@Dark Raiden @madelyn @Falconpolat Arkadaşlar emoji koyacağınıza gelin konuşun yanlış bir ülkede mi yaşıyoruz da haberim yok? Hayvanın yasada bir değeri bir cezası filan var mı?
Yazacağım ama yanlışlarını düzeltmekten yazacağım şeyi unutuyorum.
 
Yahu arkadaşlar yapmayın sahipsiz bir kedi olduğu için kimse sahipsiz olmaması nedeniyle tüm herkes orada kediye sahip çıktı. Biliyorsunuz ülkemiz'de ki hayvanın değerini yasada özellik'le hiç değeri yok ama Insan'ın hiç olmazsa Yasa'da bir değeri var. İnsanı öldüren veya yaralayan hiç olmazsa ya müebbet ya da birkaç yıl yatıp çıkıyor ama Hayvanlar'da öyle bir durum öyle bir yasa yok o yüzden herkes hayvanları katledince nasıl olsa ne yatarım ne çıkarım ne bir şey olur bana deyip kolayca öldürebiliyor. Onun için haksızsınız bu Konu'da.
Kusura bakma ama biraz daha çabalasaydın, kedilerin canı insandan üstündür gibi bir kıvranış içeriyor diyecektim...
 
Yahu arkadaşlar yapmayın sahipsiz bir kedi olduğu için kimse sahipsiz olmaması nedeniyle tüm herkes orada kediye sahip çıktı. Biliyorsunuz ülkemiz'de ki hayvanın değerini yasada özellik'le hiç değeri yok ama Insan'ın hiç olmazsa Yasa'da bir değeri var. İnsanı öldüren veya yaralayan hiç olmazsa ya müebbet ya da birkaç yıl yatıp çıkıyor ama Hayvanlar'da öyle bir durum öyle bir yasa yok o yüzden herkes hayvanları katledince nasıl olsa ne yatarım ne çıkarım ne bir şey olur bana deyip kolayca öldürebiliyor. Onun için haksızsınız bu Konu'da.


Bu lafına saygı duyarım şehitlerimiz Elbet'te önemli fakat Hayvanlar'da o kadar değerli yani bir askerimiz köpeğe öyle bir merhamet ediyor ki kucağında sallıyor köpeği ne kadar güzel bir şey değil mi? Allah herkese merhamet nasip ediyor fakat bir o kadarda merhametsiz olan var. Fakat sizin bu yaptığınız Hayvan'a şiddeti arttırır. Herkes der ki nasıl olsa kedi insan kadar değerli değil öldüreyim gibi gibi.

@Dark Raiden @madelyn @Falconpolat Arkadaşlar emoji koyacağınıza gelin konuşun yanlış bir ülke'de mi yaşıyoruz da haberim yok? Hayvanın Yasa'da bir değeri bir cezası filan var mı?

Hayvanın yasa'da bir yeri bir değeri zaten yok. Olsa kolayca öldürmezler bir hayvanı acı çektirmezler.
Sahipsiz hayvanlar konusunda şunları söyleyeyim, köpekler özgün bir tür değil. Kurttan türüyorlar, insanlar 10-12 bin yıl önce evcilleştiriyor.

Hani diyorlar ya, hayvanların yaşam alanını işgal ettik; hayır o hayvanları zaten biz evcilleştirdik. Fark şu, bu hayvan evcilleştirme işi olağan ve doğru şekilde "Batı" ülkelerinde devam etti. Köpekler insanlarla evlerde yaşamaya adapte oldu, bizde ise Hindistan gibi sokaklarda insan parçalamaya adapte oldular.

Kediye sahip çıkılmasına ben laf etmedim ki, insanlar böyle mevzulara sahip çıkmazsa suça meyilli insanlar cesaret alır dedim zaten. Ben sokakların güvenliği için 2020'den beri mücadele veriyorum. Yaşadığım yerde dilekçeler, yazılar, imzalar topladım; gönderdim. Mevzu şu ki, bir insan katledilmiş. Bir baba, bir koca kaltedilmiş. Gencecik eşi ve bebeği öylece kaldı. Bu insanlar adalete muhtaçlar ve biz bu kadar ses çıkarabiliyorsak bunu bu insanlar için de yapmalıyız. Hayvanlara böyle ses çıkaranların samimiyetine ancak o zaman inanırım.

Çok net söylüyorum, bu hayvan mevzularında insanları enayi gibi görüp manipüle ediyorlar. Bir kere hayvan dernekleri bu işten çok büyük paralar kazanıyor. Mama bağışları, yok ameliyat bağışları, yok ilaç bağışları. Nerede bir hayvan dramı yaşansa hoop PawGuards gibi dolandırıcı örgütler "hayvan severler" adı altına toplanıp milleti linç ettiriyor, para akıtmaya başlıyor ve ülkeyi ayağa kaldırıyor. İnsanlar da sanıyor ki, biz hayvanları savunuyoruz :D
 
@995 arkadaşı tanıyorsunuzdur hepiniz. Ben bile forumu çok kullanmamama rağmen az çok tanıyorum. Konulara olan tepkilerini çok samimi ve içten buluyorum genel olarak. Açıkçası kedi ve insan hayatını kıyas ettiğini yahut ona yeltendiğini de düşünmüyorum. Konuyu yanlış anlamış ama doğru şeyler söylemiş, üstüne gitmelik bir durum yok.

Sahipsiz hayvanlar konusunda şunları söyleyeyim, köpekler özgün bir tür değil. Kurttan türüyorlar, insanlar 10-12 bin yıl önce evcilleştiriyor.

Hani diyorlar ya, hayvanların yaşam alanını işgal ettik; hayır o hayvanları zaten biz evcilleştirdik. Fark şu, bu hayvan evcilleştirme işi olağan ve doğru şekilde "Batı" ülkelerinde devam etti. Köpekler insanlarla evlerde yaşamaya adapte oldu, bizde ise Hindistan gibi sokaklarda insan parçalamaya adapte oldular.
Yok, aslında genel görüş "onları evcilleştirdik ve sorumluluk aldık, şimdi onlara bakmalıyız" şeklinde. Ki bence pek sağlıklı değil bu görüş.
Çok net söylüyorum, bu hayvan mevzularında insanları enayi gibi görüp manipüle ediyorlar. Bir kere hayvan dernekleri bu işten çok büyük paralar kazanıyor. Mama bağışları, yok ameliyat bağışları, yok ilaç bağışları. Nerede bir hayvan dramı yaşansa hoop PawGuards gibi dolandırıcı örgütler "hayvan severler" adı altına toplanıp milleti linç ettiriyor, para akıtmaya başlıyor ve ülkeyi ayağa kaldırıyor. İnsanlar da sanıyor ki, biz hayvanları savunuyoruz :D
Şu mevzular varken bile görüşüm "ölüm olmasın" şeklindeydi. Hani ölümsüz bir çözüm olabileceğine inanıyordum ve kendimce orneklerim vardı. Bknz: Tayvan'ın köpek sorunu.

Lakin elemanlar dünyayı kandırmış. "İtlafsız çözüyoruz" diyorlar ama çok garip haberler var. Mesela, bir veterinerin çok fazla köpek uyuttugu için intihar ettiği mevzusu vs. Bundan sonra zaten bu "itlafsiz çözüm" propagandasına girişmişler.

Her ne kadar bir kedi sahibi olarak hayvanları çok sevsem de itlafsız bir çözüm -köpek sorunu için- mümkün görünmüyor. Ölümsüz çözümü savunurken de amacım "milleti kandırmak" değildi, samimi bir şekilde buna inanıyordum. Zaten dediğim gibi elimde güvenilir bir örnek olduğuna inanıyordum, Tayvan hükumeti kandırmış beni ama. :D
 
Belki alınırsınız belki de sinirlenirsiniz ama ben bu ve bu gibi konuların abartıldığını düşünüyorum artık. Aynı mevzu Konya'da köpek olayında da yaşandı, Van'daki köpek olayında da. Sokak hayvanları çoluk çocuğu paramparça ederken, yaşlıları ve engelli vatandaşları paramparça ederken millet gelip "köpeğin ağzında kan yok ki, köpeğe komplo kurulmuş" falan diyordu.

Alınmam veya sinirlenmem ama birkaç şey söyleyebilirim bu durum ile alakalı.

Şu an bilinen en zeki hayvanlardan birisi kargalar. Onlar da sokak canlısı, ülkemizde bolca bulunuyor.

Kargaların ortalama 7 yaşındaki bir çocuğun zekası ile aynı türevde bir zekaya sahip olduğu düşünülüyor. Bildiğimiz en zeki hayvan, 7 yaşındaki bir çocuğun zekasına eşit ise 7 yaşındaki bir çocuğun zeka durumu nedir?

Etik anlayışı var mı? Yok. Cinsellik anlayışı? Yok. Kendi kendini idame ettirebilme? Yok.

Burada sadece etik anlayışı bile başlı başına hayvanlardan ayrıldığımız nokta. Bir kedi veya köpeğin "evrensel ahlak yasası var mıdır?" şeklinde bir makale yazdığını gördünüz mü? Hayır görmediniz ve göremeyeceksiniz de.

Yani kıyas hatalı demek istiyorum. Hayvan öldürülünce gösterilen tepki ile hayvanların insan öldürünce gösterilen tepki arasında etik olarak bir problem var. Bizler etik yasaları kurabilen, tabir-i caiz ise merhamet sahibi insanlarız. Hayvanlarda bu yok.

Zamanında insanoğlu olarak evrimleşip, doğada diğer canlılara kıyasla üstün geldik. Bunu yaparken de yüzbinlerce hayvan öldürdük, ancak hiçbirisine zevk için işkence uygulamadık. Hayatta kalma içgüdümüz, kendimizi savunmamızı ve beslenmemiz gerektiğini bizlere söyledi. Bu iki sebep hayvan öldürmemiz için yeterli ve makul bir sebep. Evrim mekanizması böyle işliyor çünkü.

Bu savaştan galip de gelemeyebilirdik, kedigiller ailesinden bir üye bize karşı üstün olabilirdi ve o baskın olabilirdi ama olamadı. Çünkü beynimiz evrimleşti, o noktada hayvanlardan ayrılmaya başladık.

Şimdi günümüze gelelim, bunların tamamını günümüze uyarladığınıza ortaya çıkan saçma manzarayı görebiliyor musunuz? Şehirde sokak ortasında hayatta kalmak için köpek veya kedi avlayan bir insan gördünüz mü? Görmediniz. Bu köpek öldüren veya kedi öldüren insanların gerekçeleri nedir? Cevap da psikolojik rahatsızlıkları olmaları veya etik anlayışları.



Biz ayrıldık, beynimiz evrimleşti ve kendimize etik anlayışı kurduk. Felsefede de binlerce yıldır tartışılan bir şey oldu bu. Hayvanlarda bu yok. Yolda gördüğünüz bir köpek onları bizim evcilleştirmemize rağmen, bir insanı öldürebilir ve territory koruma amaçlı çok normal bir davranıştır bu. Köpekler evcilleştirildi diye içgüdülerini kaybettiğini düşünmeyin. Kurtlar ile aynı içgüdüleri paylaşmaya devam ediyorlar.

Yani bir köpeğin insanı öldürdüğünün gündemde bu kadar kalmaması, ruh hastası bir insanın masum, hiçbir suçu olmayan minik bir kediyi dakikalarca işkence ederek öldürdüğü gerçeğini ortadan kaldırmaz. Öldürme gerekçeleri arasında elma ve armut kadar fark var.

Ruh hastası, işkence, bundan zevk almak... Anahtar kelimeleri görün. Hiçbir köpek veya kedi bu sebepten sizi öldürmez, öldüremez. İçgüdülerinin gereğini yaparlar.

Burada asıl utanılması gereken, sığındığımız devlet kurumunu yöneten hükümetin, bu konuda bir çözüm bulma konusundaki aciziyetleridir. İnsanoğlu olarak zamanında devlet kurma gerekçelerimizin en önemlisi güvenlik ihtiyacımızdı zaten. Sorgulamanız gereken şey bu. Asıl bunun gündemden düşmemesi lazım. Yönetenler nasıl bu kadar aciz?

Ayrıca evrimleşip insan olmak yetmiyor, Avrupa'da sokak hayvanları görmüyorsak bunun sadece insan olmakla alakası olmadığını anlarız.

İşte insan olmak ile alakalı bu. Onlar önlem almış, beyinleri var. Bizimkilerdeki aciziyet gündemden düşmemeli diyorum.

Yönetenleri başa getiren halk, ben halkı eleştiriyorum.

Benim bu yazıyı yazma sebebim, abartıldığını düşündüğünüzü yazmanızdı ve örnek olarak hayvanların insan öldürdüğünün gündemden kısa sürede düştüğünü söylemenizdi. Hayvan ölmesi konusunda ortada bir ruh hastalığı, bu ruh hastalığının elini kolunu sallaya sallaya aramızda dolaşıp yarın öbür gün potansiyel başka bir ruh hastalığı yapabileceğine dikkat çekmekti.

Bir de karga örneği ile varmak istediğim yer 7 yaşındaki bir çocuğun zekasına gönderme yapmaktı, yani zekamızın evrimleşmesi.
 
Son düzenleme:
Alınmam veya sinirlenmem ama birkaç şey söyleyebilirim bu durum ile alakalı.

Şu an bilinen en zeki hayvanlardan birisi kargalar. Onlar da sokak canlısı, ülkemizde bolca bulunuyor.

Kargaların ortalama 7 yaşındaki bir çocuğun zekası ile aynı türevde bir zekaya sahip olduğu düşünülüyor. Bildiğimiz en zeki hayvan, 7 yaşındaki bir çocuğun zekasına eşit ise 7 yaşındaki bir çocuğun zeka durumu nedir?

Etik anlayışı var mı? Yok. Cinsellik anlayışı? Yok. Kendi kendini idame ettirebilme? Yok.

Burada sadece etik anlayışı bile başlı başına hayvanlardan ayrıldığımız nokta. Bir kedi veya köpeğin "evrensel ahlak yasası var mıdır?" şeklinde bir makale yazdığını gördünüz mü? Hayır görmediniz ve göremeyeceksiniz de.

Yani kıyas hatalı demek istiyorum. Hayvan öldürülünce gösterilen tepki ile hayvanların insan öldürünce gösterilen tepki arasında etik olarak bir problem var. Bizler etik yasaları kurabilen, tabir-i caiz ise merhamet sahibi insanlarız. Hayvanlarda bu yok.

Zamanında insanoğlu olarak evrimleşip, doğada diğer canlılara kıyasla üstün geldik. Bunu yaparken de yüzbinlerce hayvan öldürdük, ancak hiçbirisine zevk için işkence uygulamadık. Hayatta kalma içgüdümüz, kendimizi savunmamızı ve beslenmemiz gerektiğini bizlere söyledi. Bu iki sebep hayvan öldürmemiz için yeterli ve makul bir sebep. Evrim mekanizması böyle işliyor çünkü.

Bu savaştan galip de gelemeyebilirdik, kedigiller ailesinden bir üye bize karşı üstün olabilirdi ve o baskın olabilirdi ama olamadı. Çünkü beynimiz evrimleşti, o noktada hayvanlardan ayrılmaya başladık.

Şimdi günümüze gelelim, bunların tamamını günümüze uyarladığınıza ortaya çıkan saçma manzarayı görebiliyor musunuz? Şehirde sokak ortasında hayatta kalmak için köpek veya kedi avlayan bir insan gördünüz mü? Görmediniz. Bu köpek öldüren veya kedi öldüren insanların gerekçeleri nedir? Cevap da psikolojik rahatsızlıkları olmaları veya etik anlayışları.



Biz ayrıldık, beynimiz evrimleşti ve kendimize etik anlayışı kurduk. Felsefede de binlerce yıldır tartışılan bir şey oldu bu. Hayvanlarda bu yok. Yolda gördüğünüz bir köpek onları bizim evcilleştirmemize rağmen, bir insanı öldürebilir ve territory koruma amaçlı çok normal bir davranıştır bu. Köpekler evcilleştirildi diye içgüdülerini kaybettiğini düşünmeyin. Kurtlar ile aynı içgüdüleri paylaşmaya devam ediyorlar.

Yani bir köpeğin insanı öldürdüğünün gündemde bu kadar kalmaması, ruh hastası bir insanın masum, hiçbir suçu olmayan minik bir kediyi dakikalarca işkence ederek öldürdüğü gerçeğini ortadan kaldırmaz. Öldürme gerekçeleri arasında elma ve armut kadar fark var.

Ruh hastası, işkence, bundan zevk almak... Anahtar kelimeleri görün. Hiçbir köpek veya kedi bu sebepten sizi öldürmez, öldüremez. İçgüdülerinin gereğini yaparlar.

Burada asıl utanılması gereken, sığındığımız devlet kurumunu yöneten hükümetin, bu konuda bir çözüm bulma konusundaki aciziyetleridir. İnsanoğlu olarak zamanında devlet kurma gerekçelerimizin en önemlisi güvenlik ihtiyacımızdı zaten. Sorgulamanız gereken şey bu. Asıl bunun gündemden düşmemesi lazım. Yönetenler nasıl bu kadar aciz?
Yönetenleri başa getiren halk, ben halkı eleştiriyorum. Kendiniz söylüyorsunuz, hayvanların sahip olduğu yetilerle insanların sahip olduğu yetiler çok farklı. Ayrıca evrimleşip insan olmak yetmiyor, Avrupa'da sokak hayvanları görmüyorsak bunun sadece insan olmakla alakası olmadığını anlarız. Halkımız sokak hayvanlarına fazla ılımlı yaklaşıyor, 10 milyonu geçkin sokak hayvanından bahsediyoruz. Kargalar mevzusu da olaydan çok alakasız olmuş hocam ona bakarsak bir karga köpeğin kafasına taş atıp onu öldürmüştü.

Mevzu zaten sokakta köpek olmazsa, köpekler insanlarla yaşarsa ve yaşam şartları güzel olursa bir sorun olmayacak. Dikkatinizi çekerim, ben sokakta hayvan olmazsa işkence olmaz demiyorum. O bambaşka bir şey. İşin başında siyasiler geliyorsa, bu halk bunları iktidar yapıyor. Ben bir partiye gidiyorum, sorumluluk onda diyor; diğerine gidiyorum hayır onların sorunu diyor. Ben Türkiye'de vatansever bir partinin olduğuna pek inanamıyorum. Zira herkes birbirini suçluyor, siyasi yarış içindeler. Sanki iddia oynar gibi davranıyorlar. Ayrıca eleştirilerimi yaptığım birçok yer var. Ben eleştiri yapmakla kalmadım, Kastamonu'da bayağı uğraştım bu durumla. Diyorum, herkes birbirini göstererek sorumluluk reddediyor. Techolay politik tartışma sitesi olmadığı için de benim burada yazdığım şey bambaşka bir mevzu.

@995 arkadaşı tanıyorsunuzdur hepiniz. Ben bile forumu çok kullanmamama rağmen az çok tanıyorum. Konulara olan tepkilerini çok samimi ve içten buluyorum genel olarak. Açıkçası kedi ve insan hayatını kıyas ettiğini yahut ona yeltendiğini de düşünmüyorum. Konuyu yanlış anlamış ama doğru şeyler söylemiş, üstüne gitmelik bir durum yok.


Yok, aslında genel görüş "onları evcilleştirdik ve sorumluluk aldık, şimdi onlara bakmalıyız" şeklinde. Ki bence pek sağlıklı değil bu görüş.

Şu mevzular varken bile görüşüm "ölüm olmasın" şeklindeydi. Hani ölümsüz bir çözüm olabileceğine inanıyordum ve kendimce orneklerim vardı. Bknz: Tayvan'ın köpek sorunu.

Lakin elemanlar dünyayı kandırmış. "İtlafsız çözüyoruz" diyorlar ama çok garip haberler var. Mesela, bir veterinerin çok fazla köpek uyuttugu için intihar ettiği mevzusu vs. Bundan sonra zaten bu "itlafsiz çözüm" propagandasına girişmişler.

Her ne kadar bir kedi sahibi olarak hayvanları çok sevsem de itlafsız bir çözüm -köpek sorunu için- mümkün görünmüyor. Ölümsüz çözümü savunurken de amacım "milleti kandırmak" değildi, samimi bir şekilde buna inanıyordum. Zaten dediğim gibi elimde güvenilir bir örnek olduğuna inanıyordum, Tayvan hükumeti kandırmış beni ama. :D
Hocam ben de seneler önce bu mevzulara uyanmaya başladığımda "ama ölümlü çözüm olmaz ki" diye başladım. Sonra yaşananları gördükçe fikirlerim bayağı bir olgunlaştı. Ben de sağır bir kedi sahibiyim, birçok insan gibi sadece Twitter'de konuşmuyorum. Zamanında büyük Karadeniz selinde kedileri kurtarıp sahiplenmiş, bu sebepten haberlere bile çıkmıştık.
 
Son düzenleme:
Her hafta Marmaray da intihar başlığı ile haber çıkıyor, neyden muzdarip olup neyden ders almamız, gerektiğini bilmeyen, vicdanı soslanmış makarna dan daha karmaşık olan toplum ile normal bir gündem oluşturma ortamı yok, hastalıklı bir gündem ve medya kaosu var ortada. Bunu yazarken bile durumu doğru telaffuz etmekte zorlandım.
 
Alınmam veya sinirlenmem ama birkaç şey söyleyebilirim bu durum ile alakalı.

Şu an bilinen en zeki hayvanlardan birisi kargalar. Onlar da sokak canlısı, ülkemizde bolca bulunuyor.

Kargaların ortalama 7 yaşındaki bir çocuğun zekası ile aynı türevde bir zekaya sahip olduğu düşünülüyor. Bildiğimiz en zeki hayvan, 7 yaşındaki bir çocuğun zekasına eşit ise 7 yaşındaki bir çocuğun zeka durumu nedir?

Etik anlayışı var mı? Yok. Cinsellik anlayışı? Yok. Kendi kendini idame ettirebilme? Yok.

Burada sadece etik anlayışı bile başlı başına hayvanlardan ayrıldığımız nokta. Bir kedi veya köpeğin "evrensel ahlak yasası var mıdır?" şeklinde bir makale yazdığını gördünüz mü? Hayır görmediniz ve göremeyeceksiniz de.

Yani kıyas hatalı demek istiyorum. Hayvan öldürülünce gösterilen tepki ile hayvanların insan öldürünce gösterilen tepki arasında etik olarak bir problem var. Bizler etik yasaları kurabilen, tabir-i caiz ise merhamet sahibi insanlarız. Hayvanlarda bu yok.

Zamanında insanoğlu olarak evrimleşip, doğada diğer canlılara kıyasla üstün geldik. Bunu yaparken de yüzbinlerce hayvan öldürdük, ancak hiçbirisine zevk için işkence uygulamadık. Hayatta kalma içgüdümüz, kendimizi savunmamızı ve beslenmemiz gerektiğini bizlere söyledi. Bu iki sebep hayvan öldürmemiz için yeterli ve makul bir sebep. Evrim mekanizması böyle işliyor çünkü.

Bu savaştan galip de gelemeyebilirdik, kedigiller ailesinden bir üye bize karşı üstün olabilirdi ve o baskın olabilirdi ama olamadı. Çünkü beynimiz evrimleşti, o noktada hayvanlardan ayrılmaya başladık.

Şimdi günümüze gelelim, bunların tamamını günümüze uyarladığınıza ortaya çıkan saçma manzarayı görebiliyor musunuz? Şehirde sokak ortasında hayatta kalmak için köpek veya kedi avlayan bir insan gördünüz mü? Görmediniz. Bu köpek öldüren veya kedi öldüren insanların gerekçeleri nedir? Cevap da psikolojik rahatsızlıkları olmaları veya etik anlayışları.



Biz ayrıldık, beynimiz evrimleşti ve kendimize etik anlayışı kurduk. Felsefede de binlerce yıldır tartışılan bir şey oldu bu. Hayvanlarda bu yok. Yolda gördüğünüz bir köpek onları bizim evcilleştirmemize rağmen, bir insanı öldürebilir ve territory koruma amaçlı çok normal bir davranıştır bu. Köpekler evcilleştirildi diye içgüdülerini kaybettiğini düşünmeyin. Kurtlar ile aynı içgüdüleri paylaşmaya devam ediyorlar.

Yani bir köpeğin insanı öldürdüğünün gündemde bu kadar kalmaması, ruh hastası bir insanın masum, hiçbir suçu olmayan minik bir kediyi dakikalarca işkence ederek öldürdüğü gerçeğini ortadan kaldırmaz. Öldürme gerekçeleri arasında elma ve armut kadar fark var.

Ruh hastası, işkence, bundan zevk almak... Anahtar kelimeleri görün. Hiçbir köpek veya kedi bu sebepten sizi öldürmez, öldüremez. İçgüdülerinin gereğini yaparlar.

Burada asıl utanılması gereken, sığındığımız devlet kurumunu yöneten hükümetin, bu konuda bir çözüm bulma konusundaki aciziyetleridir. İnsanoğlu olarak zamanında devlet kurma gerekçelerimizin en önemlisi güvenlik ihtiyacımızdı zaten. Sorgulamanız gereken şey bu. Asıl bunun gündemden düşmemesi lazım. Yönetenler nasıl bu kadar aciz?



İşte insan olmak ile alakalı bu. Onlar önlem almış, beyinleri var. Bizimkilerdeki aciziyet gündemden düşmemeli diyorum.



Benim bu yazıyı yazma sebebim, abartıldığını düşündüğünüzü yazmanızdı ve örnek olarak hayvanların insan öldürdüğünün gündemden kısa sürede düştüğünü söylemenizdi. Hayvan ölmesi konusunda ortada bir ruh hastalığı, bu ruh hastalığının elini kolunu sallaya sallaya aramızda dolaşıp yarın öbür gün potansiyel başka bir ruh hastalığı yapabileceğine dikkat çekmekti.

Bir de karga örneği ile varmak istediğim yer 7 yaşındaki bir çocuğun zekasına gönderme yapmaktı, yani zekamızın evrimleşmesi.
Hocam, hayvana işkence eden birisi zaten bunu bir insana yapmaya cesareti olmadığı için yapıyordur. Kediye gücü yeten, yaptığı eylemden de ceza almayan bir insan yarın cesaretlenip bir insana da aynısını yapar. Bunlarda eminiz.

Ben hala insanların yine de böyle konuları farklı açılardan abarttığını düşünüyorum. Oralarda tonlarca hayvan derneği var, çok da güzel paralar kazanıyorlar. Böyle mevzularda olayı alevlendirmeleri çok kolay ama hiç tanınmadık bir insan olarak bizim sesimizi duyurmamız çok zor.
 
Hocam, hayvana işkence eden birisi zaten bunu bir insana yapmaya cesareti olmadığı için yapıyordur. Kediye gücü yeten, yaptığı eylemden de ceza almayan bir insan yarın cesaretlenip bir insana da aynısını yapar. Bunlarda eminiz.

Ben hala insanların yine de böyle konuları farklı açılardan abarttığını düşünüyorum. Oralarda tonlarca hayvan derneği var, çok da güzel paralar kazanıyorlar. Böyle mevzularda olayı alevlendirmeleri çok kolay ama hiç tanınmadık bir insan olarak bizim sesimizi duyurmamız çok zor.

Evet herhangi bir konudaki örgüt manipülasyonları olayı olduğundan daha ciddi göstermeye sebep oluyor. Hemfikiriz.

Misal çok alakasız bir şey için bir grup eylem yapıyor olsun, hayvan hakları derneği bilmem nesi geliyor, oradan LGBT geliyor oradan X geliyor Y geliyor olay amacından sapıyor. Çok gördüm bunları haklısınız yani.

Bir de ölümlü çözüm konusu oturup tartışılmalı. Argümanı baskın gelen kazanır, öldürmek en uygun çözüm olursa öldürülür. Günün sonunda kendimizi korumak istiyoruz çünkü. Ancak bunun bir sorun olmamasını sağlayacak kadar zamanında önlem almadığımız için cezasını çekiyoruz.

Ben Türkiye'de vatansever bir partinin olduğuna pek inanamıyorum. Zira herkes birbirini suçluyor, siyasi yarış içindeler. Sanki iddia oynar gibi davranıyorlar. Ayrıca eleştirilerimi yaptığım birçok yer var. Ben eleştiri yapmakla kalmadım, Kastamonu'da bayağı uğraştım bu durumla.

İmzamı atarım ve mücadelenizden ötürü de kutluyorum.
 
Eros mevzusunu illaki duymuşsunuzdur, halkımız sağ olsun çok güzel sahip çıktılar konuya. Tebrik ediyorum. Ben burada sesimi adaletin suçluyu affetmesine karşı çıkarıyorum zira eğer suçlu işlediği suçu en alt cezadan kapatırsa ya da hiç ceza almazsa bu diğer insanlar için cesaret olur.

Biraz da gerçekçi olmak gerek.

Belki alınırsınız belki de sinirlenirsiniz ama ben bu ve bu gibi konuların abartıldığını düşünüyorum artık. Aynı mevzu Konya'da köpek olayında da yaşandı, Van'daki köpek olayında da. Sokak hayvanları çoluk çocuğu paramparça ederken, yaşlıları ve engelli vatandaşları paramparça ederken millet gelip "köpeğin ağzında kan yok ki, köpeğe komplo kurulmuş" falan diyordu.

Bu mevzuyu hiç takmayan hükümet partisi artık itlaf kararı bile alacak duruma geldi, insanlar o kadar ses çıkarmayı başardılar. Bu yazdıklarım politik ya da siyasi bir eleştiriden ziyade halkımızın aslında istese nasıl tek bir yerden ses çıkarabildiğine yapılan bir eleştiri.

2 hafta gibi bir süre önce Oğuz Murat Acı isimli vatandaşımız ve arkadaşları ATV'yle yolda ilerlerken bir tane ATV'nin arıza yapması sonucu sağa çekiyorlar ve detaya pek girmezsek, ünlü doktor (TLC'de programı vardı) Bülent Cihantimur ve yazar Eylem Tok'un oğlu Timur Cihantimur (17 yaşında) ehliyetsiz şekilde Porsche marka bir araçla yarışırken viraja çok hızlı giriyor ve ATV'lerin içine giriyor. Yaşanan kazada Oğuz Murat Acı ağır yaralanıyor, herkes kazanın etkisiyle bilinç kaybı ya da şok yaşıyor. Olay yerine hemen Timur Cihantimur'un annesi Eylem Tok geliyor ve "kazazedelerin telefonlarını topluyor" ayrıca 112'ye haber vermeden de olay yerinden kaçıyorlar. Aynı saatlerde babası ve annesi evde buluşuyor, çocuğu annesi Mısır'a kaçırıyor ve babası Türkiye'de kalıyor. Babası çok zengin ve tanındık birisi, herhangi bir ceza ya da soruşturma içine alınmadı; sadece yurt dışına çıkış yasağı aldı. Bunun dışında çocuk ve anneyi havalimanına götüren sürücü kadın tutuklandı ve hapse atıldı. Eylem Tok çocuğunu ABD'de doğurduğu için ABD vatandaşlığına uygun bir süreç var, beklendiği üzere Mısır'dan ABD'ye kaçıyorlar ve NYC'de mutlu mesut yaşıyorlar. Fotoğrafları çekilmiş, yüzleri gülüyor mutlular.

Belli başlı gazeteciler dışında bu olayı düzenli yayınlayan kimse yok, detaylarını anlatan kimse yok. Savcılıkla görüşen, ifadeleri alan gazeteci sayısı bir elin beş parmağını geçmiyor. Bu kadar büyük bir olay nasıl oluyor da Türkiye'yi sallamıyor? Zenginler sizi ezip geçiyor, istedikleri gibi kaçabiliyorlar ses yok ama kedi için adalet ararken adliyeleri inletebiliyorsunuz. Ben bunu samimi falan bulmuyorum, ikisine de aynı tepkiyi göstermek bile yetmez sonuç olarak bir tarafta bir insan canı var. Adamın bebeği var, bir çocuk yetim kaldı. Bir evlilik bitti, bir aile dağıldı ve bir aile de harap oldu.
Sonuna kadar katılıyorum, kuryeci arkadaşta da böyle oldu. Konu hayvanlar oldu mu çok iyi sahip çıkıyoruz evet ama insanlara, vatandaşlara neden sahip çıkamıyoruz ?