creazy

Başarılı
Katılım
13 Şubat 2025
Mesajlar
1.204
Çözümler
2
Beğeniler
979
Osmanlı Devleti çökmeden önce de güçlü liderlerini kaybetmişti ama sadece liderlerin ölümüyle yıkılmadı. Asıl mesele, o kayıpların yerine gelenlerin vasıfsız olmasıydı. Liyakat yerini torpile bıraktı, devlet aklı yerine kişisel çıkarlar geçti, uyarı yapanlar hain ilan edildi. Sadrazamlar sürekli değişti, vezirler kendi aralarında çekişti, halk ağır vergilerle ezildi ama saray eğlenmeye devam etti. Tahtta biri vardı ama devletin ruhu yoktu. Yani çöküş aslında içten başlamıştı.

Bugün Türkiye’de yaşananlara bakınca aynı işaretleri görmek mümkün. Önemli insanlar öldü ya da tasfiye edildi ama sistem ayakta kalmaya çalışıyor. Kalıyor ama nasıl? Uzmanlar konuşamıyor, kurumlar bağımsız değil, liyakat yerle bir olmuş. Osmanlı batarken “Devlet yıkılmaz.” deniliyordu, şimdi de aynı kibir var. Ama o zaman da çürük duvarın üstüne badana çekilmişti. Bugün de bazı şeyler makyajla örtülüyor.

Osmanlı, Batı’ya ayak uyduramadı diye çöktü derler ya hep; ama işin aslı, Batı’yı anlamaya çalışanları içeriden susturmalarıydı. Bugün de eleştiren herkes dışlanıyor. Bilim değil, propaganda destekleniyor. Eğitim yerlerde, adalet tartışmalı, ekonomi borca batmış. Osmanlı son döneminde dış borçlara gömüldü, Düyun-u Umumiye kuruldu. Bugün biz IMF’siz ama benzer şekilde yabancı sermayeye bağımlıyız. O zaman halkın malı mülkü ipotek altına alınmıştı, şimdi halk krediye gömülmüş, ay sonunu getiremiyor.

Osmanlı’nın battığı yol belli: Aklını kaybetti, devleti yedi. Bugün de aynı süreci farklı ambalajla izliyor olabiliriz. Sadece tarih kitaplarında okuduğumuz şeyler, canlı yaşadıklarımızla örtüşüyorsa, sorun sistemde değilmiş gibi davranmak saflık olur.

Tarih tekerrür etmiyor belki ama biz aynı hataları tekrar etmeye ısrarla devam ediyoruz.
 
Osmanlı'nın yıkılmasında bir diğer büyük rol oynayan şey tarikatlardı. Şu anda halk geçmişten ders almayıp hala daha siyasal islamcıları iktidar yapıyor. Sonuç ortada. Ama iyi yanı bu halk uyanırsa ve iktidar giderse Türkiye'nin toparlanması imkansız değil.

Doğru, tarikatlar da Osmanlı'nın çöküşünde ciddi rol oynadı. Devletin içine sızıp bilim ve aklı bastırdılar, çıkar ilişkileriyle saraya bağlandılar. Bugün de benzeri yaşanıyor: Cemaatler, tarikatlar siyaseti yönlendiriyor.

Ama en tehlikelisi şu: İnsanlar bunu görse bile, “bana dokunmayan yılan” diyerek susuyor. Bu sessizlik zaten çöküşü hızlandırıyor.

Yine de dediğin gibi, halk uyanırsa bu düzen değişir. Tarihte defalarca oldu. Mesele, o uyanışın ne zaman ve nasıl olacağı. Çünkü geç kalırsak sadece iktidarı değil, ülkenin geleceğini de kaybedebiliriz.
 
Doğru, tarikatlar da Osmanlı'nın çöküşünde ciddi rol oynadı. Devletin içine sızıp bilim ve aklı bastırdılar, çıkar ilişkileriyle saraya bağlandılar. Bugün de benzeri yaşanıyor: Cemaatler, tarikatlar siyaseti yönlendiriyor.

Ama en tehlikelisi şu: İnsanlar bunu görse bile, “bana dokunmayan yılan” diyerek susuyor. Bu sessizlik zaten çöküşü hızlandırıyor.

Yine de dediğin gibi, halk uyanırsa bu düzen değişir. Tarihte defalarca oldu. Mesele, o uyanışın ne zaman ve nasıl olacağı. Çünkü geç kalırsak sadece iktidarı değil, ülkenin geleceğini de kaybedebiliriz.

Öyle bir kişiyle olacak iş değil. Bütün ülkenin destek çıkması lazım. Bir de şu anki siyasetçilerde mantıklı seçenek değil. Ya halktan ya da askeriden deli çıkacak onu seçeceğiz.
 
Öyle bir kişiyle olacak iş değil. Bütün ülkenin destek çıkması lazım. Bir de şu anki siyasetçilerde mantıklı seçenek değil. Ya halktan ya da askeriden deli çıkacak onu seçeceğiz.
Bütün ülke zor durumda ama kimse bir araya gelip destek olmuyor. Partiler birbirini yiyor, halk da bölünmüş halde. Ortak bir noktada birleşip bir çıkış yolu bulamıyoruz.

Bir parti sürekli din, kur'an, İslam diyerek dindarların ve tarikat çevrelerinin aklını çeliyor, onlar da sorgulamadan oy veriyor. Bir de bazı dayılar ve az da olsa bazı gençler var, bunlar ne birlik istiyor ne laiklik, direkt şeriat istiyorlar. Bu kafa yapısıyla zaten ne değişim olur ne ilerleme. Ülke içinde birlik olmadıkça düzelme de zor.
 
Son düzenleyen: Moderatör:
Osmanlı o hanedan yüzünden yıkıldı. Halk umurlarında değildi. Kendileriyle ve Balkanlar’daki Hristiyanlar ile ilgilendiler. Biz umurlarında değildik.
 
Bütün ülke zor durumda ama kimse bir araya gelip destek olmuyor. Partiler birbirini yiyor, halk da bölünmüş halde. Ortak bir noktada birleşip bir çıkış yolu bulamıyoruz.

Bir parti sürekli din, kur'an, İslam diyerek dindarların ve tarikat çevrelerinin aklını çeliyor, onlar da sorgulamadan oy veriyor. Bir de bazı dayılar ve az da olsa bazı gençler var, bunlar ne birlik istiyor ne laiklik, direkt şeriat istiyorlar. Bu kafa yapısıyla zaten ne değişim olur ne ilerleme. Ülke içinde birlik olmadıkça düzelme de zor.

Şimdi de geçmişte yapılan hataları onlarda yapıyor. LGS YKS sorularını belirledikleri çocuklara verip tam puan/derece yapıyorlar. İmam hatiplerden tam puan çıkması imkansıza yakındı. Ne oldu da birden 30 tane birinci çıktı?
 
Bütün ülke zor durumda ama kimse bir araya gelip destek olmuyor. Partiler birbirini yiyor, halk da bölünmüş halde. Ortak bir noktada birleşip bir çıkış yolu bulamıyoruz.

Bir parti sürekli din, kur'an, İslam diyerek dindarların ve tarikat çevrelerinin aklını çeliyor, onlar da sorgulamadan oy veriyor. Bir de bazı dayılar ve az da olsa bazı gençler var, bunlar ne birlik istiyor ne laiklik, direkt şeriat istiyorlar. Bu kafa yapısıyla zaten ne değişim olur ne ilerleme. Ülke içinde birlik olmadıkça düzelme de zor.
Bazı konularda haklısınız ama karşıt 6 oklu parti hiç masum değil. Gizliden gizliye terörü finanse ediyorlar. Ben bir tek Adana Büyükşehir Belediyesi Başkanı’na üzüldüm.
 
Cahil çok, cehalet sıradanlaştı. Zeka yerlerde, bazıları gerçekten -1 IQ ile dolaşıyor. Apolitik takılanlar desen, memlekette ne oluyor umurlarında bile değil. Tek dertleri başörtüsü, İslam, din, kur'an, filistin... Ülkenin geleceği umurunda değil bu insanların. Oy günü geliyor, düşünmeden gidip malum partiye basıyorlar mührü. Sonra da “neden böyle olduk” diye yakınıyorlar.

Şimdi 10 Kasım'da okullar tatil olacakmış. Neyin amacıyla olduğu belli, niyet ortada. Cumhuriyetin kurucusunun anıldığı gün, unutturulmaya çalışılıyor. Ama halk hâlâ susuyor, hâlâ ses çıkarmıyor. İşte en büyük sorun da bu: Sessizlik.

Bu böyle devam etmemeli. Yılanın başı küçükken ezilmezse, büyür, güçlenir, sonunda hepimizin tepesine çıkar. Ve o zaman artık kimse durduramaz. Gidişat yanlış, çok büyük hatalar yapılıyor. Eğer şimdi önlem alınmazsa, Türkiye'nin de Osmanlı gibi çökmesi an meselesi olur.