Merhaba aşağıdaki konuyla bu "Ruhsal tedavi süreci nasıl işler, ne olur biter?" sorusuna yanıt vermeye başlamıştım.


Bu yazıda psikoterapiden yani asıl tedavi edici olgudan bahsedeceğim.

Depresyon, OKB, anksiyete, TSSB ve ilgili diğer rahatsızlıkların gelişiminde sadece nörotransmitterler yoktur. Zihinsel süreçler de yer alır pek tabii. Fakat bu rahatsızlıkların durumunda, bu zihinsel süreçler sağlıklı değildir, ki açık olarak. Psikoterapi, bu sağlıksız zihinsel faaliyetleri iyileştirmeyi hedeflemektedir. Tabii ki sadece bu değil. Bu basit bir tanım olur.

Psikoterapinin asıl amacı şu sorulara yanıt vermektir: "Bana ne oluyor, neden oluyor?"

Çözüm sonra. Önce ne olup bittiğini anlayalım, öyle konuşalım sonrasını.

Psikoterapi sadece "konuşmak" değildir. Terapi sürecinde bilinçdışı süreçler, geçmiş deneyimler, travmalar, kişilerarası ilişkilerdeki dinamikler, bağlanma şekilleri ve daha pek çok konu ele alınır. Terapistiniz, size özel ihtiyaçlarınıza ve sorunlarınıza göre farklı teknikler ve yaklaşımlar kullanarak size iyi hale gelmenizde rehber ve yardımcı olur.

Dikkat edin! Burada size yardımcı olur, rehber olur dedim. Yani sizi iyileştirmez. Çünkü psikoterapi alsanız da almasanız da eyleme geçecek, bir şeyler yapacak, sizi iyileştirecek kişi, ta kendinizdir.

Psikoterapi, sadece öylesine konuşmak değil. Yani siz terapi alırken belli kurallara, modellere, kuramlara göre ilerliyorsunuz -yani terapistiniz. Bu konuda 5 ekolden bahsedeceğim.

Kognitif terapi ekolleri:
  • Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): Olumsuz düşünce kalıplarını belirleyip değiştirmeye ve daha sağlıklı davranışlar geliştirmeye odaklanır. Özellikle anksiyete, depresyon ve OKB gibi sorunlarda etkilidir.
  • Şema Terapi: Çocukluk deneyimlerinin şekillendirdiği olumsuz düşünce ve davranış kalıplarını (şemaları) ele alır ve bu şemaların olumsuz etkilerini azaltmaya çalışır. Kişilik bozuklukları, kronik depresyon ve ilişki sorunları gibi durumlarda faydalıdır.
  • Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT): Olumsuz düşünce ve duyguları bastırmak yerine kabullenmeyi ve değerlere uygun bir yaşam sürmeyi hedefler. Anksiyete, depresyon, kronik ağrı ve stresle başa çıkma gibi konularda etkilidir.
Kognitif terapilerde en beğendiğim ACT. BDT'de düşünceler üzerine çalışma yaparken ACT'ta düşünceleri, duyguları, sorunları, hataları, yanlışları kabul edip "bye bye" diyoruz. Sonrasında değerlerimize uygun şekilde somut adımlar atarak "gerçeğin tokadını" yiyoruz.

Travma odaklı terapiler:
  • Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (EMDR): Danışan çift taraflı olarak uyarılarak beynin iki lobunun elektriksel olarak aktifleşip travmatik anıyı işleme sürecinin başlatılması suretiyle yapılan bir terapidir. Tabii ki bu duyarsızlaştırma aşamasıdır. Aynı zamanda travmatik anıyı yeniden işleme üzerine de terapist eşliğinde çalışma yapılır. Bu çift taraflı uyarım terapistin sağ sol şekilde parmağını oynatması, sağ sol dize sırayla ve süreklilik içinde vurulması yahut sağ sol bip sesi verilmesi gibi şekillerde olabilir.
  • İmaj Dönüşüm Terapisi (ImTT): Travmatik anıyı işlemek için EMDR'den daha yumuşak bir yöntemdir. İlgili travmatik anı somut elle tutulabilir, renkli ve şekilli bir nesneye dönüştürülür ve yok edilir. Sonrasında güvenli alana çekilme yapılır ve terapi bitirilir.
Böyle basit anlattığıma bakmayın, komplike terapilerdir.
Örneğin tecavüze uğramış bir kişiye kognitif terapiler yerine EMDR yapılırsa kişi o anıya karşı duyarsız kalacaktır ve ilgili nevrozlarından arınacaktır. Yani doğrudan travma odaklı bir terapi olması dikkat çekici.

Psikoterapi kişinin kendisini anlamasını, sağlıklı başa çıkma becerileri kazanmasına, gelecek hayatında daha sağlıklı ilişkiler kurmasına, Dünya'yı-yaşamı nevrotik pencereden değil de olduğu gerçekliğiyle yani gerçekliğin gerçekliğiyle görmesini ve genel yaşam kalitesini arttırmasını sağlar. Tabii ki iyi bir terapist ile bu mümkündür.

Terapistinizi seçerken internetten araştırın. Bundan çekinmeyin. Ne kadar deneyimli, hangi terapi ekollerinin eğitimini, süpervizörlüğünü almış, hangi lisansları var bunlara önem verin.

Diğer bir konu ise terapötik ilişki. Yani terapistinizin sizinle konuşma şekli soğuk ve mesafeli ise devam etmeyebilirsiniz. Can ciğer olması beklenemez tabii ama güven ve samimiyet temelli bir terapötik ilişki önemli. Samimiyetten kastım "ne yaptın bea" samimiyeti değil. Yani o sıcaklığı hissetmeniz, "burada güvendeyim" diyebilmeniz gerekiyor.

Son olarak bahsetmek gerekirse...

Psikoterapi asıl tedavi edicidir. Psikoterapi sadece konuşmak değil, bilinçdışını analiz edip size kognitif beceriler kazandırmak ve gereken durumlarda farklı metotlar ile müdahalede bulunulan aktif bir süreçtir. Psikoterapiler, iyi bir terapistle faydalıdır. Bunu söylemem ne kadar doğru bilmiyorum ama, eğri oturup doğru konuşalım; devlet psikoloğunun kendisine yararı yok. Bu bağlamda özel zaruri aslında bir noktada. Terapötik ilişkiye önem verin. Eğer ilk deneyimleriniz kötü olduysa terapist değiştirebildiğinizi unutmayın, terapist değiştirdiğinizde önceki terapistiniz gücenmez emin olun.
Ve önemli... Psikoterapi alsanız dahi, terapi haftadaki 50 60 dk değildir, o tüm haftanız ayınızdır. Çünkü bu süreçte terapist sadece rehberdir, eyleme geçecek özne sizsiniz.

"Parayı ağaçtan bulmuyorum, bu durumda psikiyatriste mi psikoloğa mı gitmeliyim?" diye soru soralım. Benim burada nacizane tavsiyem psikiyatriste devlete gitmeniz psikoloğa özele gitmeniz olur. Çünkü şu şekilde açıklayayım. Rakamlara takılmayalım, söz misali.

Psikiyatrist - 15 dk1000 TL
Psikiyatrist ve aynı zamanda terapist - 50 60 dk3500 TL
Psikolog - 50 60 dk1000 TL

Ne demek istediğimi anladınız mı? Yani eğer haftalık olarak psikiyatriste 3500 TL verecek durumunuz yoksa devlete gidin psikiyatriste yahut terapist olmayan bir psikiyatriste gidin, psikoloğa özelde gidin. Çünkü asıl tedavi edici psikoterapidir.

"Param yoksa ne yapmalıyım?" diyorsanız onu da bir sonraki konuda konuşacağım. Şimdilik sağlıklı günler!
 
Son düzenleyen: Moderatör: