Payzer

Becerikli
Katılım
22 Mart 2026
Mesajlar
163
Makaleler
1
Beğeniler
101
Selamlar,

Bugün sosyal medyada şahit olduğum ve beni derinden sarsan bir durumdan bahsetmek istiyorum. Hatay depremini yaşamış, psikolojik olarak zaten bitkin durumda olan ve yaşama hevesini kaybetmiş birine karşı yapılan yorumları gördüm.

İnsanlar, bir kişinin ne yaşadığını, hangi enkazın altından çıktığını veya nelerini kaybettiğini bilmeden inanılmaz derecede gaddarlaşabiliyor. Instagram ve TikTok gibi platformlarda bu kişiye yönelik; "Döveceksin kendine gelecek", "Elinden her şeyini alacaksın" veya "Zorla dışarı çıkaracaksın" gibi ağır ve hiçbir insani duyguya sığmayan ifadeler kullanılıyor.

Gerçekten anlamakta güçlük çekiyorum:

  • Bir insanın acısına saygı duymak bu kadar mı zorlaştı?
  • Sosyal medya, insanları başkalarının hayatları hakkında sınırsızca infaz yapma yetkisine mi sahip kılıyor?
  • Travma sonrası stres bozukluğu yaşayan birine şiddetle yaklaşmayı önermek nasıl bir akıl tutulmasıdır?
Bu durum sadece benim mi moralimi bozuyor yoksa toplumsal olarak ciddi bir empati çöküşü mü yaşıyoruz? Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

 
Yaşadığı ağır depresyonun arasında ortaya gerçekten üstüne düşünmeye değer olduğunu düşündüğüm bir cümle söylemişti. Kelimesi kelimesine doğru olmayabilir ama "hayatın inişlerini istemiyorum, çıkışları ise değmez" şeklinde bir cümleydi. Bu sözleri söyleten ruh hali ne kadar kişi yardıma uğraşsa bile düzelmemiş. Bu arkadaş tedavi olmak istemeyen bir hasta benim gözümde. Olumsuz olarak söylemiyorum. Kendisi değişmek isteyene kadar birileri ne kadar dil dökse veya elinden tutsa bile eninde sonunda o haline dönecek. Aile gazetecilerle ilişiğini kesmeli bana kalırsa. Sürekli telefonda gezinen birisinin yapılan haberlerin altındaki yorumları istemese bile göreceğini düşünüyorum. Kendisine daha fazla olumsuz etkisi olabilir bu saçma yorumların.
 
Yaşadığı ağır depresyonun arasında ortaya gerçekten üstüne düşünmeye değer olduğunu düşündüğüm bir cümle söylemişti. Kelimesi kelimesine doğru olmayabilir ama "hayatın inişlerini istemiyorum, çıkışları ise değmez" şeklinde bir cümleydi. Bu sözleri söyleten ruh hali ne kadar kişi yardıma uğraşsa bile düzelmemiş. Bu arkadaş tedavi olmak istemeyen bir hasta benim gözümde. Olumsuz olarak söylemiyorum. Kendisi değişmek isteyene kadar birileri ne kadar dil dökse veya elinden tutsa bile eninde sonunda o haline dönecek. Aile gazetecilerle ilişiğini kesmeli bana kalırsa. Sürekli telefonda gezinen birisinin yapılan haberlerin altındaki yorumları istemese bile göreceğini düşünüyorum. Kendisine daha fazla olumsuz etkisi olabilir bu saçma yorumların.
Şahsi fikrim, bu kişinin üzerine fazla gidildiği yönünde. Yorumlara bakılırsa muhtemelen telefonu tamamen bırakmış; kendini sürekli internette görünce şu an sadece bilgisayar başında vakit geçirerek izole olmaya çalışıyor gibi görünüyor.

Haber merkezlerinin ve sosyal medya mecralarının bu durumu bir "prim" malzemesi haline getirmesi ise işin asıl üzücü boyutu. Eğer bu adama yardımcı olunacaksa, kameraları göze sokarak değil; dostça, sakince ve durumu belli etmeden bir yaklaşım sergilenmesi gerekiyor.

Sonuçta bu insan depremi yaşadı; belki babasını, belki kardeşini veya sevdiği birini kaybetti, belki de tam hayatında bir şeyler yapacakken bu felaketle her şeyi yarım kaldı. Bu tarz ihtimalleri ve travmaları göz önünde bulundurarak, prim odaklı hareket etmek yerine daha insani bir hassasiyet gösterilmeli.