mercha

Yetkin
Katılım
31 Ocak 2024
Mesajlar
579
Makaleler
3
Çözümler
7
Beğeniler
544
Yer
Manisa, Türkiye
Selam. Belki birilerinin hayatına dokunur, bir şeyleri değiştirmesine sebep olurum diye yazıyorum bunları. Hayattan koptuğum, dibe vurduğum, kendime zarar vermenin eşiğinde gezindiğim bir dönemdi. Her şeyin anlamsız, boş ve gereksiz geldiği bir dönem...

Part-time kuryelik yapıyorum. O gün de yağmur yağıyor, hava kapalı ve içim daralıyordu. 35-40 km/s hızla gidiyordum. Çok yavaş, normalde bu hızla kaza falan yapılmaz. Ama o an, tam da o an, karşıdan bir Transit fırladı. Ters yönden. Ne oldu, ne bitti anlamadım. Refleksle ön frene abandım. Zaten ıslak zemin, motorun tekeri kaymaya başladı. Ben de bir an bile düşünmeden, motoru bırakıp kendimi yere attım. Gözümü kapattım ve sonrası malum...

Yere düştüğüm an, içimde bir acı hissettim. Bacaklarım, kollarım, her yerim yanıyordu. Düz bir şekilde, yolda sürükleniyordum. O an düşündüğüm tek şey, artık her şeyin bittiğiydi. Sanki o kaza, benim hayatıma son verecekti. İstesem de, istemesem de. Belki de bu benim sonumdu, diye düşündüm. Gözümü açtığımda, her yer karanlıktı. Bir anda dar bir alanda, sıkışmış hissediyordum. Etrafıma baktım. Transit'in kasasının altında gözlerimi açmıştım. En başta ne olduğunu anlamadım. Sürüklenerek oraya girmişim. Şoför tam zamanında fren yapmıştı. Sadece ufak tefek soyulmalar ve sıyrıklar dışında bir şeyim yoktu. O an, o karanlık ve dar alanda, bir şey fark ettim. Hayatımın en dibindeyken, ölümün kıyısına gelmiştim. Ama ölmemiştim. Sanki birisi bana, "daha vaktin var, daha yapacak çok şeyin var" diye bağırmıştı. O an, o karanlığın içinde, bir ışık gördüm. Anladım ki, hayat ne kadar anlamsız, boş ve gereksiz görünse de, bazı şeylerin bir anlamı var mış. Bazı şeylerin bir sebebi var mış.

Şimdi bu yazıyı okuyanlara diyorum ki, hayat zor. Biliyorum. Belki şu an en dibindesiniz. Belki kendinize zarar vermenin eşiğindesiniz. Ama lütfen vazgeçmeyin. Ben vazgeçmedim ve şimdi görüyorum ki, göreceğiniz güzel günler var. Sakın unutmayın. Hayat her zaman kötü değildir. Bazen sadece bir frene basmanız, bir dönemeçten dönmeniz gerekir. Unutmayın, ne kadar dibe vurduğunuzun bir önemi yok, önemli olan tekrar ayağa kalkabilmek. Güneş yine doğacak. Size söz veriyorum.

O ana kadar hayatımın ne kadar boşa geçtiğini düşündüğüm her şey, o an anlam kazandı. Yediğim yemekler, içtiğim çaylar, dinlediğim şarkılar... Hepsi birer anlam ifade etti. Bir anda, her şeyin ne kadar kıymetli olduğunu anladım. Hayatın ne kadar kısa ve değerli olduğunu, o gün anladım. Karamsar düşüncelerim olsa da, o günü hatırlayıp toparlandım. Her şeye, her anıma, her saniyeme sahip çıktım. Çünkü biliyorum ki; hayatın bir anlamı var, yaşamak.
 
Hayat bu işte bazı şeyler yolunda gitmeyebilir. Başkası yapar sen yapamazsın, başarılı olmayabilirsin, imkanın yoktur. Ama bu tür sebepler nedeniyle karamsarlığa kalırsan bu sefer hiçbir şey elinden gelmez. Bir yerden başlamak lazım. Sağlığın yerindeyse dünyanın en şanslı insanı sensin.
 
Selam. Belki birilerinin hayatına dokunur, bir şeyleri değiştirmesine sebep olurum diye yazıyorum bunları. Hayattan koptuğum, dibe vurduğum, kendime zarar vermenin eşiğinde gezindiğim bir dönemdi. Her şeyin anlamsız, boş ve gereksiz geldiği bir dönem...

Part-time kuryelik yapıyorum. O gün de yağmur yağıyor, hava kapalı ve içim daralıyordu. 35-40 km/s hızla gidiyordum. Çok yavaş, normalde bu hızla kaza falan yapılmaz. Ama o an, tam da o an, karşıdan bir Transit fırladı. Ters yönden. Ne oldu, ne bitti anlamadım. Refleksle ön frene abandım. Zaten ıslak zemin, motorun tekeri kaymaya başladı. Ben de bir an bile düşünmeden, motoru bırakıp kendimi yere attım. Gözümü kapattım ve sonrası malum...

Yere düştüğüm an, içimde bir acı hissettim. Bacaklarım, kollarım, her yerim yanıyordu. Düz bir şekilde, yolda sürükleniyordum. O an düşündüğüm tek şey, artık her şeyin bittiğiydi. Sanki o kaza, benim hayatıma son verecekti. İstesem de, istemesem de. Belki de bu benim sonumdu, diye düşündüm. Gözümü açtığımda, her yer karanlıktı. Bir anda dar bir alanda, sıkışmış hissediyordum. Etrafıma baktım. Transit'in kasasının altında gözlerimi açmıştım. En başta ne olduğunu anlamadım. Sürüklenerek oraya girmişim. Şoför tam zamanında fren yapmıştı. Sadece ufak tefek soyulmalar ve sıyrıklar dışında bir şeyim yoktu. O an, o karanlık ve dar alanda, bir şey fark ettim. Hayatımın en dibindeyken, ölümün kıyısına gelmiştim. Ama ölmemiştim. Sanki birisi bana, "daha vaktin var, daha yapacak çok şeyin var" diye bağırmıştı. O an, o karanlığın içinde, bir ışık gördüm. Anladım ki, hayat ne kadar anlamsız, boş ve gereksiz görünse de, bazı şeylerin bir anlamı var mış. Bazı şeylerin bir sebebi var mış.

Şimdi bu yazıyı okuyanlara diyorum ki, hayat zor. Biliyorum. Belki şu an en dibindesiniz. Belki kendinize zarar vermenin eşiğindesiniz. Ama lütfen vazgeçmeyin. Ben vazgeçmedim ve şimdi görüyorum ki, göreceğiniz güzel günler var. Sakın unutmayın. Hayat her zaman kötü değildir. Bazen sadece bir frene basmanız, bir dönemeçten dönmeniz gerekir. Unutmayın, ne kadar dibe vurduğunuzun bir önemi yok, önemli olan tekrar ayağa kalkabilmek. Güneş yine doğacak. Size söz veriyorum.

O ana kadar hayatımın ne kadar boşa geçtiğini düşündüğüm her şey, o an anlam kazandı. Yediğim yemekler, içtiğim çaylar, dinlediğim şarkılar... Hepsi birer anlam ifade etti. Bir anda, her şeyin ne kadar kıymetli olduğunu anladım. Hayatın ne kadar kısa ve değerli olduğunu, o gün anladım. Karamsar düşüncelerim olsa da, o günü hatırlayıp toparlandım. Her şeye, her anıma, her saniyeme sahip çıktım. Çünkü biliyorum ki; hayatın bir anlamı var, yaşamak.

Benim de benzer bir anım var.
Bir gün çok canım sıkkın, ilk defa çalışmaya başlayacağım moralim bozuk vesaire vesaire, o gün de doktor randevum var benim. Neyse bindim otobüse gittim hastaneye işlemleri hallettik mallettik ama benim surat 5 karış sirke satıyor resmen.
Aklımdaki tek düşünce 'acaba iş günüm nasıl olacak zor mu kolay mı' falan filan, fiziken otobüsteyim ama ruhen onu düşünüyorum.
Her şeyi umursamaz hale geldim artık, yoldan geçerken sağdan araba geliyor ben yürüyerek geçiyorum falan. Ruhsuzlaştığım bir dönemdi.
Sonra ilaçlarımı almak için eczanenin önünde indim, şimdi şöyle anlatayım size:

1760057757197.webp


Otobüs bu şeritten geçtiği için burada inip karşıya geçmem lazım, ben de salak gibi otobüsten iner inmez otobüsün önünden karşıya geçmek geldi aklıma, otobüs dediğime bakmayın minibüs gibi bir şey. Tek görevi hastaneden çarşıya çarşıdan hastaneye gitmek, şoför görmemiş falan demeyin aslında görebilirdi onun hatası. Ben tam geçerken otobüs hareket etmeye başladı, ben 2 elimde tutunup 2-3 saniye boyunca otobüsle beraber yan koşmaya başladım, sonra hiç sağ sol bakmadan attım kendimi ve bir şekilde koşa koşa karşıya geçtim. Çok kötü bir andı benim için, otobüs gittikçe hızlanıyor benim 2 elim otobüsün ön kaputunda yan yan koşuyorum otobüs gitgide hızlanıyor yani en ufak hatamda ayağım takılsa düşsem ezilip ölecektim. Veya otobüsten kendimi attığım gibi bir araba geçse diğer şeritten bu sefer araba çarpıp ölecektim. Ben tam geçtim ay Allah korusun dedi bir tane kadın kim olduğunu hatırlamıyorum benimle inmişti. O gün hayatın değerini anladım işte.

Ege Fitness'ın da dediği gibi: "999 tane probleminiz olsun, 1 tane sağlık probleminiz çıkarsa 1 probleminiz kalır."

Sevgilerle.
 
Selam. Belki birilerinin hayatına dokunur, bir şeyleri değiştirmesine sebep olurum diye yazıyorum bunları. Hayattan koptuğum, dibe vurduğum, kendime zarar vermenin eşiğinde gezindiğim bir dönemdi. Her şeyin anlamsız, boş ve gereksiz geldiği bir dönem...

Part-time kuryelik yapıyorum. O gün de yağmur yağıyor, hava kapalı ve içim daralıyordu. 35-40 km/s hızla gidiyordum. Çok yavaş, normalde bu hızla kaza falan yapılmaz. Ama o an, tam da o an, karşıdan bir Transit fırladı. Ters yönden. Ne oldu, ne bitti anlamadım. Refleksle ön frene abandım. Zaten ıslak zemin, motorun tekeri kaymaya başladı. Ben de bir an bile düşünmeden, motoru bırakıp kendimi yere attım. Gözümü kapattım ve sonrası malum...

Yere düştüğüm an, içimde bir acı hissettim. Bacaklarım, kollarım, her yerim yanıyordu. Düz bir şekilde, yolda sürükleniyordum. O an düşündüğüm tek şey, artık her şeyin bittiğiydi. Sanki o kaza, benim hayatıma son verecekti. İstesem de, istemesem de. Belki de bu benim sonumdu, diye düşündüm. Gözümü açtığımda, her yer karanlıktı. Bir anda dar bir alanda, sıkışmış hissediyordum. Etrafıma baktım. Transit'in kasasının altında gözlerimi açmıştım. En başta ne olduğunu anlamadım. Sürüklenerek oraya girmişim. Şoför tam zamanında fren yapmıştı. Sadece ufak tefek soyulmalar ve sıyrıklar dışında bir şeyim yoktu. O an, o karanlık ve dar alanda, bir şey fark ettim. Hayatımın en dibindeyken, ölümün kıyısına gelmiştim. Ama ölmemiştim. Sanki birisi bana, "daha vaktin var, daha yapacak çok şeyin var" diye bağırmıştı. O an, o karanlığın içinde, bir ışık gördüm. Anladım ki, hayat ne kadar anlamsız, boş ve gereksiz görünse de, bazı şeylerin bir anlamı var mış. Bazı şeylerin bir sebebi var mış.

Şimdi bu yazıyı okuyanlara diyorum ki, hayat zor. Biliyorum. Belki şu an en dibindesiniz. Belki kendinize zarar vermenin eşiğindesiniz. Ama lütfen vazgeçmeyin. Ben vazgeçmedim. Ve şimdi görüyorum ki, göreceğiniz güzel günler var. Sakın unutmayın. Hayat her zaman kötü değildir. Bazen sadece bir frene basmanız, bir dönemeçten dönmeniz gerekir. Unutmayın, ne kadar dibe vurduğunuzun bir önemi yok, önemli olan tekrar ayağa kalkabilmek. Güneş yine doğacak. Size söz veriyorum.

O ana kadar hayatımın ne kadar boşa geçtiğini düşündüğüm her şey, o an anlam kazandı. Yediğim yemekler, içtiğim çaylar, dinlediğim şarkılar... Hepsi birer anlam ifade etti. Bir anda, her şeyin ne kadar kıymetli olduğunu anladım. Hayatın ne kadar kısa ve değerli olduğunu, o gün anladım. Karamsar düşüncelerim olsa da, o günü hatırlayıp toparlandım. Her şeye, her anıma, her saniyeme sahip çıktım. Çünkü biliyorum ki; hayatın bir anlamı var, yaşamak.
Anlamak isteyene için çok güzel an hocam. Ağzınıza sağlık.
 
Selam. Belki birilerinin hayatına dokunur, bir şeyleri değiştirmesine sebep olurum diye yazıyorum bunları. Hayattan koptuğum, dibe vurduğum, kendime zarar vermenin eşiğinde gezindiğim bir dönemdi. Her şeyin anlamsız, boş ve gereksiz geldiği bir dönem...

Part-time kuryelik yapıyorum. O gün de yağmur yağıyor, hava kapalı ve içim daralıyordu. 35-40 km/s hızla gidiyordum. Çok yavaş, normalde bu hızla kaza falan yapılmaz. Ama o an, tam da o an, karşıdan bir Transit fırladı. Ters yönden. Ne oldu, ne bitti anlamadım. Refleksle ön frene abandım. Zaten ıslak zemin, motorun tekeri kaymaya başladı. Ben de bir an bile düşünmeden, motoru bırakıp kendimi yere attım. Gözümü kapattım ve sonrası malum...

Yere düştüğüm an, içimde bir acı hissettim. Bacaklarım, kollarım, her yerim yanıyordu. Düz bir şekilde, yolda sürükleniyordum. O an düşündüğüm tek şey, artık her şeyin bittiğiydi. Sanki o kaza, benim hayatıma son verecekti. İstesem de, istemesem de. Belki de bu benim sonumdu, diye düşündüm. Gözümü açtığımda, her yer karanlıktı. Bir anda dar bir alanda, sıkışmış hissediyordum. Etrafıma baktım. Transit'in kasasının altında gözlerimi açmıştım. En başta ne olduğunu anlamadım. Sürüklenerek oraya girmişim. Şoför tam zamanında fren yapmıştı. Sadece ufak tefek soyulmalar ve sıyrıklar dışında bir şeyim yoktu. O an, o karanlık ve dar alanda, bir şey fark ettim. Hayatımın en dibindeyken, ölümün kıyısına gelmiştim. Ama ölmemiştim. Sanki birisi bana, "daha vaktin var, daha yapacak çok şeyin var" diye bağırmıştı. O an, o karanlığın içinde, bir ışık gördüm. Anladım ki, hayat ne kadar anlamsız, boş ve gereksiz görünse de, bazı şeylerin bir anlamı var mış. Bazı şeylerin bir sebebi var mış.

Şimdi bu yazıyı okuyanlara diyorum ki, hayat zor. Biliyorum. Belki şu an en dibindesiniz. Belki kendinize zarar vermenin eşiğindesiniz. Ama lütfen vazgeçmeyin. Ben vazgeçmedim ve şimdi görüyorum ki, göreceğiniz güzel günler var. Sakın unutmayın. Hayat her zaman kötü değildir. Bazen sadece bir frene basmanız, bir dönemeçten dönmeniz gerekir. Unutmayın, ne kadar dibe vurduğunuzun bir önemi yok, önemli olan tekrar ayağa kalkabilmek. Güneş yine doğacak. Size söz veriyorum.

O ana kadar hayatımın ne kadar boşa geçtiğini düşündüğüm her şey, o an anlam kazandı. Yediğim yemekler, içtiğim çaylar, dinlediğim şarkılar... Hepsi birer anlam ifade etti. Bir anda, her şeyin ne kadar kıymetli olduğunu anladım. Hayatın ne kadar kısa ve değerli olduğunu, o gün anladım. Karamsar düşüncelerim olsa da, o günü hatırlayıp toparlandım. Her şeye, her anıma, her saniyeme sahip çıktım. Çünkü biliyorum ki; hayatın bir anlamı var, yaşamak.
Karamsarlık bardağın hep boş tarafına bakmaktan oluşuyor. Ne zaman ki gerçekten büyük bir felaket başımıza geliyor, o an anlıyoruz aslında ne kadar yaşamaya değer bir hayatımız olduğunu.