Gerçeklik algısı... Herkesin farklı gerçekliğinde kendi doğrusunu yaşaması. Deli ne ki? Kendi gerçekliğinde onun da kendi doğrusunu yaşaması. Buna bütün benliğiyle inanması. Biz miyiz normal, o mu? Algımızın ötesine açılan bir kapının aralanması gibi... Normal olan ne, gerçek olan ne?
Her birimiz dünyayı farklı şekillerde algılıyorsak, doğru kime göre gerçek kime göredir? Çoğunluğun seçtiği ortak yansıma üzerinde mutabık olmamız bunu doğru yapar mı? O halde çoğunluğun dışındaki bireyin yaşadığı nedir? Çoğunluk dışındaki bireyin gördüğü şey bir sapkınlık mı, yoksa yalnızca farklı bir hakikatin yansıması mı? Gerçekten deli kimdir, biz mi, o mu?
''Deli'' dediğimiz kendi gerçekliğinde mantıklı değilse neden delidir? Toplum normlarının dışına çıktı diye bu onun gerçekliğinin yanlış olduğunu mu gösterir? Yoksa sadece bizimkinden farklı olduğunu mu? Delilik toplumun üzerinde uzlaştığı konfor alanını zorlayan bir tehdit midir?
Çoğunluğun gerçekliği mi mutlak doğrudur yoksa her bireyin kendi gerçekliği bir bütün olarak mı değerlendirilmelidir? Belki de ''deli, delilik'' dediğimiz şey çoğunluğun kendi konforunu korumak için yarattığı bir ''öteki'' ise?
Ya delilik çoğunluğun karşısında duran bireysel bir özgürlük haykırışı ise? Ya ''normal'' dediğimiz şey yalnızca çoğunluğun kendi düzenini sürdürebilmesi için geliştirdiği kırılgan bir çerçeveden ibaretse?
Belki de her bireyin gerçekliği kendi evrenidir ve her evren kendi kurallarını yaratır... Bu durumda biz de kendi evrenimizin gözünde bir yanılsamanın, bir ''deliliğin'' parçası olabiliriz.
Hangimiz daha özgürüz? ''Normal'' bir birey çoğunluğun çizdiği sınırlara sıkışmışken, ''deli'' olarak adlandırılan birey, tüm bu sınırları aşıp kendi dünyasında mutlak bir özgürlük yaşamıyor mu?
Belki ''deli'' dediğimiz kişi çoğunluğun tercih ettiği normların ötesine geçerek, bilinmeyene dokunan biridir.
Ve kim bilir, belki de bizim zihinsel sınırlılığımız içinde kaybettiğimiz özgürlüğü bulandır.
Her birimiz dünyayı farklı şekillerde algılıyorsak, doğru kime göre gerçek kime göredir? Çoğunluğun seçtiği ortak yansıma üzerinde mutabık olmamız bunu doğru yapar mı? O halde çoğunluğun dışındaki bireyin yaşadığı nedir? Çoğunluk dışındaki bireyin gördüğü şey bir sapkınlık mı, yoksa yalnızca farklı bir hakikatin yansıması mı? Gerçekten deli kimdir, biz mi, o mu?
''Deli'' dediğimiz kendi gerçekliğinde mantıklı değilse neden delidir? Toplum normlarının dışına çıktı diye bu onun gerçekliğinin yanlış olduğunu mu gösterir? Yoksa sadece bizimkinden farklı olduğunu mu? Delilik toplumun üzerinde uzlaştığı konfor alanını zorlayan bir tehdit midir?
Çoğunluğun gerçekliği mi mutlak doğrudur yoksa her bireyin kendi gerçekliği bir bütün olarak mı değerlendirilmelidir? Belki de ''deli, delilik'' dediğimiz şey çoğunluğun kendi konforunu korumak için yarattığı bir ''öteki'' ise?
Ya delilik çoğunluğun karşısında duran bireysel bir özgürlük haykırışı ise? Ya ''normal'' dediğimiz şey yalnızca çoğunluğun kendi düzenini sürdürebilmesi için geliştirdiği kırılgan bir çerçeveden ibaretse?
Belki de her bireyin gerçekliği kendi evrenidir ve her evren kendi kurallarını yaratır... Bu durumda biz de kendi evrenimizin gözünde bir yanılsamanın, bir ''deliliğin'' parçası olabiliriz.
Hangimiz daha özgürüz? ''Normal'' bir birey çoğunluğun çizdiği sınırlara sıkışmışken, ''deli'' olarak adlandırılan birey, tüm bu sınırları aşıp kendi dünyasında mutlak bir özgürlük yaşamıyor mu?
Belki ''deli'' dediğimiz kişi çoğunluğun tercih ettiği normların ötesine geçerek, bilinmeyene dokunan biridir.
Ve kim bilir, belki de bizim zihinsel sınırlılığımız içinde kaybettiğimiz özgürlüğü bulandır.