Öncelikle şunu belirteyim. Bu konuyu daha önce açmaya çalıştım ancak yazdıklarım uygun bulunmadığı için moderatörler tarafından konu onaylanmadı. Konuyu açmak istediğim için bugün yeniden yazdım ancak çok büyük oranda sansürledim. Okuduğunuzda yazdıklarım garip gelirse eğer sebebi büyük oranda sansürlenmiş olmasıdır.
Türk edebiyatında yaşanmış pek çok garip ve ilgi çekici olay var. Bunlardan bir tanesi de Beşir Fuat'ın kendi i******ını kaleme alması. Eminim neden böyle bir şey yaptığını merak ediyorsunuzdur. Bazılarınız "edebiyat aşkı" bazılarınız ise "rezil bir hayatın sonucu" diyebilir. Gelin sebebine ve Beşir Fuat'ın yaşamına kısaca bir bakalım. İyi okumalar.
Beşir Fuat Naturalizm türünün edebiyatımızdaki öncülerindendir. Peki nedir Naturalizm? "Edebiyatta insanı ve toplumu, deneye dayanan bir gözlemcilik anlayışıyla tabiatın bir kopyası olarak ele alan ve uygulayan akımdır." (Alıntıdır)
Bu akımın kurucusu Emile Zola adlı yazardır. Naturalist yazarlar özellikle hayatın çirkin kısımlarını ele alırlar.
Gelelim Beşir Fuat'ın hayatına. Kendisi 1853 yılında doğmuştur ve Gürcü kökenli olduğu bilinmektedir. Beşir Fuat zaman içerisinde bilimi bir rehber olarak kabul etmiş ve Tanrı ile iletişimini kesmiştir. Buna sebep olarak ise babasının Halep'te görev yaptığı sırada kendisinin öğrenim gördüğü bir okul gösterilmektedir. Beşir Fuat batılı tarzda eğitim almış ve pek çok devlet kademesinde görev yapıp, farklı cephelerde savaşmıştır. Hatta Ahmet Mithat'a göre batının en güçlü sesi Beşir Fuat'tır. Yine Ahmet Mithat'a göre Beşir Fuat'ın en büyük kusuru kimliksiz olmasıdır.
Şimdi birazda Beşir Fuat'ın hayatı hakkında konuşalım. Öncelikle Beşir Fuat'ın annesi bir şizofreni hastasıydı ve Beşir Fuat bu hastalığın kalıtsal olduğuna inanıyordu. Yani Beşir Fuat'a göre kendisi de bir gün bu hastalığa sahip olacaktı. Üstelik bunun gerçekleşeceğinden son derece emindi. Aile hayatı ise epey bir sıkıntılıydı. Çok fazla evlilik yapıp ayrılmış ve çocuğu küçük yaşta ö*müştü. Elbette bunlar sıkıntılarının bazıları. Aynı zamanda kendisi madde kullanan birisiydi ve buraya yazarsam konunun onaylanmayacağına emin olduğum başka bir alışkanlığı daha vardı.
Bütün bunların sonucunda ise bir gün Beşir Fuat kendisini bir odaya kapadı ve kendine zarar verip ö*üm deneyimini kağıda dökmeye başladı.
Yazdıkları ise şu şekildeydi : (Büyük oranda sansürlendi)
"Ameliyatımı icra ettim, hiçbir ağrı duymadım. Sıvı aktıkça biraz sızlıyor. Sıvı akarken baldızım aşağıya indi. Yazı yazıyorum diyerek kapıyı kapadım diyerek geri savdım. Bereket versin içeri girmedi. Bundan tatlı öl*m tasavvur edemiyorum. Sıvı aksın diye hiddetle kolu kaldırdım. Baygınlık gelmeye başladı."
Okuduğunuz üzere Beşir Fuat çok zorlu dönemler geçirmiş biriydi. Ancak bu yaptığını ekonomik sorunlarına bağlayan bir kesim var tabii. Yine de kesin değil, bence bu yaptığının sebebi büyük oranda yaşadığı sorunlardı.
"Alışkanlıkları ile Osmanlı, kafasıyla Fransız. Beşir Fuad'ı Cizvit'ler zehirledi. İmanını kaybeden o coşkun zekâ, yeni bir din buldu kendine: Maddecilik. Batının müsbet ilimlerini naslaştırdı. Kılıç bir fetih aracı değildi artık.
Zafer rüyaları ancak kalemle gerçekleşebilirdi. Abdülaziz Han'ın yaveri bu çetin kavgaya kahramanca atıldı. Ama çağdaşlarının dilini konuşmuyordu Beşir. Her makaleyle biraz daha yalnızlaşıyor, uçurum biraz daha derinleşiyor, anlayışsızlık kine inkılap ediyordu.
Burkulan şuurunu uyuşturmak için içkiye ve kadına koştu. Nafile… Dudaklarında günahların buruk tadı, bezgin ve yorgun. Kavgaya devam etti. Gönülle aklın, şiirle nesrin, imanla inkârın, Doğu ile Batı'nın kavgası. O yalçın irade, bu çılgın savaşa üç yıl dayanabildi."
-Cemil Meriç
Türk edebiyatında yaşanmış pek çok garip ve ilgi çekici olay var. Bunlardan bir tanesi de Beşir Fuat'ın kendi i******ını kaleme alması. Eminim neden böyle bir şey yaptığını merak ediyorsunuzdur. Bazılarınız "edebiyat aşkı" bazılarınız ise "rezil bir hayatın sonucu" diyebilir. Gelin sebebine ve Beşir Fuat'ın yaşamına kısaca bir bakalım. İyi okumalar.
Beşir Fuat Naturalizm türünün edebiyatımızdaki öncülerindendir. Peki nedir Naturalizm? "Edebiyatta insanı ve toplumu, deneye dayanan bir gözlemcilik anlayışıyla tabiatın bir kopyası olarak ele alan ve uygulayan akımdır." (Alıntıdır)
Bu akımın kurucusu Emile Zola adlı yazardır. Naturalist yazarlar özellikle hayatın çirkin kısımlarını ele alırlar.
Gelelim Beşir Fuat'ın hayatına. Kendisi 1853 yılında doğmuştur ve Gürcü kökenli olduğu bilinmektedir. Beşir Fuat zaman içerisinde bilimi bir rehber olarak kabul etmiş ve Tanrı ile iletişimini kesmiştir. Buna sebep olarak ise babasının Halep'te görev yaptığı sırada kendisinin öğrenim gördüğü bir okul gösterilmektedir. Beşir Fuat batılı tarzda eğitim almış ve pek çok devlet kademesinde görev yapıp, farklı cephelerde savaşmıştır. Hatta Ahmet Mithat'a göre batının en güçlü sesi Beşir Fuat'tır. Yine Ahmet Mithat'a göre Beşir Fuat'ın en büyük kusuru kimliksiz olmasıdır.
Şimdi birazda Beşir Fuat'ın hayatı hakkında konuşalım. Öncelikle Beşir Fuat'ın annesi bir şizofreni hastasıydı ve Beşir Fuat bu hastalığın kalıtsal olduğuna inanıyordu. Yani Beşir Fuat'a göre kendisi de bir gün bu hastalığa sahip olacaktı. Üstelik bunun gerçekleşeceğinden son derece emindi. Aile hayatı ise epey bir sıkıntılıydı. Çok fazla evlilik yapıp ayrılmış ve çocuğu küçük yaşta ö*müştü. Elbette bunlar sıkıntılarının bazıları. Aynı zamanda kendisi madde kullanan birisiydi ve buraya yazarsam konunun onaylanmayacağına emin olduğum başka bir alışkanlığı daha vardı.
Bütün bunların sonucunda ise bir gün Beşir Fuat kendisini bir odaya kapadı ve kendine zarar verip ö*üm deneyimini kağıda dökmeye başladı.
Yazdıkları ise şu şekildeydi : (Büyük oranda sansürlendi)
"Ameliyatımı icra ettim, hiçbir ağrı duymadım. Sıvı aktıkça biraz sızlıyor. Sıvı akarken baldızım aşağıya indi. Yazı yazıyorum diyerek kapıyı kapadım diyerek geri savdım. Bereket versin içeri girmedi. Bundan tatlı öl*m tasavvur edemiyorum. Sıvı aksın diye hiddetle kolu kaldırdım. Baygınlık gelmeye başladı."
Okuduğunuz üzere Beşir Fuat çok zorlu dönemler geçirmiş biriydi. Ancak bu yaptığını ekonomik sorunlarına bağlayan bir kesim var tabii. Yine de kesin değil, bence bu yaptığının sebebi büyük oranda yaşadığı sorunlardı.
"Alışkanlıkları ile Osmanlı, kafasıyla Fransız. Beşir Fuad'ı Cizvit'ler zehirledi. İmanını kaybeden o coşkun zekâ, yeni bir din buldu kendine: Maddecilik. Batının müsbet ilimlerini naslaştırdı. Kılıç bir fetih aracı değildi artık.
Zafer rüyaları ancak kalemle gerçekleşebilirdi. Abdülaziz Han'ın yaveri bu çetin kavgaya kahramanca atıldı. Ama çağdaşlarının dilini konuşmuyordu Beşir. Her makaleyle biraz daha yalnızlaşıyor, uçurum biraz daha derinleşiyor, anlayışsızlık kine inkılap ediyordu.
Burkulan şuurunu uyuşturmak için içkiye ve kadına koştu. Nafile… Dudaklarında günahların buruk tadı, bezgin ve yorgun. Kavgaya devam etti. Gönülle aklın, şiirle nesrin, imanla inkârın, Doğu ile Batı'nın kavgası. O yalçın irade, bu çılgın savaşa üç yıl dayanabildi."
-Cemil Meriç