FPS shooter oynarak ne kadar dopamin bağımlısı olduğumu, Visual novel oynarak da hayal kurma ve dünyayı keşfetmenin de ne kadar zevkli olduğunu fark ettim. Boş vaktimde olabildiğince Visual novel oynamaya çalışıyorum. FPS shooter tam bir bağımlılık. Sevmediğim tür olarak açık dünyaları fazla sevmem ya da bir şeyler üretmeyi. Oyunun verdiği içeriği tüketmem gerekir benim içerik üretmem değil. O yüzden Minecraft, GTA gibi oyunları fazla sevmiyorum. (her ne kadar küçükken bağımlısı olsam da) ancak istisna olarak Witcher serisini severim. Wuthering Waves severim bir de. Her ne kadar açık dünya olsa da. Sevilesi çok yanı var...
 
Son düzenleme:
Her şey o zaman sadece cumartesi günleri dükkana gitmemle ve dükkanda HD5450 ve Pentium işlemcili bilgisayar Minecraft yüklemeye çalışmamla başladı en sonunda başardım. Minecraft türü neyse onu seviyorum.
 
Bu soruya cevap vermek benim açımdan biraz zor :D Çünkü her haltı çok oynuyorum. Lakin aralarında illa en ama en fazla saat harcadığım oyun simcade yarış oyunları oluyor hep. Ama en sevdiğim tür hikayeli oyunlar aslında. Çünkü yarış oyunları bir yerden sonra yoruyor ama hikayeli oyunlar çok daha çeşitli olduğu için yormuyor. Çok çeşitli olduğu için daha da fazla açmak lazım. İşte CRPG de hikayeli olabiliyor, açık dünya oyunları da hikayeli olabiliyor. Onların arasından da en sevdiğim "Aksiyon RPG" türü. Mesela Cyberpunk 2077 oynadıklarımın arasında en ağır RPG içereni, sonra Dying Light 2, Days Gone...
 
Cyberpunk oynadığımn zaman Cyberpunk tarzı oyunları sevdiğimi öğrendim yada bilim kurgu.
 
Doğrusu ben özellikle son 2 yıldır oynadığım hikayeli oyunlardan kaynaklı olarak hikaye, aksiyon, konuşma metinleri vs. bu tarz küçük detayları sevmişimdir genel olarak.
Hikaye ve seçimlerin etkili olduğu oyunları seviyorum. Second Son oynadığımda beni çok etkilemişti.
 
Genelde ne tür olursa oynarım fakat Half life, COD vs. gibi oyunlar FPS türünü bana sevdirdi.