creazy
Başarılı
- Katılım
- 13 Şubat 2025
- Mesajlar
- 1.204
- Çözümler
- 2
- Beğeniler
- 979
Herkese selam,
Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada oldukça paylaşılan ve "erkeklerin hepsi tacizci değil ama yarısı onlara tepki göstermediği ve dışlamadığı için sessiz kalmak destek olmaktır" tezini savunan videoyu bir arkadaşıma gönderdim. Arkadaşım videoyu izledikten sonra duruma oldukça sinirlendi ve bu bakış açısının gerçek hayattan kopuk olduğunu, suçun faturasının haksız yere sadece erkeklere kesildiğini savunan uzun bir açıklama yaptı. Söyledikleri bana özellikle sokak gerçekleri ve toplumun ikiyüzlülüğü açısından çok mantıklı geldi, bir de sizin fikrinizi almak istedim.
Arkadaşımın en büyük itirazı, videonun erkeklerden bir nevi kolluk kuvveti gibi davranmasını beklemesi. Arkadaşım, sessiz kalmanın o fiili onaylamak anlamına gelmediğini, bunun tamamen bir "hayatta kalma içgüdüsü" olduğunu savunuyor. Sonuçta dışarıda tanımadığımız, tacizci potansiyeli olan bir adamın cebinde bıçak mı var, madde etkisinde mi, psikopat mı olup olmadığını bilemeyiz. Sırf birilerini uyardığı için yaralanan veya hayatını kaybeden insanların olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Arkadaşım, "erkeğin canı yok mu? Biz ölümsüz değiliz, başımıza bela almak istemediğimiz için susuyoruz, o adamı desteklediğimizden değil" diyerek videonun erkeklerin can güvenliğini hiçe saydığını düşünüyor. Ayrıca bu profildeki insanların sözlü uyarıdan veya ayıplanmaktan anlayacak kapasitede olmadığını, tepki gösterilse bile bir şeyin değişmeyeceğini vurguluyor.
Konunun bir diğer boyutu ise suçun paylaşımı ve "tercih sorumluluğu" meselesi. Arkadaşım burada çok hassas bir ayrım yapıyor. Suçu işleyen tacizcinin her zaman en büyük suçlu olduğunu kabul etmekle birlikte, kadınların da bazı durumlarda bu sürece zemin hazırladığını düşünüyor. Verdiği örnek şu: Eğer bir kadın, karşısındaki adamın suç kaydını, şiddet eğilimini veya sosyal medyadaki serseri tavırlarını açıkça görüp biliyorsa ve buna rağmen onu hayatına alıyorsa, burada kadının da bir sorumluluğu vardır. Arkadaşım bunu "anahtarı hırsıza kendi eliyle vermek" olarak tanımlıyor. Ancak şunun altını özellikle çiziyor; eğer kadın adamın kötü niyetini bilmiyorsa, adam kendini gizlediyse kadın sonuna kadar masumdur ve mağdurdur. Fakat her şey ortadayken, bile bile "keko/serseri" tiplere prim verildiği sürece, düzgün erkeklerin bu adamları dışlamasının sorunu çözmeyeceğini, çünkü ortada bir arz-talep meselesi olduğunu savunuyor.
Buna ek olarak toplumdaki çifte standarda da dikkat çekiyor. Bir kadın tehlikeli bir adamla sevgili olup zarar gördüğünde toplum "bilememiştir, kandırılmıştır, adam rol yapmıştır" diyerek kadını haklı olarak koruyor. Ancak bir erkek, arkadaşının tacizci yönünü fark etmeyip arkadaşlığa devam ettiğinde hemen "kesin biliyordun, işine gelmedi, sustun, sen de suçlusun" damgası yiyor. Arkadaşım, "kadının kandırılma hakkı var da erkeğin yok mu? Biz arkadaşımızın gizli dünyasını, özel mesajlarını nereden bilelim? Bilmediğimiz bir şeyden sorumlu tutulmak ve tacizciyle bir tutulmak haksızlık" diyor. Videodaki "erkeklerin yarısı sessiz kalıyor" istatistiğinin de tamamen uydurma olduğunu, ayrıca erkek düşmanı kadınların varlığından hiç bahsedilmediğini, olayın sadece erkeklere yıkıldığını düşünüyor.
Sonuç olarak arkadaşım, tacizcilere kucak açalım demiyor. Tam tersine, eğer bir erkeğin tacizci olduğu veya kadın düşmanı olduğu kesin olarak öğrenilirse, o dakika arkadaşlığın bitirilmesi gerektiğini, yapılması gereken en doğru hareketin bu olduğunu (kendi tabiriyle hayatından çıkarmak gerektiğini) savunuyor. Ancak tanımadığı insanlara karşı fiziksel müdahalede bulunmanın veya bilmediği olaylardan sorumlu tutulmanın erkeklere yüklenen haksız ve tehlikeli bir misyon olduğunu düşünüyor.
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Video mu haklı, yoksa arkadaşımın bu gerçekçi ve detaylı analizi mi?
Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada oldukça paylaşılan ve "erkeklerin hepsi tacizci değil ama yarısı onlara tepki göstermediği ve dışlamadığı için sessiz kalmak destek olmaktır" tezini savunan videoyu bir arkadaşıma gönderdim. Arkadaşım videoyu izledikten sonra duruma oldukça sinirlendi ve bu bakış açısının gerçek hayattan kopuk olduğunu, suçun faturasının haksız yere sadece erkeklere kesildiğini savunan uzun bir açıklama yaptı. Söyledikleri bana özellikle sokak gerçekleri ve toplumun ikiyüzlülüğü açısından çok mantıklı geldi, bir de sizin fikrinizi almak istedim.
Arkadaşımın en büyük itirazı, videonun erkeklerden bir nevi kolluk kuvveti gibi davranmasını beklemesi. Arkadaşım, sessiz kalmanın o fiili onaylamak anlamına gelmediğini, bunun tamamen bir "hayatta kalma içgüdüsü" olduğunu savunuyor. Sonuçta dışarıda tanımadığımız, tacizci potansiyeli olan bir adamın cebinde bıçak mı var, madde etkisinde mi, psikopat mı olup olmadığını bilemeyiz. Sırf birilerini uyardığı için yaralanan veya hayatını kaybeden insanların olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Arkadaşım, "erkeğin canı yok mu? Biz ölümsüz değiliz, başımıza bela almak istemediğimiz için susuyoruz, o adamı desteklediğimizden değil" diyerek videonun erkeklerin can güvenliğini hiçe saydığını düşünüyor. Ayrıca bu profildeki insanların sözlü uyarıdan veya ayıplanmaktan anlayacak kapasitede olmadığını, tepki gösterilse bile bir şeyin değişmeyeceğini vurguluyor.
Konunun bir diğer boyutu ise suçun paylaşımı ve "tercih sorumluluğu" meselesi. Arkadaşım burada çok hassas bir ayrım yapıyor. Suçu işleyen tacizcinin her zaman en büyük suçlu olduğunu kabul etmekle birlikte, kadınların da bazı durumlarda bu sürece zemin hazırladığını düşünüyor. Verdiği örnek şu: Eğer bir kadın, karşısındaki adamın suç kaydını, şiddet eğilimini veya sosyal medyadaki serseri tavırlarını açıkça görüp biliyorsa ve buna rağmen onu hayatına alıyorsa, burada kadının da bir sorumluluğu vardır. Arkadaşım bunu "anahtarı hırsıza kendi eliyle vermek" olarak tanımlıyor. Ancak şunun altını özellikle çiziyor; eğer kadın adamın kötü niyetini bilmiyorsa, adam kendini gizlediyse kadın sonuna kadar masumdur ve mağdurdur. Fakat her şey ortadayken, bile bile "keko/serseri" tiplere prim verildiği sürece, düzgün erkeklerin bu adamları dışlamasının sorunu çözmeyeceğini, çünkü ortada bir arz-talep meselesi olduğunu savunuyor.
Buna ek olarak toplumdaki çifte standarda da dikkat çekiyor. Bir kadın tehlikeli bir adamla sevgili olup zarar gördüğünde toplum "bilememiştir, kandırılmıştır, adam rol yapmıştır" diyerek kadını haklı olarak koruyor. Ancak bir erkek, arkadaşının tacizci yönünü fark etmeyip arkadaşlığa devam ettiğinde hemen "kesin biliyordun, işine gelmedi, sustun, sen de suçlusun" damgası yiyor. Arkadaşım, "kadının kandırılma hakkı var da erkeğin yok mu? Biz arkadaşımızın gizli dünyasını, özel mesajlarını nereden bilelim? Bilmediğimiz bir şeyden sorumlu tutulmak ve tacizciyle bir tutulmak haksızlık" diyor. Videodaki "erkeklerin yarısı sessiz kalıyor" istatistiğinin de tamamen uydurma olduğunu, ayrıca erkek düşmanı kadınların varlığından hiç bahsedilmediğini, olayın sadece erkeklere yıkıldığını düşünüyor.
Sonuç olarak arkadaşım, tacizcilere kucak açalım demiyor. Tam tersine, eğer bir erkeğin tacizci olduğu veya kadın düşmanı olduğu kesin olarak öğrenilirse, o dakika arkadaşlığın bitirilmesi gerektiğini, yapılması gereken en doğru hareketin bu olduğunu (kendi tabiriyle hayatından çıkarmak gerektiğini) savunuyor. Ancak tanımadığı insanlara karşı fiziksel müdahalede bulunmanın veya bilmediği olaylardan sorumlu tutulmanın erkeklere yüklenen haksız ve tehlikeli bir misyon olduğunu düşünüyor.
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Video mu haklı, yoksa arkadaşımın bu gerçekçi ve detaylı analizi mi?
Son düzenleyen: Moderatör: