“Dünyanın insandan intikam almasına gerek yok; insan kendi cezasını kendi hazırlıyor. Çünkü insan, yok oluşunu bile ilerleme sanabilecek tek varlıktır.”
“Dünyanın insandan intikam almasına gerek yok; insan kendi cezasını kendi hazırlıyor. Çünkü insan, yok oluşunu bile ilerleme sanabilecek tek varlıktır.”
Bizim gibi sıradan insanlar için yok oluş, romantikleştirilecek bir “yeni başlangıç” değil, acı bir sondur. Çünkü dünyanın gidişatında en az söz sahibi olanlar, sonuçlarını en ağır yaşayanlardır. Piramidin tepesindekiler serveti, kaynakları ve gücü biriktirirken alınan kararların bedeli aşağıya doğru akar.
Bizim gibi sıradan insanlar için yok oluş, romantikleştirilecek bir “yeni başlangıç” değil, acı bir sondur. Çünkü dünyanın gidişatında en az söz sahibi olanlar, sonuçlarını en ağır yaşayanlardır. Piramidin tepesindekiler serveti, kaynakları ve gücü biriktirirken alınan kararların bedeli aşağıya doğru akar.
Bizim gibi sıradan insanlar için yok oluş, romantikleştirilecek bir “yeni başlangıç” değil, acı bir sondur. Çünkü dünyanın gidişatında en az söz sahibi olanlar, sonuçlarını en ağır yaşayanlardır. Piramidin tepesindekiler serveti, kaynakları ve gücü biriktirirken alınan kararların bedeli aşağıya doğru akar.
Bizim gibi sıradan insanlar için yok oluş, romantikleştirilecek bir “yeni başlangıç” değil, acı bir sondur. Çünkü dünyanın gidişatında en az söz sahibi olanlar, sonuçlarını en ağır yaşayanlardır. Piramidin tepesindekiler serveti, kaynakları ve gücü biriktirirken alınan kararların bedeli aşağıya doğru akar.
Bunun cevabı üzerine geçmişte düşünüldü. Mesela sınıf bilinci gibi bir fikir mevcut. Lakin şekilci düstur ile öğrenenler, baltaladıklarının ne olduğunun farkında bile değiller.
İnsan, her geçen gün hap bilgiye ihtiyaç duyuyor fakat dünya bu kadar basit değil. Aydın olarak nitelendirilenlerin de neye hizmet ettiği belli değil.
Ortada kuklalar var, lakin efendi gibi davranmaktalar.