Katılım
17 Aralık 2023
Mesajlar
2.735
Makaleler
1
Beğeniler
4.376
Yapılan bir araştırmaya göre halkın %70'i ekonominin düzeleceğine inanmıyor. Yine aynı şekilde yapılan bir başka araştırmaya göre halkın yarısı Tatile gidemiyor. Temmuz ayında asgari ücretlinin beklediği zam yapılmadı, sadece memurlara yapıldı. Asgari ücretli ve emekliler geçinemiyor. Her gün artan fiyatlar yetmiyor, ürünlerin kalite ve gramaj oranları düşüyor. Ülkemiz içine düştüğü ekonomik krizden yeni vergiler ile kurulmaya çalışıyor, fakat vergiler yine dar gelirli vatandaşı etkiliyor. Yani her türlü halkın alım gücü düşüyor. Evlenme oranları düşüyor, boşanma oranları artıyor. Bunun en başında ekonomik problemler geliyor.


TÜİK verilerine göre son 20 yılda boşanmalar %47 gibi çok ciddi bir oranda artış gösterdi. Bunun en büyük nedeni ekonomik ve sosyal geçimsizlik.

 
Türkiye ekonomisi, bazı kabul görmüş ekonomik yapıtaşlarına uyarsa gelişir. İş gücümüz, doğal kaynaklarımız, konumumuz ekonomimizin Avrupa'nın en büyüğü olmasına bile elverişli fakat bu ancak optimum durumda geçerli olur. Yine de içinden çıkılamayacak bir durumda değiliz ve iktidar saltanatvari bir şekle bürünmediği sürece de olmayacağız.
 
Ankete katılan kişilerdeki ekonomi bilgisi ne kadar acaba. Bundan birkaç yıl önce de kimse ekonominin bu kadar kötüleşeceğine inanmıyordu. Sadece bedava para kazanmak için borsaya ve kriptoya girip batan bir topluluktan ekonomi öngörüsü için pek bir şey beklenmemeli diye düşünüyorum.
 
Yapılan bir araştırmaya göre halkın %70'i ekonominin düzeleceğine inanmıyor. Yine aynı şekilde yapılan bir başka araştırmaya göre halkın yarısı Tatile gidemiyor. Temmuz ayında asgari ücretlinin beklediği zam yapılmadı, sadece memurlara yapıldı. Asgari ücretli ve emekliler geçinemiyor. Her gün artan fiyatlar yetmiyor, ürünlerin kalite ve gramaj oranları düşüyor. Ülkemiz içine düştüğü ekonomik krizden yeni vergiler ile kurulmaya çalışıyor, fakat vergiler yine dar gelirli vatandaşı etkiliyor. Yani her türlü halkın alım gücü düşüyor. Evlenme oranları düşüyor, boşanma oranları artıyor. Bunun en başında ekonomik problemler geliyor.


TÜİK verilerine göre son 20 yılda boşanmalar %47 gibi çok ciddi bir oranda artış gösterdi. Bunun en büyük nedeni ekonomik ve sosyal geçimsizlik.

Ekonomi kolay kolay düzelmeyecek zaten, bu bilinen bir gerçek. Lakin boşanma oranlarının artmasının sebebi ekonomik değil, sosyo-kültürel yapının bozulmasından kaynaklanıyor. Çiftler birbirine destek olmak yerine köstek oluyor ve sadece kendi bencil çıkarlarını ön plana koyuyorlar. Birlikte yaşamak için illa üremeye de gerek yok. Burada önemli nokta, ilişkide görev dağılımlarının olmasıdır ancak bunun yerine ayrılmayı tercih ediyorlar. Daha sonra gidip sevgili hayatı yaşıyorlar, özellikle de kadınlar bunu yapıyor.
 
Bu ülkenin ekonomisi taş gibidir taş.

Ancak gel gör ki insanlar sorunun siyasi olduğunu anlamıyor. Malumların şatafatlı harcamalarına rağmen, ülkeyi yandaşlara peşkeş çekmesine rağmen, bu kadar istismar edilen kurum ve kuruluşa rağmen hala ayakta durabiliyorsa, o ekonominin temelleri sağlam atılmıştır ve kolay kolay bozulmaz. Türkiye'nin de tarihinde hiçbir zaman iflas etmediğini unutmayalım. Bu kadar saçma yönetilmesine(?) rağmen bile bir şekilde çark dönüyorsa, her şey doğru yapıldığı zaman bu ülkenin nasıl bir konumda olacağını siz hayal edin.
 
Vatanımı severim, Kurtuluş Savaşı döneminde olsaydım gözüm kapalı şekilde gider şehit olurdum ama şu an burası benim vatanım değil, araplara satılmış ismi Türkiye olan bir yer. Bu halk böyle kaldığı sürece bu ekonomi ve sorunlar asla düzelmeyecek. Z kuşağı diyorlar ama onların kendine hayrı yok kuytu köşede reşit olmadan sevişmek ve popüler kültür kölesi olmak ile meşguller.
 
Vatanımı severim, Kurtuluş Savaşı döneminde olsaydım gözüm kapalı şekilde gider şehit olurdum ama şu an burası benim vatanım değil, araplara satılmış ismi Türkiye olan bir yer. Bu halk böyle kaldığı sürece bu ekonomi ve sorunlar asla düzelmeyecek. Z kuşağı diyorlar ama onların kendine hayrı yok kuytu köşede reşit olmadan sevişmek ve popüler kültür kölesi olmak ile meşguller.
Z kuşağı hakkında söylediğin çok doğru.
 
Örneklem büyüklüğü doğrulukla doğru orantılı olsa da, küçük bir örneklemin doğru sonuç vermeyeceği genellemesi de yanlıştır.

Ben zaten araştırma yanlış veya doğru demedim. Cümlemi bir daha okuyun isterseniz:
5620 kişi de az gibi duruyor. “Halkın” ifadesini kullanabilmek için ülkenin büyük çoğunluğu ile yapılması lazım bence.