Performans ödevi için internet kafeye çıktı almaya gitmiştim, üçüncü sınıf falan olmam lazım. Bir baktım birisi yemyeşil ekranda yerden bir şeyler topluyor, elindeki mızrağa artı falan basıyor. Biraz izledim ve hayran kaldım, oyun dünyasına girişim öyle olmuştu. Silkroad cidden bir oyundan daha fazlasıydı. Fakat ciddi bağımlılık yaptığı için zamanla bırakıp rekabetçi oyunlara yöneldim. Asla keyif almadığım tek tür de hikayeli oyunlar olmuştur.
 
Simülasyon. Eskiden YouTuberlar, yayıncılar çok fazla simulator oyunları oynarlardı, ben de çok sevmeye başlamıştım. Sürekli sevdiklerimin ismini kaydeder, alırsam oynarım diyordum. Ve bu tür beni diğer türlerden soğuttu. Artık film, oyun seçerken fantezi/bilim kurgu içermeyen gerçek hayat/simulator tercih ediyorum.
 
Doğrusu ben özellikle son 2 yıldır oynadığım hikayeli oyunlardan kaynaklı olarak hikaye, aksiyon, konuşma metinleri vs. bu tarz küçük detayları sevmişimdir genel olarak.

Sene boyunca sadece 4X, şehir kurma, sandbox oynayınca fark ettim hikayeli oyun sevmeyip kendi hikayemi yazmayı sevdiğimi.