creazy

Başarılı
Katılım
13 Şubat 2025
Mesajlar
1.202
Çözümler
2
Beğeniler
978
Merhaba,

Size şunu sormak istiyorum.

Her şeyin aşırısı ve fanatikliği sorunlu olabilir mi?
Bu din, ideoloji, oyun, takım tutma, bir lideri sevme ya da herhangi bir fikir için geçerli.

Sevmek, inanmak, desteklemek ayrı mı?
Eleştiriye kapanmak, tek doğru bu demek ve her şeyi buradan okumak aşırılığa giriyor mu?

Sizce denge nerede bozuluyor?
Ne zaman sevgi/bağlılık, fanatizme dönüşüyor?

Saygılar.
 
Selam, bunu kişi bazlı düşünmek yerine toplum bazlı düşünmemiz gerekiyor.

Sen bir İslam ülkesinde yaşıyorsan daha çocukluktan itibaren sana İslam aşılanıyor. İleride bir gün inanmayan birisini gördüğün zaman taşa tutuyorsun; bu, fanatiklik yaratıyor.

Diğer bir örneğe bakalım: Sen İslam ülkesinde yaşıyorsun ve inanmıyorsun; çevrendeki insanlar inanmadığın için sana laf atıyor, seni küçük görüyor. Bu sefer de durum saygı duymamaya, hatta kötülemeye kadar gidiyor.

Başka bir örneğe bakalım. Ki bu vereceğim örnek benim için geçerli, o yüzden anlatması kolay olacak. Sen bir Türk'sün ve ***'ler senin vatanını bölmek istiyor, bayraklarını indiriyor. Sen bu sefer o insanlara karşı net bir tutum alıyorsun; çünkü o insanlar doğrudan sana saldırıyorlar. İşte denge tam da burada bozuluyor. Sen bu noktada "barışçıl" bir tutum sergilersen asla önünü kesemeyeceğin durumlar ortaya çıkıyor.

Her düşünce ahlaklı olmayabilir; bunun ölçüsü de insandır. Yani, bu sorunun net bir cevabı yok.
 
Selam, bunu kişi bazlı düşünmek yerine toplum bazlı düşünmemiz gerekiyor.

Sen bir İslam ülkesinde yaşıyorsan daha çocukluktan itibaren sana İslam aşılanıyor. İleride bir gün inanmayan birisini gördüğün zaman taşa tutuyorsun; bu, fanatiklik yaratıyor.

Diğer bir örneğe bakalım: Sen İslam ülkesinde yaşıyorsun ve inanmıyorsun; çevrendeki insanlar inanmadığın için sana laf atıyor, seni küçük görüyor. Bu sefer de durum saygı duymamaya, hatta kötülemeye kadar gidiyor.

Başka bir örneğe bakalım. Ki bu vereceğim örnek benim için geçerli, o yüzden anlatması kolay olacak. Sen bir Türk'sün ve ***'ler senin vatanını bölmek istiyor, bayraklarını indiriyor. Sen bu sefer o insanlara karşı net bir tutum alıyorsun; çünkü o insanlar doğrudan sana saldırıyorlar. İşte denge tam da burada bozuluyor. Sen bu noktada "barışçıl" bir tutum sergilersen asla önünü kesemeyeceğin durumlar ortaya çıkıyor.

Her düşünce ahlaklı olmayabilir; bunun ölçüsü de insandır. Yani, bu sorunun net bir cevabı yok.

Hocam cevabın ve farklı bakış açın için teşekkürler.

Söylediğin 'toplumsal etki' kısmına kesinlikle katılıyorum, içine doğduğumuz ortam bizi şekillendiriyor. Ama benim asıl merak ettiğim ayrım tam da burada başlıyor.

Bir saldırıya karşı kendini savunmak bir 'zorunluluk' veya 'refleks'tir. Ama benim 'fanatiklik' dediğim şey, ortada bir saldırı yokken bile, sırf o şeye (lidere, takıma, fikre) duyulan sevgiden dolayı gözün kör olması durumu. Yani savunduğumuz şey hata yapsa bile 'asla hata yapmaz' demek, yapıcı eleştiriyi bile 'ihanet' saymak.

Sence 'savunma refleksi' ile 'körü körüne itaat' arasındaki çizgi nerede? Bir insan, savunduğu değeri korurken aynı zamanda onun yanlışlarını da göremez mi? Dengeyi bozan şey tehdit mi, yoksa bizim egomuz mu?
 
Hocam cevabın ve farklı bakış açın için teşekkürler.

Söylediğin 'toplumsal etki' kısmına kesinlikle katılıyorum, içine doğduğumuz ortam bizi şekillendiriyor. Ama benim asıl merak ettiğim ayrım tam da burada başlıyor.

Bir saldırıya karşı kendini savunmak bir 'zorunluluk' veya 'refleks'tir. Ama benim 'fanatiklik' dediğim şey, ortada bir saldırı yokken bile, sırf o şeye (lidere, takıma, fikre) duyulan sevgiden dolayı gözün kör olması durumu. Yani savunduğumuz şey hata yapsa bile 'asla hata yapmaz' demek, yapıcı eleştiriyi bile 'ihanet' saymak.

Sence 'savunma refleksi' ile 'körü körüne itaat' arasındaki çizgi nerede? Bir insan, savunduğu değeri korurken aynı zamanda onun yanlışlarını da göremez mi? Dengeyi bozan şey tehdit mi, yoksa bizim egomuz mu?
İnsanoğlu ilk zamanlardan beri hayatta kalmak için gruplaşmıştır. Seni grup yapan da barındırdığın kişi sayısıdır. Kişiler daha iyi gruplar gördüğünde oraya geçebilir; geçmemeleri adına gözlerini boyamak gerekir. Karşı taraf ne kadar iyi de olsa amaç orayı kötülemektir.

Savunma refleksi ile körü körüne itaat çok başka şeyler. Savunma refleksi; sana bir saldırı geldiğinde kendini ve kendin gibi gördüklerini korumaktır. Körü körüne itaat ise sana ait olmayanı senden daha önemliymiş gibi görmektir. Bunları açıkladığımıza göre son soruya cevap verebilirim. Yine toplumsal olarak cevap vereceğim. İnsanoğlu eğer ki savunduğu değerin yanlışlarını görseydi iktidar devamlı değişirdi. Amacım siyaset yapmak değil, açıklayayım: Sen ya sana göre olan bir lider seçersin ya da o lider olursun. Herkesin de tecrübeleri, yaşadıkları farklı olduğu için hiçbir değer sabit kalamaz. Yasalar da bu yüzden vardır.

Yani dengeyi bozan ne tehdittir ne de egodur; değişimdir.
 
İnsanoğlu ilk zamanlardan beri hayatta kalmak için gruplaşmıştır. Seni grup yapan da barındırdığın kişi sayısıdır. Kişiler daha iyi gruplar gördüğünde oraya geçebilir; geçmemeleri adına gözlerini boyamak gerekir. Karşı taraf ne kadar iyi de olsa amaç orayı kötülemektir.

Savunma refleksi ile körü körüne itaat çok başka şeyler. Savunma refleksi; sana bir saldırı geldiğinde kendini ve kendin gibi gördüklerini korumaktır. Körü körüne itaat ise sana ait olmayanı senden daha önemliymiş gibi görmektir. Bunları açıkladığımıza göre son soruya cevap verebilirim. Yine toplumsal olarak cevap vereceğim. İnsanoğlu eğer ki savunduğu değerin yanlışlarını görseydi iktidar devamlı değişirdi. Amacım siyaset yapmak değil, açıklayayım: Sen ya sana göre olan bir lider seçersin ya da o lider olursun. Herkesin de tecrübeleri, yaşadıkları farklı olduğu için hiçbir değer sabit kalamaz. Yasalar da bu yüzden vardır.

Yani dengeyi bozan ne tehdittir ne de egodur; değişimdir.

Hocam ağzına sağlık, çok güzel bir ayrım yapmışsın. Özellikle 'savunma refleksi' ile 'körü körüne itaat' arasındaki o ince çizgiyi çok net özetlemişsin. Dediğin gibi, asıl korkulan şey 'değişim' olduğu için insanlar konfor alanından çıkmamak adına yanlışları görmezden gelebiliyor. Bu bakış açısı konuyu çok daha iyi bir yere taşıdı, teşekkürler.
 
Kısa cevap: evet, her şeyin fazlası zarar. Bir olguya körü körüne inanmak mantıklı gelmiyor kulağa. Fanatizm'de tüm karşıt olguları bir kenara bırakıp, farklı bir düşünceye yer vermemek kişinin iradesinin ne kadar kısıtlı olduğunu gösterir. Denge, karşıt fikirlerin bütününü reddederek bozuluyor. Dediğim gibi. Herhangi bir şeye gereğinden fazla anlam yüklemek bireye akla mantığa uymayacak fikirlere kapılmasına yol açacaktır.
 
Bence bir şeyi sevmek, inanmak veya desteklemek sorun değil. Denge; tamamen eleştiriye kapanınca, sadece benim bildiğim doğru gibi düşülünce bozuluyor. Sevilen şey mantığın önüne geçince aşırılık başlar. Birisi farklı düşüneni küçümsemeye, önerileri saldırı gibi algılamaya başlamışsa o sevgi değil körlük yani fanatizmdir. Aşırılık çoğu zaman körlüktür. Basit bir örnek: Sevdiğiniz bir dizi, oyun film olur. Profil fotoğrafı falan yapabilirsiniz işte bu sevgi. Ama eğer birisi sizin sevdiğiniz dizi, film veya oyun dışında bir şey daha iyi diyince siz bilmeden hayır benim sevdiğim dizi, oyun film daha iyi, hiçbir şey bunu geçemez diyorsanız bu fanatizmdir. Çünkü o noktada artık fikrini savunmuyorsun, onu sorgusuzca koruyorsun.
 
Aşırılık saçma bence. Mesela sizin aşırı konu açmanız gibi. İnsan bir sayfada beş tane aynı kişinin konusunu görünce yardım istemekten çok mesaj kasıyor, etkileşim için gereksiz konular oluşturuyor gibi hissediyor. Bu en basit örnek, aşırılık iyi bir şey değil bence.