Hocam cevabın ve farklı bakış açın için teşekkürler.
Söylediğin 'toplumsal etki' kısmına kesinlikle katılıyorum, içine doğduğumuz ortam bizi şekillendiriyor. Ama benim asıl merak ettiğim ayrım tam da burada başlıyor.
Bir saldırıya karşı kendini savunmak bir 'zorunluluk' veya 'refleks'tir. Ama benim 'fanatiklik' dediğim şey, ortada bir saldırı yokken bile, sırf o şeye (lidere, takıma, fikre) duyulan sevgiden dolayı gözün kör olması durumu. Yani savunduğumuz şey hata yapsa bile 'asla hata yapmaz' demek, yapıcı eleştiriyi bile 'ihanet' saymak.
Sence 'savunma refleksi' ile 'körü körüne itaat' arasındaki çizgi nerede? Bir insan, savunduğu değeri korurken aynı zamanda onun yanlışlarını da göremez mi? Dengeyi bozan şey tehdit mi, yoksa bizim egomuz mu?