Uzun süredir sinemaya gitmiyordum, son gittiğim film de Christopher Nolan'dan Oppenheimer'dı. Gerek OST'si ile gerek Cillian Murphy'nin performansıyla beni mest etmişti; yan karakterler biraz sinir bozsa da ben kendisini başarılı bir yapım olarak buluyorum. Normalde planımda Odyssey'e gitmek yoktu fakat bir yakınım çok isteyince en yakın seansa gittim. Normalde altyazılı izlerim ama dublajlı olunca seans, izledik önyargılı olsa da. IMAX salonda izlemedim, zaten Türkiye'de 70 mm IMAX formatında gösteren salon yokmuş direkt; o yüzden normal salon-IMAX salon ayrımı inanılmaz olmaz diye düşünüyorum ülkemiz sınırlarında. Neyse, başlayalım. Genel olarak kişisel yorumumu söyleyeceğim, profesyonel bir yetkinliğim yok ve tartışmalı noktalara parmak basacağım. Olumlu noktalar zaten olumlu yani, kişisel fikirlerinizi de duymak isterim; izlediyseniz filmi tartışmaya açabiliriz.
1. Film, Nolan'ın çizgisel olmayan anlatımını devam ettiriyor.
Nolan'ın bir diğer yapımı olan Oppenheimer'da da kronolojik anlatım yoktu; olay anlatımı flashback'lerle dolu, bazen bugün, bazen dün, bazen ilerisi şeklinde ilerliyor. Bu tarz açıkçası Oppenheimer gibi bir biyografide tartışmaya açık fakat The Odyssey, Homeros'un Odysseia isimli destanının beyaz perdeye uyarlanmış hali olduğu için, Odysseia'da da çizgisel bir anlatım olmadığı için, Homeros'un anlatımı ile paralel bir anlatım kurulmuş bence. Kitabı okuması ve kitap içi takip, Homeros'un dilinden ve kronolojiyi arada bozmasından dolayı zaten zor; o yüzden filmde de anlamak, eğer destanla direkt alakanız yoksa, biraz başlarda zor gelebilir. Filmin ikinci aktından sonra anlamaya başlar ve parçaları birleştirirsiniz diye düşünüyorum. Yap-boz gibi yani film biraz.
2. Tartışmalı aktör seçimleri bence o kadar da sinir bozucu değil.
Helen ve Klitemnestra'yı Lupita Nyong'o oynamış; bana sorarsanız aşırı büyük bir sorun değil. Tamam, destandaki Helen öyle değil fakat cidden ekran süresi inanılmaz az ve kurguyu bozan bir durumu yok. 21. yüzyılda normların değişmesinden kalıba uydurulabilir bence. Tabii tamamen kişisel görüşlere saygılıyım, isteyen kesinlikle karşı çıkabilir fakat bence inanılmaz bir hata değil, hatta direkt hatalı bir seçim değil. Yorumlamaya dayalı ve biraz tarihi kurgu (olayın yaşandığı zaten tartışmalı, eğilip bükmeye uygun, o yüzden) olduğundan mütevellit ciddi bir eleştiri sunamam bu konuda. Lupita Nyong'o, aldığı iki rolde, özellikle de Klitemnestra'da çok iyi bir iş çıkarmış bence; kısa bir sahne için cidden güzel bir performansı vardı. Sinon'un Elliot Page olmasını bazı platformlarda eleştirmişler; bence inanılmaz yakışmış, hatta aklıma başka kişi gelemedi alternatif olarak. Ana karakterleri de başarılı bulduğumu söyleyebilirim; Antinoos'un ne kadar aşağılık bir İthaka soylusu olduğunu Robert Pattinson o bakışların soğukluğu ile cidden hissettirmiş.
3.Destan anlatımı ve yorumlaması olduğundan dolayı tarihsel gerçeklik olup olmadığı tartışılır. Anakronizm sayılacak noktalar var mı?
Odysseus'un vicdana gelmesi ve Zeus yasasını çiğneyip insanlığa büyük ihanet etmişim, yol arkadaşlarımı kaybetmişim diye düşünmesi destanda da var fakat filmde bu tema daha çok yer kaplıyor. Bu, Nolan'ın tercihi açıkçası; amacı bunu vermek olduğu için başarılı sayılabilir. Destanın direkt aynısını anlatmak gibi bir iddia olduğunu sanmıyorum filmde, o yüzden misyonunda başarılı Nolan. Filmin sonunda Penelope ile Odysseus sohbet ederken, deniz insanlarına ve bronz çağı çöküşüne geliyor konu. Burada yanlış duymadıysam Odysseus "Bronz çağımız, büyük medeniyetimiz çöküyor." gibi bir şey diyor Penelope'ye. Bunun Türkçe dublaj yapan ekipte izleyiciye olayı daha kolay anlatmak için yapılmış bir tercih olduğunu düşünüyorum. Başta çok takılıp Bronz Çağı'nda yaşayan birisi bu çağda olduğunu nasıl bilsin diyor insan ama sonradan bunun dublaj ekibi tarafından alınmış bir inisiyatif olması ihtimali akla mantığa uyuyor.
Kısacası, ben beğendim filmi ve tartışmalı kısımların o kadar da korkutucu derecede hatalar olduğunu düşünmüyorum. İngilizce versiyonunu izleseydim daha iyi olurdu ama Türkçe dublajından aldığım ve anladığım bu. Kişisel olarak kendi yorumlarınızı da belirtmeniz güzel olur.
1. Film, Nolan'ın çizgisel olmayan anlatımını devam ettiriyor.
Nolan'ın bir diğer yapımı olan Oppenheimer'da da kronolojik anlatım yoktu; olay anlatımı flashback'lerle dolu, bazen bugün, bazen dün, bazen ilerisi şeklinde ilerliyor. Bu tarz açıkçası Oppenheimer gibi bir biyografide tartışmaya açık fakat The Odyssey, Homeros'un Odysseia isimli destanının beyaz perdeye uyarlanmış hali olduğu için, Odysseia'da da çizgisel bir anlatım olmadığı için, Homeros'un anlatımı ile paralel bir anlatım kurulmuş bence. Kitabı okuması ve kitap içi takip, Homeros'un dilinden ve kronolojiyi arada bozmasından dolayı zaten zor; o yüzden filmde de anlamak, eğer destanla direkt alakanız yoksa, biraz başlarda zor gelebilir. Filmin ikinci aktından sonra anlamaya başlar ve parçaları birleştirirsiniz diye düşünüyorum. Yap-boz gibi yani film biraz.
2. Tartışmalı aktör seçimleri bence o kadar da sinir bozucu değil.
Helen ve Klitemnestra'yı Lupita Nyong'o oynamış; bana sorarsanız aşırı büyük bir sorun değil. Tamam, destandaki Helen öyle değil fakat cidden ekran süresi inanılmaz az ve kurguyu bozan bir durumu yok. 21. yüzyılda normların değişmesinden kalıba uydurulabilir bence. Tabii tamamen kişisel görüşlere saygılıyım, isteyen kesinlikle karşı çıkabilir fakat bence inanılmaz bir hata değil, hatta direkt hatalı bir seçim değil. Yorumlamaya dayalı ve biraz tarihi kurgu (olayın yaşandığı zaten tartışmalı, eğilip bükmeye uygun, o yüzden) olduğundan mütevellit ciddi bir eleştiri sunamam bu konuda. Lupita Nyong'o, aldığı iki rolde, özellikle de Klitemnestra'da çok iyi bir iş çıkarmış bence; kısa bir sahne için cidden güzel bir performansı vardı. Sinon'un Elliot Page olmasını bazı platformlarda eleştirmişler; bence inanılmaz yakışmış, hatta aklıma başka kişi gelemedi alternatif olarak. Ana karakterleri de başarılı bulduğumu söyleyebilirim; Antinoos'un ne kadar aşağılık bir İthaka soylusu olduğunu Robert Pattinson o bakışların soğukluğu ile cidden hissettirmiş.
3.Destan anlatımı ve yorumlaması olduğundan dolayı tarihsel gerçeklik olup olmadığı tartışılır. Anakronizm sayılacak noktalar var mı?
Odysseus'un vicdana gelmesi ve Zeus yasasını çiğneyip insanlığa büyük ihanet etmişim, yol arkadaşlarımı kaybetmişim diye düşünmesi destanda da var fakat filmde bu tema daha çok yer kaplıyor. Bu, Nolan'ın tercihi açıkçası; amacı bunu vermek olduğu için başarılı sayılabilir. Destanın direkt aynısını anlatmak gibi bir iddia olduğunu sanmıyorum filmde, o yüzden misyonunda başarılı Nolan. Filmin sonunda Penelope ile Odysseus sohbet ederken, deniz insanlarına ve bronz çağı çöküşüne geliyor konu. Burada yanlış duymadıysam Odysseus "Bronz çağımız, büyük medeniyetimiz çöküyor." gibi bir şey diyor Penelope'ye. Bunun Türkçe dublaj yapan ekipte izleyiciye olayı daha kolay anlatmak için yapılmış bir tercih olduğunu düşünüyorum. Başta çok takılıp Bronz Çağı'nda yaşayan birisi bu çağda olduğunu nasıl bilsin diyor insan ama sonradan bunun dublaj ekibi tarafından alınmış bir inisiyatif olması ihtimali akla mantığa uyuyor.
Kısacası, ben beğendim filmi ve tartışmalı kısımların o kadar da korkutucu derecede hatalar olduğunu düşünmüyorum. İngilizce versiyonunu izleseydim daha iyi olurdu ama Türkçe dublajından aldığım ve anladığım bu. Kişisel olarak kendi yorumlarınızı da belirtmeniz güzel olur.
Son düzenleyen: Moderatör: