Makalelere konu olan bir oyunla karşınızdayım. Oyun çoğu kesim tarafından "klasik polisiye hikayesi abi" diye lanse ediliyor ama Max Payne sıradan bir polisiye hikayesi olmaktan Sam Lake'in efsane kalemiyle uzaklaşıyor. Bu yazımda Max Payne felsefesi hakkında konuşmak istiyorum. Haydi başlayalım. Bu arada Max Payne 1'den çok bahsetmeyeceğim ana odağım Max Payne 2 olacak çünkü hikaye derinleşmeye Max Payne 2 oyunuyla başlıyor.
NOT: İlgiye göre devam edeceğim. Eğer devamını istiyorsanız yorumlarda belirtebilirsiniz keyifli okumalar.
Max Payne 2 ilk oyunun hemen sonrasında olanları anlatıyor. Ana karakterimiz ilk oyunda yaptıkları için tutuklanıyor. Ama Alfred Woden aracılığı ile bir kahramanmış gibi lanse edilip serbest bırakılıyor. Burada Max'in söylediği şeyler önemli. Çünkü Max yaptığı şeylerle gurur duymuyor aksine cezalandırılmak istiyor. Bkz:
(Yaptığım şeyler için cezalandırılmak istedim)
Peki Max neden yaptı bunları? Aslında sebebi basit: Hayatta en çok değer verdiği şeyler elinden alındı ve bu sinir adalet duygusunu tamamen köreltti. Bunun sonucundaysa yüzlerce insanı öldürdü. Bu da bizlere aslında adaletin mutlak olmadığı vurgulanıyor. Hemen sonrasındaysa şu sözler çıkıyor Max'in ağzından:
(Teşekkür etmedim. Bunu kaldıramazdım. DEA'den ayrıldım.)
Burada inceleyeceğimiz cümle teşekkür etmedim. Çünkü Max aslında tutuklanmak istiyordu. İlk oyunun sonunda tüm oyun boyunca polislerden kaçan Max kaçmıyor ve polisleri bekliyor. Çünkü intikamını aldı ve rahatladı. Artık hayatta başka bir amacı kalmadı ve teslim oldu. Pişman değildi ama yaptığı işlerle gurur da duymuyordu. Buradan da Max'in amacını yitirmiş bir biçimde ortada kala kaldığını anlayabiliriz. Bu halde yaşamına devam etmesi de oldukça zor oluyor haliyle bu yüzden de tutunacak bir dal arıyor ve tabii ki tutunacak bir dal bulması uzun sürmüyor. Çünkü bir ihbar üzerine gittiği depoda yarım kalan aşkı Mona Sax'la karşılaşıyor. Öldü sandığı aşkını görünce haliyle şoka uğruyor ve bir yandan da depodaki temizlik kıyafeti giyen manyaklarla uğraşıyor. Rehin tutulan kızı kurtaramıyor ve üstüne bir de adamları elinden kaçırınca müdür bayağı azarlıyor Max'i. Artık ellerinde iki dava oluyor. Senatör Gate cinayeti ve bu temizlik kıyafeti giyen manyaklar. Senatör Gate cinayetinin baş şüphelisi ise aşkı Mona Sax. Max şüpheli fotoğrafında Mona'yı görüyor ama onu o gün orada depoda gördüğünü söyleyemiyor. Çünkü aynı ilk oyunda olduğu gibi duyguları erdemlerin önüne geçiyor. Senatör Gate Cinayetini hikayemizde önemli bir yer edinen dedektif Winterson'a veriliyor. Çünkü Max'in tabiriyle o güvenilir ve idealist birisi. Kendisiyse duyguları için ahlaki değerleri yok sayan güvenilmez birisi. Buradan da Max'in kendisini sevmediğini anlayabiliriz.
Oyunun kilit kısımlarını bu şekilde yorumlayarak anlatacağım. İlk bölümü pilot gibi düşünebilirsiniz. Bundan dolayı çok uzun tutmadım.
Bu arada çevirileri ben yaptım yanlış çevirdiysem belirtebilirsiniz.
NOT: İlgiye göre devam edeceğim. Eğer devamını istiyorsanız yorumlarda belirtebilirsiniz keyifli okumalar.
Max Payne 2 ilk oyunun hemen sonrasında olanları anlatıyor. Ana karakterimiz ilk oyunda yaptıkları için tutuklanıyor. Ama Alfred Woden aracılığı ile bir kahramanmış gibi lanse edilip serbest bırakılıyor. Burada Max'in söylediği şeyler önemli. Çünkü Max yaptığı şeylerle gurur duymuyor aksine cezalandırılmak istiyor. Bkz:
(Yaptığım şeyler için cezalandırılmak istedim)
Peki Max neden yaptı bunları? Aslında sebebi basit: Hayatta en çok değer verdiği şeyler elinden alındı ve bu sinir adalet duygusunu tamamen köreltti. Bunun sonucundaysa yüzlerce insanı öldürdü. Bu da bizlere aslında adaletin mutlak olmadığı vurgulanıyor. Hemen sonrasındaysa şu sözler çıkıyor Max'in ağzından:
(Teşekkür etmedim. Bunu kaldıramazdım. DEA'den ayrıldım.)
Burada inceleyeceğimiz cümle teşekkür etmedim. Çünkü Max aslında tutuklanmak istiyordu. İlk oyunun sonunda tüm oyun boyunca polislerden kaçan Max kaçmıyor ve polisleri bekliyor. Çünkü intikamını aldı ve rahatladı. Artık hayatta başka bir amacı kalmadı ve teslim oldu. Pişman değildi ama yaptığı işlerle gurur da duymuyordu. Buradan da Max'in amacını yitirmiş bir biçimde ortada kala kaldığını anlayabiliriz. Bu halde yaşamına devam etmesi de oldukça zor oluyor haliyle bu yüzden de tutunacak bir dal arıyor ve tabii ki tutunacak bir dal bulması uzun sürmüyor. Çünkü bir ihbar üzerine gittiği depoda yarım kalan aşkı Mona Sax'la karşılaşıyor. Öldü sandığı aşkını görünce haliyle şoka uğruyor ve bir yandan da depodaki temizlik kıyafeti giyen manyaklarla uğraşıyor. Rehin tutulan kızı kurtaramıyor ve üstüne bir de adamları elinden kaçırınca müdür bayağı azarlıyor Max'i. Artık ellerinde iki dava oluyor. Senatör Gate cinayeti ve bu temizlik kıyafeti giyen manyaklar. Senatör Gate cinayetinin baş şüphelisi ise aşkı Mona Sax. Max şüpheli fotoğrafında Mona'yı görüyor ama onu o gün orada depoda gördüğünü söyleyemiyor. Çünkü aynı ilk oyunda olduğu gibi duyguları erdemlerin önüne geçiyor. Senatör Gate Cinayetini hikayemizde önemli bir yer edinen dedektif Winterson'a veriliyor. Çünkü Max'in tabiriyle o güvenilir ve idealist birisi. Kendisiyse duyguları için ahlaki değerleri yok sayan güvenilmez birisi. Buradan da Max'in kendisini sevmediğini anlayabiliriz.
Oyunun kilit kısımlarını bu şekilde yorumlayarak anlatacağım. İlk bölümü pilot gibi düşünebilirsiniz. Bundan dolayı çok uzun tutmadım.
Bu arada çevirileri ben yaptım yanlış çevirdiysem belirtebilirsiniz.
Son düzenleyen: Moderatör: