Sıfırdan İngilizce öğrenmeye başladım bir süredir. Bence Gemini/ChatGPT'den İngilizce öğrenmek, bu ikisinden daha iyi ve 0 TL. Yine de 1 aylık denemek istiyorum. Hangisini önerirsiniz veya önerdiğiniz başka bir site olur mu? Benim fikrim Busuu daha iyi gibi ama sizlerin düşüncesi de önemli.
Detaylar
Kim cevapladı?İkisini de önermem, onun yerine gramerin yoksa önce gramer çalış sonra kitap oku. Gramerin varsa ingilizceye ayırdığın zamanın çoğunluğunu readinge ayır.
Buradaki listeninge kaynaklarına ek olarak "comrehensible input english" tarzı videolar izleyerek shadowing yapabilirsin.
Öncelikle İngilizce nasıl öğrenilir maruz kalmak ama bu maruz kalmak nasıl olacak aşağıda anlatıyorum. Adım adım oku ve seviyene göre başla. Lakin cefr seviyesi gramer seviyesidir eğer amacın native olmaksa B2 olayım C1 olayım tarzında hareket etme. Hedef odaklı ilerle ve unutma speaking bir sonuçtur.
Yapman gereken şey reading ve listening ile altyapını doldurmak. Bu süre zarfında konuşmaya çalışmana bile gerek yok. (ama imkan bulduysanda bu fırsatı kaçırma mesela lisede ing derslerinde hocalarınla sınıfta ingilzce konuşabilirsin). Çeviri kullanmadan anlamaya başladığında zaten...
Yapman gereken şey reading ve listening ile altyapını doldurmak. Bu süre zarfında konuşmaya çalışmana bile gerek yok. (ama imkan bulduysanda bu fırsatı kaçırma mesela lisede ing derslerinde hocalarınla sınıfta ingilzce konuşabilirsin). Çeviri kullanmadan anlamaya başladığında zaten...
Buradaki listeninge kaynaklarına ek olarak "comrehensible input english" tarzı videolar izleyerek shadowing yapabilirsin.
ALCYONEUS
Uzman
- Katılım
- 18 Ağustos 2024
- Mesajlar
- 488
- Çözümler
- 2
- Beğeniler
- 240
Sıfırdan İngilizce öğrenmeye başladım bir süredir. Bence Gemini/ChatGPT'den İngilizce öğrenmek, bu ikisinden daha iyi ve 0 TL. Yine de 1 aylık denemek istiyorum. Hangisini önerirsiniz veya önerdiğiniz başka bir site olur mu? Benim fikrim busuu daha iyi gibi ama sizlerin düşüncesi de önemli.
Kendi kendine İngilizce bir şekilde derdini anlatmaya çalış, istersen yabancı arkadaş edin istersen kendi kendine konuş önemli değil. Sırf o uygulamaları kullanarak, gramer çalışarak ve kelime öğrenerek bu iş olmaz kendi derdini birine anlatabilmen lazım. Kapalı çarşıdaki çıraklar ne uygulama üyeliği alıyor ne kitap tüketiyor ama şakır şakır İngilizce konuşuyor. Bu kişiler nasıl bunu yapıyor? O dile maruz kalıyor ve kendisi de cümle kurmaya çalışıyor, yani anlaşa anlaşa yabancılarla konuşa konuşa kendisi de öğreniyor. Örneğin yabancı turist sana;" how much? "diyor. Sen başta;" 100 lira" diyorsun sonra öğrene öğrene" One hundred turkish liras" diyorsun( bunu ben kendim öylesine söyledim yanlışlık olabilir eleştiriye açık alaya açık değildir). Yani lafın özü senin konuşmaya çalışman gerek okumayla dinlemeyle olacak iş değil. Kendin konuşmaya çalış ve kurmak istediğin cümlede bilmediğin kelimeleri öğren sonra cümleyi kurmaya çalış. Gramerleri de bunu yaparken öğrenirsen eksiğin kalmaz.
Tuvalete girdiği zaman sözlükten kelime öğrenip de yolun sonunda İngilizceyi öğrenenler var düşün adam her tuvalete girdiğinde kelime öğreniyormuş ve yolun sonunda İngilizceyi çözmüş, zaten çok da zor değil çoğumuz sıfırız diyoruz ama hiçbirimiz sıfır değiliz çünkü dilimizin yapısı bozuk çok fazla yabancı dil girdi bu yüzden bazı kelimeleri öğrenmekte çok zorluk çekmiyoruz.
Yanlış bilgi vermeyin lütfen. İntensive ve extensive readingi araştırmanızı öneririm. Elbette speaking yapailecek bir ortam kurabilseler zaten en mantıklısı ama bunu kuramayacak olan kişiler için reading ve listening elzemdir. Kaldıki Kapalı çarşı esnafı speaking ortamı kurmak için herhangi bir çabaya girmiyor.
Belirli bir seviyede kitaplarla kelime dağarcığınızı geliştirip az biraz dilbilgisini de öğrendikten sonra Reading aktiviteleri ile kendinizi ilerletebilirsiniz.
A1-A2 seviye vocabulary için kitap bilmiyorum fakat ODTÜ'nün Reader at Work I güzel bir A1-A2 seviye reading comprehension kitabıdır, başlangıç seviyede İngilizce'de okuduğunu anlama için gayet iyidir. Reader at Work II de devam kitabıdır. Aslında ODTÜ yayınları METU EPE için hazırlanmış kaynaklar yani belirli bir kalıptaki sınavlar için ama günlük hayattaki dilin kullanımını gösteren ve anlayıp dili nasıl kullanabileceğini gösteren kitaplar.
Ardından Cambridge University Press'ten Making Connections 2-3-4'te bulunan reading metinlerinden de reading comprehension yapabilirsiniz, gerçekten geliştiren akademik metinler.
Biraz daha ilerlemek için bence Longman Academic Reading Series'e bakabilirsiniz, yurtdışında college seviyesi diyebileceğimiz dildeler.
Tabii bunlar akademik İngilizce için, ben hazırlıkta reading comprehension için bu kaynakları kullandım, akademik kelime dağarcığımı ve cümle kullanımımı baya iyileştirdi, günlük dil için listening ve speaking çok daha önemli bence, onun için kendinize ortam da yaratmanız lazım ya da en azından kendinizle pratik yapmanız lazım.
Grammar için ise tek kullandığım kaynaklar üniversitemin kendi kitapları ve Focus on Grammar 3-4 idi, B1+ ile C1 arası grammar seviyesinde bu iki kitap, eğer günlük dil için öğreniyorsanız gereklilikleri tartışılır.
A1-A2 seviye vocabulary için kitap bilmiyorum fakat ODTÜ'nün Reader at Work I güzel bir A1-A2 seviye reading comprehension kitabıdır, başlangıç seviyede İngilizce'de okuduğunu anlama için gayet iyidir. Reader at Work II de devam kitabıdır. Aslında ODTÜ yayınları METU EPE için hazırlanmış kaynaklar yani belirli bir kalıptaki sınavlar için ama günlük hayattaki dilin kullanımını gösteren ve anlayıp dili nasıl kullanabileceğini gösteren kitaplar.
Ardından Cambridge University Press'ten Making Connections 2-3-4'te bulunan reading metinlerinden de reading comprehension yapabilirsiniz, gerçekten geliştiren akademik metinler.
Biraz daha ilerlemek için bence Longman Academic Reading Series'e bakabilirsiniz, yurtdışında college seviyesi diyebileceğimiz dildeler.
Tabii bunlar akademik İngilizce için, ben hazırlıkta reading comprehension için bu kaynakları kullandım, akademik kelime dağarcığımı ve cümle kullanımımı baya iyileştirdi, günlük dil için listening ve speaking çok daha önemli bence, onun için kendinize ortam da yaratmanız lazım ya da en azından kendinizle pratik yapmanız lazım.
Grammar için ise tek kullandığım kaynaklar üniversitemin kendi kitapları ve Focus on Grammar 3-4 idi, B1+ ile C1 arası grammar seviyesinde bu iki kitap, eğer günlük dil için öğreniyorsanız gereklilikleri tartışılır.
ALCYONEUS
Uzman
- Katılım
- 18 Ağustos 2024
- Mesajlar
- 488
- Çözümler
- 2
- Beğeniler
- 240
Yanlış bilgi vermeyin lütfen. İntensive ve extensive readingi araştırmanızı öneririm. Elbette speaking yapailecek bir ortam kurabilseler zaten en mantıklısı ama bunu kuramayacak olan kişiler için reading ve listening elzemdir. Kaldı ki kapalı çarşı esnafı speaking ortamı kurmak için herhangi bir çabaya girmiyor.
Bahsettiğim şey, gerçekte olan konuşma ve dinleme değil; bu adı geçen platformlar üzerinde olan konuşma ve dinleme etkinliklerinden bahsediyorum. Orada bir yanlış anlaşılma var. Ben bu adı geçen uygulamalardan birinde üyelik sahibiyim, o etkinlikleri de yapıyorum ama emin ol, yabancı bir Influencer'ın konuşmalarını dinlemek veya yabancı yayıncıların yayınlarına girmek, yabancıların oynadığı ve sohbet platformu olan oyunları oynamak çok daha etkili. Yoksa ben de yabancı arkadaşlar edinip bu bahsi geçen şeyleri elimden geldiği kadar yapmaya çalışıyorum. Konu zaten yabancı dili öğrenme platformları ile alakalı, kapalıçarşı'daki çıraklardan verdiğim örnek, gerçek anlamda bir şeyleri yapmanın sanal platformlar üzerinden öğrenmeye çalışmaktan daha iyi olması üzerineydi. Bu programlar da bize hız kazandırmıyorlar, aylardır aynı bildiğim şeylerin egzersizlerini yapıp duruyorum ve hiçbir gelişme de sağlayamadım. Yapay zekadan aldığım bilgiler daha çok şey katmıştır (bu mevzu tamamen ticari, ne kadar uğraşırsan uğraş yine vaktini aldığı için senin üyelik süren uzuyor, her şeyi ayarlamışlar). Kendi kendine cümle kurmaya çalışıp üzerine de eklemeler yaparak 6 dil öğrenen insanlar var. Lisanslı ingilizcesi olan insanlara da sorduğumda, insanlar şu programı kullan, yok şu yöntemi, yok bu yöntemi kullan demiyor; maruz kalman lazım diyor.
Mürsel Türkiye'den ABD'ye gitti, adam İngilizceyi benden iyi biliyor. Olay bazı şeylere çalışmak değil, olay anlamak ve konuşmaya çalışmak. Bunu yapmadıktan sonra istediğin kadar bilgin olsun, bir işe yaramaz. Ben dışarıda yabancı birisi soru sorduğu zaman anlamını bildiğim halde cevap veremiyorum çünkü bununla ilgili bir yetkinliğim yok.
Reading ve listening kısmına en basit şu şekilde değineceğim; bir insanın reading ile ingilizcesini geliştirmesi çok uzun zamanını alır. Günlük hayatta ihtiyacı olan şeyler ile ilgili reading, speaking ve listening yapmak gerekiyor. Bunu yapmanın en basit yolu yabancı arkadaşlar edinmektir. Ben çoğu yolu denedim, en etkilileri insanlarla konuşmak. Ortamı Türkçe olan biri istediği kadar intensive ve extensive ile uğraşsın, işe yaramaz çünkü zihin dil olarak Türkçeyi kullanma eğiliminde olacak, asla üzerinde çalıştığı dili kullanmaya yeltenmeyecek, psikolojik bir olay. Bu yüzden yurt dışına çıkan kişilere dil öğrenme açısından türklerle beraber vakit geçirmeyin derler çünkü Türk, kendisi gibi biri ile Türkçe konuşacağı için o ülkenin dilini kullanma konusunda çaba göstermeyecek, yani maruz kalmayacak.
Çaba gösterme konusunda gelecek olursam, İstanbul'da yaşayıp da ingilizcesini geliştirme konusunda sorun yaşayanlar da kendisini sorgulasın. Taksim, istiklal caddesi, galata ve eminönü'nde Rusça, Arapça, İngilizce insanlar ile iletişime geçme imkanın var.
Hadi onu geçtim bilgisayar oyunu oynayan birisiysen zaten yabancı ağırlıklı oyunlarda istemesen bile bir yıl içerisinde İngilizce de belli başlı alanlarda kendini ifade etmeye başlarsın benim eleştirim sizin bahsettiğiniz şeylere yönelik değil dili öğrettiklerini iddia eden uygulama ve platformlara yönelik. Bu uygulamalara binlerce lira ödeyip hiçbir gelişim sağlayamayan insanlar var ben daha ortaokuldayken her hafta 40 kelime öğreniyordum ama bu platformlarda bir haftada kendimi yırtarsam ancak 12 kelimeye ulaşabiliyorum demek istediğim bu, paralı uygulamaların listening, reading ve speaking kısmı çok zayıf ve öğretmeye yönelik değil sana olayı izah etmiyor sen bilmeden bir şeyi çözmeye çalışıyorsun cevap yanlış çıkıyor sonra hata hakkın bitiyor senden elmas istiyor. Böyle bir ortamda nasıl bilgini geliştireceksin ki?
@ALCYONEUS, Dostum bak ben seni cidden anlıyorum ama karıştırdığın şey şu ugyulamadaki okuma dinlemeyle olmaz demek istiyorsun ama verdiğin cevapta bu ifade geçiyor.
Burada aklından geçen ifade ile yazıya döktüğün ifade bambaşka. Bu yüzden yanlış ifade etmiş oluyorsun ve ben de sana "yanlış bilgi vermeyin" diyorum. Eğer kitap dersen kitapla olmaz anlaşılır. uygulamayla olmaz demen gerekiyor. Kaldıki ben de zaten ikisinide önermiyorum. Hatta attığım linkin en sonunda da yapmaman gerekenler diye maddeler koymuşum. Orada da dulingo vb uygulamalada vakit kaybetme yazmışım.
Bir de insanlar speakinge o kadar önem veriyor ki altyapısını doldurmakla kimse uğraşmıyor. Halbuki insanlar kendi dilini edinirken(bak öğrenirken demiyorum) başta sadece listening yaptı. Sonra konuşmaya başladı. Bu sebepten ötürü konuşmak bir neticedir. Sonuçtur. Sen bugün yurtdışına da çıksan önce bir kelime duyarsın sonra onu telaffuz etmeye başlarsın. O kelimenin nasıl yazıldığını okursun, sonra writing yapabilirsin. İnput olmadan output olmaz dostum. Kelimeyi görmeden nasıl yazabileceksin duymadan nasıl telaffuz edebileceksin.
Çünkü sen benim bahsettiğim okuma ve dinlemeyi sanki gramer çalışmakla karıştırıyor olabilirsin. İstediğin kadar bilgin olsun demekten kastın nedir. Benim bahsettiğim şey şu dostum, reading yaparak okuduğunu anlayabileceksin, dizi film izlerken de altyazılı izleyeceğin için dinlediğini tam kavrayamasanda altyazısından ne dendiğini anlayabileceksin ve bir süre sonra beyin bunları birleştirecek. Ve dinlediğini de anlayabilmeye başlayacak. Senin görevin sadece seninde bahsettiğin gibi maruziyeti vermen gerek, sonrası beyninin işi ona karışma. Ve ben ders çalışır gibi de ing çalışmaktn bahsetmiyorum. Öğrenmek ve edinmek bambaşka şeyler. Bir native'in pasif kelime miktarı araştırmaya göre ortalama 42 bin.(googledan bakabilirsin) Bu kadar pasif kelimeyi nasıl yapabileceksin konuşarak yapamazsın hep eksik kalacak. Çalışarak zaten olmaz. Okumak zorundasın.
Nativeler için üretilmiş kitapları Okumanın avantajı şu, eğer başlangıç için realistic fiction okursan, karakterin ailesi ile konuşmasını, arkadaşlarıyla konuşmasını, okuldaki müdürle "saygılı/resmi" konuşmasını, sosyal medyada geçen texting mesajlarını, devlet kurumuna gittiğinde orada geçen konuşmalarını, hastahaneye gittiğinde orada doktorla geçen sağlıkla ilgili konuşmaları ve kendisiyle başbaşa konuşmalarını ve düşünce tarzını görebiliyorsun. Roman okumak empati yeteneği geliştirdiği için kendini karakterin yerine koyuyorsun. Bu da sana kitapta yaşanan olayları sanki sen yaşıyormuşsun gibi bir hissiyat verdiği için dile maruz kalmış oluyorsun. Yani evin içinde olan olaylarda sanki o evin bir ferdiymiş gibi sanki orada annen babanla ing konuşuyormuş gibi, veya okulda öğretmenle sanki sen konuşuyormuşsun gibi oluyor. Arkadaşlarınla sanki sen mesajlaşıyormuşsun gibi oluyor.
Bak bunu dizi film vermez. Bunu anca speaking verebilir onu da yapamıyorsan ne yapacaksın? Yani aklınla sürekli çeviri mi yapmaya çalışacaksın? hangi kelimeyi getireceğini mi düşünüceksin. Hangi ortamda hangi senaryoyu yazacağını nasıl belirleyeceksin? Senaryoları kendin belirlemek yerine doğaçlama olması gerekiyor. İnsan gördüğüyle hareket eder. Bir bebeği hangi ırktan olursan ol hangi ortama koyarsan oranın şeklini alır. Bebek gördüğüyle duyduğuyla hareket eder ve senaryolara doğaçlama maruz kalır. Yurtdışına gidenler zaten şanslı hergün farklı bir olaya/ortama maruz kalıyor. O yüzden kısa sürede konuşabilmeye başlıyorlar. Burada her ortama girip çıkamazsın. Mecbursun reading ve listening yapmaya.
NOT burada CEFR(A1-C1 arası seviyelendirilmiş kitaplar) seviyesi kitaplardan bahsetmiyorum nativeler için yazılmış kitaplardan bahsediyorum. Ve CEFR kitaplarını bir an önce geçilmesinden bahsederim. Asıl dil cefr kitaplarında değil nativeler için yazılmış kitaplarda olduğunu söylerim yukarda attığım linkte. Birisinde kullanılan dil basitleştirilmiş . Diğeri insanların günlük hayatta kullandığı dil.
Wonder kitabından bir kaç sayfa ekledim. İki öğrencinin mesajlaşması. Bu kitapta doğuştan yüzü felçli olan bir çocuğun hayat hikayesi.
Başka bir kitap (grafik roman.)
Anlaşılan ya denenemişsin ya da bir kaç tane kitap sonrasında sıkıldığın için bırakmışsın. Evet reading uzun bir metoddur. Ama şunu da unutma bebekler 1.5 sene sonra konuşabilmeye başlar. ve 7/24 etrafını dinler. Sonunda native olurlar. (Bizim 7/24 hem reading hem listening yapabilecek bir lüksümüz yok amaç nativese hergün düzenli bir şekilde ilerlemek gerekiyor.)
Bir de şu var benim tavsiye ettiğim şey kapalı çarşı esnafı gibi konuşmak değil native olmaya çalışın derim. Native olmak için sanki yurtdışında yaşıyormuş gibi bir ortam kurman gerek. Bu ortamı duygularınla hissedebiliyor olman gerek. (limbik sisteme kadar inecek edindiğin inputlar)
Kaldı ki kitap okumak, seni bir çok ortama sokabilirken oyunda veya turistlerle konuşmak sadece o ortamda ilerlemeni sağlar. Çünkü pasif kelime miktarın o ortamda konuşalanlar kadar olacak.
Daha önceki birisine verdiğim cevabı ekliyorum. Bir çok yazıma bakabilirsin. Sen sadece speakinge odaklanıyorsun bense diyorum ki speakinge değil altyapının ne kadar ingilizce içerikle doldurduğuna odaklan diyorum .Çok ama çok fazla maruz kalmalısın içeriklere. Bir süre sonra onlar istemsizce çıkmaya başlayacak.
Stephen Krashen dil edinimi ile ilgili tek bir metod olduğunu söyler ki oda anlaşılabilir girdilere maruz kalmak. Yani comprehensible inputlara. Hatta "talking is not practicing" der
Comrehensible input içinde yukarda da 4 saatlik bir örnek koydum. Ki shadowing yap demişim. Adam orada bir şey gösteriyor eliyle ve bir cümle kuruyor. Arada türkçe yok. İfade ve eylem var. Kişi tekrar tekrar yapınca beyin ifade ile eylemi birleştirecek. Ne kadar tekrar olursa o ifade o kadar normali haline gelecek insanın.
Not: Benim demek istediğim hiç konuşma demek değil önceliğin konuşmak olmasın. Önceliğin bilinç altını(altyapını) doldurmak olmalı diyorum. Çünkü mantıkla(subject +verb+object) öğrenirsen konuşurken hesaplama yaparsın, iç güdüyle öğrenirsen refklesle tepki verirsin. Şu an biz dilimizi iç güdüyle konuşuyoruz. Çünkü duygularımızla hissediyoruz kelimenin manasını. Native olmakta hissiyat çok önemli.
10 yaşındaki bir çocuk
www.facebook.com
Sonrada "okumayla dinlemeyle" olmaz diyorsun.
Burada aklından geçen ifade ile yazıya döktüğün ifade bambaşka. Bu yüzden yanlış ifade etmiş oluyorsun ve ben de sana "yanlış bilgi vermeyin" diyorum. Eğer kitap dersen kitapla olmaz anlaşılır. uygulamayla olmaz demen gerekiyor. Kaldıki ben de zaten ikisinide önermiyorum. Hatta attığım linkin en sonunda da yapmaman gerekenler diye maddeler koymuşum. Orada da dulingo vb uygulamalada vakit kaybetme yazmışım.
Dostum zaten artık kime sorarsan sor maruz kalman gerektiğini söylüyorlar. Kaldıki maruz kalmak ne demek onlar gibi yaşamak demek. İlk mesajımda attığım linki okudun mu? Giriş cümlesinde ne yazmışım acaba. Bir de sürekli birilerini bulamazsın ki konuşacak. Mecbursun bir şeyler izlemeye ve okumaya. Zaten bulsalar buraya yazarlar mı ingilizce nasıl öğrenilir veya hangi uygulama daha iyi diye?Lisanslı ingilizcesi olan insanlara da sorduğumda, insanlar şu programı kullan, yok şu yöntemi, yok bu yöntemi kullan demiyor; maruz kalman lazım diyor.
Bir de insanlar speakinge o kadar önem veriyor ki altyapısını doldurmakla kimse uğraşmıyor. Halbuki insanlar kendi dilini edinirken(bak öğrenirken demiyorum) başta sadece listening yaptı. Sonra konuşmaya başladı. Bu sebepten ötürü konuşmak bir neticedir. Sonuçtur. Sen bugün yurtdışına da çıksan önce bir kelime duyarsın sonra onu telaffuz etmeye başlarsın. O kelimenin nasıl yazıldığını okursun, sonra writing yapabilirsin. İnput olmadan output olmaz dostum. Kelimeyi görmeden nasıl yazabileceksin duymadan nasıl telaffuz edebileceksin.
Mürsel Türkiye'den ABD'ye gitti, adam İngilizceyi benden iyi biliyor. Olay bazı şeylere çalışmak değil, olay anlamak ve konuşmaya çalışmak. Bunu yapmadıktan sonra istediğin kadar bilgin olsun, bir işe yaramaz. Ben dışarıda yabancı birisi soru sorduğu zaman anlamını bildiğim halde cevap veremiyorum çünkü bununla ilgili bir yetkinliğim yok.
Çünkü sen benim bahsettiğim okuma ve dinlemeyi sanki gramer çalışmakla karıştırıyor olabilirsin. İstediğin kadar bilgin olsun demekten kastın nedir. Benim bahsettiğim şey şu dostum, reading yaparak okuduğunu anlayabileceksin, dizi film izlerken de altyazılı izleyeceğin için dinlediğini tam kavrayamasanda altyazısından ne dendiğini anlayabileceksin ve bir süre sonra beyin bunları birleştirecek. Ve dinlediğini de anlayabilmeye başlayacak. Senin görevin sadece seninde bahsettiğin gibi maruziyeti vermen gerek, sonrası beyninin işi ona karışma. Ve ben ders çalışır gibi de ing çalışmaktn bahsetmiyorum. Öğrenmek ve edinmek bambaşka şeyler. Bir native'in pasif kelime miktarı araştırmaya göre ortalama 42 bin.(googledan bakabilirsin) Bu kadar pasif kelimeyi nasıl yapabileceksin konuşarak yapamazsın hep eksik kalacak. Çalışarak zaten olmaz. Okumak zorundasın.
Nativeler için üretilmiş kitapları Okumanın avantajı şu, eğer başlangıç için realistic fiction okursan, karakterin ailesi ile konuşmasını, arkadaşlarıyla konuşmasını, okuldaki müdürle "saygılı/resmi" konuşmasını, sosyal medyada geçen texting mesajlarını, devlet kurumuna gittiğinde orada geçen konuşmalarını, hastahaneye gittiğinde orada doktorla geçen sağlıkla ilgili konuşmaları ve kendisiyle başbaşa konuşmalarını ve düşünce tarzını görebiliyorsun. Roman okumak empati yeteneği geliştirdiği için kendini karakterin yerine koyuyorsun. Bu da sana kitapta yaşanan olayları sanki sen yaşıyormuşsun gibi bir hissiyat verdiği için dile maruz kalmış oluyorsun. Yani evin içinde olan olaylarda sanki o evin bir ferdiymiş gibi sanki orada annen babanla ing konuşuyormuş gibi, veya okulda öğretmenle sanki sen konuşuyormuşsun gibi oluyor. Arkadaşlarınla sanki sen mesajlaşıyormuşsun gibi oluyor.
Bak bunu dizi film vermez. Bunu anca speaking verebilir onu da yapamıyorsan ne yapacaksın? Yani aklınla sürekli çeviri mi yapmaya çalışacaksın? hangi kelimeyi getireceğini mi düşünüceksin. Hangi ortamda hangi senaryoyu yazacağını nasıl belirleyeceksin? Senaryoları kendin belirlemek yerine doğaçlama olması gerekiyor. İnsan gördüğüyle hareket eder. Bir bebeği hangi ırktan olursan ol hangi ortama koyarsan oranın şeklini alır. Bebek gördüğüyle duyduğuyla hareket eder ve senaryolara doğaçlama maruz kalır. Yurtdışına gidenler zaten şanslı hergün farklı bir olaya/ortama maruz kalıyor. O yüzden kısa sürede konuşabilmeye başlıyorlar. Burada her ortama girip çıkamazsın. Mecbursun reading ve listening yapmaya.
NOT burada CEFR(A1-C1 arası seviyelendirilmiş kitaplar) seviyesi kitaplardan bahsetmiyorum nativeler için yazılmış kitaplardan bahsediyorum. Ve CEFR kitaplarını bir an önce geçilmesinden bahsederim. Asıl dil cefr kitaplarında değil nativeler için yazılmış kitaplarda olduğunu söylerim yukarda attığım linkte. Birisinde kullanılan dil basitleştirilmiş . Diğeri insanların günlük hayatta kullandığı dil.
Wonder kitabından bir kaç sayfa ekledim. İki öğrencinin mesajlaşması. Bu kitapta doğuştan yüzü felçli olan bir çocuğun hayat hikayesi.
Başka bir kitap (grafik roman.)
Çok kesin konuşuyorsun dostum. Alttaki videoda araştırmalarda olduğundan güzel bir içerik.Ortamı Türkçe olan biri istediği kadar intensive ve extensive ile uğraşsın, işe yaramaz çünkü zihin dil olarak Türkçeyi kullanma eğiliminde olacak, asla üzerinde çalıştığı dili kullanmaya yeltenmeyecek, psikolojik bir olay.
Anlaşılan ya denenemişsin ya da bir kaç tane kitap sonrasında sıkıldığın için bırakmışsın. Evet reading uzun bir metoddur. Ama şunu da unutma bebekler 1.5 sene sonra konuşabilmeye başlar. ve 7/24 etrafını dinler. Sonunda native olurlar. (Bizim 7/24 hem reading hem listening yapabilecek bir lüksümüz yok amaç nativese hergün düzenli bir şekilde ilerlemek gerekiyor.)
Kişinin vakti olmayabilir utangaç olabilir, dener başarısız olunca özgüveni gider tekrar denemek istemez, her türlü şey olabilir dostum , çok kesin yargıların var. Kapalı çarşı esnafı ile sıradan birisi aynı olamaz. Birisine direkt birileri geliyor, diğerinde ise kişinin kendisi aktif olması gerekiyor. Her insan aynı değil.Çaba gösterme konusunda gelecek olursam, İstanbul'da yaşayıp da ingilizcesini geliştirme konusunda sorun yaşayanlar da kendisini sorgulasın. Taksim, istiklal caddesi, galata ve eminönü'nde Rusça, Arapça, İngilizce insanlar ile iletişime geçme imkanın var.
Bir de şu var benim tavsiye ettiğim şey kapalı çarşı esnafı gibi konuşmak değil native olmaya çalışın derim. Native olmak için sanki yurtdışında yaşıyormuş gibi bir ortam kurman gerek. Bu ortamı duygularınla hissedebiliyor olman gerek. (limbik sisteme kadar inecek edindiğin inputlar)
Kaldı ki kitap okumak, seni bir çok ortama sokabilirken oyunda veya turistlerle konuşmak sadece o ortamda ilerlemeni sağlar. Çünkü pasif kelime miktarın o ortamda konuşalanlar kadar olacak.
Dostum, çoğunlukla benim dediğim şeylere eleştirin var yazılarındada bunlar(olmaz, işe yaramaz) var ki yukarda bahsettim. Ama sonuçta bu ifadeyi kullanıyorsun. Çelişiyorsun.benim eleştirim sizin bahsettiğiniz şeylere yönelik değil dili öğrettiklerini iddia eden uygulama ve platformlara yönelik.
Daha önceki birisine verdiğim cevabı ekliyorum. Bir çok yazıma bakabilirsin. Sen sadece speakinge odaklanıyorsun bense diyorum ki speakinge değil altyapının ne kadar ingilizce içerikle doldurduğuna odaklan diyorum .Çok ama çok fazla maruz kalmalısın içeriklere. Bir süre sonra onlar istemsizce çıkmaya başlayacak.
Cümle kurmakta zorlanıyorsun çünkü kafada hangi kelimeyi hangi yapıyı getireceğini düşünüyorsun. Konuşmanın olağan akışıyla yapamadığın...Merhaba arkadaşlar. İngilizce seviyem aşağı yukarı B1 seviyesinde olmasına rağmen yabancılarla iletişim kurarken zorlanıyorum. Zorlanıyorumdan kastım, cümle kurmakta zorlanıyorum. Onların ne dediğini anlıyorum ama cümle kuramıyorum, kelimelere dökmekte zorluk çekiyorum. Bunun nasıl üstesinden gelebilirim? Teşekkürler.
(Oyun oyna, film izle vb. gibi saçma şeyler yazmazsanız sevinirim, çünkü onlar da belirli bir seviyeden sonra fazla işe yaramıyor.)
Stephen Krashen dil edinimi ile ilgili tek bir metod olduğunu söyler ki oda anlaşılabilir girdilere maruz kalmak. Yani comprehensible inputlara. Hatta "talking is not practicing" der
Comrehensible input içinde yukarda da 4 saatlik bir örnek koydum. Ki shadowing yap demişim. Adam orada bir şey gösteriyor eliyle ve bir cümle kuruyor. Arada türkçe yok. İfade ve eylem var. Kişi tekrar tekrar yapınca beyin ifade ile eylemi birleştirecek. Ne kadar tekrar olursa o ifade o kadar normali haline gelecek insanın.
Not: Benim demek istediğim hiç konuşma demek değil önceliğin konuşmak olmasın. Önceliğin bilinç altını(altyapını) doldurmak olmalı diyorum. Çünkü mantıkla(subject +verb+object) öğrenirsen konuşurken hesaplama yaparsın, iç güdüyle öğrenirsen refklesle tepki verirsin. Şu an biz dilimizi iç güdüyle konuşuyoruz. Çünkü duygularımızla hissediyoruz kelimenin manasını. Native olmakta hissiyat çok önemli.
10 yaşındaki bir çocuk
1,6 B görüntüleme · 18 ifade | 📌İngilizceyi YouTube’dan Öğrenmiş! İranlı Çocuk Turisti Hayran Bıraktı İran’a giden turist, İngilizce konuşmayı YouTube’dan öğrenen çocuğu görünce o anları kaydetti. | Yeni Gazetem
📌İngilizceyi YouTube’dan Öğrenmiş! İranlı Çocuk Turisti Hayran Bıraktı İran’a giden turist, İngilizce konuşmayı YouTube’dan öğrenen çocuğu görünce o anları kaydetti.
Dosya Ekleri
Son düzenleme:
ALCYONEUS
Uzman
- Katılım
- 18 Ağustos 2024
- Mesajlar
- 488
- Çözümler
- 2
- Beğeniler
- 240
@ALCYONEUS, Dostum bak ben seni cidden anlıyorum ama karıştırdığın şey şu ugyulamadaki okuma dinlemeyle olmaz demek istiyorsun ama verdiğin cevapta bu ifade geçiyor.
Sonrada "okumayla dinlemeyle" olmaz diyorsun.
Burada aklından geçen ifade ile yazıya döktüğün ifade bambaşka. Bu yüzden yanlış ifade etmiş oluyorsun ve ben de sana "yanlış bilgi vermeyin" diyorum. Eğer kitap dersen kitapla olmaz anlaşılır. uygulamayla olmaz demen gerekiyor. Kaldıki ben de zaten ikisinide önermiyorum. Hatta attığım linkin en sonunda da yapmaman gerekenler diye maddeler koymuşum. Orada da dulingo vb uygulamalada vakit kaybetme yazmışım.
Dostum zaten artık kime sorarsan sor maruz kalman gerektiğini söylüyorlar. Kaldıki maruz kalmak ne demek onlar gibi yaşamak demek. İlk mesajımda attığım linki okudun mu? Giriş cümlesinde ne yazmışım acaba. Bir de sürekli birilerini bulamazsın ki konuşacak. Mecbursun bir şeyler izlemeye ve okumaya. Zaten bulsalar buraya yazarlar mı ingilizce nasıl öğrenilir veya hangi uygulama daha iyi diye?
Bir de insanlar speakinge o kadar önem veriyor ki altyapısını doldurmakla kimse uğraşmıyor. Halbuki insanlar kendi dilini edinirken(bak öğrenirken demiyorum) başta sadece listening yaptı. Sonra konuşmaya başladı. Bu sebepten ötürü konuşmak bir neticedir. Sonuçtur. Sen bugün yurtdışına da çıksan önce bir kelime duyarsın sonra onu telaffuz etmeye başlarsın. O kelimenin nasıl yazıldığını okursun, sonra writing yapabilirsin. İnput olmadan output olmaz dostum. Kelimeyi görmeden nasıl yazabileceksin duymadan nasıl telaffuz edebileceksin.
Çünkü sen benim bahsettiğim okuma ve dinlemeyi sanki gramer çalışmakla karıştırıyor olabilirsin. İstediğin kadar bilgin olsun demekten kastın nedir. Benim bahsettiğim şey şu dostum, reading yaparak okuduğunu anlayabileceksin, dizi film izlerken de altyazılı izleyeceğin için dinlediğini tam kavrayamasanda altyazısından ne dendiğini anlayabileceksin ve bir süre sonra beyin bunları birleştirecek. Ve dinlediğini de anlayabilmeye başlayacak. Senin görevin sadece seninde bahsettiğin gibi maruziyeti vermen gerek, sonrası beyninin işi ona karışma. Ve ben ders çalışır gibi de ing çalışmaktn bahsetmiyorum. Öğrenmek ve edinmek bambaşka şeyler. Bir native'in pasif kelime miktarı araştırmaya göre ortalama 42 bin.(googledan bakabilirsin) Bu kadar pasif kelimeyi nasıl yapabileceksin konuşarak yapamazsın hep eksik kalacak. Çalışarak zaten olmaz. Okumak zorundasın.
Nativeler için üretilmiş kitapları Okumanın avantajı şu, eğer başlangıç için realistic fiction okursan, karakterin ailesi ile konuşmasını, arkadaşlarıyla konuşmasını, okuldaki müdürle "saygılı/resmi" konuşmasını, sosyal medyada geçen texting mesajlarını, devlet kurumuna gittiğinde orada geçen konuşmalarını, hastahaneye gittiğinde orada doktorla geçen sağlıkla ilgili konuşmaları ve kendisiyle başbaşa konuşmalarını ve düşünce tarzını görebiliyorsun. Roman okumak empati yeteneği geliştirdiği için kendini karakterin yerine koyuyorsun. Bu da sana kitapta yaşanan olayları sanki sen yaşıyormuşsun gibi bir hissiyat verdiği için dile maruz kalmış oluyorsun. Yani evin içinde olan olaylarda sanki o evin bir ferdiymiş gibi sanki orada annen babanla ing konuşuyormuş gibi, veya okulda öğretmenle sanki sen konuşuyormuşsun gibi oluyor. Arkadaşlarınla sanki sen mesajlaşıyormuşsun gibi oluyor.
Bak bunu dizi film vermez. Bunu anca speaking verebilir onu da yapamıyorsan ne yapacaksın? Yani aklınla sürekli çeviri mi yapmaya çalışacaksın? hangi kelimeyi getireceğini mi düşünüceksin. Hangi ortamda hangi senaryoyu yazacağını nasıl belirleyeceksin? Senaryoları kendin belirlemek yerine doğaçlama olması gerekiyor. İnsan gördüğüyle hareket eder. Bir bebeği hangi ırktan olursan ol hangi ortama koyarsan oranın şeklini alır. Bebek gördüğüyle duyduğuyla hareket eder ve senaryolara doğaçlama maruz kalır. Yurtdışına gidenler zaten şanslı hergün farklı bir olaya/ortama maruz kalıyor. O yüzden kısa sürede konuşabilmeye başlıyorlar. Burada her ortama girip çıkamazsın. Mecbursun reading ve listening yapmaya.
NOT burada CEFR(A1-C1 arası seviyelendirilmiş kitaplar) seviyesi kitaplardan bahsetmiyorum nativeler için yazılmış kitaplardan bahsediyorum. Ve CEFR kitaplarını bir an önce geçilmesinden bahsederim. Asıl dil cefr kitaplarında değil nativeler için yazılmış kitaplarda olduğunu söylerim yukarda attığım linkte. Birisinde kullanılan dil basitleştirilmiş . Diğeri insanların günlük hayatta kullandığı dil.
Wonder kitabından bir kaç sayfa ekledim. İki öğrencinin mesajlaşması. Bu kitapta doğuştan yüzü felçli olan bir çocuğun hayat hikayesi.
Başka bir kitap (grafik roman.)
![]()
Çok kesin konuşuyorsun dostum. Alttaki videoda araştırmalarda olduğundan güzel bir içerik.
Anlaşılan ya denenemişsin ya da bir kaç tane kitap sonrasında sıkıldığın için bırakmışsın. Evet reading uzun bir metoddur. Ama şunu da unutma bebekler 1.5 sene sonra konuşabilmeye başlar. ve 7/24 etrafını dinler. Sonunda native olurlar. (Bizim 7/24 hem reading hem listening yapabilecek bir lüksümüz yok amaç nativese hergün düzenli bir şekilde ilerlemek gerekiyor.)
Kişinin vakti olmayabilir utangaç olabilir, dener başarısız olunca özgüveni gider tekrar denemek istemez, her türlü şey olabilir dostum , çok kesin yargıların var. Kapalı çarşı esnafı ile sıradan birisi aynı olamaz. Birisine direkt birileri geliyor, diğerinde ise kişinin kendisi aktif olması gerekiyor. Her insan aynı değil.
Bir de şu var benim tavsiye ettiğim şey kapalı çarşı esnafı gibi konuşmak değil native olmaya çalışın derim. Native olmak için sanki yurtdışında yaşıyormuş gibi bir ortam kurman gerek. Bu ortamı duygularınla hissedebiliyor olman gerek. (limbik sisteme kadar inecek edindiğin inputlar)
Kaldı ki kitap okumak, seni bir çok ortama sokabilirken oyunda veya turistlerle konuşmak sadece o ortamda ilerlemeni sağlar. Çünkü pasif kelime miktarın o ortamda konuşalanlar kadar olacak.
Dostum, çoğunlukla benim dediğim şeylere eleştirin var yazılarındada bunlar(olmaz, işe yaramaz) var ki yukarda bahsettim. Ama sonuçta bu ifadeyi kullanıyorsun. Çelişiyorsun.
Daha önceki birisine verdiğim cevabı ekliyorum. Bir çok yazıma bakabilirsin. Sen sadece speakinge odaklanıyorsun bense diyorum ki speakinge değil altyapının ne kadar ingilizce içerikle doldurduğuna odaklan diyorum .Çok ama çok fazla maruz kalmalısın içeriklere. Bir süre sonra onlar istemsizce çıkmaya başlayacak.
Cümle kurmakta zorlanıyorsun çünkü kafada hangi kelimeyi hangi yapıyı getireceğini düşünüyorsun. Konuşmanın olağan akışıyla yapamadığın...Merhaba arkadaşlar. İngilizce seviyem aşağı yukarı B1 seviyesinde olmasına rağmen yabancılarla iletişim kurarken zorlanıyorum. Zorlanıyorumdan kastım, cümle kurmakta zorlanıyorum. Onların ne dediğini anlıyorum ama cümle kuramıyorum, kelimelere dökmekte zorluk çekiyorum. Bunun nasıl üstesinden gelebilirim? Teşekkürler.
(Oyun oyna, film izle vb. gibi saçma şeyler yazmazsanız sevinirim, çünkü onlar da belirli bir seviyeden sonra fazla işe yaramıyor.)
Stephen Krashen dil edinimi ile ilgili tek bir metod olduğunu söyler ki oda anlaşılabilir girdilere maruz kalmak. Yani comprehensible inputlara. Hatta "talking is not practicing" der
Comrehensible input içinde yukarda da 4 saatlik bir örnek koydum. Ki shadowing yap demişim. Adam orada bir şey gösteriyor eliyle ve bir cümle kuruyor. Arada türkçe yok. İfade ve eylem var. Kişi tekrar tekrar yapınca beyin ifade ile eylemi birleştirecek. Ne kadar tekrar olursa o ifade o kadar normali haline gelecek insanın.
Not: Benim demek istediğim hiç konuşma demek değil önceliğin konuşmak olmasın. Önceliğin bilinç altını(altyapını) doldurmak olmalı diyorum. Çünkü mantıkla(subject +verb+object) öğrenirsen konuşurken hesaplama yaparsın, iç güdüyle öğrenirsen refklesle tepki verirsin. Şu an biz dilimizi iç güdüyle konuşuyoruz. Çünkü duygularımızla hissediyoruz kelimenin manasını. Native olmakta hissiyat çok önemli.
10 yaşındaki bir çocuk
![]()
1,6 B görüntüleme · 18 ifade | 📌İngilizceyi YouTube’dan Öğrenmiş! İranlı Çocuk Turisti Hayran Bıraktı İran’a giden turist, İngilizce konuşmayı YouTube’dan öğrenen çocuğu görünce o anları kaydetti. | Yeni Gazetem
📌İngilizceyi YouTube’dan Öğrenmiş! İranlı Çocuk Turisti Hayran Bıraktı İran’a giden turist, İngilizce konuşmayı YouTube’dan öğrenen çocuğu görünce o anları kaydetti.www.facebook.com
hocam biz sizinle anlaşamıyoruz siz haklısınız ben attığım mesajları sileyim konu kapansın. Oraya bir yazı yazmışım siz paragraftaki cümlelerin içerisindeki küçük bir kısmı alıp oradan cevap verdiniz ve " kendin ile çelişiyorsun " diyorsunuz. Ben kendim ile çelişmiyorum ben yine aynı şeyi söylüyorum ama siz farklı açıdan değerlendiriyorsunuz. İnsan psikolojisi üzerinden bir şey yazmışım farklı bir yanıt verdiniz. " Benim dediğim şeylere eleştirin var " demişsiniz ama benim sizin söylediğiniz şeylere karşı eleştirim olmadı ben sadece okuma ve dinleme ile bazı şeylerin olmayacağını söylemeye çalışıyorum çünkü speaking hangi dilde olursa olsun reading ve listeningin neticesi değildir sizinle temelde anlaşamadığımız nokta bu ama olabilir yani farklı görüşte olabiliriz. Buna yaşadığım bir olaydan örnek vereyim siz daha rahat anlarsınız; Üniversitede sunum yapacağız, hoca bize sunumu word üzerinden yapacağımızı ve rapor şablonumuzun olacağını söyledi. Yapacağımız şey çok basit konumuzu araştıracağız ve çıkıp raporumuzu sunacağız. Sunumu yapan arkadaşlardan biri derslerinde başarılı olmasına ve ilgisi olmasına rağmen bildiğin kekeme oldu çocuk iki kelimeyi bir araya getirirken zorluk çekiyordu. Neden? çünkü hayatı boyunca çıkıp da o şekilde bir konuşma yapmamış birilerine bir şey anlatmamış.
Ben çıktığımda hoca soru sordu, sorunun cevabı bilgisayar ekranında önümde olmasına rağmen cevap veremedim bildiğim ve aklımda da olan bir şeydi ama benim de çabam olmadığı için cevap veremedim. konuşma yapmak öyle basit bir şey değil siz dinleme ve okuma kısmında altyapıyı doldurursanız konuşmada bu çalışmanın netice olacağı düşüncesindesiniz ama dışarıda olay bu şekilde ilerlemiyor. On yaşında çocuktan bir link bırakmışsınız yanımda şuan aynı yaşta biri var. Yazma berbat , okuma vasat, dinleme orta ama dil pabuç gibi sizin deyiminize göre bu çocuğunda neticesinin zayıf olması gerekir çünkü altyapı çok kötü. Benim bile aklıma gelmeyen sözler heceleyerek cümleleri okuyan birinin ağzından çıkıyor öyle söyleyeyim. " benim söylediklerim sadece ingilizce için geçerli " diyorsanız orası başka ona bir şey diyemem ama yine dediğim gibi sırf okuma ve dinlemeyle olmaz.
Bebeklerin 1.5 senede konuşmaya başladığı ile ilgili bir bilgi vermişsiniz insanlar doğduğu andan itibaren kendisini sesi ile ifade etmeye çalışıyor başta ağlayarak derdini anlatıyor ardından zaman geçtikçe konuşmayı çözüyor yani doğum anından itibaren kendini ifade etme anlamında bir çaba var.
Çok fazla uzatmayacağım kitap okuma ile ilgili insanların belli başlı şeyleri unuttuğuna dair yapılan araştırma var insan psikolojisinin işleyiş şekli var o kadar fazla yazı yazmışsınız ki cevap vermek mümkün değil.
Kısaca lafı daha fazla uzatmadan cevabımı vereyim sizin en başta alıntıladığınız o küçük yazıda " sırf" sözcüğü olmadığı için bir anlam kargaşası yaşanıyor yoksa ben hangi dilde olursa olsun kitap okunması ve bir şeylerin dinlenmesi taraftarıyım çünkü insana bilgi katar, kişiyi ilerletir. Ama şu konuda kesinlikle netim okuma ve dinleme konuşmanın neticesi olamaz çünkü konuşma aynı duyma ve görme gibi bir yetidir doğuştan gelir, biz insanlar olarak üzerine yoğunlaşıp kendimizi geliştiririz. Kitap okuma ve dinleyerek bilgi edinme bu kısımda kişiye etki ediyor. kitap okumayan veya bilgi edinmeyen biri Türkçeyi bugün ülkemizde yanı başımızda konuşabiliyor ama çıkıp da akademik düzeyde veya iş dünyasında kullanacak kadar da bilmiyor işte burada kitapların ve dinlemenin etkisi başlıyor.
Dediğim gibi siz farklı bir şeyi savunuyorsunuz ben farklı bir şeyi savunuyorum benim gözümde konuşma doğuştan kazanılmış bir haktır nörolojik olarak da ispatlıdır.
Öğrenme ve geliştirme konusunda verdiğiniz bilgilere saygı duyuyorum ama konuşma anlamında maalesef söylediğiniz bazı şeyleri kabul etmiyorum çünkü kendiniz speaking kısmında çaba göstermediğiniz sürece telaffuzda çok sıkıntı yaşarsınız dil( vücudumuzdaki dilden bahsediyorum) öyle okuyup, dinleme ile dönmez mesela arapçada bazı harfler vardır herkes o sesleri doğru şekilde çıkaramaz bu genel anlamda çaba gerektirir o çaba da kendi dilini yapancı dile uyarlama anlamındadır var olan yetiyi özelleştirirsiniz.
Not: Metin düzeltmesi yaptım olmadıysa benden kaynaklı değildir mümkün mertebe uyarı vermeyiniz çünkü site mesaj yazarken bazen hata verebiliyor.
@ALCYONEUS,
Dostum şimdi ben X'le olur diyorum sense X'le olmaz dediğinde benim verdiğim tavsiyeye eleştiri yapmış olmuyor musun? Yani yazının yarısından fazlası benim verdiğim tavsiyenin neden olmayacağı ile ilgili ve sonunda da eleştirim size değil uygulama yapanlara diyince, çelişiyorsun diyorum. Çünkü eleştirin uygulama yapanlara ise yazının çoğunluğu benle değil tamamını uygulama yapanlarla olması gerekiyordu.
İkincisi ben hiç konuşmayacaksın demiyorum ama konuşabilmek için de bir birikimin olması gerekiyor diyorum. İşte bu birikimi vermen gerekiyor ve insanlar bu birikimi elde etmeden direkt konuşmaya çalışıyor diyorum. Evet konuşmakta bir kas hafızasıdır. Ve çalışılması gerekiyor ki zaten yukardaki linkte speaking kısmında bundan bahsediyorum.
Velhasılı kelam katılmıyor olabilirsin. Saygı duyarım. İkimizde birbirimizin her noktasına cevap verecek olursak uzun uzun yazarız ve konu gereğinden sapar. O yüzden de yukarıda belli başlı şeylere cevap vermeye çalışsam da çok uzun bir yazı oldu. Bu cevabında da yine bazı şeylere cevap vermeye çalıştım.
Dostum şimdi ben X'le olur diyorum sense X'le olmaz dediğinde benim verdiğim tavsiyeye eleştiri yapmış olmuyor musun? Yani yazının yarısından fazlası benim verdiğim tavsiyenin neden olmayacağı ile ilgili ve sonunda da eleştirim size değil uygulama yapanlara diyince, çelişiyorsun diyorum. Çünkü eleştirin uygulama yapanlara ise yazının çoğunluğu benle değil tamamını uygulama yapanlarla olması gerekiyordu.
İkincisi ben hiç konuşmayacaksın demiyorum ama konuşabilmek için de bir birikimin olması gerekiyor diyorum. İşte bu birikimi vermen gerekiyor ve insanlar bu birikimi elde etmeden direkt konuşmaya çalışıyor diyorum. Evet konuşmakta bir kas hafızasıdır. Ve çalışılması gerekiyor ki zaten yukardaki linkte speaking kısmında bundan bahsediyorum.
Dil ediniminin sonu yok. Altyapını doldurmanın bir seviyeside yok. Bir süre sonra pratik yapman gerekiyor. Kaldı ki arkadaşa shadowing yapabilirsin de demişim. Ama önce input alması gerekiyor ki output üretebilsin.Altyapını doldurmaz isen konuşamazsın çünkü istediğin konuda konuşabilmek için kelime haznesine ihtiyacın var yani alt yapını/heybeni doldurman gerek. Altyapıda reading ve listening ile dolar. Yine de pratik yapmaz isen çat pat konuşursun ama fluent/akıcı konuşamazsın.
Peki dostum doğuştan sağır birisi, hiç bir terapi ve özel eğitim(işaret dili) almaz ise sağır olmayan insanlar gibi nasıl konuşabilecek? Konuşma dinlemenin sonucudur dostum. Dinleme olmadan konuşma olmaz. Beyin neyi işleyecek ki neyle neyi bağdaştıracak?Dediğim gibi siz farklı bir şeyi savunuyorsunuz ben farklı bir şeyi savunuyorum benim gözümde konuşma doğuştan kazanılmış bir haktır nörolojik olarak da ispatlıdır.
Velhasılı kelam katılmıyor olabilirsin. Saygı duyarım. İkimizde birbirimizin her noktasına cevap verecek olursak uzun uzun yazarız ve konu gereğinden sapar. O yüzden de yukarıda belli başlı şeylere cevap vermeye çalışsam da çok uzun bir yazı oldu. Bu cevabında da yine bazı şeylere cevap vermeye çalıştım.
Benzer konular
- Mesaj
- 11
- Görüntüleme
- 2B
Yeni konular
-
-
Elektronik Seçili Lenovo laptoplarda %5 indirim kampanyası
- Fırsat Ekibi
- Mesaj: 0
-
-
Batman'da bir çocuğun yaktığı karton, arabayı tutuşturdu
- Michael MYERS
- Mesaj: 3
-
-
-
-
-
-