Andar Han
Üstün
- Katılım
- 30 Mart 2024
- Mesajlar
- 1.175
- Makaleler
- 4
- Çözümler
- 9
- Beğeniler
- 2.325
İnsan vardır, elinde değnekle başında bekler. O yasak, bu yasak, öyle düşünemezsin, böyle düşünemezsin, bunlardan uzak dur ve benzeri cümlecikler. İnsan vardır, der ki düşün ama yalnızca beni dinle, ben sana hazır düşünülmüşleri veririm zaten ve bunların dışındakiler de önemsenmeyebilir. Bunun üstünde de kademeler ve durumlar vardır tabii. Lakin düşüncenin insanda tam anlamı ile zuhur edebilmesini sağlayacak olan zannımca; "İnsan vardır, ayrıca sen de varsın ve öğrenmek zorundasın, benim seninle ilişkimin bilgi ile irtibatı; benim veya senin bilgi ile ilişkin sayesinde açığa çıkabilir ve ben de sen de birbirimizi yanlışlayabiliriz ve bu ikimize de öğretir." gibi bir temele dayanmalıdır. Lakin kabullerin kutsallığı, yalnızca dinin tekelinde değildir. İnsanın; davranışının, dile getirdiği kabuller ile uyuşmazlığı zaten bariz değil mi?
Kabul edilenlerin değerlendirilmelerindeki kıstaslara bakmak gerekir. Sonuçta insan, aynı olay için; olayın katili veya maktulü olmasına göre kararı değişebilecek bir varlıktır. Katilin vesilesi, insana bağlı kalırsa; düşüncenin evrimsel sürecinde geriye doğru gideceğimiz aşikardır.
İnsan olabilmek, yetkeye sahip olanın yaptığı ve yönlendirmesi ile ilgili değildir. Yetkenin etkisini anlamak üzerinedir ve çapı, sahip olunan etkiye göre değişir ki bunun da desteği yine insandır.
Kabul edilenlerin değerlendirilmelerindeki kıstaslara bakmak gerekir. Sonuçta insan, aynı olay için; olayın katili veya maktulü olmasına göre kararı değişebilecek bir varlıktır. Katilin vesilesi, insana bağlı kalırsa; düşüncenin evrimsel sürecinde geriye doğru gideceğimiz aşikardır.
İnsan olabilmek, yetkeye sahip olanın yaptığı ve yönlendirmesi ile ilgili değildir. Yetkenin etkisini anlamak üzerinedir ve çapı, sahip olunan etkiye göre değişir ki bunun da desteği yine insandır.
Son düzenleme: