dixtuel 12

Uzman
Katılım
20 Ocak 2025
Mesajlar
293
Çözümler
3
Beğeniler
92
Merhaba,

Öncelikle farklı bir forumda yanlış anlaşıldığım için açıklama yapacağım; kesinlikle bu gerçek dinle ilgili olsun veya gerçekler değiller demiyorum, ister tuhaf ister paranormal deyin, çok önemli değil, maksat okurken gerilelim biraz. Tuhaf olduğunu, gerici veya paranormal doğaüstü türden olduğunu düşündüğünüz bir olay oldu mu? Eğer olduysa yazar mısınız?

İlkini ben anlatmış olayım konuyu ben açtığıma göre;

2-3 yıl önce yaz tatilinde uyku düzenim neredeyse yoktu. Sabah tarlaya, öğlen evde, akşam dışarı çıkıyorduk. Gecede zaten uyumuyordum, sabah 10-11'e kadar oyun falan takılıyordum. Böyle böyle günde 2-3 saat uykuyla idare ediyordum ki bir ara 2-3 gün uyumadığım oldu. O akşamda (23.30 civarı) eski okul bahçesi var, köyde okul yıkıldığı için orada oturmuş sohbet ediyorduk 3 kişi. Önümüzden bir amca geçti, selam verdi. "Aleykümselam amca" dedim, gittiğini gördüm.

Bizimkilere bir döndüm, "Ne diyorsun olum?" dediler. "Bir amca geçti, tanımıyorsunuz mu hiçbiriniz?" dedim. "Saçmalama, kimse geçmedi, kafayı mı yedin?" falan. 15-20 dakika tartıştık. Ben korkudan titriyorum ama bir yandan uykusuzluktan mıdır diye, bir yandan ya gerçekse diye ve düşünmeye başladıkça adamın gidişte düz yola değil de binanın duvar arkasına doğru yürüyüp kaybolduğunu görmüşüm gibi hatırlamaya başladım.

Normalde uykusuzluktandır der geçerdim ama öyle bir gerçekçilik pek mümkün değildi ki ben çoğuna inanmasam da bizim köyde böyle olayları yaşayan çok kişi var. İsterseniz bir olay daha anlatırım.
 
Son düzenleme:
Aslında her ne kadar dinî konulardan uzak durmaya çalışsam da Tanrı'nın var olduğunu rüyamda iliklerime kadar hissetmiştim. Rüyada attığım her adım bile şu an aklımda. Ruhum bildiğin bedenimden kopmuştu ve ben başka bir yerdeydim. Bence gördüğüm şeyin dinlerde geçen Tanrı inanışıyla hiçbir alakası yok. Çok farklı bir duygu.

Halam, yani teyzem, kansere yakalandığı günün gecesinde uyuduğum zaman ağlayarak gözümü kapattım ve içimde bağırdım. Evrende bulunan her mistik varlıktan, tüm tanrılardan, iç sesimin frekansını duyabilen her şeyden yardım istedim. Zamanda geçmişe dönüp bir anlığına evdekileri haberdar etsem, ameliyatı en azından 3-4 ay önce yapsak diye düşündüm. Nereden aklıma geldiyse artık... Çaresizlik mi diyelim, bilemedim.

Yahu arkadaşlar, gözümü bir kapadım. Bembeyaz, 4x4 metrelik bir odadayım. Sanki duvarları, yeri ve tavanı cam gibi ama hafif ışık vuruyor içeriye. Sol duvarın dışında, ışıklı camın arkasında gölgelerin geçtiğini hissediyordum. Hafif hafif beliriyorlardı gibi. İleriye iki adım atarak ön duvara yaklaştım. Elimi ileriye uzatıp duvardan, aynı odanın tekrarına geçtim.

Bu ikinci oda yine aynıydı ama sanki sağ tarafımda benim iki katı büyüklüğümde, gölge gibi bir şeyin durduğunu hissediyordum. Dönüp onun tarafına da bakmıyordum. Önümdeki beyaz duvara bakıyordum. Rahattım, korkmuyordum. Sağımda olan bu bilge diyelim, iki adım ileri atmamla beraber tüm evrenin yaratılış şeklini bedenime hüpletti. Sanki konuşmadan, etmeden milyarlarca yıllık tüm olayları küçücük bir an içinde öğrenmiş ve onaylamış gibiydim. “Hayır, neden bu böyle oldu?” da diyemedim. “Tamamdır reis.” modunda ilerledim önümdeki odaya.

Elimi uzattım, üçüncü odaya duvardan geçtim. Yine aynı oda gibiydi ama yukarıda tavan artık uzaya açılıyor ve karşımda tam daire hâlinde Dünya canlı olarak duruyordu. Artık sol kolumun yanında da benim gibi bir garibanın durduğunu hissettim. O gariban arkadaşın da çok çaresiz olduğunu biliyordum. Artık nereden biliyordumsa... Yine iki adımda dünyayı ve tüm olup geçen bilgileri bedenime hüpletti. Konuşmadan, etmeden anlık bir şey. Dil desen dil değil, frekans desen frekans değil. Tüm vücut sanki bilgiyi bir anda içine çekiyor. Ve bunu konuşarak anlatmak da mümkün değil.

Gariban arkadaşımla, ben gariban, önümüzdeki duvardan geçtik yine. Dördüncü odaya. İkimizin de önünde bir kutu vardı. Benim kutumdan yarım elma, eski ama çalışır bir el saati ve bir dilim ekmek çıktı. Beni sağ duvara yönlendirdi ve geçtim. Ama geçtiğim oda çok farklıydı. Önümde şeffaf cam bir duvar vardı. Eski bir evin içini görüyordum. Evde, eski büyük saatlerden, ortasındaki mekanizması sallanarak çalışanlardan vardı. Sağ tarafta anne ve baba vardı. Sol tarafta, yani anne ve babanın önünde, küçük bir çocuk vardı. Hasta gibiydi. Anne ve babası seviniyordu. Sanki çocuk yeni yeni yürümeyi öğrenmiş gibi eğilip çocuğa “Gel, gel.” yapıyorlardı.

Bir anlığına ben bunları izlerken bulunduğum odanın içinden yüksek bir ses geldi: “Orası sana ait değil, oraya bakma.” Geri dönüp bulunduğum odaya baktığımda hastane odasında olduğumu fark ettim. Ortada tek bir hasta yatağı vardı ve halam, yani teyzem, yatakta yatıyordu. Yaklaştım. Kısık sesle, ağlayarak “Sana ne oldu böyle?” diye sordum. Dönüp bana demez mi: “Askerlikten sonra hiç yanıma bile gelip beni ziyaret etmedin.” Ben bir anda şaşırdım ve anında hatırladım, rüyada bile olsam. Çünkü askerlikten sonra her zaman yanında olmuştum yani.

Bunu fark ettiğim anda, “Bu işte bir terslik var.” deyip doktor tarafına baktım. Doktor iğneye serum çektiği gibi rüyadan zıpladım. Rüyadan ağlayarak uyanmıştım, o derece. Sanki aga ben hiç uyumadım; başka bir yere uğrayıp geldim. İş de bulamıyordum. Bir gün sonra komşu, “Normal maaşlı bir iş var.” diye koşarak geldi. “Allah Allah.” dedim. İş için gitmediğim yer kalmamıştı. Nasıl mümkün oldu ki bu diye düşündüm. Zor da olsa çalıştım. Tüm kazancımı teyzemin ilaçlarına harcadım. Annem gibiydi. Umarım benden şikâyetçi olmamıştır.

Sanki rüyada bana, “Eğer zamanda geriye gidersen, o zaman da aileni unutursun.” diye gösterildi. “Askerlikten sonra hiç uğramadın.” sözü beni çok üzdü. Neyse, ben bunu hiçbir zaman unutmam. Bir rüya bu kadar detayla aklımda kalmışsa o artık benim için rüya değil. Çünkü bizzat yaşadım, gördüm, konuştum, duydum ve hissettim.

Yani bildiğim Tanrı, öyle “Oruç bozuldu diye sizi cezalandıracağım.” kafasında değil. Onu sizin de bilmenizi isterim. :hehehe:

Düzgün yaşayın, normal insan gibi. Saf insan olursanız bence size daha fazla önem verir. İçinizde kurnazlık ve kötülük olmasın.
 
Biraz yalan gibi gelecek ama anlatmak isterim.

Biz 3 kuzen bir dağa çıktık ve işte gittik oraya ama işte hani derler ya hava durgun ve sanki dünyada kimse kalmamış gibi öyle oldu ve biz işte korktuk normal olarak çünkü sessiz, insan yok. Sonra işte böyle tok tok tok sesi var, gittikçe yakınlaşıyor. Biz de işte orada bir zeytin ağacı var ortada, oradan bir taşın adını saydık, 46 çıktı. Sonra böyle ses yükselmeye başladı, ben diğer kuzenle koşmaya başladık ve önümüzden köpek havlama sesi geldi ve önümüzde köpek yoktu, hayır ses yankısı değil, önümüzdeydi. İkinci gelişimizde tekrar saydık, 40 çıktı. 1 kere saymadık, 5 kere falan 40 çıktı. Değişen hiçbir şey olmamıştı. Sonra ben bastım, bu halimle 2-3 km ötedeki bakkala tek nefeste koştum.
 
Muğla taraflarında yaşadığım için etraftaki olayları duyup bir merakla arkadaşlarla 2022 başlarında Kavaklıdere köyüne gittik. Gece oluyordu, saat akşam 7 gibi falan vardık konuma. O kadar sessiz ve ıssız duruyordu ki insan bir şey yoksa da ürperiyor.

3 harfli muhabbetler çok dönüyordu burada. Fenerleri aldık, 4 kişi 2-2 dağıldık köye. İncir ağacına benzettiğim ağaca yaklaşırken anormal bir ses geldi; insan değil, hayvan değil. Sağ çaprazda 1 tane yıkık ev vardı ve 3-4 saniyeliğine bildiğin evin tüm ışıkları yandı ve söndü.

Bir korktuk biz, 2 kişi olarak arabaya belki 100 metre var, yokuş aşağı uçtuk desem yeridir neredeyse. Diğer arkadaşları bırakıp kaçacaktık çünkü köyde elektrik yok, yol bile düzgün değil. Dacia Duster ile zor girdik köye. Yazsam daha olay olur burada fakat o gün ne yaşadığımı ben biliyorum ve imkansız diyeceğim bir olay oldu.
 
Muğla taraflarında yaşadığım için etraftaki olayları duyup bir merakla arkadaşlarla 2022 başlarında Kavaklıdere köyüne gittik. Gece oluyordu, saat akşam 7 gibi falan vardık konuma. O kadar sessiz ve ıssız duruyordu ki insan bir şey yoksa da ürperiyor.

3 harfli muhabbetler çok dönüyordu burada. Fenerleri aldık, 4 kişi 2-2 dağıldık köye. İncir ağacına benzettiğim ağaca yaklaşırken anormal bir ses geldi; insan değil, hayvan değil. Sağ çaprazda 1 tane yıkık ev vardı ve 3-4 saniyeliğine bildiğin evin tüm ışıkları yandı ve söndü.

Bir korktuk biz, 2 kişi olarak arabaya belki 100 metre var, yokuş aşağı uçtuk desem yeridir neredeyse. Diğer arkadaşları bırakıp kaçacaktık çünkü köyde elektrik yok, yol bile düzgün değil. Dacia Duster ile zor girdik köye. Yazsam daha olay olur burada fakat o gün ne yaşadığımı ben biliyorum ve imkansız diyeceğim bir olay oldu.
Ben de Muğlalıyım. Zaten Muğla'da yaşadım olayları. Kavaklıdere çok korkunç bir yer hocam. Geçmiş olsun incir ağacı sıkıntı buralarda.
 
Biraz yalan gibi gelecek ama anlatmak isterim.

Biz 3 kuzen bir dağa çıktık ve işte gittik oraya ama işte hani derler ya hava durgun ve sanki dünyada kimse kalmamış gibi öyle oldu ve biz işte korktuk normal olarak çünkü sessiz, insan yok. Sonra işte böyle tok tok tok sesi var, gittikçe yakınlaşıyor. Biz de işte orada bir zeytin ağacı var ortada, oradan bir taşın adını saydık, 46 çıktı. Sonra böyle ses yükselmeye başladı, ben diğer kuzenle koşmaya başladık ve önümüzden köpek havlama sesi geldi ve önümüzde köpek yoktu, hayır ses yankısı değil, önümüzdeydi. İkinci gelişimizde tekrar saydık, 40 çıktı. 1 kere saymadık, 5 kere falan 40 çıktı. Değişen hiçbir şey olmamıştı. Sonra ben bastım, bu halimle 2-3 km ötedeki bakkala tek nefeste koştum.

Hocam, o yalan gibi gelecekse benim başta anlattığım olay direkt yalan gibi bir şey olur herhâlde. :D

Bu olay da başta bahsettiğim aynı köyde oldu. Benim bir arkadaşım var, 2. sınıftan beri tanıyorum; 13 yıldan fazladır arkadaşız. Onların da pancar tarlaları, çeltikleri falan var. Bir gece abisi bize dedi ki: “Gidin, suların aktığı yerde başkalarına giden tarafı kapatın. Onlar bizimkini kapatmış, kuruyacak.” Barajdan sular geliyor, bazı çukurlar var; işte 3-4 yol ağzı gibi yerleri çuvalla kapatıp suyun bir tarafa daha fazla gitmesini sağlıyorlar falan.

Neyse, “Tamam.” dedik, bindik motosiklete ve baraj yoluna gittik. Etrafta ev falan yok, bomboş tarlalar var ve hava da karanlık. Gece 12-1 gibi. Arkadaşım bana, “Sen motorun başında bekle, başkası gelirse yakalanmayalım; atlar kaçarız. Ben de gidip suyu ayarlayayım.” dedi. Hani bu uzun kamış gibi şeylerin arasında, o çukura giden ince bir yol var; o da oradan gitti, ben beklemeye başladım.

Nasıl anlatayım... Benim durduğum yer düzlük ama yolun karşısı bir tık yukarı doğru eğimli ve yukarıda da bir ağaç var. Ben yakından koyun sesleri duymaya başladım ama o saatte koyun otlatılmaz, yeri de orası değil. Ayrıca etrafımda hiçbir şey yoktu. Koyunlara takılan çanların sesini falan duydum, sesler daha da yakınlaşmaya başladı. Arkadaşıma mesaj attım, “Gel, gidelim.” diye.

Sonra ağacın yakınında bir gölge gördüm. Kapkaranlık, siyah ve yaklaşık 2 metre gibi bir şeydi. Oradan bir de ıslık sesi duydum. Neyse, biraz bekleyince arkadaşım geldi. Yüzü bembeyazdı ama direkt motora atladık, eve gittik.

Evde sordum, o da bana anlattı: “Gittiğimde bir ıslık sesi duydum, ileride bir silüet gördüm.” falan diye. O günden sonra korkudan hep traktörle gittik. İyi kötü bütün ışıklarını açıyorduk, bir de dandik bir ses sistemi vardı; giderken korkudan şarkı açıyorduk.
 
Hocam, o yalan gibi gelecekse benim başta anlattığım olay direkt yalan gibi bir şey olur herhâlde. :D

Bu olay da başta bahsettiğim aynı köyde oldu. Benim bir arkadaşım var, 2. sınıftan beri tanıyorum; 13 yıldan fazladır arkadaşız. Onların da pancar tarlaları, çeltikleri falan var. Bir gece abisi bize dedi ki: “Gidin, suların aktığı yerde başkalarına giden tarafı kapatın. Onlar bizimkini kapatmış, kuruyacak.” Barajdan sular geliyor, bazı çukurlar var; işte 3-4 yol ağzı gibi yerleri çuvalla kapatıp suyun bir tarafa daha fazla gitmesini sağlıyorlar falan.

Neyse, “Tamam.” dedik, bindik motosiklete ve baraj yoluna gittik. Etrafta ev falan yok, bomboş tarlalar var ve hava da karanlık. Gece 12-1 gibi. Arkadaşım bana, “Sen motorun başında bekle, başkası gelirse yakalanmayalım; atlar kaçarız. Ben de gidip suyu ayarlayayım.” dedi. Hani bu uzun kamış gibi şeylerin arasında, o çukura giden ince bir yol var; o da oradan gitti, ben beklemeye başladım.

Nasıl anlatayım... Benim durduğum yer düzlük ama yolun karşısı bir tık yukarı doğru eğimli ve yukarıda da bir ağaç var. Ben yakından koyun sesleri duymaya başladım ama o saatte koyun otlatılmaz, yeri de orası değil. Ayrıca etrafımda hiçbir şey yoktu. Koyunlara takılan çanların sesini falan duydum, sesler daha da yakınlaşmaya başladı. Arkadaşıma mesaj attım, “Gel, gidelim.” diye.

Sonra ağacın yakınında bir gölge gördüm. Kapkaranlık, siyah ve yaklaşık 2 metre gibi bir şeydi. Oradan bir de ıslık sesi duydum. Neyse, biraz bekleyince arkadaşım geldi. Yüzü bembeyazdı ama direkt motora atladık, eve gittik.

Evde sordum, o da bana anlattı: “Gittiğimde bir ıslık sesi duydum, ileride bir silüet gördüm.” falan diye. O günden sonra korkudan hep traktörle gittik. İyi kötü bütün ışıklarını açıyorduk, bir de dandik bir ses sistemi vardı; giderken korkudan şarkı açıyorduk.
Ben bir tane daha koyayım konuya. Gece oldu, sabaha kadar konuşsak yeridir. :D

Şimdi ben 2023 yazı falan, salonda yatıyorum; tek püfür püfür klima var. İşte gece uyandım, TV'yi açtım, Spider-Man izliyorum. Gece 4 gibi oldu olmadı, camı açtım. Size tarif edeyim: Camı açınca ormanlığı, oradan da dağı görüyorum.

Ormanlıkta bir ağacın üzerinde upuzun, gölge gibi bir şey var. Ben korktum, direkt yatağa girdim. 2-3 kere baktım, hâlâ oradaydı; yüzü aydınlanıyordu. En son çarşafı söktüm, yüzüme attım ve uyudum.

Gerçekten korkutucuydu. Bilmiyorum, umarım bir göz yanılsamasıdır.
 
Gün içinde aşırı yorulduğumuz zamanlarda, herhangi bir olaydan etkilenmiş olduğumuzda veya kendimizi kötü hissettiğimiz dönemlerde bu tarz hayaller veya rüyalar görmemiz normaldir hocalarım.
 
Ben bir tane daha koyayım konuya. Gece oldu, sabaha kadar konuşsak yeridir. :D

Şimdi ben 2023 yazı falan, salonda yatıyorum; tek püfür püfür klima var. İşte gece uyandım, TV'yi açtım, Spider-Man izliyorum. Gece 4 gibi oldu olmadı, camı açtım. Size tarif edeyim: Camı açınca ormanlığı, oradan da dağı görüyorum.

Ormanlıkta bir ağacın üzerinde upuzun, gölge gibi bir şey var. Ben korktum, direkt yatağa girdim. 2-3 kere baktım, hâlâ oradaydı; yüzü aydınlanıyordu. En son çarşafı söktüm, yüzüme attım ve uyudum.

Gerçekten korkutucuydu. Bilmiyorum, umarım bir göz yanılsamasıdır.

Bende bir tane anlatayım bari sabaha kadar konuşsak cidden yeridir bende o maksatla açtım konuyu zaten; bunu ben yaşamadım babam yaşamış zamanında; bundan kaç yıl önce tam bilmiyorum fakat en az 10 yıl belki daha fazlası var, Antalya'da yaşıyormuş o zamanlar ava falan da gitmeyi seviyor zaten arkadaşlarıyla toplanmışlar bir gece sarhoş olmuşlar biraz da ava gidelim keklik avlayalım falan konuşmuşlar gitmişler dağ tarafına avlanmak için tüfekler falan, orada betonu yerden bayağı yüksek olan bir evden yaşlı bir dayı çıkmış onlara tarif etmiş etrafı şu tarafta vardır şurası şöyle falan ama tek bir şey isteyeceğim tavşanları vurmayın demiş tamam deyip geçmişler işte 3 ya da 4 kişilermiş, keklik falan derken içlerinden birisi yanlışlıkla tavşanlardan birini vurmuş o an çok umursamamışlar vurduklarını toplayıp arabanın oraya dönmüşler gece saati bir de, araba o bahsettiğim betonun üstünde ama normal bir şekilde arabanın betona çıkması imkansız bunlar halüsinasyon falan sanmış yaklaşacakken amca çıkmış evden elleri şu emoji gibi; 🙏 sürekli bir yukarı bir aşağıya sallıyormuş durmadan ben size tavşanları vurmayın demedimmi falan konuşmaya başlamış bizimkiler korkudan titremeye özür dilemeye falan başlamışlar amca demişki gidin ve tekrar gelmeyin ama arkanızı dönün şimdi arkalarını tekrar döndüklerinde araba normal yere yeniden inmiş bunlar korkudan neye uğradıklarını şaşırıp avladıklarını falan bırakıp arabaya atlayıp kaçmışlar direkt 1 ay falan birbirleriyle konuşmamışlar korkudan, 1.5 ay sonra falan gaza gelip gelin gidelim evin oraya tekrar ne olabilir bakalım diye konuşmuşlar neyse akşam vakti aynı yere gitmişler ama ortada ne ev var ne beton.