TTY, TeleTYpewriter anlamına gelir.
Bilgisayarların sadece şirketler ve üniversite gibi büyük kuruluşlarda olduğu günlerde, "mainframe"lar vardı. Bu makinelerde klavye ya da ekran yoktu. "Programlarınızı", sizin için kartları delen garip bir daktilo kullanarak bazı delikli kartlara yazıyor, sonra bunları bir sekretere veriyor, o da bunları bilgisayara aktaracak olan bilgisayar teknisyenine veriyordu.
Sonuç uzun bir çizgili kağıda basılır ve daha sonra kart destenizi sekretere bıraktığınız masada size geri verilirdi, siz bilgisayarı görmezdiniz. Anlatılması biraz zor, şu videodan görebilirsiniz bunun nasıl çalıştığını:
Bazı insanlar bu iş akışını değiştirmek ve daha iyi bir noktaya getirmek istedi. İki adet daktiloyu birbirine bağlayan "teletext" isimli bir teknoloji üzerinde çalıştılar. Böylece bir tanesini kullanarak yazı yazabilir ve aynı anda diğerinde yazıyı görebilirdiniz. Telgraf'a benziyordu, ama mors alfabesini bilmenize gerek yoktu.
Bilgisayarı basit bir şekilde teletype makinelerinden birine bağladılar ve bilgisayarla gerçek zamanlı olarak etkileşim (ya da basitçe sohbet diye de isimlendirebiliriz) yapılabilinmesi için bir sistem geliştirdiler. Teletype üzerinde komut giriyorsunuz, ve enter tuşuna bastığınızda bilgisayar bunları işliyor ve sonucu kağıda yazıyordu.
Bu, teletext teknolojisi sayesinde delikli kart yığınlarını kullanmak gibi "zahmetli bir yolun" bile terk edilebileceği anlamına geliyordu. O yöntemin kullanılması yerine, sadece ana bilgisayara bağlı bir masada bir teletype makinesine ihtiyaç duyuluyordu. Çok kullanıcılı işletim sistemlerinin ortaya çıkmasıyla, birden fazla teletype aynı anda ana bilgisayarla (yani mainframe'la) etkileşime girebiliyordu.
Zaman içerisinde "glass teletypes" geliştirildi. Bu makineler de yukarıda bahsettiğimiz "teletext" teknolojisiyle uyumlu bir şekilde çalışıyordu. Hatta bunlar prensip olarak diğer teletypelara bağlanabilir ("glass teletype" olup olmaması önemli değil) ve diğer teletype içerisindeki metni okuyabilirdi.
"Terminal" terimi, bu zamandan gelmektedir ve ana bilgisayardan çıkan kabloya bağlı olan bir teletype'a dair bir atıftır.
İlk "kişisel bilgisayarların" (örneğin Apple 1) içinde bile bir teletype vardı. Şu videoda modern bir linux sistemi 1930'un teletype'ına bağlayan bir kişiyi görebilirsiniz:
Şimdi konumuza gelince, modern Linux dağıtımlarında TTY, günümüz klavyelerine ve ekranlarına bağlanılan, "sanal" olanlardır. Bunun yanında bunlar kernel üzerinde bir klasik bir teletype makinesi simüle ederler (Bu yüzden genellikle sanal konsol olarak adlandırılırlar.)
Yukarıdaki bilgilerle beraber, farklı tip tty'ler bilgisayarınıza bağlı farklı tip teletypeları simüle eder diyebiliriz. Bu, en temel bir sistem üzerinde bile bir şekilde kullanılabilmesini sağlamak için çok basit bir şekilde yapılır.
Eğer minimal bir sistem kurarsanız (Herhangi bir masaüstü ortamı kurmadan Debian ya da Arch kurmanız gibi) sadece TTY'leri kullanabilirsiniz, Herhangi bir çeşit GUI bulunmaz.
GUI çalışırken gerçekleşen işlem, GUI'nin bu TTY'lerden birinde çalışmasıdır. Teknik olarak bu TTY'lerden 7 tanesine sahipsiniz (F1'den F7'ye kadar), ve bu dağıtımdan dağıtıma farklı bir şekilde yapılandırılıyor. Örneğin Fedora üzerinde TTY1 üzerinde display manager, TTY2 üzerinde ise masaüstü ortamınız çalışıyor default olarak.
Linux üzerinde TTY'ler yazılımsal olarak "taklit" edildiğinden daha fazlasını ekleyebilir, otomatik olarak oturum açmayı ve benzeri özellikleri yapılandırabilirsiniz. Aşağıdaki sayfada daha fazla bilgi bulabilirsiniz:
Ayrıca yazı size karışık geldiyse şu semineri de inceleyebilirsiniz:
Bilgisayarların sadece şirketler ve üniversite gibi büyük kuruluşlarda olduğu günlerde, "mainframe"lar vardı. Bu makinelerde klavye ya da ekran yoktu. "Programlarınızı", sizin için kartları delen garip bir daktilo kullanarak bazı delikli kartlara yazıyor, sonra bunları bir sekretere veriyor, o da bunları bilgisayara aktaracak olan bilgisayar teknisyenine veriyordu.
Sonuç uzun bir çizgili kağıda basılır ve daha sonra kart destenizi sekretere bıraktığınız masada size geri verilirdi, siz bilgisayarı görmezdiniz. Anlatılması biraz zor, şu videodan görebilirsiniz bunun nasıl çalıştığını:
Bazı insanlar bu iş akışını değiştirmek ve daha iyi bir noktaya getirmek istedi. İki adet daktiloyu birbirine bağlayan "teletext" isimli bir teknoloji üzerinde çalıştılar. Böylece bir tanesini kullanarak yazı yazabilir ve aynı anda diğerinde yazıyı görebilirdiniz. Telgraf'a benziyordu, ama mors alfabesini bilmenize gerek yoktu.
Bilgisayarı basit bir şekilde teletype makinelerinden birine bağladılar ve bilgisayarla gerçek zamanlı olarak etkileşim (ya da basitçe sohbet diye de isimlendirebiliriz) yapılabilinmesi için bir sistem geliştirdiler. Teletype üzerinde komut giriyorsunuz, ve enter tuşuna bastığınızda bilgisayar bunları işliyor ve sonucu kağıda yazıyordu.
Bu, teletext teknolojisi sayesinde delikli kart yığınlarını kullanmak gibi "zahmetli bir yolun" bile terk edilebileceği anlamına geliyordu. O yöntemin kullanılması yerine, sadece ana bilgisayara bağlı bir masada bir teletype makinesine ihtiyaç duyuluyordu. Çok kullanıcılı işletim sistemlerinin ortaya çıkmasıyla, birden fazla teletype aynı anda ana bilgisayarla (yani mainframe'la) etkileşime girebiliyordu.
Zaman içerisinde "glass teletypes" geliştirildi. Bu makineler de yukarıda bahsettiğimiz "teletext" teknolojisiyle uyumlu bir şekilde çalışıyordu. Hatta bunlar prensip olarak diğer teletypelara bağlanabilir ("glass teletype" olup olmaması önemli değil) ve diğer teletype içerisindeki metni okuyabilirdi.
"Terminal" terimi, bu zamandan gelmektedir ve ana bilgisayardan çıkan kabloya bağlı olan bir teletype'a dair bir atıftır.
İlk "kişisel bilgisayarların" (örneğin Apple 1) içinde bile bir teletype vardı. Şu videoda modern bir linux sistemi 1930'un teletype'ına bağlayan bir kişiyi görebilirsiniz:
Şimdi konumuza gelince, modern Linux dağıtımlarında TTY, günümüz klavyelerine ve ekranlarına bağlanılan, "sanal" olanlardır. Bunun yanında bunlar kernel üzerinde bir klasik bir teletype makinesi simüle ederler (Bu yüzden genellikle sanal konsol olarak adlandırılırlar.)
Yukarıdaki bilgilerle beraber, farklı tip tty'ler bilgisayarınıza bağlı farklı tip teletypeları simüle eder diyebiliriz. Bu, en temel bir sistem üzerinde bile bir şekilde kullanılabilmesini sağlamak için çok basit bir şekilde yapılır.
Eğer minimal bir sistem kurarsanız (Herhangi bir masaüstü ortamı kurmadan Debian ya da Arch kurmanız gibi) sadece TTY'leri kullanabilirsiniz, Herhangi bir çeşit GUI bulunmaz.
GUI çalışırken gerçekleşen işlem, GUI'nin bu TTY'lerden birinde çalışmasıdır. Teknik olarak bu TTY'lerden 7 tanesine sahipsiniz (F1'den F7'ye kadar), ve bu dağıtımdan dağıtıma farklı bir şekilde yapılandırılıyor. Örneğin Fedora üzerinde TTY1 üzerinde display manager, TTY2 üzerinde ise masaüstü ortamınız çalışıyor default olarak.
Linux üzerinde TTY'ler yazılımsal olarak "taklit" edildiğinden daha fazlasını ekleyebilir, otomatik olarak oturum açmayı ve benzeri özellikleri yapılandırabilirsiniz. Aşağıdaki sayfada daha fazla bilgi bulabilirsiniz:
Ayrıca yazı size karışık geldiyse şu semineri de inceleyebilirsiniz:
Dosya Ekleri
Son düzenleyen: Moderatör: