orlev

Çalışkan
Katılım
30 Nisan 2026
Mesajlar
53
Beğeniler
52
1933 yılında Almanya'da Adolf Hitler gücü ele geçirdi. İlk iş olarak ırkçı yasalar çıkardılar. Yahudi kökenli ya da Nazi fikirlerine karşı olan bütün profesörleri, doktorları ve sanatçıları üniversitelerden attılar. Dünyanın en zeki insanları bir anda işsiz kaldı ve hayati tehlike altına girdi.

O dönemde Fransa’da bulunan Albert Einstein, bu zeki insanların kurtulması için çabalıyordu. Einstein, 17 Eylül 1933 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığına bir mektup yazdı. Mektubunda özetle şunları söylüyordu:

"Almanya’dan yasalar nedeniyle ayrılmak zorunda kalan 40 profesör ve doktorun, hiçbir ücret talep etmeden Türkiye’de çalışmalarına izin vermenizi rica ediyorum. Bu insanlar bilimsel çalışmalarına ülkenizde devam edebilirler. Hükümetinizin bu daveti kabul etmesi ülkeniz için büyük bir kazanç olacaktır."

Mektup Ankara’ya ulaştı. O sırada Türkiye, eski Osmanlı medrese sistemini kapatıp modern üniversiteler kurmak istiyordu. Bu olay tam bir fırsat oldu.
Atatürk’ün talimatıyla sadece 40 kişi değil, aileleriyle birlikte 100’den fazla dünya çapında bilim insanı Türkiye’ye davet edildi. Nazi Almanyası bu durumdan rahatsız oldu ve Türkiye’ye "Onları bize geri verin, size daha iyilerini gönderelim" baskısı yaptı. Ancak Atatürk bu baskıları reddetti ve "Onlar bizim misafirimizdir" diyerek bilim insanlarını korudu.

Gelen bilim insanları sıradan hocalar değildi. Her biri kendi alanında dünyanın en iyilerindendi. İstanbul Üniversitesi ve Ankara’daki fakülteler bir anda dünya standartlarında hocalarla doldu.

Tıp Alanı: Profesörler modern tıp laboratuvarları ve hastaneler kurdu. Türk doktorlarını eğittiler.
Hukuk ve Mimarlık: Dünyaca ünlü hukukçular ve mimarlar geldi. Ankara’daki birçok devlet binasını bu dönemde gelen mimarlar tasarladı.
Türkçe Şartı: Atatürk onlara çok iyi çalışma şartları verdi ama bir şart koştu: 3 yıl içinde dersleri Türkçe anlatacak kadar Türkçe öğreneceklerdi. Birçoğu bunu başardı ve Türkçe ders kitapları yazdı.
1781766081744.webp

Yabancı Bilim İnsanları (Alman ve Avusturyalı Akademisyenler)
Reform ile birlikte Almanya ve Avusturya'daki üniversitelerden ayrılmak zorunda kalan veya sürülen çok sayıda bilim insanı Türkiye'ye davet edilerek fakültelerin kurucu kadrolarında yer almıştır. [1, 2, 3]
Tıp Fakültesi: Philipp Schwartz (Patoloji), Rudolf Nissen (Cerrahi), Erich Frank (İç Hastalıkları)
Hukuk Fakültesi: Ernst E. Hirsch (Ticaret ve Medeni Hukuk)
İktisat Fakültesi: Fritz Neumark (Maliye), Wilhelm Röpke (İktisat)
Fen Fakültesi: Richard von Mises (Matematik-Mekanik), Hans Molisch (Botanik), Alfred Marchionini (Dermatoloji) [1, 2]

1781766105903.webp


Kaynakçalar;
  • Albert Einstein'ın mektubu ve dönemin hükümet yazışmaları Türkiye'de resmi olarak saklanmaktadır. [1, 2]​
  • Arşiv: T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı (Cumhuriyet Arşivi).​
  • Belge No / Sayı: 030.10.116.810.3.​
  • Not: Bu belgede Einstein'ın 17 Eylül 1933 tarihli Fransızca mektubu, mektubun Türk diş hekimi Sami Günzberg tarafından yapılan Türkçe çevirisi ve dönemin Başbakanı İsmet İnönü'nün el yazısıyla düştüğü notlar yer almaktadır. [1, 2, 3, 4, 5]​
  • Rıfat N. Bali"Einstein'ı Türkiye'ye Kim Davet Etti?" araştırması ve ilgili makaleleri. [1, 2]​
  • Horst Widmann"Atatürk Üniversite Reformu: İstanbul Üniversitesi’nde Görev Alan Almanca Konuşan Öğretim Üyeleri" (Bu kitap, o dönem gelen profesörlerin listesini ve neler yaptıklarını anlatan en temel kaynaktır).​
  • Arnold Reisman – “Jewish Refugees from Nazism, Albert Einstein, and the Modernization of Higher Education in Turkey (1933–1945)” (Indiana University Press - Küresel çapta kabul gören akademik makale). [1]​
  • Prof. Dr. İlhan Tekeli & Selim İlkin"Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Bilim ve Yükseköğretim Tarihi" eseri.​
  • Atatürk Ansiklopedisi"1933 Üniversite Reformu" resmi maddesi. [1]​
  • Prof. Dr. Philipp Schwartz (Tıpçı ve mülteci bilim insanlarını organize eden derneğin kurucusu) – "Notgemeinschaft" (Yabancı Ülkelerdeki Alman Bilim Adamları Acil Yardım Cemiyeti) raporları ve anıları. [1, 2]​
 
Her ne kadar katkıları inkâr edilemez olsa da Türkiye'deki varlıkları sınırlı olmuştur. Birçoğu Amerika'dan, eski makamlarından ve yeni kurulan İsrail devletinden gelen teklifler üzerine istifa etmiştir.