Bakın arkadaşlar, ben otizm ve dehb tanısı konmuş, birçok insan tarafından tuhaf görülen ve dışlanan biri olarak bile kendi görüşlerimi burada açıkça beyan etmek isterim;
1) 3. Dünya savaşının çıkma riskinin yüksek olduğu bir zamandayız (en azından CNN Türk gibi güvenilir makaleler bunları söylüyor) yani zaten dünya iyice çöküşte, her şey kötüye gidiyor. Bu yüzden, sosyal medya gibi sanal ve pek ciddiye alınmaması gereken, trollerin olduğu ve belki de size yalan söyleyen, troll hesapların çokça bulunduğu sanal mecraları dikkate almamanızdır. Sosyal medyada zaten pek işler kolay işlememektedir.
2) Çocukların güvenliğini bende önemsiyorum, bunu önemseyen biri olarak yapılacak en iyi şey, önceliği gerçek hayatta küçücük çocukları bildiğiniz taciz/tecavüz edenleri hedef almaktır. Mesela bakınız:
Bu çocuğun ne suçu vardı şimdi? Bu haberleri yıllarca görüyorum, bu tarz haberleri. Her görüşümde kanım donuyor, o kadar çok nefret ediyorum ki. Sırf tacizciler ve tecavüzcüler yüzünden, masum insanların bile yanlış anlaşılması olası bir devirden geçiyoruz. Artık herkes, sürekli adli yollara başvurmak istiyor çünkü çaresiz hissediyorlar ve toplum genelinde büyük bir korku var. Şunu da belirteyim; Dünya genelinde taciz ve tecavüz oranlarını arttıran ülke Amerika'dır. Ben bu yüzden diyorum batılılaşmanın zararı da var, faydası da. Ben şu an, batılılaşmanın zararlarından bahsediyorum. Boşanma oranlarında son 20 senede %87 oranındaki artışta bunu kanıtlıyor. Buna ek olarak, bundan 20 sene önce toplumda ahlaka, namusa, şerefe, onura daha çok önem vardı. Taciz, tecavüz vakaları yaygın değildi. Eskiden gerçek aşk, gerçek saygınlık vardı. Ben, çocukluğumun bir kısmını annemin köyünde, geleneksel bir şekilde geçirmiş ve o ortamı bilen biri olarak, biz gelenekselciler olarak, tecavüzü tacizi sonuna kadar kınıyoruz.
3) Ahlakı anlayabilmek için illa dindar olmaya da gerek yoktur, bizim felsefemize göre, ahlak illa ki dine bağlı olmak zorunda değildir. Geleneksel asya kültürüne bakacak olursanız, islam dini ile benzer ortak yönler bulabilirsiniz. Çünkü özellikle belirtiyorum; Doğu Asyalı insanlar, çok sıkı bir disiplin ile eğitim alırlar ve bu sebeple, insanlara saygı göstermeyi, şiddetten uzak kalmayı, taciz ve tecavüz gibi eylemlerden uzak kalmayı en verimli şekilde öğrenirler. Benimde, Doğu Asya'yı sevme sebebim budur.
O yüzden buradan Recep abiyede seslenmek isterim, vermiş olduğu cevapta bir anlam yok pek. Zaten olayın suça dönüşmesi için, TCK kanunlarınca, 15 yaşın altındaki bir bireyin, kanıtlanmış bir şekilde bir reşit birey tarafından cinsel eylemlere söz konusu olması gerekmektedir. Bu konuları az çok biliyorum, çünkü hukuk alanında çalışan tanıdıklarım var. Türkiye'de reşit yaşı 18'dir ancak rüşt yaşı 15'tir. Bu durum, cinsel rüşt ile karıştırılmamalıdır. Cinsel rüşt değildir. Ancak, cinsellik ve tecavüz gibi taciz gibi durumlar söz konusu olmadıkça, ikili ilişkilerde saygı olduğu sürece, TC kanunlarına göre suç sayılmamaktadır. Pedofili gibi eylemleri savunanların ise suç sayılabilmesi için, büyük bir grup oluşturmaları ve bunu bir protesto düzeyine getirmeleri gerekir. Çünkü birkaç kişinin birkaç savunucu şeyler yazmasının, topluma neredeyse hiçbir etkisi bulunmaz.
Cinsel rüşt yaşı konusu konusuna gelirsek; Japonya'da eskiden cinsel rüşt yaşı 13 idi. Daha sonradan, Tokyo gibi bazı büyük şehirlerde, Japonyada cinsel rüşt yaşı 16'ya çıkarıldı. Cinsel rüşt yaşı, 13-16 yaş aralığına sahip bireylerin, genel olarak rıza gösterebileceğinin kanuni yönden kabul edilmesi anlamına gelmektedir. Japonya'da, en kalabalık ve genelde turistlerin en çok girdiği büyük şehirlerde cinsel rüşt yaşının 16'ya çıkarılmasının bir sebebi de var! Sebebi, en kalabalık yerlerde ve turistlerin yani dış ülkelerden çok fazla turist alan bölgelerde, tecavüz oranlarında yükselme görülebiliyor. Bununla başa çıkmak için de bu yaşı yükselttiler. Kore'de de benzer şekilde, cinsel rüşt yaşı 16'dır. Cinsel rüşt yaşı, bir bireyin "ben istiyorum" deme hakkı tanınması durumudur. Bir kişiyi seviyorsa, hertürlü eylemlere yasalarca izin verildiği anlamına geliyor. Bu da muhtemelen, o ülkelerdeki eğitim seviyesinin çok ama çok gelişmiş olması ve genel olarak, insanlar erken yaşta çalışma kültürünü, edebi ve ahlakı öğreniyorlar.
Mesela siz hiç 13 yaşında büyük bir şirketin CEO'su olan bu şahsı duymuş muydunuz? Bunlar hep, ailevi bilinç ve kaliteli eğitim ile olan şeyler.
Uzun lafın kısası, Amerika yüzünden taciz ve tecavüz oranlarındaki bu ciddi artış yüzünden ceza alan ve içeri atılan birçok masum kişiler de var. Biz dünyaya bir kere geldiysek, zaman da kıymetlidir. Düşünsenize, 15-20 yıl hapis yatıyorsun. Korkunç bir durum. Dünyanın da genel olarak desteğe ihtiyacı var. Örneğin suç işlemeye meyilli kişileri tedavi etmek, onlara psikolojik destek olmak gibi. İnsanlara saldıran tiplerin saldırganlaşmasının altında yatan sebepler araştırılmalı, aileleri araştırılmalı. Kötü bir anne babada büyüyen bir çocuk, yaşı büyüdüğünde saldırgan birine dönüşebiliyor. Risk var. Bunları doğrudan cezaevine göndermeyi ben bir INFP kişiliğinde biri olarak pek medeni görmüyorum. Aksine, böyle kişiler için acil tıbbi psikolojik destek ve uzun soluklu terapi gibi destek hizmetleri gerekmektedir. Bu tarz kişilerin, topluma kazandırılabilecek ve çalışabilecek hale getirilerek, dünyaya olumlu katkı sağlayabilecek bireyler haline getirilmesi çok önemlidir.
1) 3. Dünya savaşının çıkma riskinin yüksek olduğu bir zamandayız (en azından CNN Türk gibi güvenilir makaleler bunları söylüyor) yani zaten dünya iyice çöküşte, her şey kötüye gidiyor. Bu yüzden, sosyal medya gibi sanal ve pek ciddiye alınmaması gereken, trollerin olduğu ve belki de size yalan söyleyen, troll hesapların çokça bulunduğu sanal mecraları dikkate almamanızdır. Sosyal medyada zaten pek işler kolay işlememektedir.
2) Çocukların güvenliğini bende önemsiyorum, bunu önemseyen biri olarak yapılacak en iyi şey, önceliği gerçek hayatta küçücük çocukları bildiğiniz taciz/tecavüz edenleri hedef almaktır. Mesela bakınız:
Bu çocuğun ne suçu vardı şimdi? Bu haberleri yıllarca görüyorum, bu tarz haberleri. Her görüşümde kanım donuyor, o kadar çok nefret ediyorum ki. Sırf tacizciler ve tecavüzcüler yüzünden, masum insanların bile yanlış anlaşılması olası bir devirden geçiyoruz. Artık herkes, sürekli adli yollara başvurmak istiyor çünkü çaresiz hissediyorlar ve toplum genelinde büyük bir korku var. Şunu da belirteyim; Dünya genelinde taciz ve tecavüz oranlarını arttıran ülke Amerika'dır. Ben bu yüzden diyorum batılılaşmanın zararı da var, faydası da. Ben şu an, batılılaşmanın zararlarından bahsediyorum. Boşanma oranlarında son 20 senede %87 oranındaki artışta bunu kanıtlıyor. Buna ek olarak, bundan 20 sene önce toplumda ahlaka, namusa, şerefe, onura daha çok önem vardı. Taciz, tecavüz vakaları yaygın değildi. Eskiden gerçek aşk, gerçek saygınlık vardı. Ben, çocukluğumun bir kısmını annemin köyünde, geleneksel bir şekilde geçirmiş ve o ortamı bilen biri olarak, biz gelenekselciler olarak, tecavüzü tacizi sonuna kadar kınıyoruz.
3) Ahlakı anlayabilmek için illa dindar olmaya da gerek yoktur, bizim felsefemize göre, ahlak illa ki dine bağlı olmak zorunda değildir. Geleneksel asya kültürüne bakacak olursanız, islam dini ile benzer ortak yönler bulabilirsiniz. Çünkü özellikle belirtiyorum; Doğu Asyalı insanlar, çok sıkı bir disiplin ile eğitim alırlar ve bu sebeple, insanlara saygı göstermeyi, şiddetten uzak kalmayı, taciz ve tecavüz gibi eylemlerden uzak kalmayı en verimli şekilde öğrenirler. Benimde, Doğu Asya'yı sevme sebebim budur.
O yüzden buradan Recep abiyede seslenmek isterim, vermiş olduğu cevapta bir anlam yok pek. Zaten olayın suça dönüşmesi için, TCK kanunlarınca, 15 yaşın altındaki bir bireyin, kanıtlanmış bir şekilde bir reşit birey tarafından cinsel eylemlere söz konusu olması gerekmektedir. Bu konuları az çok biliyorum, çünkü hukuk alanında çalışan tanıdıklarım var. Türkiye'de reşit yaşı 18'dir ancak rüşt yaşı 15'tir. Bu durum, cinsel rüşt ile karıştırılmamalıdır. Cinsel rüşt değildir. Ancak, cinsellik ve tecavüz gibi taciz gibi durumlar söz konusu olmadıkça, ikili ilişkilerde saygı olduğu sürece, TC kanunlarına göre suç sayılmamaktadır. Pedofili gibi eylemleri savunanların ise suç sayılabilmesi için, büyük bir grup oluşturmaları ve bunu bir protesto düzeyine getirmeleri gerekir. Çünkü birkaç kişinin birkaç savunucu şeyler yazmasının, topluma neredeyse hiçbir etkisi bulunmaz.
Cinsel rüşt yaşı konusu konusuna gelirsek; Japonya'da eskiden cinsel rüşt yaşı 13 idi. Daha sonradan, Tokyo gibi bazı büyük şehirlerde, Japonyada cinsel rüşt yaşı 16'ya çıkarıldı. Cinsel rüşt yaşı, 13-16 yaş aralığına sahip bireylerin, genel olarak rıza gösterebileceğinin kanuni yönden kabul edilmesi anlamına gelmektedir. Japonya'da, en kalabalık ve genelde turistlerin en çok girdiği büyük şehirlerde cinsel rüşt yaşının 16'ya çıkarılmasının bir sebebi de var! Sebebi, en kalabalık yerlerde ve turistlerin yani dış ülkelerden çok fazla turist alan bölgelerde, tecavüz oranlarında yükselme görülebiliyor. Bununla başa çıkmak için de bu yaşı yükselttiler. Kore'de de benzer şekilde, cinsel rüşt yaşı 16'dır. Cinsel rüşt yaşı, bir bireyin "ben istiyorum" deme hakkı tanınması durumudur. Bir kişiyi seviyorsa, hertürlü eylemlere yasalarca izin verildiği anlamına geliyor. Bu da muhtemelen, o ülkelerdeki eğitim seviyesinin çok ama çok gelişmiş olması ve genel olarak, insanlar erken yaşta çalışma kültürünü, edebi ve ahlakı öğreniyorlar.
Mesela siz hiç 13 yaşında büyük bir şirketin CEO'su olan bu şahsı duymuş muydunuz? Bunlar hep, ailevi bilinç ve kaliteli eğitim ile olan şeyler.
Uzun lafın kısası, Amerika yüzünden taciz ve tecavüz oranlarındaki bu ciddi artış yüzünden ceza alan ve içeri atılan birçok masum kişiler de var. Biz dünyaya bir kere geldiysek, zaman da kıymetlidir. Düşünsenize, 15-20 yıl hapis yatıyorsun. Korkunç bir durum. Dünyanın da genel olarak desteğe ihtiyacı var. Örneğin suç işlemeye meyilli kişileri tedavi etmek, onlara psikolojik destek olmak gibi. İnsanlara saldıran tiplerin saldırganlaşmasının altında yatan sebepler araştırılmalı, aileleri araştırılmalı. Kötü bir anne babada büyüyen bir çocuk, yaşı büyüdüğünde saldırgan birine dönüşebiliyor. Risk var. Bunları doğrudan cezaevine göndermeyi ben bir INFP kişiliğinde biri olarak pek medeni görmüyorum. Aksine, böyle kişiler için acil tıbbi psikolojik destek ve uzun soluklu terapi gibi destek hizmetleri gerekmektedir. Bu tarz kişilerin, topluma kazandırılabilecek ve çalışabilecek hale getirilerek, dünyaya olumlu katkı sağlayabilecek bireyler haline getirilmesi çok önemlidir.
Son düzenleme: