Katılım
18 Aralık 2023
Mesajlar
61
Beğeniler
55
Sonsuz Beklenti

Dökülmüyor sözlerim sana, kağıda
İliklerime kadar donuyor, haykırıyorum
Laflarım duyulmuyor, sesim kalmıyor
Rüyada mıyım, gözüm görmüyor

Uykularım kalmadı, haram oldu
Baktıkça içimde bir şeyler taşlaşır oldu
Ama kalbim bomboş hissedebiliyorum
Sessiz sakin bir çölde yolunu gözlüyorum

Sanki kötü bir şaka gibi hayatım, aşkım
Bir toz tanesinden ibaretim, yok bir yardım
Zamanın sıradanlaştığı günler artık
Sensiz geçer mi bir ömür, n'aparım

Rauf U.
 
Son düzenleyen: Moderatör:
Sonsuz Beklenti

Dökülmüyor sözlerim sana, kağıda
İliklerime kadar donuyor, haykırıyorum
Laflarım duyulmuyor, sesim kalmıyor
Rüyada mıyım, gözüm görmüyor

Uykularım kalmadı, haram oldu
Baktıkça içimde bir şeyler taşlaşır oldu
Ama kalbim bomboş hissedebiliyorum
Sessiz sakin bir çölde yolunu gözlüyorum

Sanki kötü bir şaka gibi hayatım, aşkım
Bir toz tanesinden ibaretim, yok bir yardım
Zamanın sıradanlaştığı günler artık
Sensiz geçer mi bir ömür, n'aparım

Rauf U.

Cahit Zarifoğlu – Yedi Güzel Adam

Bu insanlar dev midir
Yatak görmemiş gövde midir


Bir yara açar boyunlarında
Kolkola durup bağırdıklarında


-Ya kurbanın olam
Dağlar önüme durmuş
Ki dağlanam


Çekip pırıl pırıl mavzerler çıkardılar oyluk etlerinden
Durdular ite çakala karşı yarin kapısında.
 
Aşık Veysel - Bu Alemi Gören Sensin

Bu âlemi gören sensin
Yok gözünde perde senin
Haksıza yol veren sensin
Yok mu suçun burda senin

Kâinatı sen yarattın
Her şeyi yoktan var ettin
Beni çıplak dışar attın
Cömertliğin nerde senin

Evli misin ergen misin
Eşin yoktur bir sen misin
Çarkı sema nur sen misin
Bu balkıyan nur da senin

Kilisede despot keşiş
İsa Allah'ın oğlu demiş
Meryem Ana neyin imiş
Bu işin var bir de senin

Kimden korktun da gizlendin
Çok arandın çok izlendin
Göster yüzün çok nazlandın
Yüzün mahrem ferde senin

Binbir ismin bir cismin var
Oğlun kızın ne hısmın var
Her bir irenkte resmin var
Nerde baksam orda senin

Türlü türlü dillerin var
Ne acaip hallerin var
Ne karanlık yolların var
Sırat köprün nerde senin

Âdemi sürdün bakmadın
Cennette de bırakmadın
Şeytanı niçin yakmadın
Cehennemin var da senin

Veysel neden aklın ermez
Uzun kısa dilin durmaz
Eller tutmaz gözler görmez
Bu acaip sır da senin.

 
Tabib sen elleme benim yaramı
Beni bu dertlere salanı getir
Kabul etmem birgün eksik olursa

Benden bu ömrümü çalanı getir
Git ara bul getir saçlarını yol getir ya ya ya
Benden bu ömrümü çalanı getir
Git ara bul getir saçlarını yol getir ya ya ya

Bir kor oldu gövünüyor özümden
Name name iniliyor sazımdan
Dünyayı verseler yoktur gözümden
Dili bülbül gaşı kemanı getir lele
Git ara bul getir saçlarını yol getir ya ya ya
Dili bülbül gaşı kemanı getir lele
Git ara bul getir saçlarını yol getir

Merhamet etmiyor gözümün yaşına
Sen derman arama boşu boşuna
Ölürsem, mezarımın başına
Hayatıma sebep olanı getir lele
Git ara bul getir, saçlarını yol getir ya ya ya
Hayatıma sebep olanı getir lele
Git ara bul getir, saçlarını yol getir

Rıza Karahan
 
Aşık Veysel - Bu Alemi Gören Sensin

Bu âlemi gören sensin
Yok gözünde perde senin
Haksıza yol veren sensin
Yok mu suçun burda senin

Kâinatı sen yarattın
Her şeyi yoktan var ettin
Beni çıplak dışar attın
Cömertliğin nerde senin

Evli misin ergen misin
Eşin yoktur bir sen misin
Çarkı sema nur sen misin
Bu balkıyan nur da senin

Kilisede despot keşiş
İsa Allah'ın oğlu demiş
Meryem Ana neyin imiş
Bu işin var bir de senin

Kimden korktun da gizlendin
Çok arandın çok izlendin
Göster yüzün çok nazlandın
Yüzün mahrem ferde senin

Binbir ismin bir cismin var
Oğlun kızın ne hısmın var
Her bir irenkte resmin var
Nerde baksam orda senin

Türlü türlü dillerin var
Ne acaip hallerin var
Ne karanlık yolların var
Sırat köprün nerde senin

Âdemi sürdün bakmadın
Cennette de bırakmadın
Şeytanı niçin yakmadın
Cehennemin var da senin

Veysel neden aklın ermez
Uzun kısa dilin durmaz
Eller tutmaz gözler görmez
Bu acaip sır da senin.


Hakan reisin sesi coşturuyor bu şiiri.
 
Bu dağların bir rakibi varsa rüzgârdır.
Rüzgâr burda tek başına bir hükümdardır.
Burda insan duman gibi genişler, büyür.
Bu dağlarda ıstıraplar, sevinçler büyür.
Buralarda her düşünce sona yakındır,
Burda her şey bizden uzak, ‘O’ na yakındır.
Burda yoktur insanların düşündükleri,
Rüzgâr siler kafalardan küçüklükleri.
Yanağıma çarpar geniş kanatlarını,
Ve anlatır mabutların hayatlarını.
Ara sıra kulağını bana verdi mi,
Ben de ona anlatırım kendi derdimi.

- Sabahattin Ali.
 
1. Şiirimiz karadır abiler

Kendi kendine çalan bir davul zurna

Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan

Taşınır mal helalarında kara kamunun

Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir

Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler

2. Şiirimiz her işi yapar abiler

Valde Atik'te Eski Şair Çıkmazı'nda oturur

Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür

Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta

Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir

Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler

3. Şiirimiz gül kurutur abiler

Dönüşmeye başlamış Beşiktaşlı kuşçu bir babanın

Taşınmaz kum taşır mavnalarla Karabiga'ya kaçan

Gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu

Suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir

Oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler
 

Ben Senden Önce Ölmek İsterim​

“Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mi zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
iyisi mi,
beni yaktırırsın,
odanda ocağın
üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf,
beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sende ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yatarız
külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar…”

Nazım Hikmet RAN
 
GERİ GELEN MEKTUP

Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervane olan kendini gizler mi alevden;
Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu…

Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse;
Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan.
Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse…

Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!…
Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince.
Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince.
Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
Gözlerle günah işlemenin zevkinin tattım.
Gözler ki birer parçasıdır sende ılah'ın,
Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,
Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!

Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,
Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden…
Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu!
Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
Görmek seni ukbadan eğer mümkün olsaydı.

Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
Tek bendeki volkanları söndürse denizler…
Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma “kaabil”;
İmkanı bulunsaydı, bütün ömre mukabil.
Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.
Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

Mehtaplı yüzün tanrı'yı kıskanıyordur.
En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur,
Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik!

-Hüseyin nihal atsız
 
Güzel aşık cevrimizi(eza, cefa)
Çekemezsin demedim mi?
Bu bir rıza lokmasıdır.
Yiyemezsin demedim mi?

Demedim mi, demedim mi?
Gönül sana söylemedim mi?
Bu bir rıza lokmasıdır.
Yiyemezsin demedim mi?

Yemeyenler kalır naçar(çaresizce, mecbur)
Gözlerinden kanlar saçar.
Bu bir demdir(nefes) gelir geçer.
Duyamazsın demedim mi?

Demedim mi, demedim mi?
Gönül sana söylemedim mi?
Bu bir demdir gelir geçer.
Duyamazsın demedim mi?

Pir Sultan'ım al-i şah'ımız.
Hakk'a ulaşır rahımız(yol)
Oniki imam katarımız(silsile)
Uyamazsın demedim mi?

Demedim mi, demedim mi?
Gönül sana söylemedim mi?
On'ki imam katarımız.
Uyamazsın demedim mi?

Pir sultan abdal.