Birisi “dışarı çık, gez” demiş. Dopamin veriyor adama. Birisi “köye git” demiş. Adamın bütün dopaminini kesiyorsun. İkisi de birbirinden saçma öneriler. “Dopamin detoksu” diye bir şey yok. Dopaminin detoksu diye bir şey yok. Senin beyninin dopamine ihtiyacı var. Dopamin almazsan kafayı yersin.
Dopamini uzun süreli şeylerden alman lazım. Kitap okumak gibi. Ben son elli sayfası için dört yüz elli sayfalık kitap okuduğumu hatırlıyorum. Her şey o son elli sayfa için. Okurken belki çok minimum miktarda ya da hiç dopamin almıyordum, diyelim ki minimum aldım. Ama sonlara doğru inanılmaz bir dopamin aldım. Yani dopamini uzun süren şeylerden almalısın.
Mesela ben ders aralarında karakter odaklı, ağır seriler izliyorum. Monster gibi. Sana anlık dopamin vermez. Uzun süreli bir dopamin verir. Sen reels videosuyla on saniyede kazanacağın dopamini, o animenin 5–6 bölümünde kazanıyorsun.
Dopamini bu şekilde almak lazım. “Dopamin detoksu” zaten başlı başına saçma bir şey. Onu ortaya atan kişi de zaten tamamen dopamini bırakın demiyor. İnternetteki tek vasfı video çekmek olan insanların anlattığı gibi bir şey değil.