Katılım
20 Aralık 2023
Mesajlar
3.131
Makaleler
6
Çözümler
22
Beğeniler
5.287
Selamlar efendim. Bu sefer de travma konusunu ele almak istedim. Psikoloji ve nörobilim alanında gerçekten oldukça önemli, ilginç ve karmaşık konulardan biri. Başlayalım.

Travma Nedir?

Şimdi burada söylememiz gereken ilk şey, her kötü olayın travma olamayacağı. Desteklediğin futbol takımının kritik bir maçında mağlup edilmesi senin için kötü ve üzücü bir olay olabilir. Ama bu genellikle travmatik olarak değerlendirilemez. Bilimsel açıdan bakarsak travmatik bir olay çoğunlukla yoğun tehdit hissi, feci korku, çaresizlik hissi, fiziksel ve/veya psikolojik bütünlüğün tehdit altında olduğuna dair düşünceler gibi durumları içerir.

Afetler, savaş, ani kayıplar, ağır kazalar, fiziksel şiddet, istismar; travmatik olaylara örnek verilebilir. Fakat şunu unutmamalıyız: Her afetzede, her kazazede travma geçirmiyor. Travma sadece olayın kendisiyle ilişkili değildir, aynı zamanda beynin o esnada bu korkunç olayı nasıl işlediğiyle ilgilidir. Aynı olayı yaşayan iki insan aynı düzeyde etkilenmeyebilir. Bireyler arasında genetik yatkınlık, geçmiş deneyimler, destek sistemi, kişilik özellikleri ve stres düzenleme kapasitesi gibi farklılık gösteren faktörler bu durumda etkendir.

Bellek Aslında Nasıl Çalışır?

İnsan belleği öyle video kayıt sistemi gibi değildir. Çok daha karmaşık bir süreçtir bu. Beynimiz anıları seçer, düzenler, anlamlandırır, eksik parçaları tamamlar, yeniden yorumlar. Hatta her hatırlama sürecinde anılar bir miktar yeniden yapılandırılabilir. Zaten bu sebeple sağlıklı bir beynin belleğinde bile yanlış hatırlamalar, eksik ayrıntılar, çarpıtılmış anılar oluşabilir. Travmatik olaylarda ise bu süreç daha farklı oluyor.

Bu Ucu Bucak Olmayan Beyne, Travma Esnasında Neler Olur?

Beynimiz tehdit anında öyle ufak tefek şeyleri umursamaz. "Acaba seçimlerde oy verdiğim parti kazanır mı ya?", "Yarın güzel bir hamburgerle kendimi şımartayım", "CS2'de Global rütbesine erişmeliyim" gibi dertler, o esnada vız gelir tırıs gider. Çünkü beyin hayatta kalmaya odaklanır. Beyin "Savaş ya da kaç" moduna girer. Sempatik sinir sistemi çok hızlı şekilde aktive olur. Böbreküstü bezlerinden adrenalin ve noradrenalin salınır. Kalp ve solunum hızlanır, kaslara daha fazla kan gider, göz bebekleri büyür, sindirim yavaşlar, dikkat tehdide kilitlenir. Beynin o an önemsediği tek şey hayatta kalmaktır.

Bu esnada özellikle tehdit algısıyla ilişkili bölgeler çok yoğun şekilde aktifleşir. Bu sebeple travmatik deneyimler duygusal açıdan çok güçlü şekilde kodlanabilir. Zaten bu sebeple travmatik anılar aşırı canlı, yoğun duygulu, sanki yeniden yaşanıyormuş gibi hatırlanabilir. Fakat travma her zaman çok net anı oluşturmaz. Hatta tam tersi bazı insanlarda parçalı anılar, boşluk hissi, kopukluk, bulanık hatırlama görülebilir. Çünkü aşırı stres altında beynin bilgi işleme biçimi normalden farklı hale gelebilmektedir.

Travmatik Anılar Neden Bu Kadar Güçlü Hissediliyor?

Çünkü beyin tehdit öğrenmesine öncelik verir. Evrimsel açıdan bakarsak mantıklı olan da bu zaten. Beynimiz hayatta kalmak için tehlikeli durumları unutmamaya eğilimlidir. Bu nedenle travmatik anılar, normal anılardan çok daha kolay tetiklenir, daha yoğun fiziksel tepki oluşturur, kişiye şu anda yaşanıyormuş hissi verir.

Özellikle Travma Sonrası Stres Bozukluğu yaşayan bireylerde;
  • Flashback,
  • Kabuslar,
  • Aşırı irkilme,
  • Sürekli tetikte olma hali,
  • Kaçınma davranışları.
Gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Önemli Nokta: Travma Zihinden İbaret Değildir.
Travma sadece düşüncelerle ilgili değildir. Aynı zamanda bedenin stres sistemleriyle de ilişkilidir. Travmatik deneyimlerden sonra; kas gerginliği, çarpıntı, nefes düzensizliği, uyku problemleri, sürekli alarmda hissetme gibi problemler yaşanabilir. Bu sebeple mantıken güvende olan insanların bedeni hâlâ tehlikedeymiş gibi hissedebilir.

Dissosiyasyon Nedir?
Travmatik durumlarda bazen beyin, aşırı yüklenmeye karşı "kopma" benzeri savunmalar geliştirmektedir. Buna dissosiyatif belirtiler diyebiliriz. Örneğin kişi kendisini gerçek dışı hissedebilir, çevresine yabancılaşabilir, olayları rüya gibi yaşayabilir, duygusal uyuşma hissedebilir. Bu durumu, beynin aşırı ve yoğun strese karşı geliştirdiği bir savunma mekanizması olarak düşünebilirsiniz. Fakat yoğun ve kronik hale geldiğinde günlük yaşamı maalesef ciddi şekilde etkiler.

Bu dissosiyasyon konusu hakkında önemli bir psikiyatrik rahatsızlık var hatta: Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu. Eskiden Çoklu Kişilik Bozukluğu olarak bilinirdi. Bu rahatsızlıkta kişinin kimlik, bellek ve benlik algısında ciddi bölünmeler görülür. Kişi farklı kimlik durumları arasında geçiş yaşayabilir ve bazı zaman dilimlerini hatırlamakta zorlanabilir. Bir gün bu hastalığı daha detaylı şekilde ele alabiliriz.

Travmatik Anılar Neden Tetiklenir?

Beyin bazen travmayla ilişkili ipuçlarını aşırı hassas şekilde öğrenebilir. Örneğin;

  • Bir ses,
  • Bir koku,
  • Bir mekân,
  • Bir yüz ifadesi,
  • Belirli bir atmosfer.
Travmatik deneyimle bağlantılanabilir. Bu durumda kişi bilinçli olarak istemese de tehdit sistemi otomatik şekilde aktive olabilir. Yani burada mesele bilinçli tercih değildir, daha çok otomatik öğrenme mekanizmalarıyla ilişkilidir.

Travma Hakkında Yanlış Bilinen Şeyler;

Travma yaşayan herkes kalıcı olarak bozulur: Yanlış. İnsan beyni uyum sağlama ve toparlanma kapasitesi oldukça yüksek bir organdır. Sosyal destek, güvenli çevre, psikoterapi, düzenli yaşam ve zaman ile ciddi şekilde iyileşme sağlanabilir.


Travma Tedavisi Nasıl Olur?

Travma tedavilerinde amaç travmayı bastırmaktan ziyade; güvenlik hissini yeniden kurmak, tehdit sistemini düzenlemek, kaçınma davranışlarını azaltmak, travmatik anıyı daha işlenmiş hale getirmek üzerinedir.Bilimsel olarak geçerli yöntemler arasında:
  • Travma odaklı bilişsel davranışçı terapi,
  • Maruziyet terapileri.
  • EMDR.
Gibi yöntemler yer alır. Her yöntemin herkeste aynı sonucu vermediği de bilinmelidir.

Travma Bir Zayıflık Değildir Arkadaşlar

İnsan beyninin tehdit ve hayatta kalma sistemleri milyonlarca yıllık evrimsel mekanizmalarla çalışır. Bu sistemler aşırı yüklenebilir ve uzun süre alarm durumunda kalabilir.

Travmatik durumlar yaşayan bireylerin yaşadığı belirtileri küçümsemek yerine beynin stres ve öğrenme mekanizmalarını anlamaya çalışın.

Son olarak bu konuda: Çocukluk döneminde defalarca kez cinsel istismara maruz kalan, ileriki hayatında Travma Sonrası Stres Bozukluğu, Depresyon gibi problemlerle karşı karşıya kalan; en sonunda maalesef 20 Temmuz 2017 tarihinde intihar eden Chester Bennington'ı anmak istiyorum. Huzur içinde yat Chester.



Sağlıklı günler dilerim.
 
Bellek yazısını görünce aklıma DDR5 falan geldi diyorum Travma ile RAM ne alaka? Teknoloji forumuna böyle şeyler yazmanın yan etkisi. :D

Ne yalan söyleyeyim, benim de aklıma o geldi. Dedim DDR5 RAM ile ne alakası var? Vaktiyle bana az travma yaşatmadı, direkt olarak forumdaki DDR5 RAM rehberi aklıma geldi. :)