Tüm kitaptan ziyade Lenin'in kendi kişisel notlarının kendi nezdimde bir derlemesi olacak. Olabildiğince yormadan, kısa sürede okunabilecek hap bilgiler bulunuyor. Köşeli parantezler benim eklemem, diğerleri Lenin'e ait olacak şekilde sınıflandırdım. Keyifli okumalar.
Devlet; [sınıfsal] savaşımda, devrimde yararlanılan geçici bir kurumdur. (Yararlanan da açıktır ki proleteryadır.)
Devletten özgürlük için değil, proleteryanın düşmanlarını bastırmak için yararlanılır. (Bastırmak tam anlamıyla ezmek değildir. Eski düzeni kurmalarına engel olmak, onları bağımlı tutmak demektir.)
Özgürlük olduğu zaman, devlet de var olmayacaktır.
[Yukarıda hem sosyal demokratlara hem de anarşistlere bir eleştiri bulunuyor.]
Çoğunlukla özgürlük ve demokrasi kavramlarının aynı anlama geldikleri kabul edilir ve sık sık birbirinin yerine öteki kullanılır. (...) Gerçekte ise demokrasi, özgürlüğü dışlar.
Anarşistlerden bizi ayıran şey; devletin, şimdiki ve proleterya diktatörlüğü sırasındaki kullanılışıdır. Bu, şimdiden pratikte pek büyük önem taşıyan bir sorundur. (İşte Buharin'in unuttukları da bunlardır!)
Oportünistlerden [sözlük anlamıyla fırsatçılar, buradaki kastedilen anlamıyla işbirlikçi sosyal demokratlar] bizi ayıran ise daha derin, daha kalıcı gerçeklerdir: devletin geçici niteliği, şimdiki devlet üzerine gevezeliğin zararlılığı, proleterya diktatörlüğünün tamamen devletçi olmayan niteliği, devlet ve özgürlük arasındaki çelişki, devlet yerine commune [topluluk] fikrinin daha tam ve doğru olduğu, bürokratik-militer yapının [devletin] parçalanmasıdır.
Demek ki [notlarında Marx'tan alıntı yapıyor] proleter diktatörlük bir politik geçiş dönemidir; açıktır ki "bu dönemin devleti" de, devlet ile devletsizlik arasında bir geçiştir. Yani sözcüğün tam anlamıyla bir devlet değildir. Bu bakımdan, Marx ile Engels arasında bu sorunda hiçbir görüş ayrılığı kesinlikle yoktur.
[Marx sık sık devletten bahsederken Engels commune diyor. Aralarında bu hususta zannedildiği gibi bir anlaşmazlık olmadığını belirtmiş Lenin, ikisi de aynı şeyleri ima ediyor.]
[Komünist topluma doğru ilk aşamalardan bahsediliyor.]
Alt aşama (birincisi); tüketim nesnelerinin, herkesin topluma sunduğu emek miktarına orantılı olarak üleştirilmesi. Bölüşümde eşitsizlik henüz çok büyüktür. Burjuva hukukunun dar ufku henüz tam olarak aşılabilmiş değildir.
Yukarı aşama (ikincisi), "herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre". Bu ne zaman olanaklıdır?
Devlet; [sınıfsal] savaşımda, devrimde yararlanılan geçici bir kurumdur. (Yararlanan da açıktır ki proleteryadır.)
Devletten özgürlük için değil, proleteryanın düşmanlarını bastırmak için yararlanılır. (Bastırmak tam anlamıyla ezmek değildir. Eski düzeni kurmalarına engel olmak, onları bağımlı tutmak demektir.)
Özgürlük olduğu zaman, devlet de var olmayacaktır.
[Yukarıda hem sosyal demokratlara hem de anarşistlere bir eleştiri bulunuyor.]
Çoğunlukla özgürlük ve demokrasi kavramlarının aynı anlama geldikleri kabul edilir ve sık sık birbirinin yerine öteki kullanılır. (...) Gerçekte ise demokrasi, özgürlüğü dışlar.
Anarşistlerden bizi ayıran şey; devletin, şimdiki ve proleterya diktatörlüğü sırasındaki kullanılışıdır. Bu, şimdiden pratikte pek büyük önem taşıyan bir sorundur. (İşte Buharin'in unuttukları da bunlardır!)
Oportünistlerden [sözlük anlamıyla fırsatçılar, buradaki kastedilen anlamıyla işbirlikçi sosyal demokratlar] bizi ayıran ise daha derin, daha kalıcı gerçeklerdir: devletin geçici niteliği, şimdiki devlet üzerine gevezeliğin zararlılığı, proleterya diktatörlüğünün tamamen devletçi olmayan niteliği, devlet ve özgürlük arasındaki çelişki, devlet yerine commune [topluluk] fikrinin daha tam ve doğru olduğu, bürokratik-militer yapının [devletin] parçalanmasıdır.
Demek ki [notlarında Marx'tan alıntı yapıyor] proleter diktatörlük bir politik geçiş dönemidir; açıktır ki "bu dönemin devleti" de, devlet ile devletsizlik arasında bir geçiştir. Yani sözcüğün tam anlamıyla bir devlet değildir. Bu bakımdan, Marx ile Engels arasında bu sorunda hiçbir görüş ayrılığı kesinlikle yoktur.
[Marx sık sık devletten bahsederken Engels commune diyor. Aralarında bu hususta zannedildiği gibi bir anlaşmazlık olmadığını belirtmiş Lenin, ikisi de aynı şeyleri ima ediyor.]
[Komünist topluma doğru ilk aşamalardan bahsediliyor.]
Alt aşama (birincisi); tüketim nesnelerinin, herkesin topluma sunduğu emek miktarına orantılı olarak üleştirilmesi. Bölüşümde eşitsizlik henüz çok büyüktür. Burjuva hukukunun dar ufku henüz tam olarak aşılabilmiş değildir.
Yukarı aşama (ikincisi), "herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre". Bu ne zaman olanaklıdır?
- Zihinsel emek ile bedensel emek arasındaki çelişki ortadan kalktığında,
- Çalışma, birincil yaşamsal gereksinim haline geldiğinde (çalışma alışkanlığı herhangi bir zorlama gerektirmeden kural halini alıyor!),
- Üretici güçler büyük bir büyüme gösterdiklerinde.