mercha
Yetkin
Selam. Belki birilerinin hayatına dokunur, bir şeyleri değiştirmesine sebep olurum diye yazıyorum bunları. Hayattan koptuğum, dibe vurduğum, kendime zarar vermenin eşiğinde gezindiğim bir dönemdi. Her şeyin anlamsız, boş ve gereksiz geldiği bir dönem...
Part-time kuryelik yapıyorum. O gün de yağmur yağıyor, hava kapalı ve içim daralıyordu. 35-40 km/s hızla gidiyordum. Çok yavaş, normalde bu hızla kaza falan yapılmaz. Ama o an, tam da o an, karşıdan bir Transit fırladı. Ters yönden. Ne oldu, ne bitti anlamadım. Refleksle ön frene abandım. Zaten ıslak zemin, motorun tekeri kaymaya başladı. Ben de bir an bile düşünmeden, motoru bırakıp kendimi yere attım. Gözümü kapattım ve sonrası malum...
Yere düştüğüm an, içimde bir acı hissettim. Bacaklarım, kollarım, her yerim yanıyordu. Düz bir şekilde, yolda sürükleniyordum. O an düşündüğüm tek şey, artık her şeyin bittiğiydi. Sanki o kaza, benim hayatıma son verecekti. İstesem de, istemesem de. Belki de bu benim sonumdu, diye düşündüm. Gözümü açtığımda, her yer karanlıktı. Bir anda dar bir alanda, sıkışmış hissediyordum. Etrafıma baktım. Transit'in kasasının altında gözlerimi açmıştım. En başta ne olduğunu anlamadım. Sürüklenerek oraya girmişim. Şoför tam zamanında fren yapmıştı. Sadece ufak tefek soyulmalar ve sıyrıklar dışında bir şeyim yoktu. O an, o karanlık ve dar alanda, bir şey fark ettim. Hayatımın en dibindeyken, ölümün kıyısına gelmiştim. Ama ölmemiştim. Sanki birisi bana, "daha vaktin var, daha yapacak çok şeyin var" diye bağırmıştı. O an, o karanlığın içinde, bir ışık gördüm. Anladım ki, hayat ne kadar anlamsız, boş ve gereksiz görünse de, bazı şeylerin bir anlamı var mış. Bazı şeylerin bir sebebi var mış.
Şimdi bu yazıyı okuyanlara diyorum ki, hayat zor. Biliyorum. Belki şu an en dibindesiniz. Belki kendinize zarar vermenin eşiğindesiniz. Ama lütfen vazgeçmeyin. Ben vazgeçmedim ve şimdi görüyorum ki, göreceğiniz güzel günler var. Sakın unutmayın. Hayat her zaman kötü değildir. Bazen sadece bir frene basmanız, bir dönemeçten dönmeniz gerekir. Unutmayın, ne kadar dibe vurduğunuzun bir önemi yok, önemli olan tekrar ayağa kalkabilmek. Güneş yine doğacak. Size söz veriyorum.
O ana kadar hayatımın ne kadar boşa geçtiğini düşündüğüm her şey, o an anlam kazandı. Yediğim yemekler, içtiğim çaylar, dinlediğim şarkılar... Hepsi birer anlam ifade etti. Bir anda, her şeyin ne kadar kıymetli olduğunu anladım. Hayatın ne kadar kısa ve değerli olduğunu, o gün anladım. Karamsar düşüncelerim olsa da, o günü hatırlayıp toparlandım. Her şeye, her anıma, her saniyeme sahip çıktım. Çünkü biliyorum ki; hayatın bir anlamı var, yaşamak.
Part-time kuryelik yapıyorum. O gün de yağmur yağıyor, hava kapalı ve içim daralıyordu. 35-40 km/s hızla gidiyordum. Çok yavaş, normalde bu hızla kaza falan yapılmaz. Ama o an, tam da o an, karşıdan bir Transit fırladı. Ters yönden. Ne oldu, ne bitti anlamadım. Refleksle ön frene abandım. Zaten ıslak zemin, motorun tekeri kaymaya başladı. Ben de bir an bile düşünmeden, motoru bırakıp kendimi yere attım. Gözümü kapattım ve sonrası malum...
Yere düştüğüm an, içimde bir acı hissettim. Bacaklarım, kollarım, her yerim yanıyordu. Düz bir şekilde, yolda sürükleniyordum. O an düşündüğüm tek şey, artık her şeyin bittiğiydi. Sanki o kaza, benim hayatıma son verecekti. İstesem de, istemesem de. Belki de bu benim sonumdu, diye düşündüm. Gözümü açtığımda, her yer karanlıktı. Bir anda dar bir alanda, sıkışmış hissediyordum. Etrafıma baktım. Transit'in kasasının altında gözlerimi açmıştım. En başta ne olduğunu anlamadım. Sürüklenerek oraya girmişim. Şoför tam zamanında fren yapmıştı. Sadece ufak tefek soyulmalar ve sıyrıklar dışında bir şeyim yoktu. O an, o karanlık ve dar alanda, bir şey fark ettim. Hayatımın en dibindeyken, ölümün kıyısına gelmiştim. Ama ölmemiştim. Sanki birisi bana, "daha vaktin var, daha yapacak çok şeyin var" diye bağırmıştı. O an, o karanlığın içinde, bir ışık gördüm. Anladım ki, hayat ne kadar anlamsız, boş ve gereksiz görünse de, bazı şeylerin bir anlamı var mış. Bazı şeylerin bir sebebi var mış.
Şimdi bu yazıyı okuyanlara diyorum ki, hayat zor. Biliyorum. Belki şu an en dibindesiniz. Belki kendinize zarar vermenin eşiğindesiniz. Ama lütfen vazgeçmeyin. Ben vazgeçmedim ve şimdi görüyorum ki, göreceğiniz güzel günler var. Sakın unutmayın. Hayat her zaman kötü değildir. Bazen sadece bir frene basmanız, bir dönemeçten dönmeniz gerekir. Unutmayın, ne kadar dibe vurduğunuzun bir önemi yok, önemli olan tekrar ayağa kalkabilmek. Güneş yine doğacak. Size söz veriyorum.
O ana kadar hayatımın ne kadar boşa geçtiğini düşündüğüm her şey, o an anlam kazandı. Yediğim yemekler, içtiğim çaylar, dinlediğim şarkılar... Hepsi birer anlam ifade etti. Bir anda, her şeyin ne kadar kıymetli olduğunu anladım. Hayatın ne kadar kısa ve değerli olduğunu, o gün anladım. Karamsar düşüncelerim olsa da, o günü hatırlayıp toparlandım. Her şeye, her anıma, her saniyeme sahip çıktım. Çünkü biliyorum ki; hayatın bir anlamı var, yaşamak.