Bir sabah baş ağrısından şikâyet etti, aradığım fırsat belirmişti; bundan hemen faydalandım. İlkin dilimin döndüğü kadar içki aleyhinde bulundum; zararlarını saydım. "Bu baş ağrıları da ondandır" dedim. Sonra da yakından bildiğim hoşgörürlüğüne sığınarak, her akşam içmekten vazgeçmesini, eğer bunu yaparsa bir müddet sonra kendisinin de pek memnun kalacağını, çok itinalı bir dille, arz etmek cesaretinde bulundum. Sükûnetle dinledi; ben susunca O, konuşmaya başladı:"Haklısın, bunları ben de bilmez değilim çocuk; dedi. "Fakat ne yapayım ki içmeye mecburum; kafam çok ama beni mustarip edecek kadar çok ve hızlı çalışıyor; vakit vakit onu uyuşturup biraz dinlenmek ihtiyacını duyuyorum. Harbiye ve Erkânıharbiye (Harb Akademisi) mekteplerinde iken sabahları beni ekseriya koğuş arkadaşlarım uyandırırdı; çünkü akşam zihnim herhangi bir meseleye takılırdı; onu düşüne düşüne kafam şişer, uykum kaçardı. Bütün gece, yatağın içinde, dönüp dururdum; ancak sabaha karşı, yorgun, bitkin bir halde uyuyakalırdım ve tabii kalk borusunu duyamazdım...Şimdi de öyle... İçmediğim zamanlar uyuyamıyorum; ıstırap içinde bunalıyorum. Aynı zamanda içki barsaklarımı da tanzim ediyor. Bu durumda, takdir edersin ki yapabileceğim şey ancak miktarını, mümkün mertebe, azaltmak olabilir; ona çalışalım."
Kaynak: Atatürk'ten Hatıralar Hasan Rıza Soyak
Cumhurbaşkanlığı yaverleri tuttukları nöbet kayıtlarında Atatürk'ün 24 saatini nasıl geçirdiğini, saat kaçta kalkıp kaçta yattığını ve kimleri kabul ettiğini günü gününe yazmışlardır. 1931 ile 1937 arasında rastgele seçtiğim bazı günlerin kayıtlarından, Atatürk'ün o günkü uyanma ve yatma saatlerini buraya naklediyorum:
Atatürk Arşivi'ndeki içki faturalarından cinslerine ve markalarına göre rakı, düz rakı, Dimitrakopulo rakısı, Kulüp rakısı, üç yıldız
Tekkalede bira, salon birası, Ankara birası, beyaz şarap, kırmızı şarap, Çiftlik şarabı, cin, konyak, Martel konyak, Courvoisier konyak,
Rus Konya'sı, Mekov konyak, Fine Champagne konyâğı, Cointreau,
Port, likörler arasında, altın likör, muz likörü, sarı likör, avokado likörü, mandalin likörü, nane likörü, Beğendik likörü ve vermut gibi
Çeşit çeşit içkinin kaydı vardır.
Çankaya'nın ödemeler konusundaki değişmezlerinden resmi olmayan yemeklerde, davetlerde, eğlencelerde ve turistik alışverişlerde hesap
Devleti değil, bizzat Mustafa Kemal tarafından, onun şahsi hesabından ödenmiş idi. Mesela, Ankara'da 1926 Eylül'ünün son haftasında üç gün boyunca birer Yeni Sinema Bahçe ve Bar'ında içenden Mustafa Kemal, beher gece
17 şişe Cordon Rouge şampanyası, dört oda yüzüde on istihkak vergileri dahil 426 lira ödemişti.
Kaynak: Atatürk'ün Mutfağı Murat Bardakçı
"Yemek meraklısı değildi: sabahları bir şey yemez,yalnız bir kahve ve sigara içerdi
Öğle yemeklerini bazen bir dilim ekmekle bir bardak ayran veya limonata teşkil ederdi.Ekmeği,uzun uzun parçalar halinde doğrar, bardaktaki ayran veya limonataya batıra batıra yerdi.Sevdiği ve istediği sayılı yemeklerin başında sade yağlı kuru fasulye(buna kendisi yağlı fasulye derdi)ve pilav gelirdi;bunlar mutfakta daima hazır bulundurulurdu.Geceleri, çok geçe kaldığı zamanlar, fasulye ve pilav yer öyle yatardı.
Bunlardan başka yağ ve yumurta ile ezilmiş beyaz peynirden yapılan bir nevi omleti, etli taze bamyayı ve meyvelerden kavunu severdi
Yatak odasında uzun müddet kalmak itiyadında değildi; pijama kullanmazdı, beyaz keten entari ile yatar, yataktan çıkınca üzerine bir ropdöşambır giyerdi. Ancak fazla rahatsız olup da geniş koltuğunda istirahat etmeye mecbur olduğu zamanlar pijama giydiği olurdu ki, bu da pek nadirdi; çünkü sıhhatine, lüzumu kadar itina
etmez, ufak tefek hastalıklara aldırmaz, doktorlann tavsiyelerine pek kulak asmazdı. 38 derece ateşle giyinip gezmeye çıktığı ve sofraya indiği çok olmuştur.
Tütün ve kahveye çok düşkündü; bilmem ama, herhalde günde 10-15 fincan kahve ve 40-50 sigara içerdi."
Kaynak:Hasan Rıza Soyak Atatürkten Hatıralar
"Atatürk çocukluğundan beri temizliğe ve iyi giyinmeye meraklı idi. Bazı sıcak günlerde iki, üç defa yıkandığı olurdu. Harp esnasında en sıkışık cephelerde
bile ne yapıp yapmış, mutlaka her gün yıkanabilecek bir yer sağlamıştır.
Kendisine her çeşit elbise yakışırdı; bilhassa askerî üniforma."
Hasan Rıza Soyak Atatürk'ten Hatıralar
Kaynak: Atatürk'ten Hatıralar Hasan Rıza Soyak
Cumhurbaşkanlığı yaverleri tuttukları nöbet kayıtlarında Atatürk'ün 24 saatini nasıl geçirdiğini, saat kaçta kalkıp kaçta yattığını ve kimleri kabul ettiğini günü gününe yazmışlardır. 1931 ile 1937 arasında rastgele seçtiğim bazı günlerin kayıtlarından, Atatürk'ün o günkü uyanma ve yatma saatlerini buraya naklediyorum:
- 9 Kasım 1931: 13.00'de uyandı, 06.30'da yattı.
- 17 Kasım 1931: 16.30'da uyandı, 06.30'da yattı.
- 18 Kasım 1931: 14.00'de uyandı, 06.30'da yattı.
- 31 Aralık 1931: 14.00'de uyandı, 06.30'da yattı.
- 28 Aralık 1932: 14.00'de uyandı, 06.30'da yattı.
- 28 Aralık 1933: 17.30'da uyandı, 05.30'da yattı.
- 5 Ekim 1934: 17.00'de uyandı, 03.00'da yattı.
- 5 Ekim 1935: 11.00'de uyandı, 01.15'te yattı.
- 4 Kasım 1935: 16.30'da uyandı, 05.30'da yattı.
- 10 Kasım 1935: 19.00'da uyandı, 03.30'da yattı.
- 19 Kasım 1935: 14.00'de uyandı, 05.00'da yattı.
- 25 Kasım 1935: 16.00'da uyandı, 06.30'da yattı.
- 27 Kasım 1935: 14.00'de uyandı, 06.30'da yattı.
- 1 Mayıs 1936: 15.30'da uyandı, 06.30'da yattı.
- 6 Haziran 1936: 16.00'da uyandı, 03.30'da yattı.
- 12 Haziran 1936: 10.30'da uyandı, 06.30'da yattı.
- 18 Aralık 1936: 14.00'de uyandı, 07.00'da yattı.
- 25 Aralık 1936: 15.00'de uyandı, 06.00'da yattı.
- 28 Aralık 1936: 17.30'da uyandı, 06.30'da yattı.
- 22 Kasım 1937: 15.30'da uyandı, 03.00'da yattı. (O gün zatürree başlangıcı teşhisi konmuş ama hükümeti saat 22.00'de Çankaya'da toplantıya çağırıp başkanlık etmişti.)
- 27 Ocak 1937: 16.30'da uyandı, 08.15'te yattı.
- 28 Ocak 1937: 15.45'te uyandı, 08.30'da yattı.
Atatürk Arşivi'ndeki içki faturalarından cinslerine ve markalarına göre rakı, düz rakı, Dimitrakopulo rakısı, Kulüp rakısı, üç yıldız
Tekkalede bira, salon birası, Ankara birası, beyaz şarap, kırmızı şarap, Çiftlik şarabı, cin, konyak, Martel konyak, Courvoisier konyak,
Rus Konya'sı, Mekov konyak, Fine Champagne konyâğı, Cointreau,
Port, likörler arasında, altın likör, muz likörü, sarı likör, avokado likörü, mandalin likörü, nane likörü, Beğendik likörü ve vermut gibi
Çeşit çeşit içkinin kaydı vardır.
Çankaya'nın ödemeler konusundaki değişmezlerinden resmi olmayan yemeklerde, davetlerde, eğlencelerde ve turistik alışverişlerde hesap
Devleti değil, bizzat Mustafa Kemal tarafından, onun şahsi hesabından ödenmiş idi. Mesela, Ankara'da 1926 Eylül'ünün son haftasında üç gün boyunca birer Yeni Sinema Bahçe ve Bar'ında içenden Mustafa Kemal, beher gece
17 şişe Cordon Rouge şampanyası, dört oda yüzüde on istihkak vergileri dahil 426 lira ödemişti.
Kaynak: Atatürk'ün Mutfağı Murat Bardakçı
"Yemek meraklısı değildi: sabahları bir şey yemez,yalnız bir kahve ve sigara içerdi
Öğle yemeklerini bazen bir dilim ekmekle bir bardak ayran veya limonata teşkil ederdi.Ekmeği,uzun uzun parçalar halinde doğrar, bardaktaki ayran veya limonataya batıra batıra yerdi.Sevdiği ve istediği sayılı yemeklerin başında sade yağlı kuru fasulye(buna kendisi yağlı fasulye derdi)ve pilav gelirdi;bunlar mutfakta daima hazır bulundurulurdu.Geceleri, çok geçe kaldığı zamanlar, fasulye ve pilav yer öyle yatardı.
Bunlardan başka yağ ve yumurta ile ezilmiş beyaz peynirden yapılan bir nevi omleti, etli taze bamyayı ve meyvelerden kavunu severdi
Yatak odasında uzun müddet kalmak itiyadında değildi; pijama kullanmazdı, beyaz keten entari ile yatar, yataktan çıkınca üzerine bir ropdöşambır giyerdi. Ancak fazla rahatsız olup da geniş koltuğunda istirahat etmeye mecbur olduğu zamanlar pijama giydiği olurdu ki, bu da pek nadirdi; çünkü sıhhatine, lüzumu kadar itina
etmez, ufak tefek hastalıklara aldırmaz, doktorlann tavsiyelerine pek kulak asmazdı. 38 derece ateşle giyinip gezmeye çıktığı ve sofraya indiği çok olmuştur.
Tütün ve kahveye çok düşkündü; bilmem ama, herhalde günde 10-15 fincan kahve ve 40-50 sigara içerdi."
Kaynak:Hasan Rıza Soyak Atatürkten Hatıralar
"Atatürk çocukluğundan beri temizliğe ve iyi giyinmeye meraklı idi. Bazı sıcak günlerde iki, üç defa yıkandığı olurdu. Harp esnasında en sıkışık cephelerde
bile ne yapıp yapmış, mutlaka her gün yıkanabilecek bir yer sağlamıştır.
Kendisine her çeşit elbise yakışırdı; bilhassa askerî üniforma."
Hasan Rıza Soyak Atatürk'ten Hatıralar
Son düzenleyen: Moderatör: