Felç kaldınız dayanılmaz acılar çekiyorsunuz, sadece kafanızı oynatabiliyorsunuz ve aileniz size baksa da sizin bir an önce ölmenizi yüzünüze söylüyorlar. Uyuyamıyorsunuz yemek içmek her şey ızdırap. Vakit geçmiyor. Hiçbir şey zevk vermiyor. Ölmek istiyorsunuz bütün vücudunuz yara bere oldu incecik kaldınız sırtınız çürüdü ama ölmüyorsunuz da. 24 saat boyunca beyin tıkır tıkır çalışıyor bir şeyler yapmak istiyorsunuz yapamıyorsunuz intihar etmeye dahi gücünüz yetmiyor. Aileniz sırt çevirmiş konuşmuyorlar bile. Dua etmek istemez misiniz? Allah'ım ya beni öldür ya da bana şifa ver ayağa kalkayım demez misiniz? Allah'ım ben niye bu hale düştüm suçum cezam neydi diye saatlerce düşünmez misiniz öyle ya 24 saat boyunca düşünmekten başka yapabileceğiniz ne var ki. Allah'ım bana bu çektiğim acılardan dolayı öldükten sonra cennet olacak mı diye sormak istemez misiniz çektiğiniz acıların bir karşılığı olsun istemez misiniz? Bir hoca yanınıza gelse kardeşim senin çektiğin bu acılar günahlarına kefaret olacak Allah'a inan ve şehadet getir cennete gideceksin dese mutlu olmaz mısınız? Çektiğiniz acıların boşa gitmeyeceğini bilmek sizi mutlu etmez mi, madem sadece düşünebiliyorum sadece Allah var yanımda o halde yattığım yerden onun için güzel sözler düşüneyim dua edeyim demez misiniz?
İşte zorda kalınca Allah'ın varlığına kafa yormak hayatımızı fena etkiliyor. Tabii esas olan zora düşmeden Allah'ı tanıyıp bilip ona göre yaşamaktır. Denize düşüp ölmek üzereyken firavun bile Allah'ım sana inanıyorum diyor Allah da bunca yıl inkar edip şimdi mi iman ediyorsun diyor. Her şey zamanında kıymetlidir.