8333

Deneyimli
Katılım
14 Temmuz 2024
Mesajlar
465
Çözümler
1
Beğeniler
508
Merhaba, içimi dökmek istiyorum sadece.
Bu ülkede iş arasan bulabileceğin maksimum meslek Fast food restoranları veya marketler (hiçbir meslek grubunu aşağı gördüğümden değil ama bu tip iş yerleri kendine çalışan değil köle arıyor). Adam yazmış sabah 8 akşam 18 maaş asgari ücret. Bunun yasak olduğunu kendi de çalışan da bilmiyor bile. Haftada 60 saat çalışan adamın ayda en az 23 bin lira alması gerektiğinden haberleri bile yok. Devlet desen bu tip iş yerlerini denetlemiyor bile. Her zaman ezilen 3 kuruş parasıyla yaşamaya çalışan halk oluyor. 8 - 18 çalıştığın işte sana daha mesai yaptırmaya çalışıyorlar. Senin zaten 2 saat mesai yaptığından adamın haberi yok. Bu gerçekleri söylediğin zaman gördüğün tepki de sanki sen ayrıcalıklı bir şey istiyormuşsun gibi. Ulan hakkımı istiyorum hakkımı, hakkımı alamıyorum. Zaten verdiğin 2 kuruş parayla günümün tamamını alıyorsun, daha hakkımı vermiyorsun. He bir de böyle tipler daha çalışan kişiyi azarlamaya kalkar. Tam çıldırmalık, sen adamın hakkını vermiyorsun daha kendinde bir de azarlamaya nasıl yüz görüyorsun? Ha bir de bu Fast food restoranlarındaki zorunlu mesai komedisi. 7.5 saat çalışma diye giriyorsun adam seni "zorunlu mesaiye tutma hakkım var" diye 11 saate kadar tutuyor. Bu rezilliklerin üstüne insanlar desen karakter adına en ufak belirtileri yok. Günde 10 saat çalışıp 17 bin lira aldığı yerdeki patronuna yalakalık yapmak için karakterini satıyor. Bu ne biçim bir şey ya? Gerçekten artık doldum bıktım. Kimlikle gidilebilen Romanya gibi bir ülkeye gidip artık oralarda çalışmaya başlayacağım. Oradan yol açılırsa Avrupa veya Amerika, Kanada gibi ülkelere gideceğim. Burada kalan arkadaşlara gerçekten kolay gelsin. Ama bu ülkede biz birbirimizin hakkına girmeye çalışmaktan 1 adım öteye gidemeyiz. Yol yakınken kaçıp kurtulmaktan başka şans yok. Bu artık ekonomik bir sorun değil sosyolojik bir sorun dostlar. Ekonomi şimdi kötü 20 yıla ne olacağı belli olmaz ama sosyolojimiz o kadar çürük ki. Çalışan her zaman eziliyor, çalışanın yanında duran kimse yok. Çalışanını ezen iş yerleri de yılda 1 kuruş vergi vermeden para kazanıyor. Ama ay başı geldiğinde devlet çalışanın maaşından, çalışanın haberi dahi olmadan vergisini kesiyor. Böyle bir ülkede yaşıyoruz.
 
Merhaba, içimi dökmek istiyorum sadece.
Bu ülkede iş arasan bulabileceğin maksimum meslek Fast food restoranları veya marketler (hiçbir meslek grubunu aşağı gördüğümden değil ama bu tip iş yerleri kendine çalışan değil köle arıyor). Adam yazmış sabah 8 akşam 18 maaş asgari ücret. Bunun yasak olduğunu kendi de çalışan da bilmiyor bile. Haftada 60 saat çalışan adamın ayda en az 23 bin lira alması gerektiğinden haberleri bile yok. Devlet desen bu tip iş yerlerini denetlemiyor bile. Her zaman ezilen 3 kuruş parasıyla yaşamaya çalışan halk oluyor. 8 - 18 çalıştığın işte sana daha mesai yaptırmaya çalışıyorlar. Senin zaten 2 saat mesai yaptığından adamın haberi yok. Bu gerçekleri söylediğin zaman gördüğün tepki de sanki sen ayrıcalıklı bir şey istiyormuşsun gibi. Ulan hakkımı istiyorum hakkımı, hakkımı alamıyorum. Zaten verdiğin 2 kuruş parayla günümün tamamını alıyorsun, daha hakkımı vermiyorsun. He bir de böyle tipler daha çalışan kişiyi azarlamaya kalkar. Tam çıldırmalık, sen adamın hakkını vermiyorsun daha kendinde bir de azarlamaya nasıl yüz görüyorsun? Ha bir de bu Fast food restoranlarındaki zorunlu mesai komedisi. 7.5 saat çalışma diye giriyorsun adam seni "zorunlu mesaiye tutma hakkım var" diye 11 saate kadar tutuyor. Bu rezilliklerin üstüne insanlar desen karakter adına en ufak belirtileri yok. Günde 10 saat çalışıp 17 bin lira aldığı yerdeki patronuna yalakalık yapmak için karakterini satıyor. Bu ne biçim bir şey ya? Gerçekten artık doldum bıktım. Kimlikle gidilebilen Romanya gibi bir ülkeye gidip artık oralarda çalışmaya başlayacağım. Oradan yol açılırsa Avrupa veya Amerika, Kanada gibi ülkelere gideceğim. Burada kalan arkadaşlara gerçekten kolay gelsin. Ama bu ülkede biz birbirimizin hakkına girmeye çalışmaktan 1 adım öteye gidemeyiz. Yol yakınken kaçıp kurtulmaktan başka şans yok. Bu artık ekonomik bir sorun değil sosyolojik bir sorun dostlar. Ekonomi şimdi kötü 20 yıla ne olacağı belli olmaz ama sosyolojimiz o kadar çürük ki. Çalışan her zaman eziliyor, çalışanın yanında duran kimse yok. Çalışanını ezen iş yerleri de yılda 1 kuruş vergi vermeden para kazanıyor. Ama ay başı geldiğinde devlet çalışanın maaşından, çalışanın haberi dahi olmadan vergisini kesiyor. Böyle bir ülkede yaşıyoruz.

Konunun özeti coğrafya kaderdir...
 
Merhaba, içimi dökmek istiyorum sadece.
Bu ülkede iş arasan bulabileceğin maksimum meslek Fast food restoranları veya marketler (hiçbir meslek grubunu aşağı gördüğümden değil ama bu tip iş yerleri kendine çalışan değil köle arıyor). Adam yazmış sabah 8 akşam 18 maaş asgari ücret. Bunun yasak olduğunu kendi de çalışan da bilmiyor bile. Haftada 60 saat çalışan adamın ayda en az 23 bin lira alması gerektiğinden haberleri bile yok. Devlet desen bu tip iş yerlerini denetlemiyor bile. Her zaman ezilen 3 kuruş parasıyla yaşamaya çalışan halk oluyor. 8 - 18 çalıştığın işte sana daha mesai yaptırmaya çalışıyorlar. Senin zaten 2 saat mesai yaptığından adamın haberi yok. Bu gerçekleri söylediğin zaman gördüğün tepki de sanki sen ayrıcalıklı bir şey istiyormuşsun gibi. Ulan hakkımı istiyorum hakkımı, hakkımı alamıyorum. Zaten verdiğin 2 kuruş parayla günümün tamamını alıyorsun, daha hakkımı vermiyorsun. He bir de böyle tipler daha çalışan kişiyi azarlamaya kalkar. Tam çıldırmalık, sen adamın hakkını vermiyorsun daha kendinde bir de azarlamaya nasıl yüz görüyorsun? Ha bir de bu Fast food restoranlarındaki zorunlu mesai komedisi. 7.5 saat çalışma diye giriyorsun adam seni "zorunlu mesaiye tutma hakkım var" diye 11 saate kadar tutuyor. Bu rezilliklerin üstüne insanlar desen karakter adına en ufak belirtileri yok. Günde 10 saat çalışıp 17 bin lira aldığı yerdeki patronuna yalakalık yapmak için karakterini satıyor. Bu ne biçim bir şey ya? Gerçekten artık doldum bıktım. Kimlikle gidilebilen Romanya gibi bir ülkeye gidip artık oralarda çalışmaya başlayacağım. Oradan yol açılırsa Avrupa veya Amerika, Kanada gibi ülkelere gideceğim. Burada kalan arkadaşlara gerçekten kolay gelsin. Ama bu ülkede biz birbirimizin hakkına girmeye çalışmaktan 1 adım öteye gidemeyiz. Yol yakınken kaçıp kurtulmaktan başka şans yok. Bu artık ekonomik bir sorun değil sosyolojik bir sorun dostlar. Ekonomi şimdi kötü 20 yıla ne olacağı belli olmaz ama sosyolojimiz o kadar çürük ki. Çalışan her zaman eziliyor, çalışanın yanında duran kimse yok. Çalışanını ezen iş yerleri de yılda 1 kuruş vergi vermeden para kazanıyor. Ama ay başı geldiğinde devlet çalışanın maaşından, çalışanın haberi dahi olmadan vergisini kesiyor. Böyle bir ülkede yaşıyoruz.
Ben asgari ücretide bulamadım.
 
Hocam günde 10 saat, 17 bin Tl ye çalışanlarda asgari ücrete çalışmıyor. Asgari ücretin 3/2'sini falan alıyorlar. Haberleri yok o daha kötü.

Konunun özeti coğrafya kaderdir...
Öyle hocam hem de o kadar doğru ki. Doğduğun coğrafya sıkıntılı, başka coğrafyaya gitmek istesen bile doğduğun coğrafyadan dolayı gidemiyorsun.
 
Merhaba, içimi dökmek istiyorum sadece.
Bu ülkede iş arasan bulabileceğin maksimum meslek Fast food restoranları veya marketler (hiçbir meslek grubunu aşağı gördüğümden değil ama bu tip iş yerleri kendine çalışan değil köle arıyor). Adam yazmış sabah 8 akşam 18 maaş asgari ücret. Bunun yasak olduğunu kendi de çalışan da bilmiyor bile. Haftada 60 saat çalışan adamın ayda en az 23 bin lira alması gerektiğinden haberleri bile yok. Devlet desen bu tip iş yerlerini denetlemiyor bile. Her zaman ezilen 3 kuruş parasıyla yaşamaya çalışan halk oluyor. 8 - 18 çalıştığın işte sana daha mesai yaptırmaya çalışıyorlar. Senin zaten 2 saat mesai yaptığından adamın haberi yok. Bu gerçekleri söylediğin zaman gördüğün tepki de sanki sen ayrıcalıklı bir şey istiyormuşsun gibi. Ulan hakkımı istiyorum hakkımı, hakkımı alamıyorum. Zaten verdiğin 2 kuruş parayla günümün tamamını alıyorsun, daha hakkımı vermiyorsun. He bir de böyle tipler daha çalışan kişiyi azarlamaya kalkar. Tam çıldırmalık, sen adamın hakkını vermiyorsun daha kendinde bir de azarlamaya nasıl yüz görüyorsun? Ha bir de bu Fast food restoranlarındaki zorunlu mesai komedisi. 7.5 saat çalışma diye giriyorsun adam seni "zorunlu mesaiye tutma hakkım var" diye 11 saate kadar tutuyor. Bu rezilliklerin üstüne insanlar desen karakter adına en ufak belirtileri yok. Günde 10 saat çalışıp 17 bin lira aldığı yerdeki patronuna yalakalık yapmak için karakterini satıyor. Bu ne biçim bir şey ya? Gerçekten artık doldum bıktım. Kimlikle gidilebilen Romanya gibi bir ülkeye gidip artık oralarda çalışmaya başlayacağım. Oradan yol açılırsa Avrupa veya Amerika, Kanada gibi ülkelere gideceğim. Burada kalan arkadaşlara gerçekten kolay gelsin. Ama bu ülkede biz birbirimizin hakkına girmeye çalışmaktan 1 adım öteye gidemeyiz. Yol yakınken kaçıp kurtulmaktan başka şans yok. Bu artık ekonomik bir sorun değil sosyolojik bir sorun dostlar. Ekonomi şimdi kötü 20 yıla ne olacağı belli olmaz ama sosyolojimiz o kadar çürük ki. Çalışan her zaman eziliyor, çalışanın yanında duran kimse yok. Çalışanını ezen iş yerleri de yılda 1 kuruş vergi vermeden para kazanıyor. Ama ay başı geldiğinde devlet çalışanın maaşından, çalışanın haberi dahi olmadan vergisini kesiyor. Böyle bir ülkede yaşıyoruz.

Son 10 senede öyle bir şey oldu ki ülkemize kendi ülkemizden nefret eder olduk. Gençliğimizi yediler geleceğimizide yiyecekler böyle giderse eğer. Hakkım helal değil.
 
Son 10 senede öyle bir şey oldu ki ülkemize kendi ülkemizden nefret eder olduk. Gençliğimizi yediler geleceğimizide yiyecekler böyle giderse eğer. Hakkım helal değil.
Hocam nefret etmek değil gibi bir cümle kurmayacağım. Aslına bakarsanız hepimiz içten içe dediğiniz gibi nefret eder olduk. Devlet hastanesi güya, ayda maaşımdan ne kadar kesildiğini bile bilmediğim vergi kesiliyor, her ürün aldığımda vergi veriyorum. Gittiğimde saat 09.00 da ki randevumu kendi kafalarına göre saat 09.15 e çekiyorlar. Daha orada saat 10.30'a kadar bekliyorum. Anlatmak istediğim bu çürüme sadece iş anlamında değil. Ülkenin her anlamında bir çürüme, laubalilik, laçkalık var. Hiç kimse işini düzgün yapmıyor. İşini yapan adamda hakkını alamıyor. Karmakarışık, yokuş aşağı yuvarlanıp gidiyoruz. En sonunda zarar gören gene halk oluyor.
 
Şu son 10 senede ne oldu bilmiyorum ama her şey pandemiden sonra dâhâ da kötü oldu.
İşe güneş doğmadan gidiyorsun eve geldiğinde güneş olmuyor, sosyoloji desen bitmiş, para desen kağıt parçası olmuş... saygı, sevgi desen eser yok.
 
Her ürün aldığımda vergi veriyorum.

Vergi vermek zoruma gitmiyor ancak ürünün fiyatının 2 katı vergi verince insana dokunuyor. Vergimizde işe yarasa bari birilerinin cebine gidiyor. Ülkeden gitmek te çare değil ne yazık ki. Gittikten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak kesin. Sosyal hayat olmayacak. Ailen yanında olmayacak. Yeni bir kültür yeni bir dil yeni kurallar ile sıfırdan başlayacaksınız. Kolay bir şey değil.
 
Ülkeden gitmek te çare değil ne yazık ki. Gittikten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak kesin. Sosyal hayat olmayacak. Ailen yanında olmayacak. Yeni bir kültür yeni bir dil yeni kurallar ile sıfırdan başlayacaksınız. Kolay bir şey değil.
Uçak bileti, vize, pasaport, barınma ve yemek için idare edecek kadar para derken, o da kolay iş değil. 😀
 
Bu ülkede ya yeterli bir maddi duruma sahip olacaksınız ya da deli olacaksınız. Öbür türlü hayattan keyif almanız aşırı zor.

Vergi vermek zoruma gitmiyor ancak ürünün fiyatının 2 katı vergi verince insana dokunuyor. Vergimizde işe yarasa bari birilerinin cebine gidiyor. Ülkeden gitmek te çare değil ne yazık ki. Gittikten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak kesin. Sosyal hayat olmayacak. Ailen yanında olmayacak. Yeni bir kültür yeni bir dil yeni kurallar ile sıfırdan başlayacaksınız. Kolay bir şey değil.

Dili sağlam bir şekilde öğrenseniz bile son derece değişime açık bir insan olmanız gerekiyor. Dediğiniz gibi yeni bir kültür, farklı bir toplumsal yapı ve farklı gelenekler. Değişime kolay ayak uydurabilen biri değilseniz uzun süre uyum sorunları yaşarsınız.