliğinde çalışır ve enerjisini alana geniş ve düzenli bir şekilde yayar.
- AESA (aktif faz dizinli radar) radarlar birçok farklı bant aralığında sinyal gönderirler ve bunları farklı aralıklarla süreli rastgele yerlere yayarlar. Bu da uçağın hayalet uçak olmasının önemli bir parçasıdır. Uçak çok farklı dalga boylarında çalıştığı için bu dalga boylarını teker teker geri almak ve işlemek gerekir. Bu da maddi açıdan büyük bir şeydir. Ayrıca teknolojik olarak da çok gelişmiş bir teknoloji. Çoklu dalga boylarında aydınlatma yapan bu radar türü, karıştırma ve engellenme konusunda çok dirençlidir. Normal bir senaryoda, karşıdaki uyarı ve savunma radarları sizin radar sinyallerinizi algıladığında savunma olarak karşı sinyaller göndererek sizi kör etmeye çalışır. Fakat siz AESA kullanıyorsanız karşı tarafın da size sizin milisaniyelik olarak gönderdiğiniz o onlarca bant aralığından sırasıyla aynı bant aralığı ve şiddetinde cevap vermesi gerekir ve bu da imkansız bir durum olduğu için kör olmazsınız. Türkiye AESA radarları geliştirmekte ve kullanmaktadır. Bu konuda içiniz rahat olsun.
AESA tarama örneği.
Radarların Bazı Arama ve Tarama Modları
- Continuous Wave (CW): Sürekli dalga modu (CW), bir radarın sürekli olarak bir frekansta radyo dalgaları göndermesi anlamına gelir. Genellikle hız ölçümleri ve yakın hedeflerin tespiti için kullanılır. CW destekli SARH füzeler, aydınlatma boyunca sürekli olarak veri aldığı için CW özelliği olmayan SARH füzelere göre daha az gecikmeli ve hassas bir güdüm seyrederler. Yani kısaca, uçak size sürekli sinyal gönderiyor ve "bak, ilerlekte oluğun uçak şu an şu konumda" cümlesini ms'lik aralıklarla söylemeye devam ediyor. Füze de uçağın yerini daha net biliyor.
- Pulse Doppler (PD): Darbeli mod, radarın belirli aralıklarla kısa süreli enerji darbeleri göndermesini sağlar. Bu darbelerin yansımaları analiz edilerek uzaklıkların ve hızların belirlenmesi sağlanır. Yere yakın yerlerde radarın karışması olasıdır.
- Track While Scan (TWD): TWS modu, bir radarın aynı anda birçok hedefi tespit etmesine, takip etmesine ve izlemesini sağlar fakat bu mod soft-lock denilen bir özelliği de yanında getirir. Siz karşıdaki uçağı tam anlamıyla kitlemeden onu izleyebilirsiniz ve gerekli olduğunda kitleyerek füze ateşleyebilirsiniz. Bu mod farklı bilgiler de sağlayabilir.
Dosya Ekleri
Son düzenleyen: Moderatör: