Bende farklı değilim ama tarihi olduğu gibi ele almanın taraftarıyım. Mesela Osmanlı'daki kendini Türk olarak görmeyen farklı etnik kökene sahip paşaları da sahiplenmek bana mantıklı gelmiyor mesela.

Anlatmak istediğim macarlar, Türk veya hun ne diyorsak olmamasına rağmen kendileri sahipleniyorlar bunu garipsiyorum sadece.

Tarihi okulda rejim tarafından zorlan öğretildiğimiz için dış perspektiften tarihe bakamıyoruz, ben Atatürk'ü bir de yunanlardan dinledim, adamlara şeytan gibi anlatmışlar mahkemeler kurmuş falan gibi bir sürü zırva. Ama ben tarihi pek sevmiyorum bugünü ve yarını daha çok önemsiyorum.
 
@snop02 başkentin İstanbul'da olması da devleti çok zora sokuyordu. Hem Acem Diyarındaki gelişmeleri hem de Batı'daki gelişmeleri İstanbul gibi bir yerden takip etmek çok zor. Eğer İstanbul'dan sonra başkent Belgrad olsaydı, dediklerin olabilirdi.

Benim bildiğim kadarıyla Kıbrıs direkt satılmıyor, fakat kiralanıyor. Daha sonra İngilizlerin ilhak etmesiyle ada tamamen kaybediliyor.

Fakat burada şuna dikkat etmek lazım. Adam zaten en başta adayı ilhak etse bile senin kalkıp da adayı koruyabilecek gücün yok. Adayı kiralayarak ilhak edilme sürecini bile bile hızlandırmış oluyorsun aslında. Bu duruma bakılırsa, ada direkt satılsa daha çok işimize yarayabilirmiş. :D

@senuzulme,
Evet, olabilir, ihtimal dahilinde.
Belgrad ve budapeste arnavut lider iskenderden dolayı gecikiyor 15 yıl civarı oyalanılıyor, ki 30 yıl savaslarını da bizim lehimize eklersek daha erken alabilseydik.
İşte bizim denizci millet olamamızın negatif unsurlarından biri.
Denizlerde hakim güç olabilseydik, sureç cok hızlanabilirdi.
Biz jeopolitik olarak iyi konumda oldugumuz içim bunu iyi degerlendirebildik mi, buyuk devlet olduk ama etkin kuresel guç olduk mu tartısılır?
Askeri olulda bölük komutanımın bir sozu vardır:
Osmanlı;
“Atının koştuğu, okunun uçtuğu yere kadardır” bence haklı ve doğru tespit.
Bir İspanya gibi deniz aşırı güney Amerika,
Hollandalılar gibi Malezya,
İngiltere gibi Hindistan, Çin, avusuralya gibi fetihler yapamadık.
 
Son düzenleme:
@senuzulme,
Evet, olabilir, ihtimal dahilinde.
Belgrad ve budapeste arnavut lider iskenderden dolayı gecikiyor 15 yıl civarı oyalanılıyor, ki 30 yıl savaslarını da bizim lehimize eklersek daha erken alabilseydik.
İşte bizim denizci millet olamamızın negatif unsurlarından biri.
Denizlerde hakim güç olabilseydik, sureç cok hızlanabilirdi.
Biz jeopolitik olarak iyi konumda oldugumuz içim bunu iyi degerlendirebildik mi, buyuk devlet olduk ama etkin kuresel guç olduk mu tartısılır?
Askeri olulda bölük komutanımın bir sozu vardır:
Osmanlı;
“Atının koştuğu, okunun uçtuğu yere kadardır” bence haklı ve doğru tespit.
Bir İspanya gibi deniz aşırı güney Amerika,
Hollandalılar gibi Malezya,
İngiltere gibi Hindistan, Çin, avusuralya gibi fetihler yapamadık.
Türklerin bir stratejisi de düşmanın asıl gücünü meydan muharebesi ile kırmaktı. Batı, Mohaç'tan sonra baktı ki "Türkleri madem meydan muharebesinde yenemiyoruz, o zaman savunmaya çekilelim ve gelmelerini bekleyelim." doktirinine odaklandı tamamen.

Bu anlayıştan sonra biz zayıflamaya başladık çünkü ordu yapımız ve stratejilerimiz daha çok meydan muharebesi yapma üzerine kurulu. Viyana'da karşılaşılan güçlü savunma buna örnek mesela.

Tabii uzun süre meydan muharebesi yapmayınca savaş stratejilerimiz zayıflıyor ve askerler savaşmayı unutuyor. Ruslara kaybedilen savaşların en büyük sebeplerden birisi de bu bence. Uzun süre meydan muharebesi yapılmadığı için yaşanılan tecrübe kaybı.
 
Fatih Sultan Mehmet değil de daha çok 1453 fetişizmi. Bir toplum, 600 yıl önceki bir askeri başarıyı neden her yıl sanki dün olmuş gibi histerik bir şekilde kutlar? Çünkü bugün övünebileceğimiz çok güçlü bir başarımız yok. Ayrıca, Fatih o şehri aldığında Roma'nın devamı olmak istedi. Biz ise İstanbul'u, estetikten yoksun, beton yığını bir köye çevirdik.

2. Olarak II. Abdülhamid. Tamamen bir fantezi. En çok toprak kaybedilen, donanmanın Haliç'te çürütüldüğü (korkudan), ekonomik iflasın (Düyun-u Umumiye) yaşandığı bir yavaş çöküş dönemidir.

3. Olarak Enver paşa. Lojistik gerçekleri, coğrafyayı ve askeri kapasiteyi görmezden gelip turan veya cihad gibi irrasyonel kavramların peşinden koşan bir hayalperest gözümde.

Ve son olarak Çanakkale "zaferi." Evet, askeri bir direniş. Ama abartılan kısmı, bunun bir "zafer" olduğu söylemi. Bu savaşın sonucunda, ülkenin en okumuş, en aydın nesli yok oldu. Geleceğin mimarları, bir siperde makineli tüfeğe karşı koşarken öldü. O savaşı kazanmadık, sadece geciktirdik (Mondros yine imzalandı).
 
II. Abdülhamid. Instagram'da yorumlarda, bazı reelslerde çok abartılıyor fakat kendisi Kıbrıs'ı İngiltere'ye, adaları Yunanistan'a teslim ederek ülkeyi itilaf devletlerine resmen vermişti. Onun zamanında Damat Ferit hükümeti göz göre göre İngilizlerin ülkeyi almasına izin verip önüne geçmemişti. Hatta Türklerin Ermenilere karşı olan ayaklanmasında Türklerin silahlarını toplatmaya çalışmışlardı. Sorsanız İsmet İnönü ve Mustafa Kemal Atatürk yaptı, adaları verdi, toprakları küçülttü derler. Hâlâ anlamıyorlar Abdülhamid'in dizi adamdan ibaret olduğunu.
İyi niyetle yazıyorum. 12 kişi beğenmiş eyvallah da, Damat ferit Vahidüddin zamanı, Adalar Mehmed Reşad zamanı verildi. Karman çorman yapmışsınız tarihi. Karıştırdınız sanırım. Üç olay da farklı zamanlara ait.