BirForumcuKişi

Üstün
Katılım
23 Aralık 2023
Mesajlar
1.475
Çözümler
6
Beğeniler
1.054
Sizce bizim anne ve babamıza borcumuz var mı? Mesela bir tartısma cıkıyor tartışmanın ortasında ömrümü yediniz canımdan bezdirdiğniz tarzı şeyleri illa duymussunuzdur. Bu hayatı biz seçmedi ki onların isteği üzerine geldik. O yüzden onlara borçlu hisetmiyorum sizin düşünceniz nedir?
 
Bence aile içinde bu bir borç değil sorumlulukdur, dediğin gibi onların isteği üzerine geldik istiyorlarsa sorumlulukta almalılar.
 
Duruma bakış açınıza bağlı. Bana göre çocuk yapıldıktan sonra doğan çocuğun bakımlarını üstlenmek ve onu düzgün biçimde yetiştirmek çocuk doğduktan sonra artık bir zorunluluktur. Yani çocuk yapmaya karar vermek bu sorumluluğu almayı kabul etmektir. Çocuğa hiç sormadan (mantıken) alınan bir karar olduğu için çocuk ileride bunun karşılığını vermek zorunda değildir. Kişi kendini borçlu hisseder veya hissetmez bu aileden bağımsız olarak kişinin kendi alacağı bir karardır. Bana göre ise ailemize bir borcumuz yok. Ben ileride aileme yardımcı olmaya çalışır mıyım bilemiyorum. Belli bir yaşıma kadar bıkmadan uyguladıkları psikolojik ve yer yer fiziksel şiddeti düşündüğüm zaman ise muhtemelen ileride kendilerinden elimden geldiğince uzak olmaya çalışacağım. Bunları zaman gösterir tabii kesin konuşmamak lazım.
 
Anne ve babanın nasıl davrandığına bağlı. Eğer ebeveynlik görevlerini tam olarak yerine getiriyor, sana değer veriyor, kişisel gelişimini destekliyor ve sana destek oluyor ise evet borçlusun. Ancak tam tersi ise değilsin. Ebeveynlik sadece çocuğu besleyip giydirip okula evde yaşamasını sağlamak ile olmuyor maalesef. Günümüzde ebeveynlik sadece çocuğa "bakmak" olarak algılanıyor ancak asıl ebeveynlik hem çocuğa bakmak hem de onu her yönden desteklemek ve gerektiği zaman ona yol göstermektir.
 
Spermi içeriye ben bırak demedim, kendileri zevke gelip bir iş yapıyor üstüne biz oluşuyoruz. Dolayısıyla seve seve bakacak da büyütecek de. Çocuğu yapma mantığına bak çıkar ilişkisi ben sana 20 yaşında kadar bakacağım sonra sen bize bakacaksın. Adama "Hadi lan oradan" derler.

İnsan yaşlanınca hazıra konmayı iyice prensip haline getiriyor. Biraz gözlemlersen Türk aile tipinde yaşlanınca tam olarak bu oluyor.
 
Aileler tecrübesizlikten dolayı ilk evlatlarına karşı aşırı tutumlu olurlar. Onu kısıtlar, yapmak istediğini kolay kolay yapmazlar. Çocuğun kendi yolunu çizmesine karşı çıkıp kendi istedikleri yolu tercih etmelerini isterler. Evin en küçük evladını ise aşırı serbest bırakırlar, istediği yolu tercih etmesine izin verirler. İstediklerini kızmadan, tartışmadan yaparlar. Bundan dolayı evin en büyük çocuğu özgüvensiz olurken, en küçük çocuk genellikle aşırı özgüvenli olur. Ama aralarındaki en önemli fark en büyük çocuk kendi ayakları üstünde durmasını bilirken, en küçük çocuk ailesine ayak bağı olmaya başlar. Bir diğeri ise ailenin en büyük çocuğu ailesine karşı sorumluluk hissederken, en küçük çocuk böyle hissetmez. Çünkü en küçük çocuk, ailesinin ona her durumda destek olacağını, hatalarını telafi edeceğini ve sorumluluklarını paylaşacağını düşünerek büyür. Bu da onun hayata karşı daha rahat, bazen de umursamaz bir tavır geliştirmesine yol açar. Oysa en büyük çocuk, aile içinde üstlendiği rol nedeniyle daha erken olgunlaşmak zorunda kalır; zorluklarla kendi başına mücadele etmeyi öğrenir. Bu durum zamanla kardeşler arasında karakter farklılıklarının belirginleşmesine sebep olur. En büyük çocuk, disiplinli, temkinli ve planlı bir yapıya bürünürken; en küçük çocuk daha spontane, özgür ve bazen de sorumsuz biri haline gelebilir. Elbette her ailede bu tablo birebir aynı şekilde oluşmaz; ancak çoğu ailede bu durum yaşanıyor maalesef.
 
O yüzden onlara borçlu hisetmiyorum sizin düşünceniz nedir?
Çocuk yapmasalarmış o zaman. Dünya'ya gelmek senin seçimin değil, onların tercihi. Senin talep etmediğin bir şeyi onlar yaptı diye borçlu olmazsın, bu kartı da ortaya süren aile ebeveyn olmanın ne olduğunu anlayamamış demektir.

Şahsen ben kendi annem babam için canımı veririm, mükemmel ebeveynler, mükemmel destekçiler, harika insanlar ve bir defa bile bir sorun olduğunda benim ya da kardeşimin yüzüne böyle bir şey söylemediler. Aile sorunu yaşayan biri olarak değil tam tersine aile yaşantısı bakımından ülkedeki en şanslı %1'lik kesimden biri olarak bunu söylüyorum.