Geraltın kılıcı
Üstün
Türkçülük dediğimiz şey esasında ırkçılık değildir. Misal, Osmanlı döneminde de Türkçülük vardı ama Kürt'ler, Türkler ve Araplar birbirleri ile geçinebiliyordu. Çünkü, aritmetik olarak (Araplar dışında) kardeş ırk olarak sayılıyorlardı ancak bu dönemde Faşizm ve Sosyalizm akımları yükseldiği için ayrı ayrı gruplar türedi. Bu da ırkların/mezheplerin/dinlerin çatışmasına sebebiyet verdi. Bu sayede ırklar çatışmaya başladılar. Mesela, Alevileri hâlâ bazı dangozlar Sosyalist sanarlar ama alakasız. Çünkü, bu tarz siyasi akımlar insanın kendi içdoğasından türer. Bu da bize şunu gösteriyor ki; PKK ve yandaşları alenen sadece katliam yaparak Kürt sözcüğünü, okumuş olan bazı Kürt'ler yönerge olarak Anadolu devletini, Türkler ise vatanın asıl sahipleri olduklarını savunmaktalar. Bu 3 mesele de ilk 2 tarafın görüşleri tarih sahnesinde yeni türeyen akımlar olmasa da bu akımlar eskiden çok fazla görüş olarak kabul edilen şeyler değillerdi. Üstüne üstlük bazı Kürt'ler iftira olarak Atatürk'ün kendilerine devlet "vadetti"ğini söyler ancak bu durum elle tutulur bir kanıta sahip olmaması ile beraber Diyab Ağa'nın savaş esnasında ve sonrasında söyledikleri dolayısıyla gerçek olmadığı açıktır. "Diyab Ağa kim?" diye sorarsanız, kendisi Kurtuluş Savaşında savaşmış ve Atatürk'e büyük yardımları dokunan bir Kürt ve ilim adamı olan namı diğer Diyap Yıldırım veya Tuncelili Diyab Ağa'dır.
Bu sorunları genelde Dersim ile bağdaştıranları görüyorum ancak alakasız çünkü o bölge kapsamında 100.000 tane Kürt vatandaşın yaşaması matematiksal olarak imkansızdır ve Dersim İsyanı esasen (1921) Koçgiri İsyanına dayanmaktadır. Bu bölgede oluşan aşiret gücü dolayısıyla devlet sağlık ocağı, okul vesaire açamadığı için aşiretlere savaş açmıştır ancak bir yerinden uyduran insanların dediği gibi 100.000, 50.000 veya 10.000 gibi uçuk rakamlarda insan ölmemiştir. İkincil bir konu olan 17 yaşında olan ağanın çocuğununda isyanda yer alması dolayısıyla astırıldığı söylenir ve yaşı dolayısıyla asılmasının Cumhuriyet kanunlarına aykırı olduğu yalanı söylenir ancak Atatürk döneminde idam yaşı 16'dır. Yani, bu durumda yanlış bir işlem yapılmamıştır. Neden yapıldığına gelirsek, 2. bir isyanı önlemek adına yapılmıştır.
Bu sorunları genelde Dersim ile bağdaştıranları görüyorum ancak alakasız çünkü o bölge kapsamında 100.000 tane Kürt vatandaşın yaşaması matematiksal olarak imkansızdır ve Dersim İsyanı esasen (1921) Koçgiri İsyanına dayanmaktadır. Bu bölgede oluşan aşiret gücü dolayısıyla devlet sağlık ocağı, okul vesaire açamadığı için aşiretlere savaş açmıştır ancak bir yerinden uyduran insanların dediği gibi 100.000, 50.000 veya 10.000 gibi uçuk rakamlarda insan ölmemiştir. İkincil bir konu olan 17 yaşında olan ağanın çocuğununda isyanda yer alması dolayısıyla astırıldığı söylenir ve yaşı dolayısıyla asılmasının Cumhuriyet kanunlarına aykırı olduğu yalanı söylenir ancak Atatürk döneminde idam yaşı 16'dır. Yani, bu durumda yanlış bir işlem yapılmamıştır. Neden yapıldığına gelirsek, 2. bir isyanı önlemek adına yapılmıştır.