1. Hayatta pek çok an içinde, verdiğimiz kararları; birkaç vakit sonra yanlışlayıp, yapmasaydım iyi olurdu diyebiliyor muyuz?
2. Bir üstteki hareketimizin temelinde, doğru ve yanlıştan daha fazla olarak; duygusal devinimlerimiz etkili olabiliyor mu?
İnsanların doğru ve yanlış kavramının belirleyicilerinden birisi duygularıdır zaten. Doğru ve yanlış ne kadar zıt iki şey gibi görünse de birisi olmasaydı, diğerinin varlığı imkansız olurdu.
Pişmanlık, doğru ve yanlış arasındaki sırat köprüsüdür. Geçebilmek, geçtikten sonra geri dönmeme iradesini gösterebilmek ve her ne kadar "sen" ile çatışsa da, iç dünyanda kabullenemesen de, artık yeni doğrun ile barışmak elde etmesi zor bir erdemdir.
3. İnsanın algısı; kendini ait hissettiği zümre tarafından onaylanması ile coşabiliyor mu?
Burada algıdan kastımızın ne olduğuna bağlı. Perception olan algı ise evet. Yaşadıklarımız algımızı tamamen değiştirir. Yaşadıklarımızdan kastım, illa bir olay olmasına gerek yok.
Yolda yürürken şöyle dur ve bir etrafına bak. Sen haricinde, kendi benliğin dışında algılayabildiğin her şeyi algılamaya çalış. Kuşları dinle, yolda yürüyen kediye bak, insanlara bak, kenarda köşede oturan ve her halinden belli olan mutsuz o insanı gör. Perception bu yaptığın. Gördün ama algıladın mı? Neden o halde olabileceğini düşündün mü? Düşünmeye çalıştığında bir cevaba varabiliyor musun? 3-5 cümle dışında aklına ne gelebilir?
Hiçbir şey gelemez. Çünkü algıların limitlidir. Onun evreninde yolculuğa çıkacak cesaretin varsa, o insan da seni algını genişleterek ödüllendirir ve bir daha başka üzgün bir insana baktığında cümlelerini arttırır kafandan geçen. 3-5 olan cümle sayısı belki 10 olur, belki de 20.
Benim de ilk başta cümlelerim çok azdı. 2-3 tane ya vardı ya yoktu. Sonra farklı farklı pek çok hikaye dinledim. Bazen bir insandan, bazen parkta otururken kucağıma gelen bir kediden, bazen de bir kuştan. Artık bir kediye, gözlerine baktığımda aşağı yukarı ne halde olduğuna dair kafamdan o kadar çok cümle geçiyor ki, algım bu konuda çok genişledi. Bence asıl soru kendine ait hissettiği zümre değil, asıl soru farklı evrenleri algılayabilmek.
Evimin yakınlarında işitme engelliler için bir toplanma merkezi var. Orayı görmeni isterdim. Onları nasıl algılayabilirsin? Bakıyorsun, bakıyorsun ve elleri ile yaptıkları hareketlere anlam vermeye çalışıyorsun. Algılayamıyorsun bir türlü. O kadar yabancı geliyor ki, ilk gittiğimde kendimi orada sadece bir fazlalık gibi hissetmiştim.
4. Yargısı, üstte belirtilen üç ihtimalle şekillenebilecek bireylerin ifadesini, doğru veya yanlış açısından değerlendirmek; soyut ile ilgili değil midir?
Burada bir soyut çerçevesi çizmemiz lazım. Algılayamadığın her şey senin için soyut mudur? Yoksa evrensel olarak varolan ama sadece senin algılayamadığın için sana göre mi soyuttur? Soyutluk evrensellik ile bağdaştırılabilir mi? Kim bilir...